Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/366 E. 2026/1170 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/366
- Karar No
- 2026/1170
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/366
KARAR NO : 2026/1170
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/05/2023
NUMARASI : 2022/748 Esas, 2023/436 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I-DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında İzmir yolu Orhaneli kavşağı, no:1 adresinde bulunan ... akaryakıt istasyonunun inşaatının anahtar teslimi üstlenilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını ve 15/07/2008 tarihli sözleşmenin bağıtlandığını, bu sözleşmeye göre bütün işler karşılığında müvekkili şirkete ödenecek bedelin 489.700,00 TL+KDV olduğunu, davalı tarafça inşaatın başladığı tarihten ihtilafın oluştuğu tarihe kadar yapı kullanma ruhsatı alınmadığını, bu nedenle yapı için iskan da alınamadığını, müvekkili şirketin fenni mesuliyetinin doğmaması için ve sözleşme gereğince üstlenilen ödemelerin davalı tarafından yapılmaması sebebiyle 24.09.2008 tarihinde haklı sebeplerle sözleşmenin feshedildiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/70 sayılı dosyasında davalı tarafından sözleşme kapsamında verilen çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemli dava açıldığını, 2013/358 K. sayılı karar ile mahkemece davalının tüm taleplerinin reddedilerek, 3 adet çek sebebiyle davalının borçlu olduğunun tespit edildiğini, buna göre davalının 10.500 TL ve 20.000 TL lik çeklerden dolayı tamamen, 40.000 TL lik çekten dolayı da 37.008 TL borçlu olduğuna hükmedildiğini, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin çekler nedeniyle toplam 67.508 TL alacağı bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin oluşan bu durum nedeniyle ödemelerinin aksadığını, maddi zararının gerçekleştiğini, belirsiz alacak olarak 100.000 TL maddi zarar talepleri bulunduğunu, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren ticari itibarının sarsılması nedeniyle 100.000 TL manevi tazminat istediklerini, müvekkili şirket tarafından inşaat alanına kurulan şantiyedeki iş alet ve makinelerinin ihtilaf vaki olmasını takiben ısrarlı taleplere rağmen teslim edilmediğini, aradan geçen zaman içerisinde de çürüyerek ekonomik değerini ve işlevlerini kaybettiğini bu nedenle 50.000 TL alacak talipleri bulunduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile açıklanan alacakların sözleşmenin fesih tarihi olan 24.09.2008 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımının iş bedelinin muaccel hale geldiği eserin teslimi ile başlayacağını, somut olayda davacı tarafından yapılan işlere ilişkin delil tespiti istenmesi üzerine 07.10.2008 tarihli bilirkişi raporunun alındığını ve 17.10.2008 tarihinde de önceki kısmi davanın açıldığını, bu durumda alacağa konu işin delil tespiti istenen tarihte teslim edilerek iş bedelinin muaccel olduğunu ve zamanaşımı süresinin de o tarihte başladığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, esas yönden ise müvekkili şirketin üstlendiği ödemeleri yapmasına rağmen davalı şirketin 25.09.2008 tarihine kadar yerine getirmesi gereken edimleri yapmadığını, işin süresi olarak belirlenen 70 günlük sürede edimlerini yerine getirmediğini, 04.08.2008 tarihli ve 28.07.2008 tarihli Bursa Bölge Müdürlüğü'nün ... yetkilisi ... tarafından da bu durumun tespit edildiğini, müvekkili şirketin 24.09.2008 tarihinde davalı şirkete Beyoğlu 45. Noterliği'nin, 24.09.2008 tarihli, ... yevmiye nosu ile ihtarname çektiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70 Esas sayılı dosyasında 31.01.2011 tarihinde müvekkil şirketin ve davalı şirketin defter ve kayıtlarında inceleme yapıldığını, 31.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin 1.070,90 TL fazla ödeme yaptığının tespit edildiğini, sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı olarak fesih edildiğini, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
