Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/417 E. 2026/1707 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/417
Karar No
2026/1707
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/417

KARAR NO : 2026/1707

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/10/2022

NUMARASI : 2021/95 Esas - 2022/638 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ... Ticaret ... arasında bazlama üretimi için kullanılmak üzere ... Ocağı’nın 106.200,00 TL bedel ile imalatı ve satışı hususunda anlaşma yapıldığını, teslimden önce satış bedelinin neredeyse tamamının ödendiğini, 10.07.2018 tarihinde makinenin davacının Ümraniye’deki üretim tesisine teslim edilerek kurulumunun yapıldığını, Üsküdar 24. Noterliği’nin 16.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı üzerine davalının faturayı tanzim edilerek davacıya teslim ettiğini, davacı tarafından 27.12.2019 tarih ve ... numaralı faturanın Üsküdar 25. Noterliği’nin 20.01.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya iade edildiğini, fatura ve içeriğine 20.01.2020 tarihli ihtarname ile itiraz edildiğini, satış konusu makinenin kullanılmaya başlanmasından itibaren bir çok kez arızalandığını, servis tutanakları ve davalıyla yapılan görüşmelerden bu hususun anlaşılacağını, arıza ve ayıbın davalının tamirat ve değişiklikleri ile giderilemediğini, davacının makinenin kullanımına son vererek depo bölümüne kaldırdığını ve Üsküdar 24. Noterliği’nin 16.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile davalıya bildirdiğini, 23.01.2020 tarihinde İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/10 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit ile makinedeki ayıpların gizli ayıp olduğunun tespit edildiğini, 2020/10 D.İş sayılı dosya masraflarının da takip konusu yapıldığını, davacı şirketin söz konusu makinenin satışından dönerek ödediği bedelin iadesini istediğini, davalının bedel iadesinden imtina ettiğini, bu sebeple davalı borçlu aleyhinde İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sebebiyle takibin durduğunu, davalı tarafa 18.12.2019 tarihinde tebliğ edilen Üsküdar 24. Noterliği’nin 16.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile satış bedelinin iadesi için davalıya 3 iş günlük süre verildiğini, bu sebeple davacı tarafından ödenen 86.200,00 TL için davalının 24.12.2019 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünü, bu tarihten itibaren avans faizi alacağının da takibe konulduğunu belirterek, İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu fırının davacı tarafa 10.07.2018 tarihinde teslim edildiğini, BK m. 203/1 uyarınca ayıptan doğan her türlü davanın satılanın devrinden başlayarak 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, makinenin davacı tarafa çalışır vaziyette sorunsuz teslim edildiğini, ayıplı teslimin söz konusu olmadığını, teslimden sonra bir ayıp meydana geldiyse bunun davacının fırını davalının talimatlarına uygun kullanmamasından, yanlış sorumsuz kullanmasından meydana geldiğini, davacının arızanın ne olduğunu açıklamadığını, davacı tarafın davalıya 86.200,00 TL ödeme yaptığını, kalan 20.000,00 TL’nin ödenmediğini, davalının ürününün arkasında durduğunu ve bakımlarını yaptığını, teknik servis formlarında ürüne yapılan bakım ve tamirat işlerinin belirtildiğini, bu formlardan arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığının anlaşıldığını, her bakımdan sonra ürünün kullanıma hazır bir şekilde davacıya teslim edildiğini, dava konusu ürünün tesliminden 1,5 yıl sonra 13.12.2019 tarihli ihtarname ile TTK m. 18/3’deki şekil şartlarına uyularak ihbar yapıldığını, bu ihtarnameye 09.01.2020 tarihli ihtar ile cevap verildiğini, İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/10 D.