Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1603 E. 2026/2201 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1603
- Karar No
- 2026/2201
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1603 KARAR NO : 2026/2201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN D.İŞ KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/07/2026 NUMARASI : 2026/201 D.İş Esas 2026/202 D.İş Karar DAVA : İHTİYATİ TEDBİR KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026
Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak yapılan değişik iş yargılamasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen değişik iş karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 13/07/2026 tarihli değişik iş sayılı kararda; "Talep eden vekili talep dilekçesinde; müvekkili tarafından 31/07/2026 keşide tarihli, 3.000.000 TL bedelli çek ile 15/07/2026 keşide tarihli, 3.000.000 TL bedelli çeklerin, davalı lehtara herhangi bir borç ilişkisine dayanmaksızın tamamen hatır çeki mahiyetinde verildiğini, çeklerin, müvekkili tarafından yalnızca imzalanarak açığa ve boş vaziyette davalı lehtara teslim edildiğini, çeklerin üzerindeki bedel, keşide tarihi ve diğer unsurların müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında, aradaki anlaşmaya aykırı olarak davalı ......Şirketi tarafından sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin çeklerin üzerine hangi tarihin atıldığını, hangi bedelin yazıldığını ve çeklerin kime, hangi kuruma verildiğini ancak davalı şirket yetkilisi ile sonradan yapılan görüşmeler neticesinde öğrenebildiğini, müvekkili ile davalı lehtar arasında mal teslimi veya hizmet ifası bulunmadığını, çeklerin, taraflar arasındaki ticari güvenin tesisi amacıyla verilmiş olup, çeklerin verilmesine dayanak teşkil eden herhangi bir temel alacak doğmadığını, müvekkilinin, davalı lehtara hiçbir borcu bulunmadığı halde, davalı lehtarın çekleri iade etmek yerine kötüniyetli olarak diğer davalı bankaya kredi teminatı olarak ciro ve teslim ettiğini, davalı lehtarın piyasadaki birçok çekinin karşılıksız çıktığını, ödeme gücünün bulunmadığını, davalı bankanın, basiretli bir tacir ve profesyonel bir finans kuruluşu olarak, lehtarın bu mali durumunu, karşılıksız çeklerini ve piyasadaki ödeme aczini Findeks/KKB sistemleri üzerinden görebilecek ve bilebilecek durumda olduğunu, davalı bankanın, herhangi bir mal veya hizmet satışına dayanmayan bu hatır çeklerini teminat olarak kabul etmesinin, çeklerin keşide tarihi ile lehtarın mali acze düştüğü tarih arasındaki kronolojik uyumsuzluğu incelememesinin, çekleri devralırken iyiniyetli olmadığını ve TTK m. 687/2 anlamında bile bile müvekkilinin zararına hareket ettiğini, en azından ağır kusurlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, geçmiş tarihli çekler ve yapılan açıklamalar göz önüne alındığında, talebe konu çekler yönünden de müvekkilinin ödeme zorunda bırakılması ve mağduriyet yaşaması olasılığının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı bankanın, lehtarın ödeme aczini bilmesine rağmen, batık bir krediyi kurtarmak veya teminat açığını kapatmak amacıyla kötüniyetle çekleri devraldığını, davalı lehtara ait 10.07.2026 tarihli findeks risk raporunun, davalı şirketin dava konusu çekleri teminat olarak ciro ettiği tarihler itibarıyla ciddi bir finansal darboğaz içerisinde bulunduğunu ve bankacılık sistemi nezdinde yüksek riskli müşteri niteliğinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, rapora göre davalı şirketin; 17 ayrı finans kuruluşu nezdinde ticari kredi ilişkisi bulunduğunun, 14 adet gecikmedeki kredi hesabının mevcut olduğunun, 9.126.693 TL tutarında gecikmiş kredi borcu bulunduğunun, toplam ticari kredi riskinin 374.201.129 TL seviyesinde olduğunun, toplam kredi limitinin ise 591.338.621 TL olduğunun, ticari kredi kartları, ticari krediler, rotatif krediler ve ticari KMH hesapları dahil birçok kredi ürününde gecikmeler yaşadığının son üç yıllık risk gelişimine bakıldığında kredi kullanımının ve finansal yükümlülüklerinin olağanüstü ölçüde arttığının, tespit edildiğini, bunun yanında raporda, davalı şirketin çeşitli bankalar nezdinde çok sayıda gecikmeye düşmüş kredi hesabının bulunduğunu, bazı bankalarda yüksek tutarlı gecikmiş borçlarının mevcut olduğunu ve finans kuruluşları bakımından önemli ölçüde kredi riski oluşturduğunun açıkça görüldüğünü, özellikle 14 adet gecikmiş hesap ile 9.126.693 TL gecikmiş borç bulunmasının davalı şirketin ödeme kabiliyetinin ciddi şekilde zayıfladığını gösterdiğini, bu veriler karşısında, davalı.... Bankası A.