İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/704 E. 2026/570 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/704
- Karar No
- 2026/570
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/704 Esas - 2026/570
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/704 Esas
KARAR NO : 2026/570
..............
.....................
........................
.............................
..................................
....................................
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/08/2018
KARAR TARİHİ : 17/07/2026
KARAR Y. TARİHİ : 20/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 11.05.2015 tarihli Cezayir TiziOuzou’da yapılan 50.000 kişilik stadyumun prekast tribün basamaklarının yapılması ve montajı konulu alt taşeron sözleşmesi şeklinde eser sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin Cezayir'deki ana yüklenici firmanın taşeronu müvekkili şirketin ise alt taşeron olduğunu, ancak davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, işin süresinin yer tesliminden itibaren 180 gün olmasına karşın davalı tarafça montaj yer tesliminin hiçbir zaman usulüne uygun bir şekilde yapılmadığını, bu durumun malzemenin ve üretilen malların konulacağı yer olmaması nedeniyle, stokların birikmesine, stokların maliyetlerinin artmasına ve biriken mallarda bozulmalara yol açtığını, sözleşmenin 16.b maddesinde montaj yeri tesliminin yapılmaması halinde işverenin kusurlu olacağı belirtildiğinden davalının kusurlu olduğunu, sözleşmenin 3.b maddesi gereğince, tüm ekipman ve aletin davalı tarafından sağlanması gerekirse de bunların tam olarak sağlanmadığını, 18.f maddesi gereğince, kalıp malzemelerinin zamanında teslim edilmediğini, bu durumun sözleşmenin aksamasına sebep olduğunu, 3.b maddesi gereğince nakliye yükümlülüğü davalı şirkete ait olduğundan zamanında teslimi yapılmamasının davalıdan kaynaklanan sebeplerle işin uzamasına sebebiyet verdiğini, sözleşmeye göre çalıştırılması gereken işçilerin yalnızca 1/3'üne davalı tarafından vize çıkarılabildiğini, geri kalan işçilerin sözleşmeye aykırı olarak tecrübesi olmayan ve eğitilmeye muhtaç olan Cezayirli yerel halktan davalı tarafından sağlandığını, bu durumun zaman kaybına ve maliyet artışına sebebiyet verdiğini, sözleşmeye göre davalı şirketin bağlı olduğu ............ şirketince sağlanan betonun kalitesiz olduğunu, davalının malzeme sağlamadaki kusurundan kaynaklı bu durumun işin gecikmesine ve maliyet artışına neden olduğunu, sözleşmeye göre müvekkilinin idareden onay alma ediminin bulunmadığını, işin davalının mühendisleri tarafından takip edilip onaylandığını, ayrıca davalının idareyle yapılan davacı edimleri ile ilgili hiçbir toplantıya müvekkili şirketin yetkilisini davet etmediğini, bu durumun da davalı mühendisinin doğru aktarım yapmaması nedeniyle hatalı işlere ve zaman kaybına neden olduğunu, müvekkilinin onayı alınmadan prekast kalıbı yapım işi bizzat davalı tarafından üretim yeri Ankara’da bulunan ve bu konuda hiçbir uzmanlığı olmayan dava dışı Atak Mühendislik Firmasına sırf stadyumun çatı inşaatı işini yapması nedeniyle verildiğini, yapılan tüm üretim aşamasında müvekkilince Atak firmasına danışmanlık hizmeti verilip, tüm yapım aşamasında müvekkilinin süreci yönettiğini, bu nedenle de işin uzadığını, davalının aslen alt taşeron olmakla, sık sık ana yüklenici firmayla ihtilafa düştüğünü, ana firmadan ödeme alınmaması nedeniyle sık sık işi durdurduğunu, bu şekilde, birçok kez tribün basamaklarının montaj yapılacağı yerler ve kirişler uzun zaman hazır olmadığından, montaj işine başlanamadığını, sözleşmenin 3. maddesine göre tüm masraflar davalı tarafından yapılacak ise de, birçok ödemenin müvekkili tarafından yapıldığını, Cezayir ülkesine Türkiye’den işçi getirebilmenin oldukça zor olduğunu, davalı tarafından avans ödemesi yapılmadığından bulunan elemanlara avansın davalının bilgisi dahilinde müvekkilince ödendiğini, yine bu kişilerin Türkiye içi bilet ücretlerinin de müvekkilince karşılandığını, otel vs. diğer harcamalar da eklendiğinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin dolaylı zararının yaklaşık 100.000,00 TL'nı bulduğunu, davalıdan kaynaklı sebeplerle işin uzadığını, kaldı ki sözleşmenin 6.d maddesinde davalının sebebiyet verdiği hallerin süre uzatım sebebi olarak kabul edileceğinin yazılı olduğunu, diğer yandan, sözleşmenin 7.a maddesi gereğince, süre uzatımı yapılmadan cezalı çalışmanın 2 ay olabileceği kararlaştırıldığından, bu halde 11.01.2016 tarihine kadar çalışma yapılabileceği ve davalı tarafından yapılan fesih tarihinin ise 19.03.2016 olduğu dikkate alındığında, davalı tarafından müvekkili şirkete verilen sürenin uzatıldığının açıkça anlaşıldığını, tüm bu duruma karşın, sözleşmeye aykırı olarak davalıdan kaynaklanan nedenlerle işin uzaması nedeniyle zarar gören tarafın müvekkili olduğunu, bu durumda yoksun kaldığı kâr adı altında dolaylı zararlarının talep hakkı bulunduğunu, sözleşmenin 2.a maddesine göre, şartnamelere uygun kaliteli beton satış bedelinin davalı tarafça 64,16 USD olarak hesaplanmasına karşın, davalının bağlı olduğu ............ şirketince sağlanıp inşaatta kullanılan, şartnamelere aykırı ve son derece kalitesiz beton satış fiyatının 76,00 USD olarak alındığını, aynı şekilde 796 ton demir hesaplanmasına karşın, 1100 ton civarı demir kullanıldığını ve işlendiğini, beton birim fiyatındaki artışın, sözleşme gereği davalının sorumluluğunda olduğunu, bu hususta istinabe yoluyla Cezayir Mahkemeleri aracılığıyla yapılan stadyumdaki beton santralinin uygun olup olmadığının, kullanılan betonun kaliteli olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, ayrıca prekastlardaki demir projesindeki hataların da bu maliyete neden olduğunu, davalı tarafın yükümlülüğünde olan bu hususun değerlendirilmediğini, sözleşme dışı maliyetin, 300 ton demir ve işçilik masrafı olarak 433.315,00 USD ve beton maliyet artışı nedeniyle 62.176,00 USD olmak üzere toplam 496.031,00 USD artmış olup, buna karşın işçilik giderlerinde sağlanan yaklaşık %20 tasarrufla toplam maliyetin düştüğünü, sözleşme gereği, maliyet bedeli davalı tarafından yaklaşık 3.500.000,00 USD olarak belirlenmiş ise de, betonun birim fiyatının ve demirin miktarının artması nedeniyle davalının maliyet hesabının yanlış olduğunun anlaşıldığını, burada işçilik bedelleri oldukça düşürülmüş ise de, beton ve demirin hesabının projeye göre davalı tarafça yanlış hesaplanması nedeniyle maliyetin aşıldığını, bu nedenle, sorumluluğun davalıya ait olduğunu, bu hususların tespiti açısından istinabe yoluyla, Cezayir Mahkemesi aracılığıyla, dava konusu prekast işi ile ilgili tüm testlerin, raporların ve belgelerin istenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin hakedişi, sözleşmenin 4. maddesine göre, sözleşme maliyet bedelinin %10 'nu olup, her 1 m³ prekast tribün basamağı için 58,00 USD ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın, sözleşmenin 13.b maddesi gereğince, müvekkili şirkete aylık hak ediş şeklinde ödeme yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, bu şekilde tamamlanan imalatlar için davalı tarafça yapılması gereken hiçbir ödemenin yapılmadığını, Türk Borçlar Kanunu 97. maddesi gereğince iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde edimini yerine getirmeyen tarafın diğer taraftan edimini yerine getirmesini talep edemeyeceği gibi, bu nedenle fesih hakkını da kullanmayacağı, bu nedenle ödeme yapma edimini yerine getirmeyen davalının, müvekkilinin sözleşmesini feshetmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, ayrıca sözleşmenin 13.e maddesinin atfıyla 13.c maddesi gereğince 30 gün içinde alacakların ödenmesi gerektiğinden ve feshin davalı tarafından yapılması nedeniyle fesih tarihi de davalı tarafça bilindiğinden, müvekkili şirketin tüm alacakları yönünden davalı tarafın 28.04.2016 tarihinde temerrüde düştüğünü, fesih tarihi itibariyle tüm işin oldukça büyük kısmı olan üretim sistemi şantiyede kurulmuş olup, üretimin başlaması ve montaj işi oldukça kolay ve kısa zamanda yapılabileceğini, ayrıca davalıya sağlanan işçiler eğitilmiş olup, hepsi üretim ve montajı yapabilecek durumda olduklarını, müvekkilinin çok kısa sürede işi tamamlayacak iken, davalı tarafından fesih yoluna başvurulmasının tamamen haksız çıkar sağlamaya yönelik bir hareket olduğunu, davalı tarafça fesih yapılmadan önce sözleşmenin 16.a maddesi gereğince, müvekkili şirkete 10 günlük süre verilmesi gerekirken süre verilmeden yapılan feshin haksız fesih olduğunu, davalı tarafça yapılan 19.03.2016 tarihli tek taraflı fesih işleminin gerekçesinde, kalıpların 01.12.2015 tarihinde şantiyeye getirilmesine karşın, 29.02.2016 tarihine kadar devreye alınmadığı, 01.03.2016 tarihinde seri üretimin başladığı, müvekkilince hazırlanması gerektiği iddia edilen bazı prosedürlerin hazırlanmadığı ve idareye onaylatılmadığını, maliyetin 5.000.000,00 USD meblağı aştığının iddia edildiğini, idareye karşı müvekkili şirketin bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davalının idare tarafından kendisine bildirilen ve müvekkili şirketin edimine dahil olan hususları müvekkil şirkete aktarmadığını, fesih yazısındaki kalıpların 01.12.2015 tarihinde şantiyeye getirilmesine karşın, 29.02.2016 tarihine kadar devreye alınmadığı iddiası doğru değil ise de, açıklandığı üzere işin davalı tarafından durdurulması, kirişlerin yapılmaması, betonun kalitesizliği, idarenin isteklerinin yerine getirilmesi ve benzeri sebeplerle yaşanan gecikmeden davalının sorumlu olduğunu, bu hususların karşı ispat anlamında tanık beyanlarıyla