Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/517 E. 2026/928 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/517
- Karar No
- 2026/928
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/517
KARAR NO: 2026/928
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/725
KARAR NO: 2025/930
DAVA TARİHİ : 07/10/2025
KARAR TARİH: 11/12/2025
DAVA: İtirazın Kaldırılması Ve İflas
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/06/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2021 yılından itibaren davalı şirketin kuruluşu dahil tüm avukatlık iş ve işlemlerini üstlenmeye başladığını, 2024 yılı Ekim ayına kadar müvekkilinin katıldığı iş ve işlemlerden doğan avukatlık ücret, danışmanlık, proje ve iş geliştirme yönetim hizmetlerine ilişkin alacakların defalarca talep edilmesine rağmen ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin haklı nedenlerle davalı şirketin vekilliğinden istifa etmek durumunda kaldığını, avukatlık ücret alacağının bulunması nedeniyle.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan iflas yolu ile ilamsız takibe davalının kötü niyetli olarak itiraz ettiğini bildirerek.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasını ve davalı şirketin iflasını talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayla birebir aynı konu ve taleplerle İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/292 E. sayılı dosyasında aynı iddialardan kaynaklı vekalet ücretine ilişkin ikame edilen alacak davasının derdest olması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı taraf ile vekil müvekkil ilişkisinin davacının, davalı aynı zamanda şirket ortağı konumunda bulunan ...’un boşanma davasında, çıkar çatışması yaratacak şekilde karşı taraf vekilliği yapması sonucunda zedelendiğini ve vekalet ilişkisine karşılıklı son verildiğini, istifa ve/veya haklı nedenle fesih söz konusu olmadığını, davalıların haklı nedenle azil gerekçesinin mevcut olduğunu, bu kapsamda Eylül 2024 itibarıyla vekalet ilişkisinin sonlandığını, davacı taraf dava dilekçesinde ileri sürmese de ek beyan dilekçesinde 2022-2024 yılları arasında davalı şirkete ve ilişkili kişi/şirketlere çok sayıda hukuki hizmet sunduğunu ileri sürdüğünü, basit yargılama usulü gereği, dava dilekçesinde bahsedilmeyip, ek beyan dilekçesi ile ileri sürülen taleplere muvafakatlerinin bulunmadığını, bununla birlikte davacı tarafından; 250’yi aşkın dava dosyası, çeşitli arabuluculuk görüşmeleri, yurt içi ve yurt dışı projelerde sözleşme hazırlama ve müzakere süreçleri, günlük danışmanlık hizmetleri, iş geliştirme faaliyetleri gibi oldukça geniş bir hizmet yelpazesi sunulduğunun iddia edildiğini, ancak her ne kadar bazı hizmetlerin ve projelerin ismi dava dilekçesinde “örnekleme” yoluyla sayılmış olsa da davacı bu işlerin her biri için: hangi tarihler arasında hizmet sunduğunu, hangi proje veya iş için ne kadar mesai harcadığını, sunduğu hizmetin kapsam ve niteliğini, bunlara ilişkin ücretlendirme esaslarını, hizmet karşılığı anlaşmaya varılan bir ücret olup olmadığını, varsa ücret sözleşmelerini veya ücret müzakerelerine ilişkin iletişim kayıtlarını ortaya koymadığını, davacı tarafça emsal gösterilen sözleşmenin hukuken delil değeri taşımayan sadece varsayımsal ve soyut bir kıyaslamadan ibaret olduğunu, davacının taleplerinin somut olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın takip edilen işlere ve sözleşmelere ilişkin olarak gerçekleşmemiş, imza aşamasına dahi gelmemiş sözleşmeleri delil olarak sunulmakta, söz konusu sözleşmelerin/hukuki işlerin hangi kısmında, ne kadar ve ne şekilde hukuki destek verildiği izah edilmeksizin alacak iddiaları dile getirildiğini, kaldı ki; davacı ile davalılar arasında avukatlık ve/veya hukuki danışmanlık adı altında herhangi bir ücret sözleşmesinin dahi mevcut olmadığını, taraflar arasında hukuki hizmete ilişkin bir sözleşme olmamakla birlikte, şifahen anlaşma olduğuna ve davacı vekile aylık ödemeler yapıldığına dair cari hesap dökümü bulunduğunu, şifahi anlaşma kapsamında son olarak Temmuz 2024’te 94.500,00 TL aylık ödeme yapıldığını, bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde aylık ücret ya da dosya/iş başına ücret olup olmadığından, ücretin miktarından hiçbir surette bahsetmemekte, yapılan işlerin ücreti/ücretlerine dair tek bir ifade dahi kullanmadığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi baz alınarak yapılacak hesaplamada müvekkili şirketin borcu olmadığının ortaya çıkacağını, ücret sözleşmesi bulunmaması sebebiyle AAÜT’nün esas alınması, AAÜT’de avukatlık ücretinin TL olarak tespit edilmesi gerektiğini, aylık bazda verilen sözleşme, dava ve önleyici hukuk danışmanlığı gibi her türlü hizmetleri kapsadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin davada, uyuşmazlık, davacının.... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı iflas takibine konu miktar kadar davalıdan vekalet ücreti alacağı bulunup bulunmadığı, davacının hangi tarihte hangi hukuki yardım nedeniyle davalıdan vekalet ücreti alacağı bulunduğu hususunu somutlaştırıp somutlaştırmadığı, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/292 E. sayılı dosyasında ikame edilen alacak davasının konusu ile işbu dava konusunun aynı olup olmadığı konularında toplandığı, davalı, davacının aynı (vekalet ücreti ) alacak nedeniyle İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/292 E. sayılı dosyasında derdest bir dava bulunduğunu iddia etmiş, celp edilen İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/292 E. sayılı dosyasında davacı tarafından, davalı ile birlikte dava dışı kişiler aleyhine vekalet ücretinden kaynaklı alacak davasının ikame edildiği, davanın derdest olduğunun anlaşıldığı, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve aynı alacakla ilgili iki ayrı mahkemede genel hükümlere göre yargılama yapılmasının önüne geçilmesi için davacının işbu davaya konu ettiği vekalet ücreti alacağının, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/292 E. sayılı dosyasına konu vekalet ücreti alacağı talebinden farkının ortaya konulması, orada istenilmeyen hangi hukuki yardım nedeniyle bu davanın açıldığının açıklığa kavuşturulması gerektiği, bu nedenle HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacı tarafa hangi tarihte, hangi şekilde gerçekleştirilen hukuki yardım nedeni ile davalıdan vekalet ücreti alacağının bulunduğunu açıklayıp somutlaştırmak üzere süre verildiği, davacı taraf süresinde sunduğu dilekçesinde genel ifadeler kullanarak davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiğinden somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin 09.10.2025 tarihli ara karar ile müvekkilinin dava dilekçesinde iddia ettiği vekalet ücreti alacağının hangi hukuki yardımdan kaynaklandığını somutlaştırmak için tarafımıza 2 haftalık kesin süre vermesi üzerine 16.10.2025 tarihli dilekçeleri ile somutlaştırma yükümlülüğümüz yerine getirilerek tüm hizmetlerin tahdidi olarak sayıldığını, dilekçeler ile birlikte vekaletnameler, olduğu iş hukukundan kaynaklanan 239 adet davanın yer aldığı liste, takip edilen işleri gösterir birtakım belgeler ve istifa bildirimlerinin ibraz edildiğini, mahkemece iddiaların somutlaştırılmasını değil ispat edilmesini aradığını, mahkemenin eksik inceleme yaparak hukuki dayanaktan yoksun karar verdiğini, derdest dava olarak gösterilen davadaki taraflar, yargılama usulleri ile talep edilen hususların farklı olduğundan derdestlik bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.
Davaya konu.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlunun ise ...Anonim Şirketi olduğu, 5.000.000,00 TL üzerinden 01.10.2025 tarihinde başlatılan iflas yoluyla adi takipte "avukatlık ücret alacağı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000.000,00 TL" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 07.10.2025 tarihinde tebliğ edildiği, 06.10.2025 tarihinde borca itiraz edildiği, İİK'nın 156/3. maddesi uyarınca davanın ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde 07.10.2025 tarihinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca davalının sicilde kayıtlı adresi Beşiktaş/ İSTANBUL itibariyle iflas yoluyla takip yetkili icra dairesinde yapılmış, dava yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı 03.11.2025 tarihinde yatırılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.04.2021 tarih ve 2017/15-3098 E., 2021/546 K. sayılı ilamı:"...Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) veya hukuksal durumun varlığı ya da yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen inandırma eylemine “ispat” denir. İspat faaliyeti aynı zamanda yargılama sürecinde taraflar açısından yargısal bir temel hak olarak da görünüm kazanır. Anayasal dayanağı da olan ispat hakkını taraflar HMK’nın 189/1. maddesi gereğince kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak kullanırlar.
