Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1353 E. 2026/1343 K. – Tapu İptal, Tescil

Konu: Tapu İptal, Tescil

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1353
Karar No
2026/1343
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal, Tescil

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1353 Esas 2026/1343 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1353 KARAR NO : 2026/1343

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2026/30 Esas

TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 01/06/2026 - 18/06/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/10/2026

Taraflar arasındaki tapu iptal, tescil davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair yüze karşı verilen ara karara karşı, karşı taraf davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili 01/06/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; yargılama sırasında dinlenen tanık ...'in beyanlarının dava dilekçesinde ileri sürdükleri vakıaları doğruladığını, dava konusu devir işlemlerinin şirket menfaatleri gözetilmeksizin, herhangi bir bedel alınmaksızın ve muvazaalı şekilde gerçekleştirildiğinin açıkça ortaya konulduğunu, tanık ...'in, dava konusu olayların yaşandığı dönemde ... bünyesinde muhasebe müdürü olarak görev yaptığını, şirketlerin ağır banka borçları altında bulunduğunu, giderlerin önemli kısmının faiz ödemelerinden oluştuğunu ve şirketlerin haciz tehdidi ile karşı karşıya kaldığını açıkça beyan ettiğini, tanığın anlatımlarına göre, alacaklı bankaların eş zamanlı tahsil girişimlerine başlaması üzerine şirket yönetimi, malvarlığındaki taşınmazların ve diğer varlıkların elden çıkarılması yönünde karar aldığını, tanığın beyanlarında dikkat çeken hususun söz konusu devirlerin şirketin borçlarının ödenmesi ve mali yapısının güçlendirilmesi amacıyla gerçek bedelleri karşılığında yapılmadığını, aksine herhangi bir bedel alınmaksızın gerçekleştirildiğinin ifade edildiğini, tanığın bu anlatımının dava dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklanan vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve şirket malvarlığının muvazaalı işlemlerle şirket dışına çıkarıldığı yönündeki iddialarını doğruladığını, mali açıdan dar boğaz içerisinde bulunan, kredi borçlarını ödeyemeyen ve haciz tehdidi altında bulunan bir şirketin, sahip olduğu değerli gayrimenkulleri gerçek bedelleriyle satarak borçlarını azaltması ve faaliyetlerini sürdürmesi beklenirken, dava konusu olayda şirket malvarlığının şirket yararına kullanılmadığını, herhangi bir bedel alınmaksızın şirket dışına çıkarıldığını, şirketin mali açıdan ayakta kalabilmesi için değerlendirilmesi gereken malvarlığı unsurlarının bedelsiz şekilde elden çıkarıldığını, şirket aktiflerinin azaltıldığını, şirketin ekonomik olarak çöküşe sürüklendiğini, muvazaalı devir işlemlerinin şirketin iflas ve tasfiye sürecine sürüklenmesinde doğrudan etkili olduğunu, bu hususun yalnızca tanık anlatımları ile değil, davalı ...'nun açık kabul beyanı ile de doğrulandığını, davalı ...'nun görevsiz mahkemenin 14.11.2023 tarihli celsesinde işbu davanın temelini oluşturan vakıaları açıkça kabul ettiğini, davalı ... tarafından dosyaya sunulan dilekçelerden dava konusu taşınmazın satış sürecinde olduğunun anlaşıldığını, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi halinde, ileride verilecek bir kabul kararının infazının güçleşeceğini, şirket yönünden telafisi imkansız zararlar doğacağını belirterek dava konusu taşınmazlar üzerine, yargılama sonuna kadar üçüncü kişilere devrinin ve ayni hak tesisinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbir talep eden ve karşı taraf davalı ... 18/06/2026 tarihli talep dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların daha önce mahkemeye sunulan 16.03.2026 tarihli beyan dilekçesinde ... temsilciliği tarafından 06.02.2026 ilan tarihli ilan ile 99.000.000,00 TL'ye satış ilanı verildiğinin öğrenildiğini, belirlenen bedele alıcı çıkmayınca bu kez aynı taşınmaz hakkında 05.05.2026 ilan tarihli ilen ile 89.000.000,00 TL'ye satışı ilanı verildiğinin öğrenildiğini, tedbir kararının önemli bir zarar veya tehlikenin önlenmesinin gerekli olduğu durumlarda verilmesi gerektiğini belirterek dava konusu olan ... parselde bulunan 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 nolu bürolar ile 13 ve 14 nolu dükkanların üçüncü kişilere devrini davanın sonuçlanmasına kadar engellemek amaçlı tapu kaydı üzerine işbu davanın kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın davalı şirket yetkilisinin sorumluluğundan kaynaklı tapu iptal tescil istemine ilişkin olduğu, davacı vekili ve davalı ... tarafından 3. kişilere satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir konulması talep edilen taşınmazların dava konusu oldukları, tedbir talebinin uyuşmazlık konusuna ilişkin olup tedbir konulmaması durumunda taşınmazların 3. kişiye