Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1702 E. 2026/1756 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1702
Karar No
2026/1756
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/1702 Esas

KARAR NO:2026/1756 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan)İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2024/371 Esas - 2025/456 Karar

TARİH:29/05/2025

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:08/10/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya 28/07/2016 tarihli ticari teklif ile KDV dahil 73.160,00-Euro karşılığında; 24/05/2017 tarihli ticari teklif ile KDV dahil 73.160,00-Euro karşılığında ve 07/05/2018 tarihli ticari teklif ile KDV dahil 158.120,00-Euro karşılığında makineler satıldığını, her bir teklifte toplam satış bedelinin Euro cinsinden yapılacağının kararlaştırıldığını ve ödeme vadelerinin belirlendiğini, yine tekliflerde ödemelerin belirlenen vadelerde Euro cinsinden değil de TL cinsinden yapılması halinde davalının kur farkı ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu teklifleri kabul eden davalıya fatura karşılığında makinelerin teslim edildiğini, ancak davalının ödeme vadelerinde TL cinsinden ödeme yaptığını, bu nedenle birinci sözleşme kapsamında 1.356,66 Euro, ikinci sözleşme kapsamında 1.646,52 Euro, üçüncü sözleşme kapsamında 11.585,81-Euro olmak üzere toplam 17.121,65-Euro(107.678,90-TL) kur farkı alacağı oluştuğunu, bu faturanın tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının iş bu dava konusu takipten önce aynı faturaya dayalı olarak başka bir ilamsız takip başlattığını ve bu takibe itiraz üzerine arabuluculuk yoluna başvurduğunu, akabinde iş bu dava konusu aynı faturaya dayalı ikinci mükerrer takibi başlatıp bu takibe taraflarınca yapılan derdestlik itirazı üzerine yeniden arabulucuğa başvurduğu ve iş bu davayı açtığını, bu nedenle derdestlik itirazları olduğunu, taraflar arasında 2006 yılından beri cari hesap üzerinden devam eden ticari ilişki bulunduğunu, davacının 16/05/2019 tarihli mutabakat mektubu ile bu tarih itibariyle davalının davacıya ne kadar borcu bulunduğunu belirtiğini, mutabakatta belirtilen tutarın taraflarınca ödendiğini, mutabakat tarihinden sonra kesilen kur farkı faturasına itiraz ettiklerini, davalının dava dilekçesine eklenen ve kur farkına dayanak gösterilen ticari teklifleri imzalamadığını, bu nedenle bu tekliflerle bağlı olmadığını, taraflar arasında sözleşme veya teamül bulunmadıkça kur farkı talep edilemeyeceğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/05/2025 tarih ve 2024/371 Esas - 2025/456 Karar sayılı kararında; " (...) Mahkememizin 30/04/2021 tarih 2019/965 Esas 2021/280 karar sayılı kararının İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 25/04/2024 tarih 2021/2230 Esas 2024/702 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş ve dosya Mahkememize iade edilmiştir.Bu kapsamda yukarıdaki esasa yeniden kaydı yapılarak tensip zaptı hazırlanmış ve taraf vekillerine davetiye gönderilerek duruşma açılmak suretiyle anılan karar içeriği gereğince tahkikat sürdürülmüş, 24/05/2017 ve 07/05/2018 tarihli teklifler getirtilerek davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiştir.Davalı şirket yetkilisi 24/05/2017 tarihli teklifte imzasının olmadığını 07/05/2018 tarihli teklifte ise imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Mahkememizce de 24/05/2017 tarihli ticari teklif üzerinde davalının ticaret unvanını yazılı olduğu ve fakat imza bulunmadığı görülmüştür. Davacı vekiline mezkur ilam gereği 35.137.75 TL kur farkı faturasının hangi hangi satış faturasına ilişkin olarak düzenlendiği da açıklatılmıştır. Davacı vekili tarafından 30/07/2024 tarihli dilekçesinde dava konusu olmayan 30/03/2018 tarihli faturadan sonra