18. HMK’nın 187/1. maddesine göre ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Sadece taraflarca ileri sürülen ve dayanılan vakıalar, ispatın konusunu oluşturur. İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır.
19. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ‘‘İspat yükü’’ başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
20. Bir davaya taraf olan herkes, karşı taraf karşısında kendisini dezavantajlı bir konumda bırakmayacak şartlarda, iddialarını mahkemeye sunabilmesi için makul bir fırsata sahip olabilmelidir. Aynı şekilde, tarafların gösterilen tüm delillerden haberdar olması ve görüş bildirebilmesi de adil yargılanma hakkı kapsamında gözetilmesi gereken ilke olarak belirtilmiştir. Açıklanan bu ilkelere paralel olarak HMK ile yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapılmış ve bu amaca ulaşılabilmesi için önemli bir katkı sağlayan delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir. HMK’nın 194. maddesi ile düzenleme altına alınan hüküm gereği, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü altındadır. Bu madde kapsamında taraflar; dayandıkları delilleri ve hangi delilin, hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtme zorunluluğu altında bırakılmışlardır. Buradan hareketle açıkça söylenmelidir ki; HMK ile benimsenen yargılama usulünde “dayanak vakıa ve o vakıanın ispatı içingösterilecek delil” birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçası olarak ele alınmıştır. Delillerin belirli bir zaman dilimi içinde gösterilip sunulması yargılamayı çabuklaştıracak olmasının yanı sıra, taraflara da gösterilen delillerden haberdar olarak zamanında bunlara karşı delil veya görüş bildirebilme imkânı tanıyacak, böylece uyuşmazlıklar en kısa sürede adilane çözüme kavuşacaktır. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 04.02.2021 tarihli ve 2017/2-2710 E., 2021/34 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
21. HMK’nın 194. maddesinde düzenlenen “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” zorunluluğu; davacı taraf yönünden HMK’nın "Dava dilekçesinin içeriği" kenar başlıklı 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde "Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri"nin, (f) bendinde ise "İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği”nin dava dilekçesinde gösterilmesi; davalı taraf yönünden ise, “Cevap dilekçesinin içeriği” başlıklı 129. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde "Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri"nin ve (e) bendinde de"Savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği”nin cevap dilekçesinde gösterilmesi şeklinde düzenlenmiştir.
22. HMK’nın 136/2. maddesinde davacının cevaba cevap dilekçesi hakkında dava dilekçesine, davalının ikinci cevap dilekçesi hakkında da cevap dilekçesine ilişkin hükümlerin niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanacağı ilkesi getirildiğinden, her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin gösterilmesi zorunluluğu cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri içinde geçerlidir.
23. Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Buna karşılık kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, hâkim davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da duruşma bitinceye kadar delil gösterebilirler. Dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hâkimin de görevli olmasına, kendiliğinden araştırma ilkesi denir. Bu ilke kamu düzenini ilgilendiren çekişmeli davalarda ve çekişmesiz yargı işlerinde önem gösterir.
24. Dava malzemesinin taraflarca getirilme ilkesi, dava malzemelerinin mahkemeye kimin tarafından getirileceğiyle ilgili bir ilkedir. Buna göre, hâkim kendiliğinden, taraflarca ileri sürülmemiş vakıaları araştıramaz, hükmüne esas alamaz. Mahkeme sadece tarafların getirdiği vakıalara göre talep sonucunu inceleyip karar verir.
25. Taraflarca getirilme ilkesi HMK'nın 25. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir:
“(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
(2) Kanunda belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.”.