ispatlanacağını, sözleşme gereği, müvekkili tarafından yerine getirilmesi gerekli tüm prosedür yerine getirilmiş olup, bu durumun kanıtı, tüm işlemlerin idarenin denetimi altında yapılması ve davalının prekast tribün basamaklarından sorumlu mühendisinin yapılan işi sürekli denetlemesi olduğunu, açıklandığı üzere, sözleşme maliyet bedelinin artmasından ise, davalı şirketin sorumlu olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 20. ve devamı maddelerinde genel işlem koşullarının düzenlendiğini, buna göre, kanunun 21. maddesi gereğince önceden hazırlanmış, tek taraflı düzenlemelerin yazılmamış sayılacağını, Türk Ticaret Kanunu gereğince tacirler basiretli bir işadamı olarak hareket etmek zorunda iseler de, aynı kanunun 55/1-f maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma sayılacak şekilde bir tarafın tamamen aleyhine düzenlemelerin kanunun emredici maddelerine aykırı olduğundan haksız şart teşkil edeceğini, davalı tarafça tek taraflı düzenlenen ve davalıya aşırı yararlanma sağlayan maddeler dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan, Türk Ticaret Kanunu'nun 55. maddesi atfıyla Türk Borçlar Kanunu'nun 21. maddesi gereğince müvekkili şirketi bağlamayacağını, sözleşmede yer alan, kesin hakediş yapılması sırasında taşeronun hazır bulunmaması halinde, kesin hak edişi kabul etmiş sayılacağı hükmünün, hak doğmadan haktan feragat edilemeyeceği temel hukuk normu gereğince ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan geçersiz olup bu maddenin genel işlem koşulu olarak yazılmamış sayılacağını, sözleşmedeki haksız şartlar geçersiz olduğundan ve müvekkilinin edimini tamamen yerine getirecekken sözleşmesi feshedilse de büyük ölçüde edimini yerine getirmiş olduğundan sözleşme bedeline hak kazandığını, bütün bu hususları kapsar şekilde davalı şirkete ve bağlı şirketi ............ şirketine Antalya 10.Noterliğinin 15.11.2017 tarih, 38755 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini ve ihtarnamenin 17.11.2017 tarihinde muhataplarına tebliğ edildiğini, buna karşın, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ülkemiz ile Cezayir ülkesi arasında 14.05.1989 tarihli hukuki ve adli konularda adli yardım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin 5.1.maddesine göre, bu taleplerin Adalet Bakanlığı aracılığıyla Cezayir Adalet Bakanlığından isteneceğini belirterek, davanın kabulü ile sonradan bilirkişi raporuna göre arttırılmak kaydıyla şimdilik 2.927,45 USD (Amerikan Doları) belirsiz alacağın haksız fesih tarihi olan 28.04.2016 tarihinden, aksi halde ihtarname gereği 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sonradan bilirkişi raporuna göre arttırılmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL yoksun kalınan kâr ve dolaylı zararlar ile diğer kısmi alacağın haksız fesih tarihi olan 28.04.2016 tarihinden, aksi halde ihtarname gereği 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.11.2018 tarihli dilekçesiyle talep edilen 2.000,00 TL'lık miktarın 1.400,00TL'sının kâr kaybı, 600,00TL'sının dolaylı zarar olduğunu, dolaylı zararların davalı işçilerinin yurt içi bilet paraları ve yollukları, mühendis ve ekibinin konaklama, kiralık araç ve otel masrafları, işçilerin ön avans ödemesi olduğunu açıklamıştır.
Davacı vekili 29/12/2022 tarihli ıslah talep dilekçesi ile; dava dilekçesinde 2.927,45 USD olarak talep ettikleri alacaklarını arttırım dilekçesi ile 346.696,55 USD olarak arttırdıklarını beyan ederek; 349.624,00 USD (Amerikan Doları) meblağın, haksız fesih tarihi olan 28.04.2016 tarihinden, aksi halde ihtarname gereği temerrüt tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraflar arasındaki sözleşme ekinde yer alan Tribün Prekastları Maliyet hesabı ve sözleşmenin 4.maddesi incelendiğinde, davacı taraf ile imzalanan alt istisna sözleşmesinin en önemli unsurunun sözleşmeye konu işin toplam maliyetinin olduğunun açıkça görüleceğini, sözleşme ile davacı tarafın sözleşmeye konu işi yine sözleşmede belirtilen sürede 3.500.000,00 USD maliyet bedeli ile tamamlaması halinde, bu bedelin %10'u olan 350.000 USD'ye hak kazanacağı, sözleşmeye konu işin toplam bedeli maliyet bedelinin altında kalırsa maliyet bedelinin altında kalan kısmın %15'inin davacı tarafa prim olarak ödeneceğini, eğer sözleşmeye konu işin toplam bedeli 4.500.000,00 USD'yi geçerse geçen bedelin %15'inin taşerona ödenecek olan 350.000 USD bedelden düşüleceği, dolayısıyla sözleşmeye konu işin toplam bedelinin 6.850.000,00 USD bedele ulaşırsa davacı tarafın müvekkili şirketten hiçbir bedel talep edemeyeceğini, alt taşeron sözleşmesinin 11.05.2015 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin süresinin imza tarihinden itibaren 6 ay(180) gün olarak belirlendiğini, bu süre kesin süre olup, bu sürenin uzatılması konusunda sadece müvekkili şirketin takdir hakkının bulunduğunu, alt taşeron sözleşmesinin 3. maddesinde özel teknik şartnamenin, idareye ait genel teknik şartnamenin sözleşmenin eki olduğu ifade edildiği gibi, davacının sözleşmeye konu işi sözleşmeye, uygulama projelerine, genel teknik şartnameye ve özel teknik şartnameye uygun olarak yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca davacı tarafın sözleşmeye konu işi, işin iş sahibi konumundaki idarenin Cezayir ülkesinde uyguladığı kurallara uygun olarak yapmayı da kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili şirket gibi davacı tarafın da işin asıl iş sahibi konumunda bulunan kamu idaresi tarafından onay verilen imalatları gerçekleştirmek zorunda olduğunu, yani davacının sözleşme ile idare tarafından uygun görülecek imalatları gerçekleştirmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davacının 11.05.2015 tarihli sözleşme doğrultusunda çalışmalara başlamış olmasına rağmen, 6 aylık sözleşme süresinde sözleşmeye konu işin bitirilmesi bir yana üretime dahi başlayamadığını, sözleşme süresinin sona erdiği 11.11.2015 tarihinden sonra 01.12.2015 tarihinde sözleşmeye konu iş için imal edilen kalıpların şantiye getirildiğini ve montajlarının yapıldığını, kalıpların bu tarihte montajının tamamlanmasına rağmen, davacı tarafın 29.02.2016 tarihine kadar imalata başlayamadığını, davacı tarafça hiçbir imalat yapılmamış olmasına rağmen, 2016 yılı Şubat ayı sonu itibariyle davacının söz konusu iş kapsamında istihdam ettiği personellere 636.087,00 USD işçilik bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, davacı tarafça 01.03.2016 tarihinden itibaren seri üretime geçildiğini, ancak seri üretime geçilmesine rağmen, davacı tarafça imal edilen ve sahada montajı yapılacak olan malzemelerin asıl iş sahibi tarafından onaylanması konusunda hiçbir işlem yapılmadığından asıl iş sahibi idare tarafından imal edilen malzemelerin kabul edilmediğini, bu süreçte müvekkili şirket tarafından davacı tarafça sözleşme imza tarihinden 14.03.2018 tarihine kadar yapılan işlere ilişkin maliyet hesaplaması yapıldığında kalıp ve makine için hesaplanan maliyet bedelinin oldukça üstüne çıkıldığını, hiçbir imalatın montajının yapılmamasına rağmen Şubat 2016 sonu itibariyle 636.087,00 USD işçilik bedeli ödendiği ve işçilik maliyet bedellerinin %100 artış göstererek 1.800.000 USD daha artış göstereceği, sözleşmeye konu işte kullanılacak inşaat demiri sözleşme eki maliyet hesabında 796 ton olarak esas alınmışken davacı tarafça 1100 ton demir kullanıldığının tespit edildiğini, bu tespitler sonucunda davacının sözleşmeye konu işlerin tamamını sözleşmede yer alan koşullarla yapma olasılığı fiilen imkânsız hale geldiğinden sözleşmenin 14.03.2016 tarihli yazı ile feshedildiğini, sözleşmenin feshi ihtarında davacı tarafın hesap kesme hakedişi (tasfiye kesin hakedişi) düzenlenmek üzere şantiyeye davet edildiğini, davacının hazır bulunmaması üzerine 05.02.2016-19.03.2016 dönemini kapsayan feshe dayalı tasfiye hakediş raporunun tanzim edildiğini, bu hakediş incelendiğinde davacı tarafın hakediş döneminde 561,86 m3 prekast tribün basamağı imalatı gerçekleştirdiğini, montaj gerçekleşmediğinden bu imal edilen malzemelerin %85'i baz alınarak toplam hakedişe giren imalat miktarının 477,58 m3 olduğu, bu imalat miktarının bedelinin de 477,58 x 58=27.699,67 USD olduğunun yer aldığı, yine bu hakedişte davacı tarafça imal edildiği halde asıl iş sahibi tarafından kabul edilmediğinden zayi olan ve şantiye ve imalat sahasından uzaklaştırılan 55 adet tribün basamağı =59,61 m3'ün maliyeti 580 USD x 59,61 X %85= 29.437,03 USD'lik tutarın hakedişten kesildiğini, dolayısıyla, davacı tarafın tasfiye hakedişinden alacağı bulunmamakta olup, müvekkili şirkete 1.737,36 USD borcu bulunduğunu, davacı iddialarının yerinde olmadığını, sözleşmenin feshinin hukuka uygun olduğunu, davacının işi süresinde teslim edemediğini, işin maliyet bedelinin fazlasıyla aşıldığını, sözleşmede belirtilen süre ve miktarda ve kalitede imalat ve montajı gerçekleştiremediğini, sözleşmenin 7/b maddesi gereğince bu durumda müvekkilinin ihtara dahi gerek olmaksızın sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini ve bu maddeye dayanarak sözleşmenin haklı nedenle müvekkilince feshedildiğini, davacının dava dilekçesinde işin süresinde teslim edilmediğini, maliyetin arttığını, asıl iş sahibi idarece onay verilen şartnamelere uygun kalitede malzeme imalatı gerçekleştiremediğini açıkça kabul ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir alacağının bulunmadığını, feshe dayalı tasfiye hakediş raporunda müvekkili şirkete 1.737,36 USD borcu bulunduğunun yer aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflar arasında imzalanan 11.05.2015 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi.
Davalıya ait 19.03.2016 tarih ve ..STTZ/........./2016 Referans Numaralı yazıda, ......... İnş.ve Tic.A.Ş.'nin ........... Teknoloji Müh. Ve Yapı San. Tic. Ltd.Şti ile sözleşme süresinin 6 ay olduğu ve 11.11.2015 tarihinde bittiği, sözleşme kapsamında gerekli ekipmanların ......... tarafından karşılandığı ve bu süreçte karşı tarafın seçtiği mühendise kalıp fabrikası ziyareti için 4 ay maaş ödendiği, kalıpların 01.12.2015 tarihinde şantiyeye getirildiği, montajlarının yapılmasına rağmen 29.02.2016 tarihine kadar devreye alınmadığı, bu tarihe kadar 331.498 USD maaş ödemesi yapıldığı, 01.03.2016 tarihinden itibaren seri üretim yapılmak üzere sürecin başlatıldığı fakat, ........... firmasınca hazırlanması gereken imalat, test, stok, nakliye ve montaj prosedürleri hazırlanmadığı ve idareye onaylatılmadığı için; yapılan işlerin idare tarafından kabul edilmediği, kalıp, makine ve ankrajlar için planlanan bedelin 712.259 USD olduğu fakat şu ana kadar yapılan harcamanın 1.000.000 USD bulduğu, 97 işçi ile yapılması planlanan bu iş için şu an çalışan adam sayısının 160 kişi olduğu, bu rakamın 200 ü aşmasından endişe edildiği, kısaca işçilik harcamasının %100 artığı yani 1.800.000 USD daha artmış olacağı, bu işte kullanılacak inşaat demiri 796 ton planlandığı, şu an 1100 ton olduğu, yani %38 artış olduğu ve bunun karşılığı işçilik hariç 182.467 USD olduğu, beton, kauçuk ve diğer malzemelerde ne gibi bir artış olacağının ise şu an bilmediklerini, özet olarak 3,5 milyon dolar olarak maliyet hesaplandığı, bu bedelin şimdiden 5 milyon doları aşmış gözüktüğü, sebeplerinden bahisle sözleşmenin 7/b ve madde 16/A da yer alan hükümleri dikkate alınarak tek taraflı fesih edildiğinin davacıya bildirildiği görülmüştür.
Davalı ......... İnşaat ve Tic. A.Ş. tarafından tek taraflı düzenlenen ve imza altına alınan hakediş raporunda: 05 Şubat-19 Mart Tarihlerinde gerçekleşen Prekast Tribün İmalatı ve test imalatları ile birlikte toplam 561,8 m3 hesaplanmış ve montaj yapılmadığı için bu imalatlardan % 15 eksiltme yapılarak 477,58 m3 imalat üzerinden 27.699,67 USD alacak hesaplanmıştır. Reddedilen tribün basamaklarının malzeme ve işçilik bedeli olarak 29.437 USD hesaplanarak toplamda davacının 1.737,36 USD borçlu olduğu yazılmıştır.
Mahkememizin 09/09/2019 tarihli celsesinde beyanı alınan davacı tanığı Yaşar Yıldırım; "ben davacı firma sahibini tanırım, Cezayirde bir iş aldığını bana söyledi ben de Cezayire gidecektim, Cezayirdeki işin kalıp kısmına ilişkin tecrübelerimi işi alan Atak firmasının ilgililerine anlatmamı benden rica etti, ben de kendilerine bu konuda sunum yaptım, ancak ben kalıp işinin ne zaman yapıldığı, geciktirilip geciktirilmediği hususlarında bilgi sahibi değilim, benim gördüğüm kadarıyla sunum yaptığım Atak firmasının kalıp işi ile ilgili tecrübesi yoktu, başkaca bir bilgim ve görgüm yoktur, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce beyanı alınan davacı tanığı Neslihan Nesrin Yücetürk; " ben davacı firma ile davalı firma arasındaki sözleşmenin yapıldığı tarihte davacı firmada muhasebe ve finans işlerine bakıyordum. Şirket yetkilisi sürekli şantiyede olduğu için diğer ofis işlerini de ben idare ediyordum. Davacı firmanın davalı firma ile yaptığı görüşme sonrasında Cezayir' deki stadyum yapılması işi alındı. O dönemde davacı firmanın başka işleri de vardı. Hatta Demirtaş inş.' ten aldığı büyük bir iş de vardı ancak .........' nın işi alındığı için şirket yetkilisi Demirtaş' ın işini iade etmek zorunda kaldı. Sözleşmenin akabinde Cezayir' deki iş için biz hemen çalışmalarımızı başlattık. Türkiye' nin her yerinden konusunda uzman ustaları bir araya getirdik onlarla anlaşmalarımızı yaptık. Cezayir' e gidiş için vizelerini, biletlerini, pasaportlarını ayarlamaları için ......... İnş. İle bağlantı kurduk. Bunun haricindeki işçilerin diğer masraflarını davacı firma yüklendi. Şöyle ki normalde süresinde gidebilselerdi oradaki maaşlarını da davalı ......... ödeyecekti ancak bu arada davalı firmanın Cezayir hükümeti ile yaşadığı sıkıntıdan dolayı işin başlaması ertelendi. Bu erteleme sırasında işçileri kaybetmemek için onların masraflarını davacı firma üstlendi. Daha sonra gecikmeli de olsa Cezayir' e intikal edildi. İşçiler Cezayir' e gidip işe başladılar. Ben davacı iş yerinden 2016 yılı Mayıs ayında ayrıldım. Ben ayrılmadan önce davalının fesih bildirimi gelmişti ancak fesihe konu olan iddiaların gerçeği yansıtmadığını biliyorum benim ayrıldığım döneme kadar davalı firma tarafından davacıya yapılan bir ödeme yoktu. Yapılan bütün masraflar davacı firma tarafından yapılmıştı. Hatırladığım kadarıyla ben o dönemde 70.000,00 küsur civarında yapılan masraf hesaplamıştım. Sonrası ile ilgili bir bilgim yoktur. Fesih bildiriminden önce işlerin işleyişi ile ilgili yada yapılan işlerin ayıplı yada eksik olduğuna ilişkin herhangi bir ihtar, ihbar, mail gelmemişti. Ayrıca işin yapıldığı sırada kalıpları sözleşmeye göre davalı ......... temin edecekti. ...........' nın kalıp yapması gibi bir anlaşma yoktu. Davalı kalıpları Ankara' da bir firmadan yaptırmak istedi. Ancak bizim şirket yetkilimiz anlaştıkları firmanın istenilen şekilde kalıp imal edilemeyeceğini söylemesine rağmen o firmada ısrar ettiler. Bunun üzerine de kalıplarda hata olmasın diye davacı şirket bir inşaat mühendisini ve bir makina mühendisini kalıpları yapacak şirkette görevlendirdi. Bunların da bütün masraflarını kendisi üstlendi. Ayrıca fesih bildiriminde davacı şirket yetkilisi Melih Bey' in sürekli Cezayir' de bulunmaması sebep gösterilmişti ancak sözleşmede böyle bir hüküm olmadığı gibi Melih bey de sürekli Cezayir' e gidip gelmiştir. Orada da işlerin başında duracak bir inşaat mühendisi görevlendirilmişti. İşlerin başında bulunuyordu. Hatta yüksek inşaat mühendisi de görevlendirilebileceği söylenmişti. Ancak davalı firma istemedi. İşçilerin bonservisleri vardı. Buna göre uzman olanlar seçilmişti. Beton ile ilgili tek bildiğim betonların davalı firmadan satın alınması şeklindeydi. Uygulamaya ilişkin hususları ben bilmiyorum. Tanıklık için ücret talebim vardır. Bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce beyanı alınan davacı tanığı Fikret Altın; "ben 12/07/2015 - 29/04/2016 tarihleri arasında davacı firmada çalıştım, davacı şirket davalı şirket arasında Cezayir de bulunan stadyumun yapımı konusunda bir anlaşma yapılmıştı, bu anlaşma karşılığında ben Cezayir'e gittim, davacı şirket bana çalışmam karşılığında 3.000 dolar verecekti, ancak Cezayir'e gittiğimde bu işi üstlenen davalı firma benim maaşımı 2.700 dolara düşürdü, ben bu stadyumda yaklaşık 4-4.5 ay çalıştım, taraflar arasında sözleşme kapsamında bu stadın yapımı tamamlanmadan ben bu işten ayrıldım, tam olarak bilmemekle birlikte söz konusu daha sonra tamamlanmış, dava konusu işin süresini, kapsamını, niteliğini bilmiyorum, ben söz konusu işte montaj formeni olarak gitmiştim, işçilerin yönetiminden sorumluydum, biz Cezayir'e gittiğimizde montaj yerleri hazır değildi, söz konusu montaj yerleri 3 ayda kısmen hazırlandı, ancak bu 3 aylık süreç içinde bir stadyumun tek çeyrek kısmı için montaj yeri hazırlanmıştı, biz söz konusu yerdeki montaj işlemlerini Cezayir'den davalı şirket tarafından sağlanan yerli işçilerle yapmaya çalıştım, ancak bu işçilerin montaj işleri konusunda herhangi bir tecrübesi bulunmamaktaydı, montaj yeri hazır olmadığı için montajlanacak malzemeler birkaç yere nakledilmek zorunda kaldı, nakledilme işlemleri nedeniyle 200-300 adet zarar gören malzemeler oldu, stadyumda kullanılacak betonlar davalı şirket tarafından karşılanacaktı, beton kalıpların dökümü Cezayir de yapıldı ancak dökümü yapıla betonların %90'ı kalitesiz olması nedeniyle kalıptan betonları çıkarırken patlamalar ve kırılmalar oldu, sağlam çıkan betonların bir müddet dinlendirilmesi için sahaya koyduğumuzda bir müddet sonra söz konusu betonların kendiğinden kırıldığını ve çatladığını gördük, kalitesiz olan betonların montajı yapılmadı, Cezayir şantiyesinde çalıştığım dönemden sonra ........... Şirketi ile herhangi bir iş ilişkim bulunmamaktadır, benim söyleyeceklerim bunlardan ibarettir, başka bir diyeceğim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce beyanı alınan davacı tanığı Edip Yağız; "ifademe başvurulacak hususu anladım, ben daha önce ........... Teknoloji Mühendislik Limited Şirketinde inşaat mühendisi olarak çalıştım, Ben 2014 yılı Aralık ayından itibaren 3 ay boyunca davacı şirkette çalıştım, sonra başka bir şirkette çalıştım. Ancak davalı şirketin dava konusu işi alması ve davacı şirket ile aralarında yaptıkları anlaşma gereği 30/05/2015 tarihinde tekrar davacı şirket ile çalışmaya başladım. Davalı şirket Cezayir'de 50.000 kişilik stadyum inşaatının ihalesini almış, davacı şirket ise alt yüklenici olarak bu stajyumun prekast sahası hazırlanması, prekast elemanlarının imalatı ve montajı işini almıştı. Sadece kalıplar Türkiye'de yapılmak suretiyle geri kalan tüm iş Cezayir'de yapılacaktı. Kalıplar Türkiye'de üretilmek suretiyle tüm beton ve demir işi orada yapılacaktı. Prekast imalat sahası tamamlandı, kalıplar Türkiye'den götürüldü ve sahaya yerleştirildi. Beton dökümlerin bir bölümü yapıldı, sahada son aşama olan döktüğümüz elemanların montajı da yapıldı. Neticede işin ana kısmı yapıldı ve sadece vasıfsız işçiler tarafından da yapılabilecek olan teferruat kısmı kalmıştı. Yani işin yaklaşık %75'lik kısmı tamamlanmıştı. 15/02/2016 tarihine kadar bu bahsettiğim tüm işler tamamlanmıştı. Bildiğim kadarıyla davalı şirket tarafından davacı şirkete hiç ödeme yapılmamıştı. Taraflar arasındaki sözleşmenin detaylarını hatırlamıyorum, yani ödemenin hangi periyotlarla yapılacağını hatırlamıyorum. Ancak peyderpey ödeme yapılması gerektiği halde hiç bir ödeme yapılmadığını biliyorum. Ben işe başladığımda 180 gün içinde işin teslim edilmesi gerektiği belirtilmişti. Ancak davalı şirketten kaynaklanan gecikmeler nedeniyle az önce bahsettiğim kalıplar Ekim ayında üretilmeye başlanmıştı. Davalı şirket Cezayir Hükümetinden kaynaklı olarak inşaatın durdurulduğunu söylemişti. Kalıplar Cezayir'e gtürüldükten sonra yani sahada çalışma başlayacağı zaman Cezayir'e gittim, benim Cezayir'e gittiğim tarih 12/12/2015 idi. Bu işin sağlıklı bir şekilde yapılması ve yürütülmesi için yaklaşık 50 kalifiye eleman, 30 kadar da yardımcı eleman gerekiyordu. Kalifiye elemanlar Türk personeliydi. Biz bu elemanların Cezayir'e gitmesini davalı şirketten talep ettik ancak davalı şirket bu işçilerden sadece 18 tanesine onay verdi, geri kalan işçileri kendi seçtiği kalifiye olmayan elemanlardan kullanmamızı istediler. Kalifiye elemanlarla çalışmamadan kaynaklanan gecikme de olmuştur. Kullanacağımız şirketi davalı şirket üretiyor ve bize veriyordu. Bize gönderilen betonlar kalitesiz ve işe uygun olmayan betonlar idi. Aynı kalıpla tek döküm yapılması gerekirken yapılamamıştı, bu durum da işin gecikmesine sebebiyet vermişti. Ben 14/02/2016 tarihine kadar çalıştım. Davacı şirket fiilen 12/12/2015 tarihinde Cezayir'de çalışmaya başlayabilmiştir. Bu aşamaya kadar olan gecikmelerin davacı şirket ile ilgilsi yoktur. Çalışmaya başladıktan sonra da az önce de bahsettiğim gibi işçi kalitesi ve beton kalitesinden kaynaklanan gecikmeler yaşanmıştır. Ben gittiğimde montaj yeri hazırlanmıştı ancak çalışmaya uygun değildi. Prekast elemanının montajının yapılacağı karşılıklı basamakların seviyesi aynı değildi. Biz bu basamakları aynı seviyeye getirmek için de uğraştık. Normal şartlarda bu bizim görevimiz değildi. Kalıpların geç gelmedi ve betonun uygun olmaması işimizi geciktirdi. Ayrıca hazırlamış olduğumuz demirler betonun uygun olmaması nedeniyle zamanında kullanılamadığı için paslanma yaptı, idare bu demirlere onay vermediği için biz yeniden demir hazırlamak zorunda kaldık, bu da bir gecikmeye neden oldu. Davalı şirket kalıpların hazırlanması işini stadyumun çayısını yapacak olan firmaya verdi, bu kalıp işinde uzman bir firma değildi. Kalıplarında uzman olmadığı için kalıpların teslimi gecikmiştir. Hatta ben görevim olmadığı halde bu şirkete yani kalıp hazırlayan şirkete kalıp hazırlama konusunda bilgi verdim. İdare dava konusu işten anlamadığı için çok fazla müdahil olmuyordu. Cezayir'e gidiş ücretlerimizi davalı şirketin karşıladığını biliyorum. İdareyle haftada en az 1 toplantı yapılıyordu. Ancak orada bulunduğum 65 günlük sürede yalnızda 3 toplantıya çağırıldım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce beyanı alınan davacı tanığı Güven Tepebaş;"Ben ........... firması ile ......... İnşaat'ın Cezayir'in Tiziouzoun şehrindeki yapımını üstlendiği stadyum projesinin tribün basamaklarının prekast imalatlarının yapımı için firmada inşaat teknikeri olarak görev aldım, firmamız ......... İnşaat'la yapmış olduğu sözleşme gereği belirli bir sürede yeterli teknik çalışanı şantiyeye getirerek işin yapımına sözleşme şartı ve gereği başlayacaktı, firmamızın bir yetkilisi olarak üzerimize düşen tüm teknik ve idari şartları yerine getirdik ve sözleşmede belirtilen miktar