oluşan yeni kur farkı için 05/09/2019 tarihli dava konusu kur farkı faturası kesildiği ileri sürülmüştür. Buna müteakip dosya evvelki bilirkişiye verilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiştir. SMMM Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 29/03/2025 tarihli ek raporda özetle ; tarafların usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahipleri lehine delil kudretine haiz olduğu; Dava konusu icra takibinin dayanağı, sözleşmelerden doğan 04/11/2019 vade tarihli, ... numaralı, 107.678,90 TL tutarlı kur farkı faturasının, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlıyken davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı;Davacının 07/05/2018 ve 24/05/2017 tarihli ticari teklifler ile bağlı olması ihtimalinde;24.05.2017 tarihli ticari teklifle (davalı imzası bulunmamakta olup davalı şirket yetkilisi beyanında da reddedilmektedir) ilişkilendirilen 13/07/2017 tarihli ve 73.160,00 EUR tutarlı faturadan dolayı hesaplanan kur farkının 1.646,52 EUR hesaplandığı; 07.05.2018 tarihli ticari teklifle (davalı imzası bulunmaktaysa da davalı şirket yetkilisi beyanında herhangi bir satış yapılmadığı ileri sürülmüştür) ilişkilendirilen 30/04/2018 tarihli ve 158.120,00 EUR tutarlı faturadan dolayı hesaplanan kur farkının 11.585,81 EUR hesaplandığı; Davacı vekili tarafından yapılan açıklamalarda 30/03/2018 tarihli, ... nolu ve 35.137,75 TL (KDV hariç) tutarındaki “kur farkı” faturası ile ilişkilendirilen sadece 13/07/2017 tarihli fatura olup başkaca bir fatura ilişkilendirilmediğinden 13/07/2017 tarihli faturaya istinaden hesaplanan 1.646,52 EUR ve 30/03/2018 tarihli kur farkı faturasının, ilgili kur (4,9353) ile 7.119,68 EUR olduğu dikkate alındığında bakiye 5.473,16 EUR’nun fazla olduğu ve mahsup edilebileceği; Her iki teklifle ilgili faturalar ve ödemeler dikkate alındığında toplam kur farkının, 13.232,33 EUR olduğu; 30/03/2018 tarihli, ... nolu ve 35.137,75 TL (KDV hariç) tutarındaki “kur farkı” faturası karşılığı 7.119,68 EUR’nun mahsup edilmesiyle 6.112,65 EUR kur farkı alacağının kaldığı; Dava konusu icra takibinin dayanağı fatura tarihi (05/09/2019) itibarıyla, ilgili kur (6,2558) ile 38.239,52 TL (KDV hariç), 45.122,63 TL (KDV dâhil) olarak hesaplanmış olup dava konusu icra takibinin dayanağı 05/09/2019 tarihli ve 107.678,90 TL tutarındaki faturanın 45.122,63 TL tutarındaki kısmının, davalıdan kur farkı olarak talep edilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı yönünde hesap ve görüş bildirilmiştir.Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Öte yandan fiziki olarak getirtilip incelendiği üzere davacı tarafından aynı alacağı ilişkin olarak daha önce İstanbul Anadolu 4.İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından takip yapıldığı ve itiraz üzerine takibin durduğu da anlaşılmıştır. Ancak davacının ikinci bir takip yapmasında ve ikinci dosya yönünden itirazın iptali davası açmasında her iki dosyada da borca itiraz edilmesi karşısısnda hukuki bir engel bulunmadığı, derdestlik oluşmayacağı ve davacının işbu davada hukuki yararının bulunduğu kabul ve ifade edilmelidir. Bütün bunlara göre yeniden yapılan değerlendirmede öncelikle davalının 24/05/2017 tarihli teklifte imzası bulunmamakla birlikte isticvap beyanından ve diğer delillerden anlaşıldığı üzere tarafların uzun yıllara dayalı ticari ilişkilerinin bulunması ve teklifin ticari yaşamadaki karşılığı ve hukuki niteliğine göre imza bulunmamasının teklifi geçersiz kılmayacağı düşünülmüştür.Davalı taraf 07/05/2018 tarihli teklifle ise gerek ikrarı gerekse imzası bulunduğundan kuşkusuz bağlıdır. Aslında az evvel bahsedildiği ve dosya kapsamından anlaşıldığı üzere somut olayda taraflar arasındaki yıllara sari ticari ilişki sabit olup tekliflerin bir önemi de bulunmamaktadır. Ne