Mahkemece,15/07/2008 tarihli eser sözleşmesi ile davacının İzmir-Orhaneli kavşağı ... akaryakıt istasyonu yapımı işini üstlendiği, yapılacak iş için davacıya dava konusu 10.500 TL, 20.000 TL, 40.000 TL bedelli çeklerin verildiği, davacı tarafından yapılan iş miktarının tespiti bakımından Bursa 3.SHM 2008/1057 d.iş sayılı dosyasında tespit bilirkişi raporu alındığı, davalının, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70 Esas sayılı dava dosyasında açtığı menfi tespit davasında da tarafların ticari defterleri incelenerek bilirkişi raporu alındığı, alınan bu bilirkişi raporuna dayanan 2013/358 sayılı kararın Yargıtayca onanarak taraflar yönünden kesinleştiği, bu rapora göre davacının -bina yapım işi-saha işleri-tank ve akaryakıt tesisatı-kanopi işlerini üstlendiği, bu işler için sözleşme ile KDV dahil 501.500 TL ücretin kararlaştırıldığı, davalının toplam 118.760 TL ödeme yaptığı, davacının üstlendiği işlerden 104.171.55 TL lik işi gerçekleştirdiği, yapılmayan iş bedelinin 352.367,72 TL olduğu, yapılan iş/üstlenilen iş oranı alındığında ( 104.171,55/501.500,00) davalının ödemesi gereken miktarın 80.000 TL olacağı, bu haliyle davalının fazla ödeme yaptığı, davacının maddi tazminat taleplerinin, bu nedenle kabul edilmediği, davacının teslim edilmeyen iş makineleri nedeniyle alacak isteminin ise sözleşmenin feshi tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçtiği, davalının süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu gözetilerek zamanaşımı nedeniyle reddedildiği, davacının manevi tazminat talepleri yönünden ise; ticari itibarının sarsılmasını gerektirecek haksız eylem ve bu eylem sonucu oluşan zarar arasındaki illiyet bağının gerçekleşmediği, davacının doğmuş bir zararı bulunmadığı, gerekçesi ile; davacının iş aletleri için istediği tazminat talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine, davacının diğer tazminat taleplerinin sabit olmadığından reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Dairemizin istinaf incelemesi sonucunda verdiği kararında, TBK'nın 147/6 maddesine göre eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, davacı yüklenici eser sözleşmesi kapsamında iş yerinde kaldığını ve iade edilmediğini belirttiği malzeme bedelinin tahsilini talep ettiği, Taraflar arasındaki eser sözleşmesi yapılan karşılıklı ihtarlar sonucunda 24/09/2008 tarihinde feshedilmiştir. Taraflar arasında görülen ve kesinleşmiş İstanbul 16 ATM'nin 2011/70 Esas 2013/358 K. Sayılı sözleşmenin feshi ve menfi tespit davasında verilen kararla bu husus tespit edilmiş olup, davacı yüklenici malzeme bedelinin tahsili istemli iş bu davayı 27/02/2017 tarihinde açtığı, sözleşmenin feshi tarihi ile dava tarihi arasında TBK 147/6. Maddesinde öngörülen zaman aşımı süresi dolmuş olup, davacı yüklenici zaman aşımının kesildiğini veya durduğunu da ispatlayamadığı, İstanbul 16. ATM'de açılan dava sözleşmenin feshi ve menfi tespit davası olup iş bu dava malzeme bedellerine ilişkin talep yönünden zaman aşımını kesen bir dava olmadığı, davalı iş sahibi süresinde zaman aşımı itirazında bulunduğundan