Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/472 E. 2026/1374 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/472
Karar No
2026/1374
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/472 Esas 2026/1374 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/472 KARAR NO : 2026/1374

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2023 NUMARASI : 2023/39 Esas 2023/681 Karar

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 16/01/2023 KARAR TARİHİ : 12/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hissedarlarından ve eski yöneticilerinden olan davalının müvekkili şirket kasasından kişisel harcamaları için çektiği tutarları ödemediğini, davalının yönetici olduğu dönemde müvekkili şirket kasasından şirketin faaliyeti ve kuruluş amacıyla ilgisi olmayan ve gerekçeleri izah edilemeyen nakit para ihtiyacının, kişisel harcamalarının müvekkil şirket kasasından karşıladığının iş avansı iadesine ilişkin kasa makbuzlarından da anlaşıldığını, müvekkilinin bir ortağa borç para verilmesinden ötürü örtülü kazanç dağılımı yönünden herhangi bir yaptırımla karşılaşmamak için bankadan kredi kullanılması durumunda banka kredi faiz oranı esas alınarak adatlandırma yöntemi ile faiz uyguladığını ve bunu davalıya adat faiz faturası olarak faturalandırdığını, davalının fatura bedelini ödemediğini, davalı aleyhine faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alınması gerektiğini, dava konusu ödemenin müvekkiliyle ilişkilendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı yöneticinin sorumluluğu iddiasında bulunmuşsa da müvekkilinin şirkette hiçbir zaman yönetici olmadığını, söz konusu harcamanın kabul anlamına gelmemekle birlikte genel yönetim gideri olduğunu, mevzuata aykırı herhangi bir durum bulunmadığını, dava konusu harcamanın şahsi harcama olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, ortada herhangi bir zarar olmadığını, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, dağıtılmayan kar payı nedeniyle takas mahsup gerektiğini, avans faizi talep edilemeyeceğini, faiz tahakkuku ile faize faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 6098 sayılı Kanun'un 147. maddesi uyarınca bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu, alacağın fatura tarihi olan 16.04.2015 tarihinde muaccel hale geldiği, davalının kısmi ödeme tarihinin 31.05.0216 olduğu, davalının şirket ortağı olup, bu tarihlerden itibaren TBK'nun 147/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hissedarlarından ve eski yöneticilerinden olan davalının, müvekkili şirketin yöneticisi olduğu dönemde, müvekkili şirket kasasından, ...'in faaliyeti ve kuruluş amacıyla ilgisi olmayan gerekçeleri izah edilemeyen nakit para ihtiyacının, kişisel harcamalarının müvekkili şirket kasasından karşıladığı iş avansının ödenmemesi nedeniyle söz konusu tutarlara ilişkin adat faizi tahakkuk ettirildiğini, adat faizi tahakkuk ettirilerek müvekkili şirketçe davalıya fatura edilen tutarların davalı tarafından ödenememesi akabinde davalı borçluya karşı Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2022/16513 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının işbu icra dosyasına ilişkin itirazının iptali konulu açılan davada da mahkemece 6098 sayılı Kanuna atıf yapılarak 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini, ancak işbu kabul hukuka aykırı olduğunu, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 26.10.2015 tarih ve 2015/4104 D.İş sayılı kararı ile müvekkili şirket dahil olmak üzere ... A.Ş. bünyesindeki grup şirketlerin tamamına kayyım atanmasına karar verildiğini, şirketlerin yönetim organlarının yetkililerinin tümü kayyım heyetine devredildiğini, devamında ise Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 06.09.2016 tarih ve 2016/4628 D.İş Sayılı Kararı ile ... bünyesindeki şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin ...’ye devrine karar verildiğini, müvekkil şirket şu an itibari ile ...'nin idaresinde olup ...’nin atadığı yönetim kurulu üyeleri tarafından yönetildiğini, müvekkili şirketin eski hissedarları ve yöneticileri de halihazırda yargılaması devam eden ceza dosyalarında yargılandığını, bu isimlerden birinin de davalı ... olduğunu, ... uhdesinde bulunan bir şirketin ki Holding bünyesinde 11 şirket bulunduğunu, eski yöneticilerinin zararlarının tespiti normal bir anonim şirket yönetimi gibi tespit edilerek haberdar olunamayacağını, bu duruma rağmen dava dilekçesi ekinde sunulan adat faturalarına bakılacak olduğunda da Türk Ticaret Kanunun ilgili maddesindeki zamanaşımı sürelerinin geçmediğinin görüleceğini, haksız eylemin ceza yasaları gereğince suç niteliği varsa ve ceza yasaları bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse, tazminat davasına ceza yasasındaki veya özel yasalardaki daha uzun olan zamanaşımı sürelerinin uygulanacağını, iddiaya konu