var ki taraflar arasında düzenlenen içeriği ve imzası inkar edilmeyen 16/05/2019 tarihli belgeye göre tarafların bakiye borç (129.544,91 TL) konusunda mutabakata vardıkları ve davalının sonuçta işbu mutabakata göre bütün borçlarını ödediği ve deyim yerindeyse ticari ilişkinin esasında mutabakat ile sonlandırılıp sıfırlandığı halde, davacı şirket tarafından bundan aylar sonra 05/09/2019 (04/11/2019 vadeli) tarihinde mutabakat ve 07/05/2018 tarihli son teklifin de öncesine ait geçmiş iş ve faturalara dayalı olarak kur farkı faturası düzenlenmesi ve üstelik iki ayrı icra takibine konu edilmesi, davalı şirket temsilcisinin samimi ve inandırıcı bulunan isticvap beyanları da değerlendirildiğinde, davacı şirketin faturayı daha önce bu yönde bir uygulaması olmadığı halde, uzun yıllardır süren ticari ilişkinin sonlandırılmasına bağlı olarak davalı şirket üzerinde ekonomik ve psikolojik baskı oluşturmak suretiyle onu cezalandırmak gayesiyle düzenlediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bu hususun,TMK'nin 2.maddesindeki dürüstlük kuralına külliyen aykırı olduğu ve hukuki olarak korunamayacak oluşu bir yana; hadiselerin gerçekleşme biçim ve zamanına göre 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davacının mutabakattan sonra önceye yönelik kur farkı faturası düzenlemesi aynı yasanın 18/2 maddesinde düzenlenen basiretli tacir gibi davranma ilkesiyle de bağdaştırılamamıştır. Zira, davacı şirketin kur farkı alacağı varsa, bunu mutabakat tarihinde gündeme getirmesi ve/veya bilirkişi görüşünün aksine ilgili metinde mutlaka geçirmesi gerekirdi. Binaenaleyh, davacının kur farkı faturasının ait olduğu ve olması gereken dönemler itibarıyla TMK'nin 6 ve HMK'nin 190 maddesi gereğince ispat edilemeyen, TMK'nin 2 ve TTK'nin 18/2 maddeleri gereğince yerinde de görülmeyen davasının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138/1, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK- ,1 vd. 117/1, 207, TTK, 16/1, 18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30, 31,33, 146, 169 vd, 187/1, 190, 191, 198, 222, 266 vd, 281,282 ) Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından davalının tazminat talebinin de reddedilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir"gerekçesi ile, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, kur farkı faturalarının mutabakattan sonra düzenlenmiş olmasını “ticari ilişkinin bitiminden sonra karşı tarafı cezalandırma kastı” şeklinde yorumladığını, subjektif saik atfında bulunduğunu; oysa: dürüstlük kuralına aykırılığın varlığının, objektif ölçütlerle ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiğini, niyet okuma içeren ifadelerin, tarafların sözleşme ve ticari uygulamalara dayalı haklarını kullanmasını engelleyemeyeceğini; davalı tarafın, ticari ilişkinin uzun yıllar boyunca aynı teklifler üzerinden yürütüldüğünü kabul ettiğini, ticari alacaklarda özellikle döviz cinsinden düzenlenen satış faturalarında, kur farkı alacaklarının doğumu ile bunlara ilişkin fatura düzenlenme tarihleri arasında belli bir süre bulunmasının ticari yaşamın olağan akışına uygun, çoğu zaman zorunlu bir uygulama olduğunu, bu hususun, alacağın varlığını ya da hak sahibinin iyi niyetini ortadan kaldırmayacağını, davacı şirket tarafından düzenlenen kur farkı faturası, mutabakat tarihinden sonra düzenlenmiş olsa da, faturaya konu olan asıl borç ve teslim tarihlerinin mutabakattan önceki dönemlere ait olduğunu; mutabakat belgesinin ise sadece ana borcun (129.544,91 TL) kapatılmasına ilişkin olduğunu ve kur farkına dair bir feragat, ibra ya da açık düzenleme içermediğini, kur farkı alacağının daha sonra faturaya bağlanmasının, kazanılmış bir hakkın kullanılmasından ibaret olduğunu, mahkemece dürüstlük kuralının, hakkın özünü