mahkemece bu talep yönünden verilen zaman aşımı nedeniyle red kararı usul ve yasaya uygun olup davacının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde olmadığı, manevi tazminat isteğinin yasal dayanağı, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 58. Maddesi olduğu, bu madde gereğince kişisel hakları (çıkarları) hâleldar olan kimse manevi tazminat isteyebileceği, salt sözleşmenin ihlali ya da sözleşmeye aykırı davranış manevi tazminatın verilmesi için yeterli olmadığı, ayrıca tüzel kişiliğin şahsiyet haklarının da zedelenmesi gerektiği, Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, bu hususun ispatlanamamasına göre yüklenicinin manevi tazminat talebinin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunduğu, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde olmadığı, dosya içinde bulunan ve kesinleşen İstanbul 16. ATM 2011/70 Esas 2013/358 K. sayılı kararının gerekçesinde sözleşmenin yüklenici tarafından haklı nedenle feshedildiği tespit edilmiş olup mahkemece yüklenicinin kar kaybı alacağına yönelik araştırma yapılması doğru ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda talep edilebilecek kar kaybına ilişkin yapılan değerlendirme Yargıtay 15. HD'nin kabul ettiği ve istikrara kazanmış yol ve yönteme göre belirlendiği, yüklenicinin, iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zarar (kâr kaybı) kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği, kesinti yöntemi TBK'nın 408. maddesi düzenlendiği, Yargıtay'ın kabul ettiği bu yönteme göre, yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunması gerektiği, (Yargıtay Yüksek (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 11/04/2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 09/05/2013 gün ve 7521-3029 sayılı kararlar.) iş bu davadan önce, davalı iş sahibi tarafından davaya konu eser sözleşmesinden kaynaklı verilen ve bu davaya konu 3 adet çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti için İstanbul 16. ATM 2017/70 E. Sayılı davası açılmış olup, yapılan yargılama sonunda mahkemece davalı iş sahibinin anılan çeklerden dolayı 67.508 TL borçlu olduğunu tespit ederek menfi tespit davasını 2.991,86 TL üzerinden kabul etmiş, kalan miktar yönünden reddedildiği, Mahkemenin bu kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davaya konu çekler yönünden İstanbul 16 ATM'nin verdiği ve kesinleşmiş olan bu karar taraflar arasında kesin delil teşkil eder ve tarafları bağlar. Mahkemece ilgili çek bedellerinin ödenip ödenmediği bankalardan sorulmuş, KuveytTürk bankasından gelen yanıtta ilgili çekin karşılıksız çıktığı ve çek aslının banka şubesinde olmadığı belirtilmiş, Yapı Kredi bankasına yazılan yazıya ise ilgili çeklere dair bilginin ... ... şubesinden sorulması yanıtı verilmiş, mahkemece ilgili şubeye müzekkere yazılmadığı, kesinleşen İstanbul 16. ATM kararı ile davalı iş sahibinin davaya konu çeklerden dolayı borçlu olduğu tespit edildiğinden davalı iş sahibinin bu çek bedellerini ödediğini ispatlaması gerektiği, çek bedellerine yönelik olarak kesinleşen mahkeme kararı ile davalı iş sahibinin borçlu olduğu sabit olduğundan somut olayda yeniden taraflar arasında cari hesap incelemesi yapılarak karar verilmesi hatalı olduğu, Mahkemece yapılacak iş davaya konu 3 adet çekin ilgili bankalardan akıbetinin sorularak, İstanbul 16 ATM'nin ilgili davasından sonra bu çek bedellerinin davalı yüklenici tarafından ödenip ödenmediğinin tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, yerel mahkeme kararı kaldırılmıştır.