eylemin suç teşkil etme durumu da nazara alınarak, fatura tarihi ile dava tarihi gözetildiğinde zamanaşımı dolmadığını, zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile ceza davası devam ederken hukuk davasının açılması halinde zamanaşımından söz edilemeyeceğini, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerektiğini, başka bir deyişle Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğünü, yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul ettiğini, müvekkili şirketin hissedarlarından ve eski yöneticilerinden olan davalının, müvekkili şirket kasasından kişisel harcamaları için çekmiş olduğu tutarların ödenmemesi nedeniyle söz konusu tutarlara ilişkin adat faizi tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafça dosya kapsamındaki beyanlarına bakıldığında bu harcamaların şirket için harcandığına yönelik bir ispat yapılamadığını, işbu harcamaların hiçbir izahı yapılamadığını, davalının nakit ihtiyacının müvekkil şirket kasasından karşılandığı anlaşılacağını, müvekkili şirketin kayıtlarında ve bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere davalı tarafça 31/05/2016 tarihinde 29/04/2016 tarihli ... nolu fatura karşılığını ödemiş olduğunun görüleceğini, işbu ödemenin davalının şirket adat hesaplamasını kabul ettiğini gösterdiğini, burada yapılması gerekenin davalının da kabulündeki şekilde müvekkili şirket hesaplamasının kabulü olduğunu, davalının yaptığı ödemenin ise işbu dosya alacağını kabul ettiği anlamına da geldiğini, şirketlerin yönetim organlarının yetkililerinin tümü kayyım heyetine devredildiğini, ... bünyesindeki şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin ...’ye devrine karar verildiğini, müvekkili şirket şu an itibari ile ...'nin idaresinde olup ...’nin atadığı yönetim kurulu üyeleri tarafından yönetildiğini, 690 Sayılı OHAL Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KHK'nın 73. maddesinde; "Kayyımlık görevi ... (...) tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaftır." şeklinde düzenleme bulunduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin açtığı davada herhangi bir harç ödemesi söz konusu olmayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, şirketin eski yöneticisi ve şirket ortağından adat fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan davalının şirketin ortağı ve eski yöneticisi olduğunu, şirket kasasından kişisel harcamaları için para çektiğini, şirketin örtülü kazanç dağıtımı yönünden herhangi bir yaptırımla karşılaşmamak için adatlandırma yöntemi ile faiz uyguladığını, davalı adına adat faiz faturası düzenlendiğini, faturadan kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın zaman aşımına uğradığını, iddiaların yerinde olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Açıklandığı üzere, davacı yan işbu davayı açarken dava dilekçesinde davalının şirketin eski yöneticisi olduğunu ileri sürdüğü gibi, istinaf dilekçesinde de davalının şirketin eski yöneticisi olduğunu belirtmiş, açılan davada da şirket eski yöneticisinin şirketten kişisel harcamaları nedeniyle aldığı paralara ilişkin düzenlenen adat faiz faturası nedeniyle alacaklı olduğu ileri sürülmüştür. İşbu dava tek hakim tarafından görülerek karara bağlanmıştır. 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 5/3. maddesinde, şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik dava ve işlere bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağı düzenlemesi yer almakta olup işbu dava da, davalının şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğu ileri sürüldüğünden heyetçe görülmesi gereken davalardandır. Davalının şirketin eski yöneticisi sıfatı bulunup bulunmadığını değerlendirmesi gerekecek olan da mahkeme heyeti olup, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda davalının yönetim kurulu üyesi olmadığı, şirketin ortağı sıfatı bulunduğunun tespit edilmiş olması da bu sonucu değiştirmeyecektir. Zira davacı dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde davalının yönetici olduğunu ileri sürerek TTK'nun 553-555 maddelerine dayalı olarak dava açıldığını ileri sürmekte olup, davalının hukuki statüsü ve sonuçlarının heyetçe değerlendirilmesi gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kısmen kabulüne, davanın heyetçe görülüp değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.4, 355. maddeleri gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih 2023/39 Esas 2023/681 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-5235 sayılı Kanunu'nun 5/3. maddesi gereğince davanın heyetçe görülüp değerlendirilmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı harçtan muaf olup, harç yatırmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/10/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/472, K. 2026/1374, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-472-e-2026-1374-k-dbdedc9f768c