sınırlayıcı ve cezalandırıcı biçimde yorumlandığını, kur farkı alacağının mutabakatla sıfırlandığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını, kur farkı alacağının doğrudan cari hesaba yansıtılabilen bir alacak olmadığını;bu alacağın doğası gereği, Türk Lirası üzerinden tutulan cari hesap dönemi kapatılmadan,davacının kur farkından doğan alacağının ne kadar olduğunun doğrudan hesaplanamadığını; kur farkı alacağının doğası itibarı ile, 16.05.2019 tarihli mutabakatta hesaplanan tutarın ödendiği gün itibariyle hesaplanabilecek bir alacak olduğunu;davaya konu alacağın mutabakatta yazan tutar tahsil edildikten sonra hesaplandığını,anapara alacağı ödenmeksizin kur farkı alacağının belirlenmesinin doğası gereği mümkün olmadığını,bilirkişi raporlarıyla, taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişki kapsamında döviz cinsinden faturalandırılmış mal satışlarına dayalı olarak kur farkı alacağının doğduğunun açık ve net biçimde ortaya konulduğunu, kur farkının taraflar arasındaki sözleşme metinlerinde yer alan “ödemenin TL bazında yapılması hâlinde farkların ayrıca tahsil edileceği” yönündeki hükme dayalı olarak hesaplandığını, bu hususun bilirkişi tarafından da teyit edildiğini, mevcut deliler, taraflarınca detaylı olarak açıklanan temel sözleşme ilişkileri, kesilen faturalar ve bu faturalara ilişkin ödenen miktarlarla; fatura tarihleri ile ödeme tarihleri arasındaki oluşan kur farkı nedeniyle düzenlenen kur farkı faturaları eşleştirmeleri de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi;istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu dairemizin 2021/2230 esas, 2024/702 karar sayılı kararı ile kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesi eksik tahkikat nedeniyle kaldırılmıştır.Mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 17.212,65-Euro bedelli ve TL karşılığı 107.678,90-TL olan 05/09/2019 tanzim ve 04/11/2019 vade tarihli kur farkı faturasına dayalı olarak, 107.678,90-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalının takibe yasal sürede itiraz ettiği, duran takibin devamı için bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Takip talebinde, alacağın dayanağı olarak 28/07/2016, 24/05/2017 ve 07/05/2018 tarihli sözleşmelerden doğan 04/11/2019 vade tarihli faturaya dayalı kur farkı alacağı gösterilmiştir.Mahkemece kaldırma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafından davalıya sözleşmelere konu ürünler için üç ayrı fatura düzenlendiği, bu faturalardan 30/05/2017 tarihli 73.160,00-Euro bedelli faturanın davacıya iade edildiği ve iadenin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu bu faturadan ötürü kur farkı talep edilemeyeceği, 13/07/2017 tarihli 73.160,00-Euro bedelli fatura için davacının 1.646,52-Euro kur farkı talep edebileceği, ancak davacının bu ikinci fatura için 30/03/2018 tarihli 35.137,75-TL bedelli ayrı bir kur farkı faturası kestiği ve bu kur farkı faturasının davalı defterlerinde de kayıtlı olup mahsubunun yapıldığı, dava konusu olmayan bu faturanın fatura tarihindeki Euro karşılığının 7.119,68-Euro olduğu, dolayısıyla ikinci fatura için de kur farkı talep edilemeyeceği; 30/04/2018 tarihli 158.120,00-Euro bedelli fatura için ise davacının 11.585,81-Euro kur farkı talep edebileceği, dava ve takip dayanağı 17.212,65 Euro (107.678,90-TL) bedelli 05/09/2019 tarihli kur farkı faturası tarihindeki kura göre davacının davalıdan talep edebileceği 11.585,81-Euro'nun TL karşılığının 85.524,64-TL olduğu, bu tutarın davalıdan talep edilebileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Taraflar arasında varlığı iddia olunan 28/07/2016 tarihli KDV dahil 73.160,00-Euro bedelli, 24/05/2017 tarihli 73.160,00-Euro bedelli ve 07/05/2018 tarihli ticari KDV dahil 158.120,00-Euro bedelli ticari