İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1187 E. 2026/940 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1187
- Karar No
- 2026/940
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1187 Esas KARAR NO : 2026/940
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/06/2026 KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı tarafa ticari mal ve emtea temin edilmiş olup, bu ilişki çerçevesinde düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtları uyarınca davalının 157.636,16 TL borcu ödemede gecikmesi sebebi ile, müvekkili şirket tarafından ...tarihinde ... 44. Noterliğinden ... yevmiye numaralı temerrüt ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak ihtarnameye rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafın müvekkili tarafından gönderilen fatura ve kapsamına da itiraz etmediğini, bunun üzerine ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası kapsamında fatura ve cari hesap alacağına ilişkin 157.636,16 TL fatura ve cari hesap asıl alacağı ve 9.639,56 TL geçmiş gün faizi toplamının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığını, icra ödeme emrinin borçluya 06.02.2026 tarihinde tebliğ edilmiş olup borçlunun mevcut borcun 82.000 TL'sini 09.02.2026 tarihinde müvekkilinin banka hesabına gönderdiğini, borçlu şirket tarafından ödemeyi takiben 09.02.2026 tarihinde, başkaca borcunun kalmadığından bahisle söz konusu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, her ne kadar davalı tarafça 82.000.-TL ödeme yapılmış olsa da, takibe konu edilen miktarın kalanı ve faizi ile ferilerinin müvekkili tarafından düzenlenen faturalar ve cari hesap ekstresi kapsamında müvekkiline ödenmesi gerektiği halde itiraz edilmiş bulunduğundan davalı takip borçlusunun haksız ve kötüniyetli itirazının iptali talepli dava açma zorunluluğu doğduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olup, ...dosya numaralı arabuluculuk sürecinin anlaşamama yönünde sona erdiğini, davalı tarafın takibe yönelik yetki itirazının haksız ve yersiz olduğunu, davalı tarafın ... İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu savunmuş olsa da fatura alacağına dayalı icra takibinin alacaklının ikametgahı mahkemesinde yapılmasının hukuka uygun olduğunu, TBK 89. Maddesine göre para borcunun götürülecek borç niteliğinde olduğunu ve alacaklının ikametgahı mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu sebeple borçlunun yetki itirazının yersiz olup yetki itirazının reddi gerektiğini iddia ederek; ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasında haksız itirazın iptaline ve takibin (davalı tarafından yapılan ödemenin faiz ve ferilerine mahsup edilerek ) devamına ve takip konusu alacağın ticari reeskont avans faizi ile davalıdan tahsiline, davalının %20’den az olmamak üzere İcra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine karşı, yasal süresi içinde 13.02.2026 tarihinde hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, akabinde ikame edilen işbu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali davasının, öncelikle usulden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi gerektiğini, icra dairesinin ve Mahkemenin yetkisine itirazları bulunduğunu, müvekkili şirketin ticaret sicilindeki ve tüm resmî kayıtlardaki yerleşim yerinin "..." adresi olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 6. maddesi uyarınca genel yetkili Mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, taraflar arasında yetkiyi belirleyen yazılı bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle yetkili icra dairesinin ... İcra Müdürlükleri, yetkili Mahkemenin ise ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının TBK m. 89'a dayalı yetki iddiasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 89. maddesine dayanarak para borçlarının götürülecek borç niteliğinde olduğunu ve alacaklının yerleşim yeri icra daireleri ile mahkemelerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, ancak taraflar arasındaki ilişkinin tek bir faturaya dayalı arizi bir borç ilişkisi değil; yıllar içinde süregelen, zaman zaman karşılıklı mal alışverişini de içeren (davacının sunduğu Gelir İdaresi Başkanlığı karşılaştırmalı alış-satış analizlerinde görüleceği üzere 2023 yılında müvekkili şirketin de davacıya satış yaptığı) sürekli nitelikli bir ticari ilişki olduğunu, sürekli ticari ilişkilerde ve cari hesap uyuşmazlıklarında TBK m. 89 hükmünün mutlak surette uygulanamayacağının yargı içtihatlarıyla sabit olduğunu, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip nedeniyle dava şartı yokluğu oluştuğunu, müvekkili şirketin icra dairesinin yetkisine süresi içinde usulüne uygun olarak itiraz ettiğini, geçerli ve yetkili icra dairesinde başlatılmış bir takibin itirazın iptali davasının ön koşulu olduğunu, davacının tek taraflı kayıtlarının ve faturaların alacağın ispatı için yeterli olmadığını, davacı tarafın alacağını yalnızca kendi düzenlediği faturalara ve tek taraflı oluşturduğu cari hesap ekstresine dayandırdığını, ancak fatura içeriği hizmet veya malların teslim edildiğinin, borç ilişkisinin gerçekliğinin davacı tarafından somut delillerle kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, davacının dosyaya müvekkili şirketin borçlu olduğunu gösteren, karşılıklı mutabakata varılmış hiçbir belge sunamadığını, ticari defterlerin delil niteliğinin ve HMK m. 222 şartlarının gerçekleşmediğini, davacının salt kendi ticari defterlerine dayanarak talepte bulunamayacağını, taraf defterleri incelendiğinde, müvekkili şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri ile davacının defterleri arasında açık bir zıtlık