İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/644 E. 2026/697 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/644
- Karar No
- 2026/697
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/644 Esas KARAR NO : 2026/697
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 28/08/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ - İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine, ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ile keşidecisi müvekkili şirket, lehtarı .. Şti. olan...Bankası ... Şubesine ait, ... seri numaralı, 13.02.2025 keşide tarihli ve 352.000,00 TL bedelli çeke dayanılarak 413.259,33 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe konu çekteki keşideci imzasının müvekkili şirkete/yetkilisine ait olmadığını, davaya ve takibe konu çekin rehin/teminat amacıyla ciro yoluyla elde edildiğini, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından çekin teminat amacıyla devir alınması durumunda alacaklı bankanın yetkili hamil sıfatını kazanamayacağını ve çeke dayalı hakları kullanamayacağını, çekin önceki cirantanın bankaya olan borcunun teminatı olarak alınmış olması sebebiyle davalının önceki hamilden asıl alacağını tahsil edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, zira bankanın müşterisi olan önceki cirantadan kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağını tahsil etmiş olması halinde bu alacağın teminatı olarak alınan davaya konu çekten kaynaklı alacağın sönümleneceğini, müşteki banka ile bankanın müşterisi ... Ltd. Şti. 3. kişi konumunda olduğundan ve müvekkilinin taraflar arasındaki bu ilişkiye yabancı olduğundan bankanın bu müşterisinden alacağını tahsil edip etmediğini bilmesi mümkün olmadığını, arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamadığını beyanla takibe konu çekteki imza müvekkiline ait olmadığından ve rehin amacıyla ciro edilen çek sebebiyle davalı banka yetkili hamil sıfatına haiz bulunmadığından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA /Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, kambiyo senetlerine özgü takipte borca itirazın İİK m. 169/a gereğince resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatlanması gerektiğini, davacının borçlu olmadığını kanıtlayan hiçbir yazılı delil sunamadığını, dava konusu çek üzerinde şirket kaşesi ile münferit şirket yetkilisi ...'ın vasıflı imzasının yer aldığını, imza inkârının takibi sürüncemede bırakma amaçlı olduğunu, vekâletnamedeki imza ile yapılacak kıyaslamayla dahi imzanın borçluya ait olduğunun anlaşılabileceğini, gerekirse resmi kurumlardan celp edilecek imza asılları üzerinden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, çekin teminat amacıyla değil, lehtar şirketin kredi borcuna mahsuben temlik cirosu ile devralındığını, üzerinde tahsil veya rehin kaydı bulunmayan çek dolayısıyla müvekkili bankanın yetkili ve meşru hamil konumunda olduğunu, çekin illetten mücerret olduğunu, neyin teminatı olduğunun senet metninden anlaşılamadığını ve bu neviden şahsi def'ilerin iyiniyetli üçüncü kişi durumundaki bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, güven müessesesi olan bankanın kötü niyetli takip başlatmasının söz konusu olamayacağını, davacının alacağa geç kavuşulmasına sebebiyet verdiğini beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, İİK m. 170 uyarınca %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile %10 para cezasına, kabul edilmemesi halinde alacağın geciktirilmesi sebebiyle İİK m. 72/4 gereğince %20'den aşağı olmamak üzere tazminata ve nihayetinde yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR / Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, davacı şirketin ticaret sicil kaydı celbedilmiş, davalı bankanın İTO kaydı çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...Esas ve ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyaları UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmış ve davacı şirket yetkilisinin imza örneklerinin alınması için talimat yazılmıştır. Mahkememizin 26/02/2026 tarihli duruşmasının (6) numaralı ara kararı ile; "Davacı vekiline; müvekkili şirket yetkilisinin ayakta sağ elle, ayakta sol elle, oturarak sağ elle ve oturarak sol elle olmak üzere ve her birinden en az birer sayfa olacak şekilde imza örneklerinin alınması için ... Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına," dair karar verilmiş ve işbu doğrultuda ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyasında ... adına elektronik ortamda çıkarılan e- davetiyenin tebliğ edildiği ancak hazır olmadığından bahisle talimatın işlemsiz kapatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizin 09/07/2026 tarihli duruşmasında davacı vekili; ''...müvekkilimiz İstanbul da ikamet etmektedir kendisine celse arasında hazır edebiliriz.'' şeklinde beyanda bulunmuş ve fakat müvekkilini celse arasında hazır etmediği gibi, aynı celsenin (4) numaralı ara kararı uyarınca Mahkememizce davacı şirket yetkilisi adına yapılan meşruhatlı isticvap davetiyesinin ilgilisine usulüne uygun tebliğ edildiği ancak davacı şirket yetkilisinin duruşmada hazır olmadığı tespit edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE / Dava, menfi tespit davasıdır. HMK'nun 320/2.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının, davaya konu ve ... Banka Alacakları İcra Dairesinin 2... Esas sayılı takibine dayanak olan ... Şubesine ait, ... seri numaralı, 13/02/2025 keşide tarihli, keşidecisi ... Şti. Olan ve 352.000,00-TL bedelli çekten ve işbu çeke dayalı olarak başlatılan takipten ötürü davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu ise borçlu olduğu miktarın varlığı ve miktarı ile tarafların kötü niyet tazminatı istemlerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845). TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı). 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesi: ''Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.'' şeklindedir Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Talimat sayılı dosyası, bunun akabinde davacı vekilinin 09/07/2026 tarihli duruşmadaki beyanı, davacı vekilinin beyanı üzerine Mahkememizin aynı tarihli celsesinin (4) numaralı ara kararı uyarınca davacı şirket yetkilisi adına yapılan meşruhatlı isticvap davetiyesinin ilgilisine usulüne uygun tebliğ edildiği ancak davacı şirket yetkilisinin duruşmada hazır olmadığı anlaşılmakla Mahkememizce davaya konu ve ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı keşidecisi ... Şirketi olan ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait ... seri nolu 13.02.2025 keşide tarihli 352.000,00 TL bedelli çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğuna dair vakıanın davacı tarafça ve davacı şirket yetkilisince ikrar edilmiş sayılmasına karar verilmiştir. İşbu kararın verilmesinde yukarıda belirtilen hususlara ek olarak MK md.2 hükmü ve Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının safahatı da nazara alınmıştır. Yine davacının davalı bankaya karşı çekin teminat senedi hükmünde olduğu ve kredi borcunun ödenmesi sebebiyle çekin bedelsiz kaldığına yönelik vakıalar yönünden yapılan incelemede ise; dava konusu çekin teminat senedi olduğuna yönelik çek üzerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, yine dava konusu çekin teminat senedi niteliğinde olduğuna dair dosya kapsamına başkaca delil sunulmadığı anlaşılmakla anılan vakıanın davacı tarafça ispat edilemediği, bedelsizlik definin şahsi defi olması sebebiyle bankadan önceki ciranta tarafından bankaya karşı ileri sürülebileceği, bedelsizlik definin mutlak defi olmaması sebebiyle davacı tarafça davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği kanaatiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olması ve fakat dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olsa da teminatın yatırılmadığı bu nedenle ihtiyati tedbir kararının uygulanamadığı anlaşılmakla Mahkememizce davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle Mahkememizce aşağıda yazılı bulunan hüküm tesis olunmuştur. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının peşin olarak alınan 7.057,44 TL peşin harcın mahsubu ile fazlaca alınan 6.325,44 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 66.121,49 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan delil avanslarından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/09/2026
Katip ¸
Hakim ¸
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*