Ş. gibi profesyonel bir finans kuruluşunun, kredi teminatı olarak devraldığı çekleri kabul ederken davalı .... şirketinin finansal durumunu KKB/Findeks kayıtları üzerinden görme ve değerlendirme imkânına sahip olmadığının ileri sürülemeyeceğini, aksine, bankaların kredi tahsis ve teminat kabul süreçlerinde müşterilerine ilişkin Findeks/KKB kayıtlarını incelemelerini, kredi risk analizini yapmalarını ve teminatın hukuki güvenilirliğini değerlendirmelerini, basiretli tacir olmanın ve bankacılık faaliyetinin doğal bir gereği olduğunu, davalı bankanın, ödeme güçlüğü içerisinde bulunan, davalı lehtar şirketten herhangi bir ticari mal veya hizmet ilişkisine dayandığı araştırılmaksızın dava konusu çekleri kredi teminatı olarak kabul etmek suretiyle gerekli araştırma ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu durumun, bankanın TTK m.687/2 kapsamında iyiniyet iddiasında bulunamayacağını, en azından müvekkilinin zararına hareket edecek şekilde ağır kusurlu davrandığını gösterdiğini, davalı lehtarın bedelsiz senedi haksız zenginleşme aracı olarak kullanma gayretinde olduğunu, çeklerin herhangi bir borca karşılık değil, ileride doğabilecek muhtemel yükümlülüklerin teminatı olarak verildiğini, ancak bu yükümlülükler doğmadığı halde iade edilmeyerek kötüniyetle elde tutulduğunu, çekin vade tarihinin yaklaşması ve davalının kötü niyetli tutumunun, telafisi imkansız zararların doğma riskini hat safhaya çıkardığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelenmemesi ve haksız icra takipleriyle karşı karşıya kalmaması adına, çekin bankaya ibrazı halinde ödenmesinin durdurulması ve icra takibine konu edilmesinin engellenmesi gerektiğini, çekin davalı lehtar tarafından diğer davalı bankaya kredi teminatı olarak verilmiş olmasının, müvekkilinin bedelsizlik def'ini ileri sürmesine engel teşkil etmediğini, davalı bankanın, basiretli bir tacir olarak lehtarın piyasadaki çeklerini ödeyemediğini ve mali darboğazda olduğunu bildiği halde, herhangi bir mal veya hizmet satışına dayanmayan bu senedi teminat olarak kabul ettiğini, arabuluculuk sürecinin sonucunun beklenmesine tahammül bulunmadığını, zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanıp asıl dava açılıncaya kadar geçecek sürede müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramaması adına talepte bulunulduğunu, tedbir kararının verilmesi akabinde derhal zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulacağını ve asıl davanın ikame edileceğini, o aşamaya kadar müvekkilinin ticari itibarının korunması için ivedilikle tedbir kararı verilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu bildirmiş, öncelikle teminatsız, aksi halde teminat mektubu mukabilinde; davanın tarafları ile sınırlı olmak ve iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla talebe konu çeklerin davalılar tarafından muhatap bankaya ibrazı halinde ödenmesinin tedbiren durdurulmasına, davalı lehtar veya davalı banka tarafından 3. kişilere cirosunun tedbiren önlenmesine, çekler hakkında davalılarca müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış ise durdurulmasına, henüz başlatılmamış ise çeklerin takibe konulmasının tedbiren durdurulmasına ve ihtiyati haciz uygulanmasının, arabuluculuk süreci sonrası asıl dava açılıncaya kadar ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Talep; talebe konu çeklerin boş ve imzalı olarak karşı taraf .... Şirketine hatır çeki olarak verilip, talep edene iadesi gerekmesine rağmen anlaşmaya aykırı olarak doldurularak, karşı taraf bankaya ciro edilerek verildiği, karşı taraf bankanın kötüniyetli olarak çekleri teslim aldığı iddiası ile açılacak menfi tespit davası öncesi talebe konu çeklerin, ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi, icra takibine konu edilmiş olması halinde takibin durdurulması, ihtiyati haciz kararının uygunlanmasının önlenmesi konularında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Talep eden tarafça, mahkememizin 2026/194 değişik iş sayılı dosyasında aynı karşı taraflar hakkında, aynı iddialara dayalı olarak 30/06/2026 keşide tarihli çek ile 30/08/2026 keşide tarihli 2 çek için aynı tür ve nitelikte ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş, 07/07/2026 tarihli kararla talebin reddine karar verilmiş, talep eden tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. 