olduğunun ve davacının iddialarının müvekkili kayıtlarınca doğrulanmadığının görüleceğini, davacının bizzat kendi kayıtlarına ve Mahkemeye sunduğu 26.06.2026 tarihli beyan dilekçesine göre, cari hesabın TL ve EURO olmak üzere iki ayrı grup halinde tutulduğunu, 30.06.2025 tarihi itibariyle müvekkili şirketin TL hesabında davacıdan 85.680,17 TL alacaklı konumda olduğunu, EURO hesabında ise müvekkilinin yalnızca 4.906,60 EURO borcu bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin hiçbir onayı veya bilgisi olmaksızın, temerrüt ihtarnamesinin keşide edildiği gün olan 09.12.2025 tarihinde kendi muhasebesinde "1489" fiş numaralı tek taraflı bir "Hesaplar Arası Virman" işlemi yaptığını, bu işlemle, 4.906,60 EURO'luk bakiyenin fahiş ve keyfi bir kur (1 EURO = 49,59 TL) üzerinden TL'ye çevrilerek TL cari hesabına 243.316,33 TL borç olarak kaydedildiğini, bu suni kayıt neticesinde müvekkilinin 85.680,17 TL'lik gerçek alacağının eritildiğini ve ortaya dava konusu edilen 157.636,16 TL'lik hayali borç çıkarıldığını, hiçbir sözleşmesel dayanağı olmayan bu tek taraflı muhasebe hilesinin hukuken yok hükmünde olduğunu, müvekkili şirketin iyi niyetli bir tacir olarak ticari itibarını korumak amacıyla 09.02.2026 tarihinde ihtiyaten 82.000,00 TL ödeme yaptığını, dekontta açıkça "cari bakiyeye mahsuben yapılan ödeme" ibaresinin yer aldığını, davacı tarafın ortada gerçek ve muaccel bir asıl alacak dahi yokken, bu ödemeyi TBK m. 100'e dayanarak faiz ve ferilere mahsup etme talebinin hukuka aykırı olduğunu, olmayan bir borcun faizi olamayacağından, mahsup tartışmasının da yersiz olduğunu, taraflar arasında uygulanacak temerrüt faizinin türüne (reeskont avans faizi) dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle davacının yüksek oranlı avans faizi talebinin dayanaksız olduğunu savunarak; öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip nedeniyle oluşan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve dosyanın yetkili ile görevli ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, Mahkeme aksi kanaatte ise işin esasına girilerek, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı virman işlemine dayalı itirazın iptali davasının reddine, şartları oluşmayan ve alacağın likit olmaması sebebiyle haksız olan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça fatura ve cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı, davanın yetkili Mahkemede açılıp açılmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya kapsamına kazandırılmış, incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, fatura ve cari hesap alacağından kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek 157.636,16-TL asıl alacak, 9.639,56-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 167.275,72-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 06/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket vekilinin 13/02/2026 tarihli dilekçesi ile yetkiye, icra takibine, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek tüm faizlere ve faiz oranları ile ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 10/02/2026 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. 2004 Sayılı İ.İ.K.'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında yetkili icra dairesinde takibin yapılması özel dava şartı olup, İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği ve bu itirazın olumlu veya olumsuz sonuçlandırılmadığı hallerde geçerli bir takibin bulunamayacağı açık olduğundan, bu husus İİK'nun 67. maddesi uyarınca bir dava şartıdır ve dava şartları da mahkemece re'sen gözetilmek zorundadır (HMK.'nun 114/2 ve 115/1 md). Borca itirazla birlikte icra dairesinin yetkisine itiraz eden borçlu, ileride açılacak olan itirazın iptali davasındaki cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmese dahi, itirazın iptali davası açılmış olmakla Mahkemece icra dairesinin yetkili olup olmadığı dava şartları bakımından resen incelenmek zorundadır. 6100 sayılı HMK.'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." 7. maddesinde de," davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." denilmektedir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. (Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 md.) maddesinde ise; "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunacağı, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takipte yetkili olacağı" düzenlenmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde; Borcun ifa yerinin, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirleneceği, aksine bir anlaşma yoksa, para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde... ifa edilebileceği düzenlenmiştir. Somut olay, yukarıda anlatılan tespit ve yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğünün ... dosyası nezdinde başlatılan icra takibine karşı davalı tarafından takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığına ve yerleşim yeri olan ... icra dairesinin yetkili olduğuna dair yetki itirazında bulunduğu, davacı yerleşim yerinin Esenyurt/İstanbul, davalının yerleşim yerinin... olduğu anlaşılmakta olup, Esenyurt ilçesinin ..., ... ilçesinin ... Adliyesi yargı çevresinde bulunduğu, buna göre yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşıldığından davanın yetkili icra dairesinde takip yapılmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca özel dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harç peşin olarak alındığından, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince davacının talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/10/2026
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır