Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1070 E. 2026/1274 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1070
- Karar No
- 2026/1274
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1070 KARAR NO : 2026/1274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.05.2026 NUMARASI : 2025/488 E. BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMEMİZİN 2025/504 E.SAYILI DOSYASINDA BİRLEŞTİRİLEN İZMİR 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2026/125 E-249 K.SAYILI DOSYADA 2025/504 E.SAYILI DOSYA İLE BİRLEŞTİRİLEN:MAHKEMEMİZİN 2025/506 E.SAYILI VE 2025/507 E.SAYILI DOSYALARINDA MAHKEMEMİZİN 2025/519 E.SAYILI DOSYASINDA TALEP : İhtiyati Tedbirin Kaldırılması KARAR TARİHİ : 16.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.07.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.05.2026 tarih 2025/488 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA : (2025/488 Esas sayılı) Davacılar vekili, davalı kooperatifin 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi ile "ilave çekek yeri ihtiyacı için kullanma izni alanımızın genişletilmesi ve bu amaçla çevresel etki değerlendirmesi, çevre, imar, milli emlak, ...işlemleri için gerektiğinde ihalenin açık ihale yöntemi ile yapılması, ihale komisyonunun yönetim kurulu üyelerinden oluşmasına" oy çokluğu ile; 10. gündem maddesi ile "ihale ile yapımı başlanacak olan rıhtım faz-1 çalışması kapsamında ...proje ve inşaası yapımı için resmi prosedürler tamamlanmasına müteakiben A parselde kayıtlı 12 ortaktan ayrı ayrı ...30 ay boyunca toplam 19.578,00 Euro; B parselde kayıtlı 10 ortaktan ayrı ayrı ...30 ay boyunca toplam 39.156,00 Euro; C parselde kayıtlı 32 ortaktan ayrı ayrı ...30 ay boyunca toplam 78.312,00 Euro; D parselde kayıtlı 28 ortaktan ayrı ayrı ...30 ay boyunca toplam 156.625,00 Euro; C parselde kayıtlı 16 ortaktan ayrı ayrı ...30 ay boyunca toplam 313.250,00 Euro'nun ...TL sına çevrilerek alınmasına" oy çokluğu ile; 12. gündem maddesi ile "Temmuz 2025 ayından başlamak üzere A parseldeki ortakların aylık 900,00 TL, B parseldeki ortakların aylık 1.800,00 TL, C parseldeki ortakların aylık 3.600,00 TL, D parseldeki ortakların aylık 7.200,00 TL, E parseldeki ortakların aylık 14.400,00 TL alınmasına" oy çokluğu ile; 14. gündem maddesi ile "kooperatifin veya üyelerinin ortak olacağı anonim şirketin kurulması ve bu hususta yönetim kuruluna yetki verilmesine" oy çokluğu ile karar verildiğini, oysa, projenin nihai çed onayı alınmış olup ilgili alanın tahsis edildiğini gösteren kullanım sözleşmesi uyarınca bu kooperatife tahsis edilen alana ek dolgu yapılmasının mümkün olmadığını; ayrıca kura çekimi neticesinde kooperatif nezdinde parselizasyon gerçekleştirildiğini, ilgili vaziyet planı ve naih çed raporunda E tipi parsellerin tesislerinin içinde kuru havuz yapma hakkına sahip olduklarının açıkça tespit edildiğini, E tipi üyeliğe sahip bu tesislerin denize cephesinin 69,5 metre olan ve ilgili mevzuat gereğince tersane vasfındaki kıyı tesisleri olduğunu, müvekkillerinin bu sebeplerle kooperatife üye olduğunu ve E tipi kooperatif üyeliğini seçtiklerini, bu maddenin iptal edilmemesi halinde E tipi üyelerin kazanılmış haklarını kaybedeceklerini, keza, bu durumun Koop. K.nun 59. maddesinde öngörülen "kooperatifçe işyeri inşaatlarının devamı sırasında veya tamamlanmasından sonra, değişik yer ve zamanlarda yeniden arsa alınması ve ortak kaydedilmesi şeklinde faaliyette bulunulamaz" hükmüne ve ayrıca iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu; E tipi üyeliklerin kıyı ve kuru havuz vasıfları olmasaydı çoğu üyenin bu derece aidat ve ödeme yükü altına girmeyeceğini, diğer üyelik tiplerini tercih edeceğini, bu üyelerden yüklü ödemeler alındıktan sonra alınan kararla önlerini doldurup bu haklarının ellerinden alınmasının hukukça korunamayacağını, 2024 yılında kurulmuş kooperatifin önceki tüm genel kurullarında alınan kararlar ile tamamen çelişik olduğunu, E tipi üyelik sahiplerinden aylık 10.500,00 Euro ödeme talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yabancı para birimi ile