İş sayılı dosyası kapsamında tespit edilen ayıpların davacıdan kaynaklandığını ve gizli ayıp değil açıkça belli olmayan ayıplar olduğunu, alıcının olağan muayenesi ile ortaya çıkabilecek türden olduğunu, gözle görülebilir ve kulakla duyulabilir olduğunu, TTK m. 23/1-c uyarınca bu tür ayıpların teslimden itibaren 8 gün içinde satıcıya ihbar edilmesi gerektiğini, dava konusu üründeki ayıpların davalıya bu sürede ve TTK m. 18/3’e uygun olarak ihbar edilmediğini, BK m. 223/2 uyarınca hemen yapılan bir bildirimin de bulunmadığını, bu sebeple davacının ürünü kabul etmiş sayılacağını, makinenin 1,5 yıl kullanılmasından sonra ürünün geri alınması ve para iadesi talebinin iyiniyetli olmadığını belirterek, davanın reddine ve %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacının iddialarının sabit olduğu, satıma konu makinenin gizli ayıplı olduğu, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu , davalının icra takibine itirazlarının kısmen yerinde olmadığı, ancak davacının işlemiş faiz talebinin kısmen yerinde olmadığı, Bk madde 229 hükmüne göre satış sözleşmesinden dönen davacının davalıdan satış bedeli olarak ödemiş olduğu 86.200,00 TL'nin 30.02.2020-07.10.2020 tarihleri arasındaki 252 gün için işlemiş faiz tutarının 8.183,0958 TL olduğu , değişik iş dosyasında yapmış olduğu yargılama giderinin ise 772,40 TL olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK 67. Maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilmesine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme çelişkili bilirkişi raporuna istinaden davanın zamanaşımına uğramadığına hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın geçici madde kapsamına giren herhangi bir zamanaşımı süresi sıkıntısı bulunmadığını, ilgili geçici kanun maddesi dava açmayı engellemediğini ancak davacı tüm bu haklarına rağmen süresinde icra takibini ve davayı açmadığını, davacı taraf hiçbir ihbarını da zamanında yapmadığını ve davacı tarafının üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, davaya konu ürün, davalı firma tarafından davacı firmaya çalışır vaziyette, sorunsuz, hiç kullanılmamış (sıfır) bir şekilde teslim edildiğini, ürünün ayıplı olarak teslim edilmesinin kesinlikle söz konusu olmadığını, davaya konu üründe teslimden sonra bir ayıp meydana geldi ise, bu ayıp, tamamen davacının fırını davalının talimatlarına uygun bir şekilde kullanmamasından, ürünü yanlış sorumsuz kullanmasından meydana geleceğini, davacı taraf, satılan ürünün bir çok kez arızalandığını ifade ettiğini fakat arızanın ne olduğunu açıkça belirtmediğini, davaya konu fırın 106.200,00-TL bedel karşılığı davacı firmaya satıldığını fakat davacı taraf, davalıya 86.200,00-TL ödeme yaptığını ve kalan 20.000,00-TL'yi şu ana kadar ödemediğini, davalı buna rağmen basiretli tacir olgusu gereği sattığı ürünün arkasında durduğunu ve davaya konu ürünün bakımlarını yaptığını, söz konusu servis formları incelendiğinde, üründe meydana gelen arızaların tamamının kullanıcı hatasından kaynaklandığının açıkça anlaşıldığını, davalı, her bakımdan sonra ürünü kullanıma hazır bir şekilde davacı tarafa teslim etiğini, davaya konu üründe meydana gelen arızalar, davacı tarafın fırını sorumsuzca yanlış kullanmasından dolayı meydana gelen arızalar olduğunu, 2 yıllık süre zarfında davacının hatalı kullanımı sebebiyle fırına verilen veya verilebilecek zararların hiçbiri dikkate alınmamıştır olacak ki davacı taraf fırınlardaki hiçbir ayıbı süresinde davalıya bildirmediğini, süresinde bildirimi yapılmayan ve davacı tarafından hangi zararların verildiği belli olmayan bir ürün hakkında yapılan tespitlerin bir önemi bulunmadığını, tespit edilen ayıplar davacıdan kaynaklanmakla beraber, bilirkişinin tespit ettiği hususlar TTK'de ifade edilen açıkça belli olmayan ayıplar olduğunu, davaya konu üründe ortaya çıkan ayıplar davalıya yasada belirtilen sürede ve TTK M.18/3'te belirtilen şekilde ihbar edilmediğini, davaya konu üründe meydana gelen arızaların, açıkça belli olmayan ayıplar olmasına rağmen gizli ayıp olduğu düşünülse dahi, bu durumda da ayıp ihbarı süresinde yapılmadığını, davacı taraf, davaya konu üründe ortaya çıkan ayıbı gerek TTK unda belirtilen 8 günlük süre içinde gerekse de TBK unda ifade edildiği gibi hemen davalıya bildirmediğini, davalı tarafın, davaya konu ürünü 1,5 yıl kullandıktan sonra, "ürünü geri alın paramızı verin" talebi iyiniyetle bağdaşmadığını, davalı tarafın kötüniyetli olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle satış bedelinin iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, süresinde yapılan ayıp ihbarının bulunup bulunmadığı ve satılanın ayıplı olup olmadığı noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "endüstriye bazlama ocağı için ödenen bedelin iadesi" sebebine dayalı olarak 86.200,00 TL asıl alacağın, 9.428,28 TL işlemiş faiziyle birlikte ve 813,90 TL yargılama giderinin tahsili istemiyle 06/10/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı diğer savunmalarının yanı sıra zamanaşımı define dayanmıştır.

