Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1055 E. 2026/1014 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1055
Karar No
2026/1014
Karar Tarihi

T. C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1055

KARAR NO: 2026/1014

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/03/2026

NUMARASI: 2025/763 Esas, 2026/234 Karar

DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 27/08/2025

İSTİNAF KARARININ

VERİLDİĞİ TARİH: 25.06.2026

YAZILDIĞI TARİH: 25.06.2026

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/763 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararı karşı taraf vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkilleri hakkında ...tarihli bononun ödenmediğinden bahisle öncelikle ihtiyati haciz kararı aldırıldığını, müvekkilinin tüm mal varlıklarına haciz konulduğunu, daha sonra haksız olarak icra takibi başlatıldığını, ihtiyati haciz kararının ardından müvekkili şirketin banka hesaplarına konulan hacizler sebebiyle ciddi mağduriyet yaşandığını, müvekkilinin Kayseri 2. ATM'nin 2025/218 D.iş esas sayılı dosyası ile alınan ihtiyati haciz kararına itiraz ettiğini ancak yapılan itirazın reddedildiğini, müvekkilinin Kayseri Genel İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasındaki borcu ödemek zorunda kaldığını, müvekkilleri ile davalı arasında ... tarihinde ... Bölgesinde bulunan fabrikanın kiralanmasına ilişkin kira sözleşmesi akdedildiğini, fabrikanın kiralanması karşılığında 13 aylık kira bedeli olarak 4.500.000,00-TL ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, kira sözleşmesinin özel koşullar kısmının 7. maddesine göre 12.12.2023 tarihinde 600.000,00-TL, 03.01.2024 tarihinde 2.150.000,00-TL, 03.02.2024 tarihinde 583.000,00-TL, 03.03.2024 tarihinde 583.000,00-TL, 03.04.2024 tarihinde 583.000,00-TL olarak ödenmek üzere anlaşıldığını, müvekkilinin ilk ödemeyi yaptığını, davalı tarafça Türk Lirasının değer kaybettiğinden bahisle ödemenin USD olarak yapılmasının talep edildiğini ve bu talebin müvekkili tarafından kabul edildiğini, sonrasında yapılan ödemelerin USD üzerinden yapıldığını, dördüncü bononun karşılığı olan miktarın ise dava dışı kuyumculuk işiyle uğraşan ... isimli şahsın banka hesabına yapılmasını istediklerini ve müvekkilinin de bu şahsa ödeme yaptığını, taraflar arasında kira ilişkisinden başka hiç bir ticari ilişkileri bulunmadığını, senetlerin başka bir sebeple verilme ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin icra dosyasına icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığından bahisle davanın kabulü ile müvekkili tarafından 22/05/2025 tarihinde icra tehdidi altında ödenen 976.847,74-TL'nin davalıdan tahsiline, ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte iadesine, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı ... Ltd. Şti. tarafından 12.12.2023 düzenleme, 03.04.2024 vade tarihli 20.000,00-USD değerindeki kefili diğer davacı ... olan bononun müvekkiline verildiğini ancak davacılar tarafından bu bonoya ilişkin ödeme vadesinde yapılmadığını, müvekkili tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulduğunu, 2025/218 D.iş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına dayanak yapılarak bono bedelinin davacılardan tahsil edildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yapılan itiraz reddine karar verildiğini ve ihtiyati haciz kararının kesinleştiğini, davacı tarafça Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na "Bedelsiz senedi kullanma, Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçu işlendiği iddiasıyla müvekkili aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu ancak savcılık tarafından ... kararı verildiğini, senetten dolayı borçlu olmadığının ispat yükünün davacılar üzerinde olduğunu, neticeten davacının mesnetsiz istirdat davasının esastan reddine, kötü niyetli borçludan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada; her ne kadar eldeki istirdat davasına dayalı takibin konusu bono olsa da davacının dava dilekçesindeki açıklamalarından iddiasını iş yeri kira sözleşmesine dayandırdığı, bononun da bu sözleşme nedeniyle verildiğini iddia ettiği sabit olup kira ilişkisinden kaynaklanan alacağa yönelik istirdat istemli davaya bakma görevi HMK'nun 4/1. maddesi gereğince değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. (Bknz emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/5488 Esas ve 2019/9424 Karar sayılı, 2019/1691 Esas ve 2019/8832 Karar sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/3083 Esas ve 2017/535 Karar sayılı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/2905 Esas ve 2016/5119 Karar)

Sulh Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir ve göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanması gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. HMK'nun 115 ve 138. maddeleri gereği görev konusu kamu düzenini ilgilendirdiğinden görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkemeler re'sen araştırmakla yükümlüdür. Tüm bu hususlar dikkate alınarak; H.M.K'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Kayseri Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararı doğru olsa da görevli mahkeme olarak gösterdiği Sulh Hukuk Mahkemeleri kararının hatalı olduğunu, verilen kararın açıkça usule, yasaya ve kanuna aykırı olduğunu, davacıların dava dilekçesindeki iddialarının tamamına itiraz ettiklerini, kabul etmediklerini, taraflar arasında akdedilen kira ilişkisine dair ... tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde görüleceği üzere kira alacağının herhangi bir şeklide bonoya bağlanmış olmadığını, kira ödemesinin müvekkiline elden teslim edileceği ibaresinin açıkça yer aldığını, buna rağmen sadece davacının iddiasının temel alınarak uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı yönündeki hükmün açıkça hatalı olduğundan görevli mahkemenin tespitinin de hatalı yapıldığını, taraflar arasındaki kira ilişkisinden kaynaklı bir borca yönelik bono (senet) verilmediğini, nakden ahz olunan bir borç ilişkisi nedeniyle verilmiş kıymetli bir evrakın söz konusu olduğunu, kanunun açıkça emredici hükümlerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü konusunda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;

Davacı taraf davalı ile aralarındaki kira ilişkisi nedeniyle davaya konu bononun davalı tarafa verildiğini, sözleşme gereği kira borcunu ödemelerine rağmen davalı tarafın dava konusu bonoya dayalı icra takibine geçtiği, icra baskısı altında bonoda belirtilen bedeli davalıya ödemek zorunda kaldıklarını belirterek menfi tespit ve istirdat talebinde bulunmuştur.

İlk derece mahkemesi kararında da belirtiltiği üzere davacı taraf davalı ile aralarında kira ilişkisine dayalı olarak dava konusu bononun davalıya verildiğini ileri sürdüğüne göre 6100 sayılı HMK'nın 4/1 maddesi gereği davaya bakmaya sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-) Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,

6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 -a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1055, K. 2026/1014, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1055-e-2026-1014-k-f02d87f910ac