devredilebileceği, davanın konusuz kalacağı, bu haliyle davacının hakkını elde etmesinin güçleşeceği kanaatine varılarak, dosyada adli yardım kararı bulunduğundan teminat aranmaksızın, taşınmazların davalılar adına kayıtlı olması halinde üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması gerektiği gerekçesiyle davacı ve davalı ...'nun ihtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak kabulüne, ... parselde bulunan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 nolu bürolar ile 13 ve 14 nolu bağımsız bölümlerin, davalılar adına kayıtlı olması halinde, telafisi imkansız zararları önlemek için, dava sonuçlanıncaya kadar tapu kayıtları üzerine 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Karşı taraf davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesine özetle; asliye hukuk mahkemesince yapılıp sonuçlandırılan yargılama ve dosya müncderecatından farklı hiçbir yeni delil sunulmadığını, yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesiısı usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın tapu kaydı ve akit tabloları incelendiğinde, taşınmazın dava dışı ... ... Ltd. Şti. adına kayıtlı iken ... A.Ş. adına 1992-1994-1995 tarihlerinde ipotek tesisi işlemleri yapılmış olduğunu, taşınmazın ipotekli olarak davalılardan ...'a satıldığını, müvekkilinin ise ... A.Ş. tarafından Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 1998/782 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı esnada, alacağı temlik alması sebebiyle ipotek alacaklısı sıfatı kazandığı, ipotek borçlusu ... ile varılan anlaşma gereği, ipotekli taşınmazı toplam 800.000 TL bedelle adı geçenden satın aldığının anlaşıldığını, görüleceği üzere taşınmazlar davacının iddia ettiği gibi davalı ...'ndan ve/veya ...'nun yetkilisi olduğu ... ... Ltd Şti'den alınmadığı gibi müvekkilinin resmi defter ve kayıtları ile tapu kayıtlarında yazdığı şekilde bedeli mukabilinde usulüne uygun şekilde satın alındığını, davacının davalılara karşı ileri sürebileceği hiçbir dava sebebi müvekkili için kullanılabilir olmadığını, davacının, davalılardan ...'nun yetki ve/veya vekalet görevini kötüye kullanma iddiasının tarafının müvekkili şirket olamayacağını, mahkeme tarafından tapu kayıtları ve akit tabloları doğru incelenmeksizin davacı ve davalı ...'nun dava konusu taşınmazın satışına ilişkin beyanları doğrultusunda yaklaşık ispat koşulu değerlendirilmeksizin doğrudan taşınmaz üzerine tedbir konulması açıkça mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, HMK'nun 389 ve devamında tedbir kararı verilebilmesinin şartları kanunda tek tek belirtildiğini, mahkeme tarafından ihtiyati tedbirin tüm şartları oluşmadan, müvekkilinin uğraması muhtemel zarar göz ardı edilerek teminat istenmeden konan tedbirin kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, taleplerin reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talepler; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir talep eden davacı yan ile ihtiyati tedbir talep eden ve karşı davalı ... dava konusu 14 adet taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında 01/07/2026 tarihli celsede, yüze karşı davacı vekili ile davalı ...'nun ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne hükmedilmiştir. Anılan ara karar duruşma sırasında yüze karşı verildiğinden itiraz değil, istinaf kanun yoluna tabidir. Somut olay incelendiğinde, işbu davada davacı yan davalı ... tarafından vekalet görevi kötüye kullanılarak ... ...Tic. Ltd. Şti'nin 14 adet taşınmazını bedelsiz ve ivazsız olarak önce davalı ...'a, anılan davalı tarafından da daha sonra davalı ...'nun talimatı ile davalı şirkete bedelsiz devredildiğini ileri sürerek 14 adet taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile ... ...Tic. Ltd. Şti adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında davacı vekili ve davalı ... dava konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Davalı ... 14/11/2023 tarihli celsede davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, tanık ... ise 13/05/2026 tarihli celsede, taşınmazların bedelsiz devredildiğini duyduğunu beyan etmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece davalı ...'nun beyanı, dinlenen tanık anlatımları karşısında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, dava konusu taşınmazların üçüncü kişiye devredilmesi halinde davacının hakkına ulaşmasının zorlaşacağı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından karşı taraf davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Karşı taraf davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Karşı taraf davalı şirketten alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Karşı taraf davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 09/10/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1353, K. 2026/1343, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1353-e-2026-1343-k-a8e58e1751b6