7226 sayılı Kanunun Geçici 1-a. maddesinde, dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki sürelerin 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden geçerli olmak üzere 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar duracağı düzenlenmiştir. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Salgının devam etmesi nedeniyle bu durma süresi, 29/04/2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 15/06/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır.

Somut olayda, ayıp iddiasına konu edilen makine 10/07/2018 tarihinde teslim edilmiştir. Bu halde, esasen 2 yıllık zamanaşımı süresi 10/07/2020 tarihinde dolmaktadır. Ancak, dava açılmasına ve icra takibi başlatılmasına ilişkin zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra 7226 sayılı kanunun geçici 1. Maddesi uyarınca 13/03/2020 - 15/06/2020 tarihleri arasında zamanaşımı süresi durmuş olup, durma tarihinde işlememiş 3 ay 27 gün zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Bu süre, zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başladığı 16/06/2020 tarihine eklendiğinde hak düşürücü süre 12/10/2020 tarihinde sona ermektedir. Davaya konu icra takibi ise 06/10/2020 tarihinde zamanaşımı süresi içerisinde başlatılmıştır. Bu nedenle davalının zamanaşımı savunması yerinde görülmemiştir.

Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. Maddesinde düzenlenmiştir.

Alıcının seçimlik hakları, satıcıya ulaşmakla sonuç doğuran ve kullanılmakla tükenen yenilik doğuran haklardandır. Alıcının seçimlik haklarını kullanması için Kanunda düzenlenmiş bir süre bulunmamakta olup, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması yeterlidir. Alıcı, bu seçimlik haklardan birini tercih etmeli ve satıcıya bildirmelidir. Alıcının seçimlik haklarını dava yoluyla kullanması gerekli olmadığı gibi, dava yoluyla veya aleyhine açılan davada savunma yoluyla kullanmasına da bir engel bulunmamaktadır. Seçimlik hakların dava yoluyla kullanılmasının bu hakların hukuki niteliğine bir etkisi yoktur.

İlk derece mahkemesince M.Ü. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilimdalı öğretim üyesinden rapor alınmış ise de raporu hazarlayan bilirkişinin uzmanlık alanı nazara alındığında bu raporun hükme esas alınması mümkün değildir. Mahkemece, makine mühendisi bilirkişiden herhangi bir rapor alınmamış ve bu kapsamda servis kayıtlarının iddia edilen ayıpla bağlantısı da değerlendirilmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.

Bu durumda ilk derece mahkemesince alanında uzman bir makine mühendisi bilirkişiden; tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, servis raporları da incelenerek davaya konu endüstriyel bazlama fırınının ayıplı olup olmadığı var ise ayıplı olduğu hususunun teslim sırasında açıkça belli ve anlaşılabilir(açık ayıp) olup olmadığı, ayıp teslim anında açıkça belli değilse yapılan inceleme(muayene) sonucunda malın ayıplı olduğunun anlaşılabilecek nitelikte olup olmadığı, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunup bulunmadığı ve ayıbın malın kullanılmasıyla birlikte sonradan anlaşılacak(gizli ayıp) nitelikte olup olmadığı, ayıbın servis raporlarındaki arızalar ile bağlantılı olup olmadığı ve ayıbın niteliği, bedel iadesi talebinin orantılı/makul olup olmadığı, orantılı/makul bulunmadığı takdirde; -ayıbın onarılıp onarılamayacağı, onarılabilir ise onarım için gerekli olan masraf tutarı, -ve satış bedelinden ayıp oranındaki indirim bedelinin tespiti yönünde rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/417, K. 2026/1707, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-417-e-2026-1707-k-26137b799db6