belirlenmesinin belirsizlik oluşturduğunu ve müvekkillerinin Euro'nun değerinin ne olacağını öngöremeyeceklerini, ödeme güçlüğü nedeniyle kooperatiften ihraç edilebileceklerini, toplanmasına karar verilen paraya dair ortaya konulan işlerde hiçbir iznin alınmadığını, 12. gündem maddesi ile belirlenen aidatların eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu, zira aidatlar ile kooperatif çalışanlarının maaşlarının ve diğer kooperatif giderlerinin karşılandığını, 14. gündem maddesinin kabul edilmesi halinde müvekkillerinin hiç istemediği halde diğer kooperatif üyeleri ile bir şirketin paydaşı olmak durumunda kalacağını, bu durumun kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğunu, Bu kararların tedbiren durdurulmaması halinde müvekkili şirketlerin çok ciddi maddi ve fiziki değerleri olan kazanılmış haklarının zedeleneceğini bildirerek, Davalı kooperatifin 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan 5, 10, 12 ve 14 no.lu kararların iptali zımnında "yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına" karar verilmesini talep etmiştir. (1.) BİRLEŞEN DAVA : (Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/504 Esas sayılı dava dosyası) Davacı vekili, davacı ve başka 9 kooperatif üyesi olmak üzere toplam 10 üyenin toplantıdan yaklaşık 40 gün önce 15/05/2025 tarihinde Kartal 12. Noterliğinin 15593 yevmiye nolu ihtarnamesini kooperatife gönderdiğini ve "yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçimlerinin 4 yıl süreliğine yapılmasını" talep ettiğini, ihtarnamenin davalı kooperatif 22/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalının gerek genel kurulunun çağrı kağıdında gerek genel kurul gündeminde bu hususa yer vermediğini, bu durumun Koop.K.nun 46. madde hükmüne ve kooperatif ana sözleşmesinin 31. maddesine aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini, iptal edilmemesi halinde telafisi imkansız zararlara sebep olacağını bildirerek, 28/06/2025 tarihli genel kurul toplantısının iptali zımnında alınan bütün kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. (2.) BİRLEŞEN DAVA : (Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/507 Esas sayılı dava dosyası) Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 85 numaralı üyesi ve E-14 nolu alana sahip olduğunu, davalı kooperatifin 2024 yılı olağan genel kurul toplantısının 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirildiğini, toplantıya müvekkili şirket adına ... .'nun katıldığını; genel kurul toplantısı ve işbu toplantıda alınan kararların 1163 sayılı Koop.K.na, yasaya ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı ve usulsüz olduğunu, kooperatifin 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı gündemini içerir davet mektubunu müvekkili şirkete iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderdiğini, müvekkili şirketin Kartal 12.Noterliğince düzenlenen 15/05/2025 tarih 15593 yevmiye nolu ihtarname ile 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı gündemine ilave madde ekletilmesini talep ettiğini, davalının gündeme madde ekletilmesi için gerekli tüm şartların karşılanmış olmasına rağmen yasal mevzuat ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı şekilde ilgili maddeyi gündeme eklemediğini; davaya konusu 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı öncesinde kanunen yükümlü olmasına ve ilaveten müvekkil şirket tarafından ayrıca talep edilmiş olmasına rağmen kooperatif tarafından yıllık faaliyet raporu, denetim kurulu raporu ve ilgili finansal tablolar dahil toplantıda üzerinde görüşülecek ve karara bağlanacak belgelerin kooperatif merkezinde ve KOOPBİS üzerinden elektronik ortamda ortakların incelemesine hazır edilmediğini, bu kapsamda müvekkili şirketin ve tüm ortakların kanuni hakkı olan bilgi edinme hakkının engellendiğini, bu hususa ilişkin müvekkil şirketin Üsküdar 41.Noterliğinin 03/07/2025 tarih ve 15137 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı kooperatife bilgi edinme talebini yinelediğini, ancak davanını ilgili bilgileri sunmadığını bildirerek, davalı kooperatifin 