Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/191 E. 2026/1188 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/191
- Karar No
- 2026/1188
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/191 KARAR NO : 2026/1188
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2024 NUMARASI : 2023/619 Esas - 2024/763 Karar
DAVACI : ... - (VKN:...) - Sultan Orhan Mah. 1113 Sk. No:21/1 Gebze/KOCAELİ DAVALI : ... (T.C. NO:... - Kazımkarabekir Mah. Devrim Sk. No:7 İç Kapı No:1 Darıca/KOCAELİ VEKİLİ : Av.... - Hacı Halil Mah. 1207 Sok. No:1 Gebze/KOCAELİ DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/08/2023 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 16/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça Gebze İcra Müdürlüğünün 2023/21674 Esas sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini, 27.03.2023 keşide, 14.04.2023 ödeme tarihli 500.000,00.-TL bedelli takibe konu senetle ilgili davalıya borcunun bulunmadığını, bu senedin şirketle hiçbir alakasının olmadığını, senedin ... ile ... arasındaki ilişki nedeniyle ancak ...'e ait kaşe kullanılarak düzenlediğini, bu bononun şirket kayıtlarında yer almadığını, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜNE, -Davacının, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/21674 Esas sayılı takip dosyasına dayanak teşkil eden 27/03/2023 keşide tarihli, keşidecisi Sahil Peynircilik Gıda Tarım Hayvancılık ve Süt Ürünleri LTD. ŞTİ., lehtarı ... olan,14/04/2023 vade tarihli bonodan kaynaklı olarak icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı bilirkişi raporuna itiraz etmeyip bu durumu kabullendiği halde hatalı hüküm kurulmuş bilirkişi raporunda davacının, davalıya borçlu olduğu tespit edildiği halde hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere muhasebesel hatalar davalı aleyhine yorumlanması gerekir sonuç olarak rapor sonuç kısmında da belirtildiği üzere davacının davalıya borcunun sabit olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/10/2024 Tarih - 2023/619 Esas - 2024/763 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; davalı tarafından Gebze İcra Müdürlüğünün 2023/21674 E. Sayılı dosyası ile, keşide tarihi 27/03/2023, ödeme tarihi 14/04/2023 ve bedeli 500.000,00 TL olan bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takip konusu bonodan dolayı davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, senedin şirket faaliyetleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını, senedin ... ile ... arasındaki şahsi ilişki nedeniyle, davacı şirkete ait kaşe kullanılarak düzenlendiğini, senedin şirket kayıtlarında yer almadığını ileri sürerek Gebze İcra Müdürlüğünün 2023/21674 E. Sayılı takip dosyası nedeniyle müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar). İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. Az yukarıda da belirtildiği gibi, menfi tespit davalarında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ve alacağın mevcudiyetini ispat yükü davalı alacaklıya ait ise de, davanın kambiyo senedine dayanması halinde ispat yükü yer değiştirmekte olup, senet nedeniyle borçlu olmadığını ileri süren davacı bu iddiasını ispatla yükümlü bulunmaktadır. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu 500.000,00 TL bedelli bononun davacı şirketin yasal defterlerinde "ödenecek borç senetleri "hesabında kayıtlı bulunduğu, şirket kayıtlarında söz konusu senedin şirket ortağı ... ile ilişkilendirildiği, muhasebe tekniği bakımından bu kaydın doğru olmadığı, zira senedi düzenleyen ve senetten dolayı borç altına giren kişinin davacı şirket olduğu, bu nedenle senedin şirket ortağı yerine şirket borcu olarak muhasebeleştirilmesi gerektiği, davacı şirket ile davalı ... arasında cari hesap ilişkisi bulunmamakla birlikte takip konusu bononun şirket kayıtlarında ödenecek borç olarak yer aldığının açıkça tespit edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporunun yalnızca davacı lehine olduğu değerlendirilerek ispat yükünün davalıda bulunduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmişse de ulaşılan sonucun ve buna bağlı olarak verilen kararın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dosya arasına alınan ve mahkemece de hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun bütün halinde değerlendirilmesinden, raporun davacı iddiasını doğrulamadığı, aksine kural olarak ticari defterlere kayıt zorunluluğu bulunmayan takip dayanağı bononun davacı şirketin resmi ticari defterlerine şirket borcu olarak işlendiğinin tespit edildiği görülmektedir. Ticari defterlerde takip konusu senedin borç kaydı olarak yer alması, davacı şirketin senetten kaynaklanan borç ilişkisini kendi muhasebe kayıtlarında kabul ettiğini göstermektedir. 6100 sayılı Türk Ticaret Kanununun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan ticari defterler sahibi lehine delil niteliği taşımaktadır. Somut olayda davacı şirketin usulüne uygun tutulduğu belirlenen ticari defterlerinde takip konusu bononun ödenecek borç olarak kayıtlı olması karşısında, davacının senedin şirketle hiçbir ilgisinin bulunmadığı ve borç doğurmadığı yönündeki iddiası kendi ticari kayıtları ile çelişmektedir. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davasında, takip konusu borcun mevcut olmadığını ispat yükü davacı borçluya aittir. Davacı, takip dayanağı bononun şirketi bağlamadığını ve gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ve ticari defterlerdeki kayıtları, bono üzerindeki kaşe ve imzanın reddedilmemesi, bononun düzenleme tarihi itibariyle şirket müdürü tarafından imzalanmış olması dikkate alınığında davacının iddiasının doğrulamadığı anlaşılmaktadır. Aksine, az yukarıda da vurgulandığı üzere davacı şirketin kendi ticari defterlerinde takip konusu senedi şirket borcu olarak kayıt altına aldığı sabittir. Bu durumda ilk derece mahkemesince ispat yükünün hatalı şekilde davalıya yüklenmesi ve bilirkişi raporunun içeriği ile bağdaşmayacak şekilde yorumlanarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/10/2024 Tarih - 2023/619 Esas - 2024/763 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın REDDİ ile,
b-Alınması gerekli maktu 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 8.538,75 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 7.806,75 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 80.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c-Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 462,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.632,15 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/06/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*