teklifler incelendiğinde, her bir teklifte toplam satış bedeli ödemesinin Euro cinsinden yapılacağının kararlaştırıldığı ve ödeme vadelerinin belirlendiği, ödemelerin belirlenen vadelerde Euro cinsinden değil de TL cinsinden yapılması halinde davalının kur farkı ödeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.Dosyaya fotokopisi sunulan bu tekliflerden ilk ikisinde davalının imzasının olmadığı, 07/05/2018 tarihli sözleşmede ise davalının imzasının olduğu görülmektedir.Davacı bu üç sözleşmeye konu makineler için sırasıyla 30/05/2017 tarihli 73.160,00-Euro bedelli, 13/07/2017 tarihli 73.160,00-Euro bedelli ve 30/04/2018 tarihli 158.120,00-Euro bedelli faturalar düzenlemiş olup, bu faturaların tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, 30/05/2017 tarihli faturanın davacıya iade edildiği, dolayısıyla 13/07/2017 tarihli 73.160,00-Euro bedelli ve 30/04/2018 tarihli 158.120,00-Euro bedelli satış faturalarına konu makinelerin davalıya teslim edildiği uyumazlık konusu değildir. Yine bilirkişi tarafından davacının davalıdan 13/07/2017 tarihli fatura için de kur farkı talep edemeyeceği, zira bu fatura için daha önce dava konusu olmayan 30/03/2018 tarihli 35.137,75-TL bedelli kur farkı faturası ile tahsilat yapıldığı belirtilmiş, davacı yan bu tespite itiraz etmemiştir. Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında; 07/05/2018 ve 24/05/2017 tarihli ticari teklif asılları getirtilmiş ve davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiş, davacı şirket yetkilisi 24/05/2017 tarihli ticari teklif altında imza olmadığını, 07/05/2018 tarihli sözleşme altındaki kaşe ve imzanın şirketine ve kendisine ait olduğunu, ancak bu sözleşmeye istinaden düzenlendiği belirtilen 30/04/2018 tarihli faturanın sözleşme tarihinden önce olduğunu, sözleşme tarihinden bu sözleşme kapsamında düzenlenmiş bir fatura ve teslim edilmiş bir mal bulunmadığını beyan etmiştir.Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında davacı vekiline, dava konusu olmayan 30/03/2018 tarihli 35.137,75-TL bedelli kur farkı faturasının, hangi satış faturasına istinaden düzenlendiğini açıklamak için kesin süre verilmiş, davacı vekili 30/03/20178 tarihli kur farkı faturasının 24/05/2017 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen 13/07/2017 tarihli satış faturasına istinaden kesildiğini; ancak 07/05/2018 tarihli sözleşmeye kapsamında düzenlenen 30/04/2018 tarihli satış faturasına istinaden kesilen ve takip konusu edilen 05/09/2019 tarihli fatura bedeline, 30/03/2018 tarihli kur farkı faturası bedelinin de sehven ve mükerrer olarak dahil edildiğini beyan etmiştir.Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında daha önce rapor tanzim eden bilirkişiden ek rapor alınmış, ek raporda davacının davalıdan 24/05/2017 ve 07/05/2018 tarihli sözleşmelere istinaden düzenlenen 13/07/2017 ve 30/04/2018 tarihli satış faturaları kapsamında toplam 13.232,33-Euro kur farkı talep edebileceği; ancak davacının 13/07/2017 tarihli faturaya istinaden yalnızca 1.646,52-Euro kur farkı talep edebilecekken, 30/03/2018 tarihli 35.137,75-TL tutarlı kur farkı faturası ile fazladan 5.473,16 Euro tahsil ettiği, bu tutar mahsup edildiğinde davacının 6.112,65-Euro kur farkı alacağının kaldığı, bu tutarın takip dayanağı 05/09/2019 tarihli kur farkı faturası tarihi itibariyle TL karşılığının 45.122,63-TL olduğu, davacının talep edebileceği kur farkı alacağının da bu tutar olduğu kanaatini bildirmiştir.Mahkemece; taraflar arasında 16/05/2019 tarihli mutabakat ile davacının davalıdan 129.544,91-TL alacağı bulunduğu hususunda tarafların anlaştıkları ve davalının 16/05/2019 ve 07/06/2019 tarihli ödemeler ile bakiye borcu kapattığı,davacının borcun kapatılmasından sonra 05/09/2019 tarihinde mutabakata aykırı şekilde kur