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan kararların hukuka aykırı ve geçersiz olduğunun tespiti ve iptali zımnında tüm kararların yürütülmelerinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. (3.) BİRLEŞEN DAVA : (Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/506 Esas sayılı dava dosyası) Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 85 numaralı üyesi ve E-14 nolu alana sahip olduğunu; davalı kooperatifin 2024 yılı olağan genel kurul toplantısının 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirildiğini, toplantıya müvekkili şirket adına ....'nun katıldığını; genel kurul toplantısının 5.maddesi ile, ilave çekek yeri ihtiyacı için kullanma izni alanımızın sınırının genişletilmesi ve bu amaçla Çevresel Etki Değerlendirilmesi, çevre, imar, milli emlak, proje onayı, yeni vaziyet planın görüşülmesi ile kıyı prosedürü mevzuatları ile rıhtım, dolgu, tarama, işletmeye açma ile ilgili mevzuat ve ilgili kurum taleplerinin gerektirdiği tüm iş ve işlemlerin icrası konusunda ve bu iş ve işlemlerin satın alma gerektirmesi durumunda kooperatif ana sözleşmesinin 60.maddesinde belirtilen ihale usulü ve ihalenin açık ihale yöntemiyle yapılması, ihale komisyonunun yönetim kurulu üyelerinden oluşmasına 4 ortağın oy kullanmadığını, 55 kabul 29 red ile oy çokluğu ile karar verildiğini, 4 ortağın oy kullanmadığını; genel kurulda kooperatif ana sözleşmesinin 60.maddesine dayanarak verilmiş olan bu kararın tamamen yanlış bir usul ile verildiğini, kooperatif ana sözleşmesinin 60.maddesinde alınan arsaya ilişkin proje, altyapı ve inşaat yaptırılma usulünün düzenlendiğini, mevcut kararda yönetim kuruluna verilen yetkinin direkt olarak alanın genişletilmesine yani henüz proje kapsamına alınmamış bir arsaya ilişkin olduğunu, ihale usulü ile değil kooperatif ana sözleşmesinin 59.maddesinde öngörüldüğü şekilde karar verilmesi gerektiğini; 12.madde ile, Temmuz 2025 ayından başlamak üzere; A parseldeki ortakların aylık 900,00 TL, B parseldeki ortakların aylık 1.800,00 TL, C parseldeki ortakların aylık 3.600,00 TL, D parseldeki ortakların aylık 7.200,00 TL, E parseldeki ortakların aylık 14.400,00 TL alınmasına 51 kabul 17 red olmak üzere oy çokluğu ile karar verildiğini; müvekkili şirketin birden fazla E tipi parsele sahip olarak projenin başladığı günden bugüne kadar çok yüksek miktarlarda yatırım yaptığını, geçmiş yıllardaki olağan genel kurullarda alınan kararlar uyarınca kazıklı rıhtım için yapılacak olan harcamaların E tipi üyeler tarafından karşılanmasına karar verilmesi sebebiyle E tipi üyelerin diğer üyelik tiplerine oranla daha fazla yatırım ve harcama yapmış olmalarına rağmen; kooperatif tarafından bugün proje kapsamında yürütülen süreçlerin ilerleyiş biçiminin işbu maddede alınan karara uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kooperatif kazıklı liman kısımlarının usulsüz biçimde ortak alan olarak kabul edilmesi için çaba gösteriyor olmasına rağmen E tipi üyelerin ilgili kısımlar için yapmış olduğu harcamaların E tipi üyelere geri ödenmesi gerekliliğine ilişkin herhangi bir adım atmadığını, bu kararın kooperatifin iyi niyetli olmadığının ispatı niteliğinde olduğunu; 13.madde ile, 2025 yılı tahmini bütçesinin okunduğunu, müzakereye açıldığını, söz alan olmadığını, bu bütçede fasıllar arası aktarma yetkisinin yönetim kuruluna verilmesiyle birlikte bütçenin 51 kabul 17 red olmak üzere oy çokluğu ile kabul edildiğini, 20 ortağın oy kullanmadığını; 14.maddesi ile, kooperatifin veya üyelerinin ortak olacağı anonim şirketin kurulması ve bu hususta yönetim kuruluna yetki verilmesine 54 kabul oyu ile oy çokluğu ile karar verildiğini, bu kararların projeye ilişkin işyerlerine, arsa durumuna ve projeye yönelik işlemlerin tamamlanması amaçlarıyla alınmış olup, bu kararlarda belirtilen hususların ana sözleşmenin 59.maddesi kapsamında genel kurulca belirlenecek hususlar olduğunu, ana sözleşme uyarınca yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilemeyecek işlerden olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, işyerlerinin inşaatına başlandığını, hatta