İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/940 E. 2026/735 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/940
Karar No
2026/735
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/940 Esas KARAR NO : 2026/735

DAVA : Elatmanın Önlenmesi (Satın Almaya Dayalı) DAVA TARİHİ : 22/01/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Elatmanın Önlenmesi (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... ... bağlı ... Merkezinin ruhsat sahibi olduğunu, davalı Bakanlığın 11/07/2025 tarihinde yayımladığı yönetmelikle 01/12/2025 tarihi itibarıyla ... Sistemi (...) sistemine geçişi zorunlu kıldığını, davalı Bakanlığın 25.10.2024 tarihinde 2024/... İKN ile gerçekleştirdiği ihaleyi davalı ... ... A.Ş.'nin kazandığını, davalı ... ... A.Ş. 'nin ihale kapsamında Bakanlık birimlerine sistemi kurduğunu ancak ihalenin tarafı olmayan müvekkili şirkete de sistemi kendilerinden alma konusunda dayatmada bulunduğunu, davalı ... ... A.Ş.'nin piyasa rayicinin çok üzerinde fahiş fiyatlarla satış yaptığını, müvekkili şirketin başka firmalardan temin ettiği teknik şartlara uygun ... sistemine rağmen davalıların entegrasyon sağlamadığını, ... sistemine kısıt konulması nedeniyle müvekkili kurumun 01.01.2026 tarihinden bu yana eğitim faaliyetlerini sürdüremediğini, bu durumun engelli bireylerin anayasal eğitim hakkını ihlal ettiğini ve müvekkili şirketi ticari olarak batma noktasına getirdiğini, davalı ... ... A.Ş.'nin 08/10/2024,08/10/2025 ve 08.10.2024 tarihli yazılarının celbini, davalı ... ihale dosyası ile ilgili tüm belgelerin istenmesini, yargılama süresince müvekkil kuruma ivedilikle entegrasyon ve bağlantı verilmesi yönünde tedbir kararı tesis edilmesini, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının görevli ve yetkili olmayan bir mahkeme tarafından alındığını, tedbir kararı verilirken tarafların dinlenmediğini ve yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, Bakanlığın 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ders devam takibinin ... sistemi ile yapılmasını zorunlu kıldığını, bu sistemin veri güvenliği, kişisel verilerin korunması ve kamu zararının önlenmesi amacıyla Bakanlıkça akredite edilen yüklenici firma olan ... ... A.Ş. ile bütüncül bir yapıda kurgulandığını, davacının piyasadan temin ettiği standart dışı sistemlerin teknik ve hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, Bakanlığın bilişim sistemleri ile uyumlu olmayan yazılımların kullanılmasının veri sızıntısı ve sisteme dışarıdan müdahale gibi telafisi güç zararlar doğuracağını, davacının iddialarının aksine Bakanlığın herhangi bir dayatmada bulunmadığını, aksine kamu hizmetinin güvenli yürütülmesini amaçladığını, ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte olduğunu ve hüküm etkisi yarattığını, HMK'nın 392. maddesine aykırı olarak teminat alınmadığını, davanın idari yargının görev alanına girdiğini belirterek tedbir kararının kaldırılmasını, haksız açılan davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının HMK'nın 392. maddesinde düzenlenen teminat şartına aykırı olduğunu, kararın davanın esasını çözümleyecek nitelikte olup HMK'nın 389. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının yaklaşık ispat şartını yerine getirmediğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, uyuşmazlığın kaynağının ... tarafından tesis edilen idari işlem olması nedeniyle adli yargının görevli olmadığını, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve genel yetki kuralı gereği yetkili mahkemenin Ankara olduğunu, müvekkil şirket ... ... A.Ş. 'nin idari işleme taraf olmadığını ve husumet yokluğu bulunduğunu, ... sisteminin eğitim hakkını engelleyici bir niteliği olmadığını, sistemin kurulumu ve entegrasyonu konusunda Bakanlık tarafından belirlenen şartlara uyulduğunu, müvekkil şirketin fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunduğunu, davacının iddia ettiği gibi fahiş fiyat uygulaması yapılmadığını ve satış bedellerinin ticari strateji gereği belirlendiğini, davacının müvekkil şirkete herhangi bir başvuru yapmadığını ve kötüniyetli hareket ettiğini, ... ekranındaki kısıtlamaların Bakanlığın sorumluluğunda olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ticari sır niteliğindeki belgelere muvafakat edilmediğini belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın görev yönünden usulden reddini, aksi halde yetkisizlik kararı verilmesini, müvekkil şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, bu talepler kabul görmediği takdirde davanın esastan reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizce, davalı ...'na müzekkere yazılarak;2024/... İKN numaralı ihale dosyası ile ... Ekran Görüntüleri, ... Lock Kayıtları, Davalı ... ziyaretçi giriş/çıkış kayıtlarının mahkememize gönderilmesinin istenilmiş, taraf delilleri toplanmıştır. Dava, muarazanın meni istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK.'nın 94 maddesinde "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmü ön görülmüş olup, hâkim tarafından usulüne uygun şekilde ihtar edilen hususların taraflarca yerine getirilmemesine bağlanan sonuçlar böylelikle yasada düzenlenmiştir. HMK.'nın "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266.maddesinde ise "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." şeklinde düzenleme ön görülmüştür. Mahkememizin 14/04/2026 tarihli celsesinde dava konusu uyuşmazlık hakkında rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş, bilirkişiler için takdir olunan ücreti mahkeme veznesine yatırılması hususunda davacı vekiline duruşma gününden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre verilmiş, bu süre içerisinde belirtilen ücretleri yatırmaması halinde ise, bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılarak dosyada mevcut delil duruma göre karar verileceği hususu usulüne uygun şekilde ihtar edilmiş, ne var ki sözü edilen bilirkişi ücreti verilen kesin süre içerisinde yatırmadığı gibi, celse talikine sebep olmayacak şekilde ücretin sonradan da ikmal edilmediği anlaşılmış, bununla birlikte davacı vekili Mahkememizin 22/09/2026 tarihli karar duruşmasında, aynı konuya ilişkin olarak .... ATM dosyasından alınan emsal bilirkişi raporunu dosyaya sunduklarını, bu rapor doğrultusunda hukuki takdir ve değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere karar verilmesini talep ettiklerini, söz konusu rapordaki tespitlerin karar vermeye yeterli olup, bu sebeple bilirkişi deliline dayanmadıklarını, bu sebeple bilirkişi ücretini yatırmadıklarını, davanın dosyaya sunmuş oldukları deliller ve emsal bilirkişi raporu dikkate alınarak kabulüne karar verilmesini talep etmiş, yeni bir süre verilmesi talebinde bulunmamış, dolayısıyla mahkememizce davacı tarafa bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için gerekli ücreti yatırması hususunda yeniden süre verilmesinde yarar bulunmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan hususlar ve belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, dava dilekçesinde ileri sürülen ... Sisteminde, davacının faaliyetlerine devam etmesine yönelik kısıt konulması, ... ekranının açılmaması ve entegrasyon verilmemesi ile ilgili iddiaların teknik bilgi, araştırma ve incelemeyi gerektirdiği, davacı vekilinin benzer bir takım dava dosyalarından temin ettiği bilirkişi raporlarına dayalı olarak mahkememizden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın, yalnızca emsal raporlar dikkate alınarak karar verilmesi yönündeki talebinin HMK.'da düzenlenen ispat kuralları çerçevesinde kabulüne olanak bulunmadığı, tüm bu hususlar ile HMK.'nın 94/3 ve 266/1 maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi deliline dayanmadığını bildiren davacı vekilinin davasını dosyadaki mevcut delil durumuna göre ispatlanamayamadığının kabul edilmesi ve dolayısıyla da davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 5- Karar kesinleştiğinde, arta kalan gider avansı bulunması halinde, ayrı bir karar yazmaya gerek olmaksızın, HMK 333 maddesi ve gider avansı tarifesine göre, ilgililerine re'sen iadesine, Dair verilen karar; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, taraflardan herhangi birisinin mahkememize başvurusu üzerine gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde, mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/940, K. 2026/735, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-940-e-2026-735-k-b0b51fe9d069