İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/405 E. 2026/570 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/405
Karar No
2026/570
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/405 Esas - 2026/570 T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/405 KARAR NO: 2026/570

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/03/2024

BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN .....E-......K. SAYILI DAVA DOSYASI DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : TEMLİK EDEN: TEMLİK ALAN: VEKİLİ :

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2024 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında temizlik malzemesi satışı hususunda anlaşma sağlandığını, bu kapsamda müvekkili tarafından ...... Bankası .... Şubesine ait 30.03.2024 tarihli ve ..... seri numaralı, 30.04.2024 tarihli ve .... seri numaralı, 19.04.2024 tarihli ve .... seri numaralı ile 30.05.2024 tarihli ve ..... seri numaralı her biri 500.000,00 TL bedelli dört adet çekin davalıya teslim edildiğini, ayrıca davalının talebi doğrultusunda dava dışı şirkete 24/12/2023 tarihinde toplam 330.000,00 TL peşin ödeme yapıldığını, buna karşın davalı tarafça hiçbir mal teslimi gerçekleştirilmediğini ve kendisiyle iletişime geçilemediğini, Yenimahalle ..... Noterliği’nin 04.03.2024 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedilerek çeklerin iadesinin talep edildiğini ve 06/03/2024 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen sonuç alınamadığını, arabuluculuk sürecinde de 20.03.2024 tarihli son tutanak uyarınca anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek; dava konusu dört adet çek yönünden öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise belirlenecek teminat karşılığında bankaya ibraz edilmemesi, ödenmemesi ve takibe konulmaması hususunda ihtiyati tedbir, aksi halde ödeme ve ciro yasağı kararı verilmesini, çekler nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile çeklerin iadesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla nakit ödemeler ile teslim edilen çekler için şimdilik 1.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte istirdatını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ....... Esas ve Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ...... Esas sayılı icra dosyaları için; HMK 209. Madde birinci fıkra uyarınca takip konusu..... Bankası .... Şubesine ait 30.03.2024 tarihli 500.000,00 TL bedelli,.... seri numaralı, .... Bankası ..... Şubesine ait 30.04.2024 tarihli 500.000,00 TL bedelli, ..... seri numaralı,..... Bankası A.Ş. ....Şubesine ait 19.04.2024 tarihli 500.000,00TL bedelli,.... seri numaralı çeklerden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına konu edilmeyen ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait 30.05.2024 tarihli 500.000,00 TL bedelli, .... seri numaralı çeke ilişkin olarak haksız ve borçlu olunmadığı halde ödeme yapılmış olması sebebi ile 500.000,00 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesine, Dava konusu icra dosyalarının menfi tespit sonucu iptaline karar verilmesine, İşbu mahkemeniz dosyasının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, Alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak açılan icra takipleri nedeniyle %20 den az olmamak üzere ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalarak davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Asıl davada davalı taraf cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. Birleşen dosya davalı/temlik eden Fibabanka vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: takibin Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin .... sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, tarafların adreslerinin mahkemenin yetki alanında bulunmadığını ve yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın arabuluculuk dava şartı usulünce tamamlanmadan açıldığını ve zamanaşımı ile hak düşürücü sürelerin dolduğunu, HMK m. 209 kapsamında bir talep ile çeklerde imza inkarı, sahtelik ya da tahrifat iddiasının olmadığını, davacının lehtar konumundaki davalı şirket ile arasındaki ticari ilişki kapsamında malların teslim edilmediği yönündeki bedelsizlik defini TTK m. 818 yollamasıyla TTK m. 687 uyarınca iyiniyetli yetkili hamil olan müvekkili bankaya karşı ileri süremeyeceğini, bankanın kötüniyetli iktisapta bulunduğuna dair delil ve iddia sunulmadığını, ilgili ceza soruşturmasında şikayetten vazgeçme ve uyuşmazlığın hukuki mahiyette olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davanın borcu geciktirmek ve mal kaçırmak amacıyla kötüniyetle açıldığını belirterek öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, arabuluculuk dava şartı yokluğu ve zamanaşımı nedenleriyle usulden, aksi halde esastan davanın reddini, haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalı Mahkeme Kararıyla Ünvanı Terkin Edilen Kurumsal Endüstriyel Temizlik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Tepe Kurumsal Endüstriyel Temizlik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) vekili cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. DELİLLER : Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ..... Esas ve..... Esas sayılı dosyaları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Asıl ve birleşen davada dava; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Bilindiği gibi İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Bu doğrultuda somut olaya gelince; davacı davaya konu kambiyo senetlerinin bedelsizliğine ilişkin delillerini sunmuş bu doğrultuda bilirkişi incelemesi yapılmış, alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacının davalıya borçluya borçlu olmadığı gibi aksine çek miktarı kadar alacaklı olduğu belirlenmiştir.Bu nedenle davacının davaya konu çeklerden dolayı borçlu olmadığına hükmedilmiş, birleşen davada ise davalı tarafın (temlik eden banka) bile bile borçlu zararına iktisap ettiği yazılı delillerle kanıtlayamadığı anlaşıldığından birleşen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın kabulü ile, davacının davalıya davaya konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının istirdat talebinin reddine, 2-Birleşen davanın reddine, 3-Asıl Dava Yönünden; a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 136.620,00TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 34.172,08TL harcın mahsubu ile bakiye 102.447,92TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 34.172,08TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı olmak üzere toplam 34.599,68TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b-Davacı tarafından sarf edilen 6.000,00TL bilirkişi ücreti ve 1.450,00TL tebligat ve posta gideri olmak üzere 7.450,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.600,00TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, c)Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 298.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Birleşen Dava Yönünden; a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 34.155,00TL harçtan mahsubu ile bakiye 33.423,00TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b)Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.800,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, c-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 298.140,00,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı Sümer varlık vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026

Başkan ..... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ....e-imzalı Katip .....e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/405, K. 2026/570, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-405-e-2026-570-k-3f172d5500ec