bitirilmiş olması gereken bu dönemde kooperatifçe projeye yeni arsaların dahil edilmesine ilişkin bir adım atılmasının tamamen kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte belirtilen iş ve işlemlerin tamamen iyiniyetli bir biçimde gerçekleştirildiği durumda dahi, konuya ilişkin bütün kararların ve işlemlerin genel kurul tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, anılan kararlara müvekkili tarafından kanun, ana sözleşme ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğundan şerh düşüldüğünü bildirerek, Davalı kooperatifin 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan 5, 12, 13 ve 14 no.lu kararlarının geçersiz olduğunun tespiti ve iptali zımnında sözü edilen kararların yürütülmelerinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. (4.) BİRLEŞEN DAVA : (Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/519 Esas sayılı dava dosyası) Davacı vekili, dava konusu olağan genel kurul toplantısına ilişkin davet (çağrı) mektubunda yer alan gündem maddeleri ile nihai toplantı tutanağında görüşülüp karara bağlanan başlıkların tam olarak örtüşmediğini, Koop. K.nun 46. maddesi gereğince, genel kurul toplantısının çağrı ilanında ve üyelere gönderilen davet mektubunda gündemin açıkça belirtilmesi, toplantıda ise yalnızca önceden bildirilen gündem maddeleri üzerinde görüşme ve karar alınmasının zorunlu olduğunu; genel kurul toplantısına ilişkin davet mektubunda, gündemin 10. maddesinin "ihale ile yapılacak rıhtım faz-1 çalışması kapsamında projenin ve inşasının yaklaşık maliyeti, ödeme süresinin oylanması ve yönetim kuruluna yetki verilmesi" olarak müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak toplantı esnasında, gündemde öngörülmeyen şekilde, doğrudan kooperatif üyelerinden alınacak ödemelere ilişkin kesin tutarlar sunulduğunu ve net bir maliyet hesaplamasının oylamaya sunulduğunu, bu durumun müvekkilinin bu tür bir karara ilişkin hazırlık yapmasını engellediğini, müvekkilinin konuya ilişkin hiçbir değerlendirme ve öngörüde bulunamadan karar alındığını, bunun müvekkilinin karar süreçlerine etkin ve bilinçli şekilde katılımını imkânsız hale getirdiğini, mali yükümlülükler hakkında önceden değerlendirme yapmasına ve finansal planlama oluşturmasına olanak tanımadığını, ani ve öngörülemez biçimde müvekkiline yüklenen mali sorumlulukların hem maddi anlamda hem kooperatif içindeki haklarını kullanabilmesi bakımından müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, olağan genel kurul çağrısı ile nihai toplantı tutanağı arasındaki gündem farklılığının, ilgili mevzuat ve kooperatif ana sözleşmesi hükümlerine açıkça aykırı olmasının alınan kararların hükümsüzlüğünü gerektirdiğini; genel kurul toplantısında 5.madde ile alınan kararın kooperatif ana sözleşmesinin açık hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, ana sözleşmenin 59. maddesinin son fıkrasında, "Kooperatifçe, işyeri inşaatlarının devamı sırasında veya tamamlanmasından sonra, değişik yer ve zamanlarda yeniden arsa alınması ve ortak kaydedilmesi şeklinde faaliyette bulunulamaz." hükmünün açıkça yer aldığını, alınan kararın modern kooperatifçilik esaslarına, kooperatifin tarihsel işleyişine ve üyeler arası eşitliğe ters düştüğünü, ayrıca, kooperatifin 2004 yılından bu yana gerçekleştirilen tüm genel kurullarında, onaylanan vaziyet planları ve imar düzenlemeleriyle üyelerin sahip olduğu hakların güvence altına alındığını, bugüne dek uygulanan proje planları, tüm üyelik tiplerini ve özellikle E tipi üyeliklerin kazanılmış haklarını esas aldığını, bu çerçevenin dışına çıkılmadığını, yeni alınan kararın ise, anılan kurumsal istikrarı, hukuki öngörülebilirliği ve kooperatifin kurucu ilkelerini sarsmakta olduğunu ve geçmiş teamüllerle de bütünüyle çeliştiğini; ... ilçesinde kooperatifçe yürütülecek projeye dair “Yatek Yat/Tekne İmal ve Çekek Yeri Tesisleri, Dolgu Alanı, Dip Taraması, Rıhtım Kapasite Artışı” başlıklı bir ÇED başvurusunun Bakanlık nezdinde yapıldığını ve 10.07.2025 tarihinde İDK gündemine alındığını, oysa aynı projeye ilişkin Bakanlıkça 13.07.2023 