Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1625 E. 2026/1380 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1625
Karar No
2026/1380
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1625 Esas 2026/1380 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1625 KARAR NO : 2026/1380

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2025 NUMARASI : 2024/370 Esas 2025/828 Karar

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 23/05/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hisselerinin tamamının sahibinin ... olduğunu, müvekkili şirketin ... Kurumu tarafından ... (...) hizmeti vermek üzere lisanslandırılmış olup, ... ve e-imza hizmetlerinin yanı sıra özgün bilişim ürünleri, ... Bordro, ... Doküman Yönetim Sistemi, e-dönüşüm çözümleri, robotik uygulamaları ve benzeri birçok çözümü tüm kurum ve kuruluşlara güvenilir ve üstün kalitede ticari hizmetler sunduğunu, davacı şirket çalışanlarına herhangi bir eğitim verilmeden davalı ....... AŞ.ne 14.02.2023 tarihli "iş Analizi, sosyal medya pazarlama, duygusal zeka, satış, proje yönetimi, eğitimleri paketi hizmet olarak verilmiştir” açıklamalı 168.740,00 TL bedelli fatura karşılığı aynı gün içinde 168.740,00.TL ödeme yapıldığını, yapılan incelemede bu hizmetin verilmediğinin, bu hususta bir sözleşme yapılmadığının, başka firmalardan teklif alınmadığının, olayla ilgili olarak yönetim kurulu kararı bulunmadığının tespit edildiğini belirterek 168.740,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iş yerinde genel müdür olarak çalıştığını, yetkileri arasında günlük kendisine tanınan limit sınırında harcama yapma hakkı bulunduğunu, davacı şirketin, işten çıkardığı tüm genel müdürleri şirketi zarara uğratmakla suçladığını ve iş akdine son verdiğini, bu tutumun davacı şirket için bir alışkanlık haline getirildiğini, davacı şirketin müvekkilinin yönetim kurulundan izin almadığı ve danışmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dönemin yönetim kurulu başkanı ile müvekkili arasında meydana gelen ve akabinde gelişen olaylar neticesinde müvekkilinin görevden alındığını, müvekkilinin ihale usulüne aykırı davrandığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde insan kaynakları ve idari işler müdürü olarak görev yaptığını, müvekkilinin süreç içinde, yeterli personel olmadığı için satın alma işlemlerine fiziki destek verdiğini, satın alma konusuna dair süreçleri eksiksiz yerine getirdiğini, satın alma süreçlerinde genel müdürün ve genel müdür yardımcısının imza sirküleri olduğunu onun altındaki hiç bir personelin imza sürküleri ve yetkilerine dair yetki belgesinin bulunmadığını, personel yetersizliği nedeni ile satın alma birimine sadece teklifleri toplayıp genel müdüre iletmek ve genel müdürün seçtiği firmayı ve faturaları mali işler birimine bildirmekten ibaret olduğunu, sonraki süreçle ilgisinin bulunmadığını, alınan malların ifasını kontrol etme sorumluluğunun genel müdürün kendisinde olduğunu, müvekkilin genel müdürden gelen maili denetleme yetkisi olmadığını, ayrıca insan kaynakalrı ve idari işler müdürü olarak çalıştığı pozisyonun yoğunluğu nedeni ile incelemeye zamanınında bulunmadığını, müvekkili tarafından ödeme yapılması için muhasebe birimine cc yapılarak gönderilen mail tekrardan genel müdüre muhasabe birimi tarafından ayrıca onaylatıldığını, ceza soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı şirket ...'dan alınan alımlarda müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varıldığını, şirketin genel müdürü ve genel müdür yardımcısı sorumlu iken müvekkilinin hiç bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı şirkete dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen anılan davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının şirket olduğu, davalı ... belli süre davalı şirkette genel müdür olarak görev yaptığı, zararlandırıcı eylemleriyle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla TTK'nun 553 vd. maddeleri uyarınca açılan dava niteliğinde olup, davalı ...'ın davacı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile işçi sıfatı ile çalıştığı, başlangıçta insan kaynakları uzmanı olarak istihdam edildiği, daha sonra insan kaynakları ve satın alma yöneticisi olarak atanmasına karar verilmiş ise de dosya kapsamı itibariyle icracı müdür olmadığı, üçüncü kişiler nezdinde şirketi temsilen işlem yapma yetkisinin olduğu hususu belgelendirilmediğinden aksine satın alım işlemlerine ilişkin yönetici onayının ... Ticaret Anonim Şirketi'nin satın alma prosedürüne bağlı olduğu ve "Roller" başlıklı 5.madde ile "Satın Alma Süreci" başlıklı 6. maddeye göre satın alma onayının genel müdürce verildiği, onaylanan satın almanın süreci yönetiminin mali işler ve insan kaynakları müdürünce yürütüldüğü gözetildiğinde yönetici müdür niteliğinde sayılamayacağı, bu davalının işçi vasfında olduğu, davalı ... davacı şirket müdürü olarak TTK'nun 553. maddesi uyarınca kendisine verilen görevlerden şirkete karşı sorumlu olup, bu kapsamda açılan sorumluluk davasının ticaret mahkemelerinde görülmesi gerekmekte ise de, somut uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından hizmet akdi ile çalışan davalı ...'a karşı da diğer davalılarla birlikte, diğer bir ifadeyle ihtiyari dava arkadaşları aleyhine birlikte dava açıldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda bunlar hakkında birlikte açılan davaların birbirlerinden bağımsız olduğundan görevli mahkemenin her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmekte ise de, ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya bir kaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların aynı dava dilekçesi ile özel mahkemede açılması gerektiği, tüm davalılar hakkındaki davanın özel mahkemede (İş Mahkemesi'nde) görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin yaptığı değerlendirmenin yerinde olmadığını, tüm dava arkadaşları yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davalı ...'