İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/946 E. 2026/409 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/946
- Karar No
- 2026/409
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/946 Esas KARAR NO : 2026/409
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 17/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin babasından intikal eden ve ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, 839 ada, 16 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın tapu tahsis belgesinin tapuya çevrilmesi sürecinde belediye tarafından belirlenen 300.495,15 TL tutarındaki bedeli ödemek üzere yeğeni olan dava dışı ... ile anlaştıklarını, ...'in taşınmaz üzerine yapılacak binadan iki daire verilmesi şartıyla söz konusu bedeli ödemeyi teklif ettiğini, müvekkilinin ve kardeşi ...'in bu teklifi kabul ederek ...'in yönlendirmesiyle tüm işlemlerin davalı eşi ... adına yürütülmesini sağladıklarını, davalının güvence talebi üzerine müvekkilinin 25.01.2021 tarihli ve 700.000,00 TL bedelli senedi düzenleyerek davalıya verdiğini, aynı şekilde kardeşi ...'in de 700.000,00 TL bedelli senet düzenlediğini, ...'in 370.739,89 TL tutarındaki belediye ödemesini 09.04.2021 tarihinde gerçekleştirmesiyle 17.06.2021 tarihinde taşınmazın tapusunun müvekkili ve kardeşi adına tescil edildiğini, müvekkilinin daha sonra ...'in ödediği bedeli peyderpey geri ödediğini, tapu işleminin ardından davalının talebiyle müvekkilinin hissesi üzerine 02.03.2022 tarihinde 700.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davalının hem ipotek hakkına sahip olmasına hem de daire sözü bulunmasına rağmen söz konusu teminat senedini ....İcra 2025/... Esas sayılı dosya ile icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin gırtlak hastalığı nedeniyle konuşma güçlüğü çektiğini ve davalının bu durumdan yararlanmaya çalıştığını, senedin bir alacak için değil sadece teminat amacıyla verildiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, arabuluculuk sürecinin 2025/... numaralı dosya ile anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin 700.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın görevli mahkemesinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu ve yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahı olan Lüleburgaz Mahkemeleri bulunduğunu belirterek mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğuna karar verilmesini talep ettiğini, davacı vekilinin icra takibine konu senedin geçersiz veya teminat niteliğinde olduğu yönündeki iddialarının asılsız olduğunu ve borçlu ...'in kendi imzasını taşıyan belgeleri inkar etmeye çalıştığını ifade ettiğini, taraflar arasında gerçek ve hukuken geçerli bir borç ilişkisi bulunduğunu ve davacının borcunu ikrar ettiğini vurguladığını, takibe konu senet üzerinde herhangi bir teminat ibaresi bulunmadığını ve senedin illetten mücerret bir kambiyo senedi olduğunu belirttiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca teminat iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini ancak davacı tarafın bu yönde bir delil sunamadığını savunduğunu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlunun borçsuzluğunu ancak resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebileceğini hatırlattığını, bedelsizlik iddiasını ispat yükünün davacıda olduğunu ve davacının bu yükümlülüğü yerine getiremediğini ileri sürdüğünü, İstanbul ... İlçesi ... Mahallesi 839 Ada 16 Parselde yer alan taşınmazın tapu kayıtlarının taraflar arasındaki borç ilişkisini teyit ettiğini ve taşınmaz devri ile senet keşide tarihi arasındaki uyumun borç ilişkisinin gerçekliğini gösterdiğini beyan ettiğini, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasındaki takibin geçerli bir kambiyo senedine dayandığını ifade ettiğini, davacının menfi tespit talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine, davacının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, ... Tapu Müdürlüğü'nden gelen İstanbul ili ... ilçesi ... Mah. ... Mevkii 839 Ada 16 Parsel'de kayıtlı taşınmaza ait aktif pasif tapu kayıtlarını içerir müzekkere cevabı, yemin ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, ... Tarafından keşide edilen 21/01/2021 düzenleme tarihli, 10/12/2022 vadeli, ... lehine düzenlenmiş 700.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davalı tarafa borçlu olup olmadığından ibaret menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine miras olarak devredilen taşınmaz üzerinde bina yapılması için gerekli masrafların karşılanması amacıyla dava dışı ... ... ile anlaşma yaptığını, bu kapsamda dava dışı ... ... tarafından gerekli masrafların karşılandığını, yapılacak binaların karşılığı bedellerin karşılığı davaya konu senedin teminat olarak düzenlendiğini, teminat senedinin haksız olarak icra takibine konulduğunu tüm bu sebeplerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya verdiği nakit borca karşılık söz konusu senedin düzenlendiğini, senedin teminat senedi olarak düzenlenmediğini, teminat senedi olduğuna dair senet üzerinde hiç bir beyanın olmadığı, teminat senedi olduğu iddia edilen senede dair bir sözleşmenin düzenlenmediğini, imzanın inkar edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu aleyhine 700.000,00-TL asıl alacak, 697.348,6-TL işlemiş faiz ve 1.399.448,62-TL borcun ödenmesi amacıyla 10/10/2025 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin icra takibinin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir talebi mahkememizin ara kararı ile değerlendirilmiştir. Buna göre 2004 Sayılı İİK.'nun 72. maddesinde, "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davanın menfi tespit davası olduğu ve icra takibinden sonra açıldığı anlaşılmaktadır. İİK'nun 72/3. maddesinde; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği düzenlenmiştir, söz konusu yasal düzenleme uyarınca icra takibinin durdurulması şeklinde ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusunun yasal dayanağı İİK 72/1,7 maddeleri olup, İİK 72/1 maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir." İİK 72/7 maddesinde; "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/40 E., 2021/542 K. Sayılı, 29.04.2021 tarihli ilamı) Menfi tespit davasında ispat yükü davacının iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre değişir. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacağın varlığını iddia eden alacaklı davalı üzerinde olsa da menfi tespite konu borç kıymetli evraktan kaynaklanıp davacı yönünden kayıtsız şartsız bir borç ikrarı bulunduğundan ve davacı senedin borçlunun bilgisi haricinde doldurulduğunu ve yine dava dilekçesinde belirttiği gibi senedin ödendiğini, senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiğinden ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, senedin sahte olduğunu ileri sürmesi halinde ispat yükü davalı alacaklıya düşer. Davalı alacaklının, davacı borçlu tarafından varlığı inkar edilen hukuki ilişkinin gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Buna karşılık davacı borçlunun senedin hata, hile, ikrah nedeni ile geçersiz olduğunu, senedin karşılıksız olduğunu, hatır senedi olduğunu, borcun ödeme ibra takas gibi nedenlerle son bulduğunu, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, ileri sürmesi halinde bu iddiasını kendisinin ispat etmesi gerekir. Senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası, ancak kesin delil ile ispat edilebilir. HGK 26.02.2003 T. 19-135/105; 19.HD. 28.1.2002 T. 4744/551; 3.6.2001 T. 1568/5172. Davaya konu senedin 25/01/2021 tanzim tarihli, 10/12/2022 vadeli 700.000,00-TL bedelli, düzenleyeni davacı ..., lehtarının davalı ... olduğu, davacının senedin teminat senedi olduğunu savunduğu, imza inkarının bulunmadığı anlaşılmıştır. .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 16/06/2026 tarihli celsesinde davalı ... yemin edasında; "Davacı tarafça tarafıma verilen 700.000,00-TL bedelli senet taşınmazın tapu işlemleri veya belediyeye yapılan ödemenin güvence altına alınması ve ileride yapılacak inşaattan tarafıma daire verilmesi taahhüdüne karşılık verilen bir senet değildir, senedin düzenlendiği tarihte davacı ... bana senet bedeli miktarınca borçlu olup, düzenlediği senet boş olarak teslim edilmemiştir, bu senedin eşim ...'in belediyeye yaptığı ödemeler karşılığında daire verilmesi hususuyla bir ilgisi yoktur" şeklinde yemin eda etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, Davacı tarafın sunmuş olduğu tüm deliller dosya içerisine alınmış, mahkememizce davaya konu icra takip dosyası celp edilerek incelenmiş, toplanan deliller kapsamında davacı tarafça dava konusu bonodan dolayı borçlu olmaması nedeniyle yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilmişse de; senet üzerindeki imzanın inkar edilmediği, senedin kabul edildiği ancak senedin teminat senedi olarak düzenlendiği iddiasında bulunulmuş, dava konusu bonodaki imzaya yönelik itirazda bulunulmadığı da dikkate alınarak kambiyo senetleri sebepten soyut olmakla, senedi elinde bulunduran kişiden ayrıca alacağın sebebini ispat etmesinin beklenemeyeceği, ispat yükünün, senedin teminat senedi olarak verildiğini yada senet bedelinin ödendiğini iddia eden davacı tarafta olduğu açık olup, senetle ıspata ilişkin HMK'nın 201. Maddesi uyarınca, yazılı delil niteliği taşıyan bir belge de olmaması dikkate alındığında davacının iddiasının ıspatlanamadığı, senet ödemesini yapacak borçlunun senedin aslını alması veya buna ilişkin bir makbuz alması gerektiği, senet verilirken ki durumunu ortaya koyan, karşı tarafın imzasını içeren bir belge alınması gerektiği, kötü ödeyenin iki kez ödemek zorunda kalabileceği, davacının bir ödemesi olmuş ise bunun ıspatlanamadığı, davacı tarafça bu hususta yazılı delil sunulmadığı anlaşıldığından, her ne kadar davacı vekili HMK madde 203 düzenlemesine dayalı olarak tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de senedin düzenlendiği tarafların HMK madde 203 düzenlemesinde sayılan kişilerden olmadığı tarafların bu kapsama girmediği anlaşıldığından talep kabul edilmemiş, dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra usulüne uygun şekilde ön inceleme aşamasının tamamlanması akabinde dosya kapsamında davacı tarafın dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığına yönelik iddiasını ispata yarar bilgi, belge ve delilin dosyaya yansımadığı, imzası açıkça inkar edilmeyen davaya konu bono yönünden, bononun teminat senedi olduğu iddiasının, taraflar arasındaki borç ilişkisi senede bağlandığından ancak senetle ispatlanması gerektiği, davacının iddialarını yazılı bir belge ile ispat edemediği, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, davalı asil tarafından davacının iddialarının tersi yönünde yeminin ifa edildiği dolayısıyla ispat yükü üzerinde olan davacının bu iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 11.222,25-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 111.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen okundu, anlatıldı. 17/06/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.