26. Bu ilkenin bir sonucu olarak mahkeme, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebilir. Buna kural olarak deliller de dâhildir (HMK m. 25/2). Hâkim, olayın aydınlatılması için tarafların delil ikamesini isteyebilir ancak tarafa belli bir delili hatırlatamaz. Mahkemenin hüküm vermesi için kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise de, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkân vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur. Taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarihli ve 2016/9-1215 E., 2020/950 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
27. HMK’nın 31. maddesi gereğince hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Bu madde, hâkime sadece taraflara başka delilleri olup olmadığını sorma yetkisi vermemiş, aynı zamanda dava dosyasından anlaşılan delillerin getirtilmesini isteyerek delilleri temin etme yetkisi de tanımıştır. Bir başka ifadeyle hâkim ispat yükünü taşıyan tarafa başka delili olup olmadığını sorabilir; tarafların dava dosyasına bildirdikleri delillerin gösterilmesini ve sunulmasını isteyebilir.
28. HMK’nın 194. maddesinde “somutlaştırma yüküve delillerin gösterilmesi” açıkça ve zorunluluk olarak düzenlenmesine rağmen, tarafların bu yükün gereğini yerine getirmemelerinin yaptırımı gösterilmediğinden, bu maddenin, HMK’nın 31. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Aydınlatma ödevi, hâkimin davayı maddi anlamda sevk ve idare etmesiyle ilgili olup, maddi anlamda sevk yetkisinden vakıaların aydınlatılmasına yönelik işlemler anlaşılmaktadır. Hâkim aydınlatma ödevini tarafları aydınlatmak için değil, vakıaları ve uyuşmazlığın kapsamını aydınlatmak için kullanmalıdır. Davacının dilekçesinde dayandığı vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmaması, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmemesi hâlinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde söz konusu eksikliğin giderilmesi için davacıya süre vermesi isabetli olacaktır. Doktrinde; tarafın dava dosyasına ibraz ettiği belgeleri hangi ihtilaflı vakıayı ispatlamak için gösterdiğini açıkça belirtmemesi durumunda, hâkimin delilini somutlaştırması için ilgili tarafa süre verebileceği kabul edilmektedir. Mahkemece verilen sürede delillerini somutlaştırmayan taraf, bu yükün olumsuz sonuçlarına katlanmak zorunda kalır; burada tarafın karşılaşacağı olumsuz sonuç, hâkimin somutlaştırma yüküne uygun şekilde gösterilmeyen delili göz önüne almadan karar vermesidir..."şeklindedir.
İlk Derece Mahkemesince 09.10.2025 tarihli "Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıdan vekalet ücreti alacağının bulunduğunu bildirerek davalının iflas takibine yaptığı itirazın kaldırılması ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmekle birlikte dava dilekçesinde, vekalet ücreti alacağıının hangi hukuki yardımdan kaynaklandığının açıklanıp somutlaştırılmadığı anlaşılmakla davacı vekiline, hangi tarihte hangi şekilde gerçekleştirilen hukuki yardım nedeni ile davalıdan vekalet ücreti alacağının bulunduğunu açıklayıp somutlaştırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği kabul edilerek yargılamaya devam edileceğinin davacı vekiline ihtarına" şeklindeki ara karar nedeniyle davacı vekilince 16.10.2025 tarihinde dilekçe sunulduğu, ayrıca dava dilekçesi ekinde yer alan "EK-3 ...A.Ş.'ye Ait Müvekkil ... Tarafından Takip Edilen Davaların Listesi" başlıklı belge içerisinde 4 sayfa halinde tablo olarak davalının taraf olduğunun belirtildiği dava dosyalarının esas numaraları ve dosya tarafları ile birlikte bildirilmiş, daha sonra davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine yönelik karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilince dava dilekçesi ekinde vekil olarak görev yapılan davalar liste halinde bildirilmiş, ayrıca bu davalar dışında vekillik hizmetinin sunulduğu iş ve işlemler dava dilekçesi ile 16.10.2025 tarihli açıklama dilekçesinde belirtildiğine göre, bu kapsamda yapılacak araştırma ile bu iş, işlem ve davalar nedeniyle davacı tarafın avukatlık hizmetinde dolayı alacağının bulunup bulunmadığı, istifasının haklı olup olmadığının tespitine yönelik sunulan delillerin araştırılarak ve İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/292 E. sayılı dosyasındaki davacının talebinin iş bu dosyada aynı olup olmadığı, aynı ise ayrıca talep edilebilmesinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı, davacının takipteki avukatlık ücret alacağı talebi yönünden itirazın kaldırılması gerekip gerekmediği yönünden değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile delillerin değerlendirilmesi neticesinde ispat hususunda dikkate alınabilecek bir nedenden dolayı somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... E. 2025/... K. sayılı ../12/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2026