Mahkemece kaldırma kararından sonra verilen kararda, TBK'nın 147/6 maddesine göre eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, davacı yüklenici eser sözleşmesi kapsamında iş yerinde kaldığını ve iade edilmediğini belirttiği malzeme bedelinin tahsilini talep ettiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesi yapılan karşılıklı ihtarlar sonucunda 24/09/2008 tarihinde feshedilmiştir. Taraflar arasında görülen ve kesinleşmiş İstanbul 16 ATM'nin 2011/70 Esas 2013/358 K. Sayılı sözleşmenin feshi ve menfi tespit davasında verilen kararla bu husus tespit edilmiş olup, davacı yüklenici malzeme bedelinin tahsili istemli iş bu davayı 27/02/2017 tarihinde açıldığı, sözleşmenin feshi tarihi ile dava tarihi arasında TBK 147/6. Maddesinde öngörülen zaman aşımı süresi dolmuş olduğu, davacı yüklenici zaman aşımının kesildiğini veya durduğunu da ispatlayamadığı, İstanbul 16. ATM'de açılan dava sözleşmenin feshi ve menfi tespit davası olup iş bu dava malzeme bedellerine ilişkin talep yönünden zaman aşımını kesen bir dava olmadığı, Davalı iş sahibi süresinde zaman aşımı itirazında bulunduğundan " iş aletleri için istenilen tazminat talebi zaman aşımı nedeniyle reddedildiği, manevi tazminat isteğinin yasal dayanağı, dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 58. Maddesi olduğu, bu madde gereğince kişisel hakları (çıkarları) hâleldar olan kimse manevi tazminat isteyebileceği, salt sözleşmenin ihlali ya da sözleşmeye aykırı davranış manevi tazminatın verilmesi için yeterli olmadığı, ayrıca tüzel kişiliğin şahsiyet haklarının da zedelenmesi gerektiği, davacı tarafça şahsiyet haklarının zedelendiği ispat edilemediğinden davacı yüklenicinin manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği,davacı yüklenicinin, iş sahibinin kusurlu olarak sözleşmeden dönmesi halinde isteyebileceği olumlu zarar (kâr kaybı) kesinti yöntemine göre hesaplanması için İstanbul BAM 53 HD kararında açıklandığı üzere TBK'nın 408. Maddesinde düzenlenen kesinti yöntemine göre hesap yapılması için bilirkişi raporu alınması ara kararı oluşturulmuş, verilen kesin süre içinde davacı tarafça bilirkişi gideri yatırılmadığı, bu nedenle davacının dosya kapsamı delillere göre kar kaybı alacağı bulunduğu iddiasını ispat edemediği sabit bulunmuş, bu talebin reddine karar verildiği, davalı iş sahibi tarafından davaya konu eser sözleşmesinden kaynaklı verilen ve bu davaya konu 3 adet çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti için İstanbul 16. ATM 2017/70 E. Sayılı davası açılmış olup, yapılan yargılama sonunda mahkemece davalı iş sahibinin anılan çeklerden dolayı 67.508 TL borçlu olduğunu tespit ederek menfi tespit davasının 2.991,86 TL üzerinden kabulüne, kalan miktar davanın reddine karar verildiği, Mahkemenin bu kararı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, İstanbul 16 ATM'nin verdiği ve kesinleşmiş olan bu karar taraflar arasında kesin delil teşkil eder ve tarafları bağlar nitelikte olduğu, Mahkemece ...Bankası A.Ş ... ...Şubesine ait ... nolu hesabından verilen ... nolu 15/11/2008 keşide tarihli 20.000-TL bedelli,...Bankası A.Ş ... ...Şubesine ait ... nolu hesabından verilen ... nolu 20/09/2008 keşide tarihli 40.000-TL bedelli, ... Bankası A.Ş Osmanbey Şubesinin ... nolu hesabından verilen ... çek nolu 10.500-TL bedelli çeklerin karşılıksız kaydı alarak ödenmediği muhatap banka cevapları ile belirlendiği, kesinleşen İstanbul 16. ATM kararı ile davalı iş sahibinin davaya konu çeklerden dolayı borçlu olduğu tespit edildiğinden davalı iş sahibinin dosya kapsamı deliller ve banka yazu cevaplarına göre bu çek bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, Mahkeme kararı ile davalı iş sahibinin "davacı yüklenicinin yaptığı işlere karşılık" 3 adet çek miktarınca borçlu olduğu sabit olduğu, çekler ödenmediğinden huzurdaki dava ile istenen yapılan işe bedeli alacak talebinin kabulüne karar verildiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile, davacının iş aletleri için istediği tazminat talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat taleplerinin reddine davacının 100.000 TL olumlu zarar -kâr kaybı talebinin ispatlanamadığından reddine, davacının yaptığı işlere karşılık istediği ve İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70-2013/358 Esas sayılı dava dosyası ile kesinleşen 67.508 TL alacağının dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV-İSTİNAF
