Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2244 E. 2026/1235 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2244
Karar No
2026/1235
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2244 Esas

KARAR NO : 2026/1235 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2020/381 Esas- 2023/564 Karar

TARİH: 04/07/2023

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

KARAR TARİHİ: 18/06/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine davalı tarafından İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından takip yapıldığını, usulsüz tebligat ile takip kesinleştirilerek haciz baskısı altında müvekkilinden para tahsil edildiğini, taraflarınca müvekkiline gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihinin 05.02.2019 olarak düzeltilmesi ve usulsüz tebliğ nedeni ile İstanbul Anadolu 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/156 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, istinaf incelemesi sonucu kararın kaldırıldığını, usulsüz tebligat istemlerinin kabulü ile tebliğ tarihinin 05.02.2019 olarak düzeltilmesine karar verildiğini, bu şekilde süresi içinde yaptıkları itirazla da takibin durduğunu, takip kesinleşmediği halde müvekkilinin işyerine hacze gidildiğini, haciz baskısı altında müvekkilinden bir kısım nakit ve bir kısım da senet alınmak üzere dosyanın bu şekilde mal kaldırma baskısı ile tahsil edildiğini, icra dairesine de vazgeçme şeklinde beyan edildiğini, burada vazgeçme değil haricen tahsilat nedeni ile icra dosyasının infaz edilmesinin söz konusu olduğunu, davalı yanın icra dairesine bile yanlış beyanda bulunduğunu, yapılan tahsilatın haksız haciz ve takibin usulsüz tebligat ile kesinleştirilmesi sonucu olduğunu,dolayısı ile müvekkilinin usulsüz tebligat nedeni ile kesinleştirilen takip sonucu işyerine hacze gelindiğinde bu bedelleri ödemek durumunda kaldığını, itirazları kabul edilerek tebligatın usulsüzlüğüne karar verildiğinden haciz baskısı altında ve haksız hacze gelindiği esnada müvekkilinden tahsil edilen paraların da geçerli bir hukuki sebebinin kalmadığını, usulsüz tebligat sonucu yapılan itiraz ile durması gereken takibin usulsüz tebligat ile kesinleştirilmesi ve bu şekilde haksız haciz nedeni ile tahsil edilen paraların da sebebi kalmadığından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bu paraların iadesinin gerektiğini, tebligatın usulsüzlüğü sonucu yapılan süresinde itiraz sonucu takip durmuş olacağından davalının bundan sonra yapması gerekenin itirazın iptali davası açarak takibin devamını sağlamak olduğunu, davanın temelinin haksız haciz sebebi ile haricen ödenen paraların iadesi olup ayrıca alacağın tahsiline yönelik de müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, ödenen bedellerin iadesi için davalı hakkında İstanbul 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu alacak talebi için icra takibi yapması ve bu icra takibine dayalı olarak huzurdaki itirazın iptali davası açmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığı gibi hukuki yararının da bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının icra takibi ile ve akabinde itirazın iptali davasıyla talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, borçludan tahsil edilen paranın 40.500,00 TL olmadığını, İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borca mahsuben yapılan tahsilatın 8.000,00 TL nakit ve 16.500,00 TL de senet olmak üzere toplam 24.500,00 TL olduğunu, davada haciz baskısı iddiasında bulunulamayacağını, dosyanın ihtiyati haciz dosyası olmadığını, haciz zaptının ihtiyati haciz zaptı olmadığını, davacı tarafın haciz zaptında kendi aleyhine yapılan takipteki cari hesapta alacağa konu malı satın aldığını açıkça ikrar ettiğini, bu sebeple dosya borcuna mahsuben ödemiş olduğu 24.500,00 TL'yi geri isteyebilmesi için davacı tarafın öncelikle kendisine satıldığını ikrar ettiği malların bozuk olduğunu yasal ispat vasıtaları ile ispat etmek üzere tespit davası açmış olması veya süresinde uygun ispat vasıtaları ile ayıp ihbarında bulunmuş olması gerektiğini, dosya borcunun ödenmesi hususunda haciz ve haciz zaptı haricinde borçlu ile yapılan protokol ile sabit takibe konu borcun kabul edildiğini, TBK'nın 139 ve 100. maddesine göre takas veya mahsup talepleri olduğunu, mahkemece davacı tarafından İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya borcuna mahsuben yapılan ödemenin iade edilmesi gerektiğine karar verilirse ve dolayısıyla davacının itirazın iptali davasının kabulüne karar verilirse, kabul edilecek kısım kadar takas mahsup talep ettiklerini beyanla davanın usulden reddine, davanın tümden esastan reddine, aksi halde 19.079,63 TL kadar alacaklarının davacı lehine hükmedilecek miktardan takas ve mahsup edilmesine, davacı aleyhine reddedilen tüm miktarlar üzerinden %20'den az olmamak üzere müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın hukuki niteliği itibariyle, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibaret olduğu, tüm dosya kapsamı, davacı vekili tarafından sunulan deliller, davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi, anılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına ilişkin olarak ikame edilmiş olan iş bu itirazın iptali