Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/310 E. 2026/1761 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/310
Karar No
2026/1761
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/310

KARAR NO: 2026/1761

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(KAPATILAN İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ )

TARİHİ: 28/06/2022

NUMARASI: 2021/273 Esas - 2022/582 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının ile davalı şirket arasında yapılan 12/04/2019 başlangıç tarihli nakliye sözleşmesi gereği aylık kira bedeli olarak... ...plaka sayılı araçların her biri için 6.500,00 TL + KDV olarak yıllık sözleşme yaptığı, davacının nakliye işini yaparken almış olduğu yakıta ilişkin fatura bedelleri davalı şirket tarafından ödenmediği, davacının davalı şirket araçların birikmiş fatura bedelleri ve son olarak da Eylül ayına ait kira ücretinin de ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini, davacının ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak davalı şirketin icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz etmesi üzerine icra takibi durduğunu, davalı şirketin haksız ve kötü niyetle icra takibine itiraz ederek takibi durdurması, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğu, İstanbul Anadolu 19.İ cra Müdürlüğü... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği; taraflar ...' nun T.C. sınırları içerisinde depolarından veya belirteceği tesislerden teslim alacağı malzeme, ürün vb. eşyaları yine ... tarafından tanımlanacak bölgeler içerisinde nakliye dağıtımı, boşaltma faaliyetlerini belirtilen genel ve özel şartlar çerçevesinde yerine getirmesi ve ...'nun bu hizmetlerin bedelini sözleşmede belirlenen bedeller üzerinden ödenmesi, ...'nun müşterilerine ait emtianın taşıması davacı/ tedarikçi tarafça gerçekleştirilmesi konusunda taraflar mutabık kaldığını, davacı dava dilekçesi ile her ne kadar aylık kira bedelinin 6500+KDV olarak yıllık sözleşme yapıldığını iddia etmişse de bu durum gerçeği yansıtmadığını, davalı şirket, taşıma işleri organizatörü olup müşterilerine ait emtiaların davacı gibi alt taşıyıcılar tarafından gerçekleştirerek emtiaların yerine sorunsuz ve süresinde ulaşmasını temin ettiğini, bu kapsamda ...'nun, davacı ve onun gibi tüm tedarikçilerine BP yakıt kartı teslim ederek tedarikçilerin yakıt alımını bu şekilde sağladığını, tedarikçiler ve tabii davacı da bu anlaşma gereği nakliye ve yakıt bedeli faturası düzenleyerek davalıdan ödeme talep ettiğini, davalı tarafından tedarikçi/alt taşıyıcıların alacaklarını BP'e ödenen yakıt bedellerini mahsup ederek alacaklarını ödendiğini, taraflar arası anlaşma bahse konu araçlar bakımından kiralama ücreti + KDV + yakıt şeklinde olmakla birlikte, yakıtın davalının davacıya teslim etmiş olduğu BP Yakıt Kartları ile alınması sebebi ile yakıt ücreti mahsup edilerek davacıya ödeme yapıldığını, zira davacı tarafça bu husus kabul edilmiş olmakla, sözleşme süresi boyunca herhangi bir itirazda bulunmaksızın ticari ilişkiye devam ettiğini, davalı tarafından tüm hakedişlerin davacıya ödenmiş olması ve ticari ilişki boyunca davacının bu hususta hiçbir itirazı olmamasına rağmen davacı tarafça kötü niyetli olarak müvekkili şirket aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü 2020/16775 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, açıklanan nedenlerle davacının haksız alacak taleplerine ve dosyaya itiraz edildiği, davacının haksız ve hukuka aykırı davanın tümden reddi ile neticeen istanbul .... İcra Müdürlüğü 2020/16775 E. sayılı dosyasında mevcut takibin iptaline, davacı icra takibinde tamamen kötü niyetli olup haksız kazanç sağlama çabasına girişmesi sebebi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, savunma, alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından davacının defterlerinin HMK 222 maddesine göre usulünce tutulmadığı dolayısıyla davacı lehine delil vasfında olmadığı, davacının iddia ettiği faturalardan kaynaklı alacağı için tahsil etmek amacıyla icra dosyasına ibraz ettiği faturaları defter kayıtlarına aldığı, fatura tutarlarının nakit tahsilat yapılarak defter kayıtlarına işlendiği, defter kayıllarına göre davacının davalıdan bir alacağının olmadığının talimat mahkemesi kanalıyla yapılan defter incelemesi ile tespit edildiği, davacının yemin deliline de dayanmadığı, bu kapsamda davacının iddialarını ispatlayamadığı, yine davacının davalı defterlerinin de incelenmesi talebinin ise kendi defterlerindeki tespitler doğrultusunda gerek görülmemesi nedeniyle reddine , ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Raporda faturaların ödemesi ile ilgili 24 Aralık 2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazete Yayınlanan Vergi Usül Kanunu 459 nolu Genel Tebliği göz ardı edilmiş eski usül faturalandırmaya göre değerlendirme yapılmış ayrıca karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesi gerektiğinden hiç bahsedilmediğini, davacı ...'nun mali müşaviri ticari defterini 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Kanunu gerektiren hükümler çerçevesinde yasal defterlere kayıt edilmesi gereken fatura, banka dekontu ve ekstreleri süresi içinde kayıtlara almamakla; mükellefi davacı ...’nun kusuru olmadığı halde, hataya sebep olduğunu, ancak TTK mad. 25/2.'de “fatura kabulü faturadan doğan mal ve hizmeti tesliminden sonra düzenlenmiş ve 8 gün içinde itiraz edilmemişse fatura kabul edilmiş sayılır” denildiğini, bu sebeple davacı ... nun ... ...A.Ş.'ye kestiği ve icra takibine konu faturaların davalı şirket kayıtlarına girdiği tarihten itibaren davalı şirket tarafından 8 günlük süresi içinde itiraz edilmediği için kabul edilmiş sayılacağını, Vergi Usül Kanunu yönünden davacının BS formu ve davalının BA formları incelendiğinde icra dosyasına konu faturaların karşılıklı olarak hem davacı hem de davalı beyanlarında mevcut olduğunun görüleceğini,