farkı faturası kesmesinin basiretli tacir ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddedildiği görülmüştür.Dosya içeriği belgelere göre; davacı tarafından takip talebinde her ne kadar takip dayanağı kur farkı faturasının dayanağının 28/07/2016, 24/05/2017 ve 07/05/2018 tarihli sözleşmeye dönüşmüş ticari teklifler olduğu belirtilmiş ise de; davacı vekilinin kaldırma ilamı sonrasında sunmuş olduğu 09/12/2024 tarihli açıklama dilekçesi ile; takip dayanağı faturanın 07/05/2018 tarihli teklife istinaden düzenlenen kur farkı faturası olduğunun, ancak bir önceki sözleşmeye istinaden düzenlenen ve tahsil edilen kur farkı faturası tutarının sehven bu fatura içeriğine mükerrer olarak dahil edildiğinin beyan edilmesi karşısında, dava konusu uyuşmazlık davacının davalıdan 07/05/2018 tarihli sözleşmeye istinaden düzenlendiği anlaşılan 30/04/2018 tarihli faturadan ötürü davacının kur farkı alacağının varlığı ve miktarı hususunda toplanmaktadır. Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında alınan ek bilirkişi raporunda kur farkı hesabı yönünden yeni bir inceleme yapılmamış, dairemizce denetime elverişli bulunmayan önceki rapordaki hesaplara atıfla yetinilerek, yalnızca dava konusu olmayan 30/03/2018 tarihli kur farkı faturasında fazla tahsil edildiği ileri sürülen bedelin mahsubu ile yetinilmiştir.Dairemizce kök rapor ekinde bulunan tarafların muavin defter dökümleri ve cari hesapları incelendiğinde; 30/04/2018 tarihli 158.120,00-Euro bedelli, TL karşılığı 776.732,88-TL olarak belirtilen faturanın 30/04/2018 tarihinde her iki tarafın defterlerine aynı tutarla kaydedildiği, fatura konusu emtia ile 07/05/2018 tarihli sözleşme konusu emtianın özellik ve adet ve bedelleri itibariyle aynı oldukları, sözleşme bedelinin fatura bedelini yansıttığı, yine davalı tarafından yapılan ödemelerin sözleşmede belirtilen vadeler ile uyumlu olduğu, sözlü olarak varılan anlaşma koşullarının fatura tarihinden yedi gün sonra yazılı hale getirilmesinin mümkün bulunduğu da nazara alındığında, davalının 30/04/2018 tarihli faturanın 07/05/2018 tarihli sözleşmenin ifasına ilişkin olmadığına yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği, anılan sözleşmenin 2 adet "... vibrasyonlu yol silindiri " makinesinin KDV hariç 134.000,00-Euro bedelle davalıya satışına ilişkin olduğu, sözleşmenin ödeme başlıklı dördüncü maddesinde KDV dahil toplam Euro bedelin davacıya 36.800,00-Euro sipariş ve sözleşme sırasında, bakiye tutarın ise 01/07/2018 vadeli 20.260,00-Euro, 01/09/2018 vadeli 20.260,00-Euro, 28/09/2018 vadeli 20.000,00-Euro, 01/11/2018 vadeli 20.260,00-Euro, 01/01/2019 vadeli 20.260,00-Euro ve 01/03/2019 vadeli 20.260,00-Euro vadeli çeklerle ödeneceğinin, ödemelerin TL bazında yapılması halinde, ödeme tarihinde geçerli olan TCMB Euro efektif satış kuru dikkate alınarak hesaplanacak kur artış ve azalışında doğan farkların ayrıca tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.Her iki tarafın ticari defterlerine göre davalı tarafından davacıya bu sözleşme ve faturaya istinaden 02/05/2018 tarihinde 184.800,00-TL havale yolu ile gönderilmiştir.Bilirkişi raporunda yapılan tespitin aksine 09/05/2018 tarihinde davalı tarafından davacıya yine her iki taraf defterlerine göre her biri 100.000,00-TL tutarlı, sırasıyla 01/07/2018, 28/09/2018, 01/11/2018, 01/01/2019 ve 01/03/2019 vadeli beş adet senet verilmiştir. Ayrıca 01/10/2018 tarihinde 25/11/2018 keşide tarihli 130.000,00-TL bedelli ve 07/11/2018 tarihinde 15/11/2018 keşide tarihli 133.330,00-TL bedelli iki adet çek verilmiştir. Böylece davalının davacıya ilgili sözleşme ve tanzim tarihinde kura göre 776.732,88-TL tutarlı fatura karşılığında havale,çek ve bono teslimi yolu ile toplam 948.130,00-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Bono ve çek bedellerinin ödendiği de ihtilaf konusu değildir.