davasında taraflar tacir olup aralarında yazılı bir sözleşmeye dayalı olmaksızın sürdürülen Mal Alım/Satımına yönelik ticari ilişkide davaya konu ihtilafın, usulsüz tebligat sebebiyle kesinleşen icra takip dosyasında yapılan haciz baskısı altında davacı tarafından davalıya ödenen paranın miktarı, söz konusu takibin usulsüz kesinleştirildiğinin Yüksek mahkeme denetiminden geçerek onanması sebebiyle davacının ödediği bedeli davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında talep edip edemeyeceği, edebilir ise iade isteminin koşullarının bulunup bulunmadığı, hangi miktarın iadesine karar verileceği, davalının cari hesap alacağına ilişkin olarak takas define veya mahsup itirazına dayanıp dayanamayacağı, takas defi/ mahsup itirazı kapsamında davalının davacıdan cari hesaba ilişkin alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, taraflar arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi olması sebebiyle davacının süresi içerisinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, bu kapsamda itirazın iptali icra inkar ve kötüniyet tazminatı hüküm koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, dosya kapsamı ve davalı şirketin usul ve yasaya uygun tutulan ticari defter ve kayıtları ile talimat bilirkişi raporu üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı şirket ticari defter kayıtlarından da tespit edildiği üzere, davalı şirketin davacıdan 17.12.2018 tarihi itibarıyla 19.079,63 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu ve bu tutarın tahsili amacıyla davacı aleyhine, İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmış olduğu, davacının ödeme emrinin yasaya uygun tebliğ edilmediği iddiasıyla şikâyet yoluyla İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurusunun BAM tarafından kabul edilerek öğrenme tarihi olan 05.02.2019 tarihinin ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak kabul edildiği ve takip borçlusu davacının takibe itirazı sonucunda takibin durdurulduğu, ancak dosyaya sunulan haciz tutanağı ve protokolden görüleceği üzere, takip borçlusu davacının haciz tehdidi altında İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosya kapsamında dosya borcuna mahsuben elden nakden 8.000 TL ve 22.02.2019 vadeli ve 16.500 TL tutarlı bono tanzim ederek davalı şirkete verdiği, dolayısıyla itiraz üzerine duran icra takip dosyası nedeniyle davacının 24.500 TL ödemiş olduğu, davacının takip tarihinde 19.079,63 TL borçlu olduğunun tespiti karşısında davalının takas mahsup talebinin kabulü gerekiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davanın İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit veya istirdat davası olmadığı, davalının haksız yere tahsil ettiği bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği iadesi için başlatılan takibe itiraz nedeniyle açılmış itirazın iptali davası olduğu, müvekkiline ödeme emrinin usulsüz şekilde tebliğ edildiği ve esasen ödeme yapıldığı tarihte takibin durmuş olduğu, kesinleşmiş ve hacze konu bir alacak olmadığı, paranın ödenmesini gerektiren sebebin ortadan kalktığı, davanın temel ilişkiden kaynaklı olarak borçlu olunmadığından ödenen paranın iadesi olmadığından, davalının ikame edeceği itirazın iptali davasında ileri sürebileceği iddiaları bu davada ileri süremeyeceği, Mahkemece hatalı olarak temel ilişkinin araştırıldığı, davalının itirazın iptali davası açması ve öncesinde de arabuluculuğa başvurması gerektiği, bu davada temel ilişkiden kaynaklı alacağı nedeniyle takas mahsup talebinde bulunamayacağı, takas mahsup iddiasının kabulü halinde ise, davalı tarafından satılan malların ayıplı olduğu ve bu iddianın her türlü delille ispat edilebileceği, Mahkemece ayıp konusunda tanık dinletme taleplerinin usulsüz olarak reddedildiği ve delilleri toplanmadan karar verildiği, bu sebeplerle kararın kaldırılması ve tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davacının icra takip dosyasında alacağın sebebi olarak dayanmadığı bir iddiaya ve takip talebine eklemediği bir delile itirazın iptali davasında dayanamayacağı, davacı taraf takip dosyasında usulsüz tebligata ilişkin olarak açılan mahkeme dosyasını açıkça belirtmediğinden itirazın iptali davasında bu dosyaya delil olarak dayanamayacağı, davacının sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı olarak alacak davası açmadan takip yapmasında ve itirazın iptali davası açmasında hukuki yararının olmadığı, bu sebeplerle davanın usulden reddi gerektiği, Mahkemece yapılan yargılamada müvekkilinin ilk takip tarihi itibariyle 19.079,63 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan, müvekkilinin bu alacağın ferilerini de talep edebileceği, yapılan tahsilat tarihi itibariyle tahsil harcı, işlemiş faiz, takip masrafları, vekalet ücreti ile toplam 23.292,16 TL alacağın bulunduğu, buna göre davacı lehine ancak 1.207,84 TL alacağa hükmedilebileceği, kaldı ki davacının borcu kabul ettiği ve ödeme yaptığı, kabul ettiği bir borcu ödemesi sebebiyle sebepsiz zenginleşme iddiasında bulunamayacağına ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, ilamsız icra takibinde takip kesinleşmeden, haciz baskısı altında ödendiği iddia edilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.