bilirkişi tarafından eksik ve hatalı olarak faturalar ödenmiş olarak değerlendirildiğini, oysa faturanın düzenlendiği tarih faturaların ödemesi ile ilgili 24 Aralık 2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazete Yayınlanan Vergi Usül Kanunu 459 nolu Genel Tebliğden 4 yıl sonra düzenlenmiş bir fatura olduğunu, böyle bir raporun kabul edilemeyeceğini, ayrıca TTK. madde 222/ 5 fıkra gereği davalının da yasal defterleri istenerek defter kayıtları ve banka ödeme kayıtları esas alınarak ek rapor hazırlanması gerektiğini, esas sözleşmede 10. Madde ve Ek-2 Sözleşmesinde lll. Maddeye göre davalı fatura kesildikten 45 gün sonra fatura bedelini banka havalesi olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dolayısıyla maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından karşı tarafın defterlerinin de incelenmesi ve itirazları doğrultusunda ek rapor alınması talep edilmiş ise de bu talebinin kabul edilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava; taraflar arasında imzalanan yurtiçi nakliye hizmetleri satış sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının takip konusu faturalar nedeniyle davacıya borçlu olup olmadığı noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında .... İcra Müdürlüğünü ...Esas sayılı takip dosyasında, " Ödenmeyen Yakıt Ücreti" sebebine dayalı olarak 204.334,89 TL asıl alacak, 18.341,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 222.675,90 TL alacağın tahsili istemiyle 08.07.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacı tarafın sahibi lehine delil olma niteliğine sahip olmayan ticari defterlerine göre takip konusu 6 faturanın davacının defterlerinde nakit tahsilat olarak kayıtlı olduğu, davacının kayıtlarına göre takip konusu yaptığı faturalar nedeniyle davalıdan bir alacağının bulunmadığı, davalının davacıya yaptığı bir kısım ödemelerin yasal defter ve kayıtlarına alınmadığı tespit edilmiştir. Davacının kendi defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasına, davalının ticari defterlerinin incelenmesinin de sonuca etkisi olmamasına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile 651,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle 08/10/2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/310, K. 2026/1761, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-310-e-2026-1761-k-6ef4e31d432f