tarihli 7169 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının mevcut olduğunu ve bu karar ile yapı; kooperatif ortaklarının müktesep haklarını korumak üzere, 1.210.801,71 m² deniz yüzeyi ve kıyı alanı kapsamında projelendirildiğini, nihai ÇED raporunda davacı ve aynı durumda bulunan E Tipi üyelikler bakımından, her bir parselin 73,90 metre deniz cephesi olacağının, kuru havuzların yapılacağının ve bu kazanılmış hakların koruma altına alınacağının açıkça belirtildiğini, ancak revize edilen kapasite artışı ve dolgu başvurusunun tarama alanının büyük kısmının dolguya çevrilmesini ve E Tipi parsellerde yer alan kuru havuzların projeden çıkarılmasını öngördüğünü, bunun ÇED raporuna, müktesep haklara, kooperatif ana sözleşmesine ve imar-vaziyet planına açıkça aykırı olduğunu, "planlanan proje kapsamında denizden alan kazanımı (dolgu) gerçekleştirilmeyecektir" hükmüne doğrudan aykırı olarak yeni dolgu yapılmak istendiğini, kaldı ki, henüz inşası tamamlanmamış ve üretime geçilmemiş bir proje üzerinde kapasite artışı ihtiyacı doğmadığı halde böyle bir başvuru yapılmasının ve genel kurulda bu yönde karar alınmasının usulen ve esasen hukuka aykırı olduğunu genel kurulda yürütülen karar sürecinde üyelerin yeterince açık ve net bilgilendirilmediğini, usulüne uygun, adil ve şeffaf bir oylama yapılmadığını, yeni kapasite artışı başvurularının müvekkili şirketin ve diğer ilgililerin müktesep haklarını ortadan kaldıracak, E Tipi üyeliklerin vasıflarını ve değerini yok edecek nitelikte olduğunu, genel kurul kararının sayısal çoğunluk aracılığıyla azınlık durumundaki E tipi üyeliklerin aleyhine olacak şekilde icra edildiğini, karar alınırken, üyelerin sağlıklı ve bilinçli oy kullanabilmesi için gereken asgari şeffaflık ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, kooperatifin 2004 yılındaki kuruluşundan bu yana alınmış tüm genel kurul kararları, imzalanmış plan, proje ve anlaşmalar ile doğrudan çelişmesi sebebiyle hukukta temel bir ilke olan “çelişkili işlem yasağına” açıkça aykırı olduğunu, bu gündem maddesinin uygulanması halinde, geçmişte alınmış tüm plan, anlaşma ve projeler açıkça hükümsüz hale geleceğinden kooperatifin idari ve hukuki işleyişinde ciddi bir kaos ve belirsizlik yaratacağını; 10.madde ile alınan karar şeklen geçerli gözükse de usul bakımından hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiğini, şöyle ki, E tipi üyelerden, 30 ay boyunca aylık olarak yüksek tutarda (10.500 €) ödeme yapılmasının istenmesi ve bu ödemelerin dövize endeksli olarak tahsil edilmesinin öngörülmesinin hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaz nitelikte olduğunu, anlık veya süreç içerisindeki keskin kur artışları neticesinde, örneğin E tipi üyelerin aylık taksitlerini ödeyememesi durumunda üyeliklerinin tehlikeye girmesi veya kooperatiften ihraç tehdidiyle karşı karşıya kalmalarının söz konusu olduğunu, karara gerekçe yapılan dolgu, tarama, altyapı, rıhtım ve çekek yeri inşaatına dair tüm işler bakımından yasal onayların ve resmi izinlerin henüz alınmadığının bizzat kabul edildiğini, hiçbir idari ve teknik izin veya ruhsat başvurusu tamamlanmadan, üyelerden bu denli yüksek ve uzun vadeye yayılmış finansal taahhüt talep edilmesinin hukuka aykırı bir durum olduğunu, üyelerin meşru menfaatini ve hukuki güvenliğini ortadan kaldırdığını; belirlenecek ödeme tutarlarında, farklı parsellerdeki ortaklıklar bakımından öngörülen artan oranlı ve yabancı parayla yapılan tahsilat üyeler arasında orantısız yük dağılımına neden olduğunu, E tipi üyeler ve benzeri yüksek yükümlülük taşıyan parsel sahipleri için ağır bir ödeme riski getirildiğini, bunun hem kooperatif iç hukukunda hem genel hukuk sisteminde kabul gören eşitlik ve adalet ilkelerine ters düştüğünü, kooperatif yönetiminin bu türden projelerde tüm üyeleri açıkça bilgilendirme, şeffaflık ve hesap verilebilirlik sorumluluğu bulunduğunu; 12.madde ile alınan kararın, parsel tiplerine göre büyük farklılıklar ihtiva eden aidat miktarlarının belirlenmiş olmasının Koop.K.nun 23.maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu; 