ın işçi sayılmasına ilişkin mahkeme değerlendirmesi yerinde görülse dahi verilen kararın yine de hukuka aykırı olacağını, her bir dava arkadaşı için ayrı karar verilmesi gerektiğini, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari dava olduğunu, ihtiyari dava arkadaşlığı oluşturulmadan bu iki taraf arasında bir dava açıldığında asliye ticaret mahkemesi olacağını, sırf ihtiyari dava arkadaşlığının varlığının burada görevi ortadan kaldırmasının ancak açık bir kanun hükmüyle mümkün olabileceğini, mahkemelerin uzmanlıkları sayesinde davaların daha hızlı ve yüksek doğrulukla karara bağlanmış olacağını, iki tane anonim şirket arasındaki davayla bir anonim şirketin kendi genel müdürü arasındaki davanın iş mahkemesinde görülmesi bu iki uyuşmazlığın esasına uygulanacak olan ticaret hukuk hakkında uzmanlığı olmayan iş mahkemesinin uyuşmazlıkları çözmesi anlamına geleceğini, kanun koyucunun bunu amaçlamadığını, her bir dava hakkında ayrı ayrı görev incelemesi yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı ...'un davacı şirkette 01/03/2021 tarihinden itibaren vekaleten, 28/07/2021 tarihinden itibaren asaleten genel müdür olarak çalıştığı, şirketin 25/09/2019 tarihli yönetim iç yönergesi kapsamında müdür sıfatıyla tek başına 300.000,00 TL'ye kadar davacı şirketi temsil ve ilzam ettiği, davalı ...'ın davacı şirketle yaptığı belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01/04/2014 tarihinde insan kaynakları uzmanı olarak istihdam edildiği, sonrasında 01/04/2021 tarihinde insan kaynakları ve satın alma yöneticisi olarak atandığı, hizmet sözleşmesinin İş Kanunu 25/2. maddesi uyarınca sona erdirildiği dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından davalılar ... ve ... hakkında işbu dava konusu işlemler nedeniyle yapılan şikayet üzerine Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/873 esas sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan ceza davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının anonim şirket olduğu, davalı ...'un davalı şirkette genel müdür olarak görev yaptığı, işbu davanın davalının zararlandırıcı eylemleriyle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla TTK'nun 553 vd. maddeleri uyarınca açılan dava niteliğinde olduğu, davalı ...'ın davacı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile işçi sıfatı ile çalıştığı, başlangıçta, insan kaynakları uzmanı olarak istihdam edildiği, daha sonra insan kaynakları ve satın alma yöneticisi olarak atanmasına karar verilmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle icracı müdür olmadığı, üçüncü kişiler nezdinde şirketi temsilen işlem yapma yetkisinin olduğu hususunun belgelendirilmediği, aksine satın alım işlemlerine ilişkin yönetici onayının davacının satın alma prosedürüne bağlı olduğu, "Roller" başlıklı 5.madde ile "Satın Alma Süreci" başlıklı 6. maddeye göre satın alma onayının genel müdürce verildiği, onaylanan satın almanın süreci yönetiminin mali işler ve insan kaynakları müdürünce yürütüldüğü, yönetici müdür niteliğinde sayılamayacağı, işe iade davasının derdest olduğu, anılan davalının işçi vasfında bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ... davacı şirket müdürü aleyhine TTK'nun 553. maddesi uyarınca açılan sorumluluk davasında asliye ticaret mahkemesi görevli ise de, somut uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından hizmet akdi ile çalışan davalı ...'a karşı da diğer davalılarla birlikte, ihtiyari dava arkadaşları aleyhine birlikte dava açılmıştır. Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda bunlar hakkında birlikte açılan davaların, birbirlerinden bağımsız olduğundan görevli mahkemenin her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmekte ise de, ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların aynı dava dilekçesi ile özel mahkemede açılması gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 05/05/2004 gün ve 2004/9-261 Esas, 2004/254 sayılı kararı). Bu durumda, mahkemece davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, davalı ... aleyhine açılan davada, anılan davalı işçi sıfatına sahip bulunduğundan özel mahkeme niteliğindeki iş mahkemesinin görevli olduğu, tüm davalılar hakkındaki davanın özel mahkeme niteliğindeki iş mahkemesinde görülmesi gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/10/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1625, K. 2026/1380, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1625-e-2026-1380-k-034511f99160