07/07/2026 tarihli kararda da açıklandığı üzere, İİK'nin 72(2) maddesinde; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında, icra takibinin durdurulmasına karar verilebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise takipten sonra açılan davada takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. TTK'nun 818(son maddesinin yollamasıyla), TTK'nun 757 (1) maddesi hükmü ile İİK'nun 72 ve HMK'nun 389.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde icra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında dava konusu edilen çekler yönünden ödeme yasağı kararı verilmesi mümkündür. HMK'nun 390(3) maddesinde ihtiyati tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. HMK'nun 390(2) maddesinde hakimin karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebileceği düzenlenmiştir. Dilekçe içeriği ve ekli belge örneklerine göre karşı tarafa tebligat yapılarak dinlenmelerinin ve delil toplanmasının mümkün bulunmadığı, karar verilmesi için karşı tarafın dinlenmesi konusunda bir gerekliliğin varlığının da bulunmadığı dikkate alınarak karşı tarafın dinlenmesi yoluna gidilmemiştir. Talep dilekçesine ekli olarak, iki sayfadan ibaret whatsapp yazışması, talebe konu çeklerin ön yüz görüntüleri, talep konusu olmayan karşı taraf ......Şirketi'nin keşidecisi olduğu bildirilen ve karşılıksız çıkan iki adet çekin arka yüz görüntüleri, Findeks risk raporu ve açık cari hesap ekstresi örneği sunulmuş, bundan başkaca yazılı delil sunulmamıştır. Talep dilekçesindeki anlatımlar ile ekli belge örnekleri birlikte değerlendirildiğinde; talebe konu çeklerin ciro edilemeyeceğine ilişkin çekler üzerinde bir kayıt bulunmadığı gibi, çeklerin, hatır çeki olarak verildiğine ilişkin yazılı delil sunulmadığı, talep eden ile karşı taraf .......Şirketi arasındaki anlaşmaya ilişkin bir yazılı delil sunulmadığı gibi her iki çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna ilişkin de yazılı delil sunulmadığı, dilekçeye ekli olarak sunulan cari hesabın açık cari hesap niteliğinde olup, karşı taraf şirketle yapılmış bir mutabakatı içermediği, karşı taraf bankanın talebe konu çekleri TTK'nun 687(1) maddesindeki düzenlenme çerçevesinde kötüniyetli olarak talep edenin zararına bile bile devraldığına ilişkin kanaat uyandıracak nitelikteki delillerin dilekçeye ekli olarak sunulmadığı, talep eden tarafça dilekçeye ekli olarak sunulan belge örneklerinin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde talep edilen nitelikte ihtiyati tedbir kararları verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, talep edenin iddialarının tümünün yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak, ihtiyati tedbire ilişkin yasal koşulların somut talep yönünden varlığının bulunmaması..."gerekçesi ile, talep eden tarafın, tüm ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu değişik iş kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen değişik iş kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davalı lehtar .... Şti.'ne aralarında herhangi bir ticari borç ilişkisi bulunmaksızın, tamamen ticari güven tesisi amacıyla hatır çeki mahiyetinde açığa imzalı olarak teslim edilen ... Bankası A.Ş. nezdindeki 0021688 numaralı, 31.07.2026 keşide tarihli, 3.000.000 TL bedelli çek ile .... Bankası A.Ş. nezdindeki 0021687 numaralı, 15.07.2026 keşide tarihli, 3.000.000 TL bedelli çekin, davalı lehtar tarafından aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğubu ve müvekkilinin zararına, kötüniyetli olarak diğer davalı.... Bankası A.Ş.'ye teminat amacıyla ciro edildiğini, bu bedelsiz çeklerin muhatap bankaya ibrazının ve icra takibine konu edilmesinin önlenmesi amacıyla yaptıkları ihtiyati tedbir başvurusunun haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle reddedildiğini, yerel mahkemece yaklaşık ispat kuralının ihlal ettiğini, davalı bankanın ağır kusuru ve kötüniyetinin Findeks raporu ile sabit olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu, davanın taraflarıyla sınırlı olmak üzere veya teminat mukabilinde ödeme yasağı ve takibin durdurulması kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme değişik iş kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu değişik iş kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2026 tarih ve 2026/201 D.İş Esas 2026/202 D.İş Karar sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin DEĞİŞİK İŞ KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.