14.madde de yapılmak istenen düzenleme ile, üyelerın rızaları hilafına kurulacak bir anonim şirkete paydaş olmak ve/veya kooperatifin mevcut faaliyet alanı dışında, hiç istemedikleri iş kolları ve alanlarda ekonomik faaliyete zorunlu olarak yönlendirilebileceğini, bu durumun kooperatifin kuruluş amacı ile çeliştiği gibi, ana sözleşmede belirlenen faaliyet alanı dışına çıkılmasını ve üyeler üzerinden yeni mali-taahhütler veya çalışma alanı açılmasını mümkün kıldığını ve açık şekilde ana sözleşme hükümlerine aykırılık oluşturduğunu, bu kararın uygulanmasının müvekkili şirket ile diğer ortaklar açısından ciddi ve telafisi güç sonuçlar doğuracağını bildirerek, davalı kooperatifin 28/06/2025 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan 5,10,12 ve 14 no.lu kararların iptali zımnında sözü edilen kararların yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, 10.09.2025 tarihli ara karar ile, Aliağa Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı davalı .... Kooperatifi'nin 28/06/2025 tarihli olağan genel kurulunda 5 ve 10 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, olayın özellikleri ve şartlarına göre davacılardan teminat alınmasına yer olmadığına, davalı kooperatifin 28.06.2025 tarihli olağan genel kurulunda 12 ve 14 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların yürütmesinin geri bırakılması taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı kooperatifin ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine ilk derece mahkemesince 05.11.2025 tarihli ara karar ile asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatifin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiş, bu kararın davalı kooperatif vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 26.01.2026 tarihli 2025/1670 E. 2026/118 K. Sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatif vekili 13.04.2026 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi heyet raporu ile davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ve kooperatif genel kurulu tarafından alınan 28.06.2025 tarihli kararların teknik zorunluluk olduğunun sabit olduğunu, ihtiyati tedbirin verildiği durum ve koşulların değişmesi sebebiyle 10.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararlarının HMK’nın 396. maddesi uyarınca kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise, 10.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir hükmünün yeterince açık olmaması ve icrasının müvekkili aleyhine sonuç doğuracak şekilde tereddütlere yol açması sebebiyle söz konusu ihtiyati tedbir kararının, müvekkilinin ÇED başvurusu dahil idari merciler ve üçüncü kişiler nezdindeki tedbir kararından önce yapmış başvurularını, iş ve işlemlerini kapsamadığının HMK’nun 305. maddesi uyarınca tavzih yoluyla açıklanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ : Mahkemece 06.05.2026 tarihli ara karar ile, mahkemenin 10.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının usule ve kanuna uygun olduğu, bu ara kararın itiraz üzerine istinaf incelemesinden geçtiği ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, 11.03.2026 tarihli bilirkişi kurulu raporunun yetersiz olması nedeniyle ek rapor alınmasına karar verildiği, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının kesin ve mutlak olduğu, idari işlemleri kapsamadığı tespiti talebinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl dosyada ve birleştirilen dosyada davalı kooperatif vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin ve terditli olarak ileri sürülen ihtiyati tedbirin idari işlemleri kapsamadığının tespiti talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatif vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı kooperatif vekili, teminatsız verilmiş açıkça haksız ihtiyati tedbir kararı ile müvekkili kooperatifin iş yapamaz hale geldiğini, davanın esası hakkında alınan bilirkişi heyeti raporunu takiben ihtiyati tedbirin verildiği durum ve koşulların değişmesi sebebiyle HMK'nın 396. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini, ancak mahkemece bu talebin gerekçesiz şekilde reddedildiğini, önceki tedbir kararı aynen alıntılanarak, tedbirin verildiği durum ve koşulların değiştiğini, tedbirin kaldırılması gerektiğini açıkça ortaya koyan somut beyan ve delillerin incelenmediğini, Anayasanın 141. ve 36. Maddeleri ile HMK’nın 27. maddesinin ihlal edildiğini, ilk derece mahkemesince davanın esası hakkında 09.03.2026 tarihli bilirkişi raporu alındığını, davacıların “hak kaybı” ve “deniz erişiminin kesilmesi” iddialarının haksız ve yersiz olduğunun, parsel önlerinde hali hazırda zaten ham dolgu zemin bulunduğu, bu dolgu zeminin 500 tonluk bir kaldırma ekipmanının (travel lift) statik ve dinamik yüklerini taşıma kapasitesinden yoksun olduğu, kooperatifin aldığı dava konusu kararların kooperatifi uluslararası standartlarda bir bakım-onarım tersanesine dönüştürme hedefi taşıyan teknik bir zorunluluk arz ettiği, davacı tarafın davadaki iddialarının hukuken mesnetten yoksun olduğu hususlarının tespit edildiğini, alınan teknik bilirkişi heyeti raporu ile davacı tarafın davanın esası yönünden haklı olmadıklarının açıkça anlaşıldığını, aynı heytten ek rapor alınmasına karar verilmiş olmasının da ihtiyati tedbirin verildiği durum ve koşulların değişmiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, yaklaşık ispat şartının ortadan kalktığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ara kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbirin kaldırılması, aksi halde ihtiyati tedbir kararının, davalı kooperatifin ÇED başvurusu dahil idari merciler ve üçüncü kişiler nezdindeki tedbir kararından önce yapmış başvurularını, iş ve işlemlerini kapsamadığının tavzih yoluyla açıklanması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Diğer taraftan HMK'nun 396. Maddesi gerekçesine göre, tedbirin verildiği tarihten sonra, tedbirin verilmesini gerekli kılan şartlarda değişiklik meydana gelmesi halinde, bu değişikliğe uygun olarak tedbirin de değiştirilmesi ya da kaldırılması gerekebilir. Bu şekilde, hâl ve şartlar değiştiğinde tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılması için talepte bulunulması aranmıştır. Buna göre davada hal ve şartların değişmesi halinde talep üzerine mahkemece her zaman ihtiyati tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verilebilecektir. İhtiyati tedbirin alacağı güvence altına alma fonksiyonu da bulunmamaktadır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Talebi konu uyuşmazlığın dayandığı hakkın özü hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır. TTK'nın 449. maddesi gereğince genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda ihtiyati tedbir konusu davalı kooperatifin 28.06.2025 tarihli 2024 yılı Olağan Genel Kurulu'nun 5 ve 10 numaralı kararlarının iptali istemine ilişkin olup, davacının iddiasında haklı olup olmadığı, yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacak ise de, davaya konu genel kurul kararları uygulandığı takdirde yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davaya konu genel kurul kararının iptaline karar verilmesi halinde, özellikle genel kurul kararlarının deniz dolgusu yapılmasına ilişkin olduğundan hükmün infaz kabiliyeti ortadan kalkabileceği gibi, telafisi güç ya da imkansız durumlar ortaya çıkabileceği, kooperatifin ve üyelerinin önemli ölçüde maddi külfet altına sokulabileceği ve yeni uyuşmazlıklar doğacağı kuşkusuzdur. Mevcut delil durumuna göre, TTK'nın 449. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması yönünde verilen ihtiyati tedbir kararı hukuka ve dosya kapsamına uygun olmasına, yargılamanın ilerleyen aşamalarında talep halinde ihtiyati tedbirin koşullarının devam edip etmediğinin mahkemece tekrar değerlendirilebileceğinin de tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden asıl ve birleşen davalarda davalı ...'nin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatif yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00-TL harcın davalı kooperatiften alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden davalı kooperatifin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16.07.2026