Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1245 E. 2026/1638 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1245
- Karar No
- 2026/1638
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/1245 KARAR NO : 2026/1638
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27/11/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/891E., 2020/698K. DAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tespiti KARAR TARİHİ : 01/10/2026 YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 2003 yılında yapılan devir sözleşmesi ile 17857 ada 6 no'lu parseldeki hissenin yarısını davalı kardeşi ...'a devrettiğini ve ...'ın kooperatif ortağı olarak tesciline karar verildiğini, 2005 yılında yapılan ikinci bir sözleşme ile de ilgili parseldeki hissenin zemin kat, 2. kat ve çatı katının ...'a, 1. katının da davacıya ait olacak şekilde bölüştürüldüğünü ve hisse devrini öngören bu bölüşümün yönetim kurulu kararı ile tescil edildiğini, ancak 2005 tarihli kararın geçersiz olduğunu, zira davacı tarafından açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığını, devir işlemlerinin yok hükmünde olduğunu, aidat borçlarını düzenli olarak ödediğini, ortaklıktan çıkarıldığına dair herhangi bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürerek; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, 05/07/2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile gerçekleştirilen hisse devri işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili özetle: Sözleşme hisse devri ile ilgili olarak alınan yönetim kurulu kararlarının usulüne uygun olduğunu, davacının kooperatife hitaben yazdığı belgede hisse bedeli konusunda tarafların mutabık kaldığını, hisse bedelinin aralarındaki mutabakat uyarınca tahsil edildiğini, kooperatiften maddi ve manevi olarak hiçbir alacağının kalmadığını, bundan sonra muhatabın devralan şahıs olduğunun açıkça belirtildiğini, kooperatif hissesinin devrinin usulüne uygun olarak yapıldığını, kooperatifin ibra edildiğini, devir işleminden sonra 16 yıl geçtiğini, davanın süresinde açılmadığını savunarak; davanın usulden ve esastan reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince "...Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile birlikte rapor düzenlenilmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin 03/09/2020 tarihinde sunduğu raporda; "davanın kooperatif ortağı kardeşinden 2003 yılında %50 hisse devralan davacının ortaklığının tespiti, 2005 yılında hisse ile ilgili tahsisi belirleyen 05/07/2005 tarihli 924/3 nolu yönetim kurulu kararının ve örtülü olarak tapu tescilinin iptali ismenini içerdiği, kooperatifin ilk ortağının davalı ... değil, davalı ... olduğu ve hissesinin %50'sini 2003 yılında davacıya devrettiği, davacının bir hissenin %50'sine sahip olarak kooperatifin ortağı olduğu ve ortaklıktan çıkarıldığına dair bir karar olmadığı halde ortaklığın tespitini talep ettiği, yönetim kurulunun 05/07/2005 tarihli 924/3 nolu kararının davacı ... ve davalı kardeşi ...'ın talebi ve yönetimi ibraları doğrultusunda alındığı, ibranamede ada numarasının 17857 olması gerekirken yanlışlıkla 17877 yazılmasının sözleşmeyi ve ibranameyi geçersiz kılmayacağı, zira kooperatife ait 17877 ada numaralı bir taşınmaz bulunmadığı gibi tapu senetlerinde ada numarasının 17857 olarak yazıldığı, davacının 2005 yılında tapuyu kabullenip iş yerini kiraya vermesi, bu güne kadar açığa atılan imzanın kötüye kullanılması yönünde bir hukuki ve ceza davası açmaması ve benzeri hususlar birlikte dikkate alındığında, davacının, davalılara (kardeşine veya kooperatif yönetimine) imzalı boş bir belge verdiği yönünde kanaat oluşmadığı ve davalının taleplerinde haklı olmadığının bildirildiği" görülmüştür. Kooperatif ortaklığının, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da, kooperatifin kişi ile bu sıfatla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir. Kaldı ki kooperatif hissesini devreden ...'ın ve devralan ...'ın 21/10/2003 tarihli yazı ve taahhütname ile kooperatif yönetimine başvurması üzerine Kooperatif Yönetim Kurulunun 21/10/2003 tarihli toplantısında görüşülerek ...'ın hissesinin %50sinin ...'a devredilmesine ve ...'ın kooperatife ortak olarak tesciline karar verildiğini, ayrıca 05/07/2005 tarihli ibraname başlıklı yazı ile davacı ... ile davalı ...'ın davalı kooperatife müracaat ederek 1.katın ...'a zemin kat+2.kat+çatı katın ...'a ait olacak şekilde mutabık kaldıklarını beyan etmişler, yönetim kurulunun aynı tarihli 924/3 no'lu toplantısında kooperatifin 141 no'lu ortakları ... ve ...'ın mutabık oldukları şekilde tesciline karar verilmiştir. Hen ne kadar davacı 05/07/2005 tarihli ibraname başlıklı belgedeki imzanın açığa atıldığını, açığa attığı imzanın üstünün doldurulmasından habersiz olduğunu ve belgenin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; beyaza imza veya açığa imza hallerinde imzanın bulunduğu belgenin iradeye aykırı olarak doldurulduğu yönündeki iddialarının yazılı olarak kanıtlanması gerekmektedir. Somut olayda, ibranamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunda uyuşmazlık yoktur. Boş olarak düzelenen belgenin sonradan davacının iradesine aykırı olarak doldurulduğu şeklindeki davacı iddiasının aynı nitelikte yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği halde davacı tarafından bu yönde bir belge sunulmadığı, kooperatif yönetim kurulu kararlarının kanun ve yönetmeliklere uygun alındığı anlaşılmakla davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Her ne kadar mahkemece davacının açığa imzanın kötüye kullanılması eylemini yazılı delille ispatlaması gerektiği belirtilerek davalarının reddine karar verilmiş ise de; davaya konu somut olayda davalının müvekkilinin ağabeyi olup taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle iş bu uyuşmazlığın HMK'nın 203. maddesi uyarınca senetle ispat kuralına tabi olmadığı, dava dilekçesinde de zikredildiği ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere 2004-2009 yılları arasında müvekkilinin aidat ödemeyi sürdürdüğü, mahkemece bu hususa hiç değinilmediği, müvekkilinin payının devri hususunda kooperatife yaptığı bir başvuru bulunmadığı, yönetim kurulunun sadece davalının hazırladığı devir sözleşmesi ile işlemi yaptığı, evrağın içeriğinin doğru olup olmadığını, bu evrağın tarafların iradesini yansıtıp yansıtmadığını araştırmadan ve en önemlisi de müvekkilinin yokluğunda bu işlemi tesis ettiği gibi yaptığı bu devir işleminin de müvekkiline yasal yollardan tebliğ etmediği, müvekkilinin ya da yetkili temsilcisinin hazır olmadan yapılan bu devir işleminin geçerli olmadığı, bilirkişi raporunda ve davalının savunmalarında müvekkilin 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde bu davayı açmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiğinin belirtildiği, kooperatif kayıtları incelendiğinde müvekkiline verilmiş veya tebliğ edilmiş bir tapunun bulunmadığı, davalının hem kendi hem de müvekkili adına davaya konu taşınmazları aynı kişiye 2004 yılında (yani müvekkilinin sahte evrakla payının kardeşine devredildiği tarihten önce) ... isimli kişiye kiraya verdiği, kira kontratının da müvekkili adına değil davalı adına yapıldığı nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ile hisse devrine ilişkin kooperatif yönetim kurulunun 05.07.2005 tarihli kararının iptali taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4- HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01/10/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...