Mahkemece, yukarında açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830 TL olmuştur.

Somut olayda; davacı tarafından 40.000 TL alacak yönünden dava açıldığı, Mahkemece 5.403,37 TL alacak yönünden davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafça kabul edilen kısım yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmış olup, istinafa konu edilen miktar itibariyle İlk derece mahkemesi kararı davalı yönünden kesin niteliktedir. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından; ilk olarak davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 19.079,63 TL bakiye cari hesap alacağı ve 428,12 TL işlemiş faiz alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği ve takip kesinleştirilerek 05/02/2019 tarihinde davacının adresine hacze gidildiği, haciz sırasında davacının, davalı tarafın kendisine bozuk mal sattığını ve borçlu olmadığını beyan ettiği, davacı tarafından ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle iptali için şikayet davası açıldığı, İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/156 Esas ve 2019/703 Karar sayılı, 16/07/2019 tarihli kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen tarihsiz protokolde, davacı tarafından davalıya İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya borcuna mahsuben 8.000 TL'nin elden ödendiği ve 16.500 TL bedelli senet verildiği, senedin vadesinde ödenmesi halinde dosya borcunun kapanacağının kabul edildiği, bu sırada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2019/3040 Esas ve 2020/769 Karar sayılı, 08/06/2020 tarihli kararı ile İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/156 Esas ve 2019/703 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının şikayetinin kabulü ile takip dosyasından davacıya gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihinin 05/02/2019 olarak düzeltilmesine dair kesin olarak karar verildiği, davalı tarafça senedin vadesinde tahsil edilmesi ile icra dosyasına 27/02/2019 tarihinde takipten vazgeçildiği ve hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğine dair dilekçe sunulduğu, bu şekilde hacizlerin kaldırıldığı, bu dosyanın konusu olan icra takibinin ise; taraflar arasında imzalanan protokolde geçen ödemelerin, kesinleşmiş bir alacak yokken ve icra takibi durmuş olmasına rağmen, haksız olarak hacze gelinmesi nedeniyle yapıldığı ve ödemelerin sebebinin ortadan kalktığı iddiası ile sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi için başlatıldığı, Mahkemece, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişi raporları alındığı ve davacı tarafından haciz baskısı altında davalıya 24.500 TL ödeme yapıldığı ancak davalı tarafın başlattığı takip tarihi itibariyle davacıdan 19.079,63 TL alacaklı olduğu kabul edilerek, bu alacağın yapılan ödemeden mahsubu ile fazladan yapıldığı kabul edilen 5.403,37 TL ödeme yönünden takibe yapılan itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı taraf, davalı ile imzalamış olduğu protokol kapsamında yaptığı ödemelerin sebepsiz olduğunu ve iadesinin gerektiğini iddia ettiğinden, bu iddiasını ispat etmek zorundadır. Bu noktada davacı, her ne kadar talebinin, borçlu olmadığı halde haciz baskısı altında icra dosyasına ödenen bedelin İİK'nın 72. maddesi uyarınca istirdadına yönelik olmadığını, ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesine ilişkin olduğunu, bu sebeple temel ilişkinin araştırılamayacağını iddia etmiş ise de, imzalamış olduğu protokol ile davalıya, herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden, İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki borca mahsuben toplam 24.500 TL ödediğini kabul etmiş olup, davalının bu ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleştiğinin kabul edilebilmesi için, davacının protokolde zikredilen takip dosyasında talep edilen alacak yönünden, kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığını ispat etmesi gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşme iddiası maddi hukuka yönelik bir iddia olup, davacının, şeklen takibin kesinleşmemiş ve ödeme yapıldığı tarih itibariyle esasen takibin durmuş olduğu, duran takip nedeniyle yapılan ödemenin sebepsiz kaldığı iddiasına hukuki olarak itibar edilmesi mümkün değildir. Davacı kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığına dair bir iddia ileri sürmediği ve bu iddiası kapsamında bir delil de sunmadığından Mahkemece, davalının mahsup talebinin haklı olup olmadığı, davacının İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu takip tarihi itibariyle borçlu olup olmadığı dahi araştırılmaksızın davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen kısım miktar itibariyle kesin nitelikte olduğundan ve kamu düzenine ilişkin bir durum da mevzubahis olmayıp, davalının istinaf başvurusu kesinlik nedeniyle incelemediğinden, Dairemizce kararın davacı aleyhine kaldırılmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemenin kabulüne göre yapılan değerlendirmede; davalı taraf, kendi ticari defterleri ile İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu takip tarihinde davacıdan 19.079,63 TL alacaklı olduğunu ispat etmiş ve davacı taraf alacağın dayandığı faturalara konu malların ayıplı olduğuna yönelik iddiasını ispat edememiş olduğundan davalının bakiye cari hesap alacağı kadar alacaklı olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur.

Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

7-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2244, K. 2026/1235, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2244-e-2026-1235-k-21a1274cee12