Davacı vekili istinafında, davalı şirket tarafından uhdesinde tutulan malların davacı müvekkiline ait olmadığına dair beyanı olmadığını, bu mallara el konulmasının haksız fiil olduğunu, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu göz önüne alınmadan karar verildiğini, dosya kapsamındaki delillerin hatalı değerlendirildiğini, haksız fesih sebebiyle alacağını hala alamadığını, şirketin ödeme güçlüğü içerisine girdiğini, kesinleşen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile davalının borçlu olduğunun tespit edildiğini, tazminat taleplerinin hukuki dayanağı bulunduğunu, menfi tespit davası ile zamanaşımının kesildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
V-DEĞERLENDİRME
Dava, eser sözleşmesine dayalı sözleşme kapsamında verilen çeklerin ödenmeyen bedellerinin, iş yerinde bırakılan ve teslim edilmeyen malzeme bedellerinin tahsili, haksız fesih nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Mahkemece 07.12.2017 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konuları eser sözleşmesi nedeniyle davacının 3 adet çek nedeniyle toplam 67.508 TL alacağının ve 100.000 TL mahrum kalınan kar tazminatı, 100.000 TL manevi tazminat ve 50.000 TL malzeme bedeli isteminden oluştuğu belirtilerek taraf vekillerince imzalanmıştır. HMK'nın 140/3 maddesi gereğince tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülmesi gerekir.
Yerel mahkemece, dava konusu 3 adet çeklerin karşılıksız kaydı alarak ödenmediği muhatap banka cevapları ile belirlendiği, kesinleşen İstanbul 16. ATM kararı ile davalı iş sahibinin davaya konu çeklerden dolayı borçlu olduğu tespit edildiğinden davalı iş sahibinin dosya kapsamı deliller ve banka yazı cevaplarına göre bu çek bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, Mahkeme kararı ile davalı iş sahibinin "davacı yüklenicinin yaptığı işlere karşılık" 3 adet çek miktarınca borçlu olduğu sabit olduğu, çekler ödenmediğinden huzurdaki dava ile istenen yapılan iş bedeli alacak talebinin kabulüne karar verildiği, malzeme bedelinin zamanaşımına uğradığı, manevi tazminat şartları oluşmadığı ve kar kaybı için kesinti yöntemine göre hesaplama yapması için belirlenen bilirkişi parasının davacı tarafından yatırılmadığı gerekçeleri ile, davanın kısmen kabulü ile, davacının iş aletleri için istediği tazminat talebinin zaman aşımı nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat taleplerinin reddine davacının 100.000 TL olumlu zarar -kâr kaybı talebinin ispatlanamadığından reddine, davacının yaptığı işlere karşılık istediği ve İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70-2013/358 Esas sayılı dava dosyası ile kesinleşen
67.508 TL alacağının dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilince Mahkeme kararının zamanaşımı açısından ve tazminat açısından istinaf edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin kaldırma kararında zamanaşımının 5 yıl olduğu fesih tarihi ve dava tarihi arasında 5 yılın dolduğu ve menfi tespit davasının malzeme bedeline ilişkin zamanaşımını kesmediği belirtilerek malzeme bedeline ilişkin Mahkemenin verdiği zamanaşımından ret kararı yerinde bulunmuştur. Belirttiğimiz kaldırma kararında davacının zamanaşımı istinafı incelendiğinden tekrar incelenmemiştir.
Dairemizin önceki kaldırma kararında Mahkeme kararı, sadece kar kaybına ilişkin kesinti yöntemi ile hesaplama yapılması gerektiği ve davalının borçlu olduğu 3 adet çekin davalı tarafça ödenip ödenmemesi hususunun araştırılması için kaldırılmıştır. Davacı ise istinafında kar kaybının reddine dair karar ve bu kararın gerekçesinin istinaf edilmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinafları kapsamında yapılan incelemede, yerel mahkeme kararı hukuka ve usule uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/05/2023 tarih ve 2022/748 Esas, 2023/436 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.