Öncelikle davacının 02/05/2018 tarihinde yaptığı toplam 184.800,00-TL lik ödemenin 02/05/2018 ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığına göre ( 1 Euro = 4,6936-TL) Euro cinsinden değeri 37.231,04- Euro olup, sözleşmede kararlaştırılan sipariş ve sözleşme tarihinde ödenecek 36.800,00-Euro'dan fazlası ödenmiş olup, bu kısım yönünden kur farkı oluşmamıştır.Davalı tarafından verilen bonoların vade tarihleri itibariyle Euro karşılıkları hesaplandığında, 01/07/2018 vadeli bononun, vade tarihinde kura göre Euro karşılığı (1 Euro =5,3268-TL) 18.772,99-Euro;28/09/2018 vadeli bononun, vade tarihinde kura göre Euro karşılığı (1 Euro =6,9735-TL) 14.340,00-Euro; 01/11/2018 vadeli bononun, vade tarihinde kura göre Euro karşılığı (1 Euro =6.3561-TL) 15.732,92-Euro; 01/01/2019 vadeli bononun, vade tarihinde kura göre Euro karşılığı (1 Euro =6,0621-TL) 16.495,94-Euro; 01/03/2019 vadeli bononun, vade tarihinde kura göre Euro karşılığı (1 Euro = 6,0963-TL) 16.403,39-Euro olduğu tespit edilmektedir. Davalı tarafından davacıya verilen çeklerin keşide tarihleri itibariyle Euro karşılıkları hesaplandığında; 15/11/2018 keşide tarihli çekin, keşide tarihindeki kura göre Euro karşılığı (1 Euro =6,1513-TL) 21.675,09 Euro; 25/11/2018 keşide tarihli çekin, keşide tarihindeki kura göre Euro karşılığı (1 Euro =6,0241-TL) 21.579,98-Euro olduğu tespit edilmektedir. Buna göre davalının davacıya yaptığı toplam 948.130,00-TL tutarlı ödemenin, ödeme tarihlerine göre Euro karşılığı 162.231,35-Euro değerindedir. Davalı tarafından davacıya havale ile yapılan ödemeler dışında, bono ve çek ile TL cinsinden yapılan vadeli ödemelere kur farkından oluşabilecek eksikliğin önceden yansıtılmış olduğu, davalının ödemelerinin 30/04/2018 tarihli KDV dahil 158.120,00-Euro bedelli faturayı karşıladığı, herhangi bir kur farkı alacağının bulunmadığı, nitekim tarafların defterlerinde karşılıklı açık hesaplarını döviz cinsinden değil, TL cinsinden tuttukları, davacının kendi defterlerine göre 16/05/2019 tarihli mutabakatta belirtilen borcun ödenmesi ile hesap bakiyesini 07/06/2019 tarihi itibariyle sıfırladığı, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp, ilişki açık hesaba göre yürütüldüğünden, sözleşmeye istinaden doğması mümkün bir kur farkı alacağının mutabakat tarihinden sonra tanzimi mümkün olsa da, yukarıda belirtildiği üzere davacının herhangi bir kur farkı alacağının bulunmadığı, mahkemece davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddinin yerinde olmadığı, ne varki bu yanılgının yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmıştır. Mahkemece davalının kötü niyet tazminatı istemi reddedilmiş olup, davalının bu karara karşı istinafı bulunmadığından,dairemizce de kötü niyet tazminatı istemi reddedilmiştir.Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,(Kapatılan)İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2025 tarih ve 2024/371 Esas 2025/456 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,

2-Davanın REDDİNE,

3-Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

4-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.300,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 568,50-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından sarf edilen 420,00-TL tebligat/posta gideri olan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

11-Davacı tarafından sarf edilen 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 300,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 1.983,10-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

12-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1702, K. 2026/1756, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1702-e-2026-1756-k-27b5abd64145