ve kalitede tüm imalatları yaptık, fakat bu imalatlar yapılırken iş veren firmanın beton kalitesinde yaşadığı sorunlar, çimento tedarikinde yaşanan sorunlar nedeniyle firmamızın dışında bazı problemler vuku buldu, işveren firmanın da bu işi ilk defa yapıyor olması nedeniyle prekast imalatları nedeniyle teknik anlamda çekinceleri vardı, fakat firmamız gereken tecrübeye sahip olduğu için gereken tüm önlemleri yeri ve zamanında alarak sorunları hallettik, yalnız burada işin tamamının yapılması için gereken adam sayısı noktasında ........... firması daha fazla adam götürecekken ......... İnşaat tribün inşaatındaki başka işlerden adamların artması nedeniyle bizim yetki ve sorumluluğumuzdaki işlere kendi adamlarını da dahil etti, sonuç olarak biz işi vakti ve zamanında yaparak bitirdik, işin yapımı esnasında Melih Beyin sözleşmesini sebepsiz yere feshetmeleri gündeme geldi, Melih çalışanları olarak bizlere telkin ettiği konu işi hiçbir zaman yarım bırakmamız gerektiği ve bitirmemiz gerektiğidir, biz de bu doğrultuda işi tamamladık, ......... İnşaat bize de haksızlık yaparak istifaya zorladı, hiçbir hakkımızı alamadan Türkiye'ye gönderdi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nce beyanı alınan davacı tanığı Memet Tepebaş; "Ben inşaat formeni olarak serbest piyasada ekibim ile birlikte çalışmaktayım. Davacı şirket temsilcisi melih beyin yönlendirmesiyle Cezayir'deki ............ şirketine ekibim ile beraber gittik. Biz gittiğimizde bize hazır olarak bulundurulacağı söylenilen yerlerin( yani tribündeki basamaklar kotlarında değildi) hazır olmadığını gördük. Bu yerleri 50-60 gün içerisinde biz hazırladık. Yani tribündeki basamakları kırma suretiyle kotuna getirdik. Ben ekibin bir grubunu götürmüştüm. Kalan kısmını ise oradan bize vasıfsız işçiler verdikleri için getirmemize izin vermediler. Bizde bu vasıfsız işçilerle çalışmak zorunda kaldık. Vasıfsız işçilerle çalışmamızdan dolayı ayrıca hazır olacağı söylenen ancak davalı .......... A.Ş. tarafından hazırda bulundurulmayan yerlerin tarafımızca hazırlanmasından dolayı iş gecikti. Yani iş davalı yüzünden gecikti. Ankara'dan davalının göndermiş olduğu tribün kalıplarında deforum olduğu için bu kalıpları biz revize edip tekrar düzgün hale getirdik. Bu nedenle de işi teslim sürecinde gecikme yaşandı. Ayrıca davalının göndermiş olduğu betonlarda yapmış olduğumuz kontrollerde beton slamplarında problem olduğunu görmemiz üzerine iş veren Cezayirli firmaya işi teslim edemedik. Bu da davalı tarafın sorumluluğundadır. Bunun dışında benim Atak firmasına verilmiş olan danışmanlık hizmeti ve idarenin onayına ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Davalı şirket temsilcisinin talebi üzerine tanıktan soruldu: Tanık betonların kalitesiz olduğunu söylemiştir. Bundan dolayı maliyet artışı oldumu, kullanılamayan paneller oldu mu diye soruldu, tanık cevaben; betonlar kalitesiz olduğundan döküldükten sona çatlama yaşandığı için tekrar bunu yerine koyumadığımızdan dolayı bu betonlar imha edilir dolayısıyla bize ekstra maliyet getirir. Biz tekrar bu betonları üretmek zorunda kalırız dedi. Üretilen panellerin montaj yeri ve yer teslim bölgesi hazır olmadığından bunların birkaçkez taşınması ve bu nedenle maliyet artışı olduğumu diye soruldu, tanık cevaben; tek stok sahası mevcut olduğundan ve davalı tarafından ekstra stok yapacağımız yer gösterilmediğinden 3-4 defa aktarım yaparak üretilen panelleri taşımak ve montajını yapmak zorunda kaldık. Bu da bir günde yapacağımız işi üç günde yapmamıza neden oldu. Dolayısıyla bize maliyet getirdi. Davalı şirket temsilcisi söz alarak: " Ben davalı tarafından sözleşmenin fesh edildiğini öğrendiğimde Cezayir'deki ekibime orada kalmalarını ve işi layıkıyla bitirlemelerini çünkü sözleşmenin halen geçerli olduğunu söyledim. Tanıkta bu ekibin içerisinde olduğundan bu beyanımdan sonra orada kalıp çalışmaya devam edip etmedikleri sorulsun dedi. Tanık cevaben; davacı şirket temsilcisi Cezayir'e gelerek davalı tarafından sözleşmenin fesh edildiğini ancak sözleşmenin bizim açımızdan geçerli olduğunu ve işi tamamlamamız gerektiğini bize söyledi. Sözleşmede yazandan daha fazla demir kullanmak zorunda kalmamız bize ekstra maliyet getirmiştir. Cezayirli kontrollerin gelip demirin doğru olmadığını ve deforme olduğunu söylemeleri üzerine biz demiri değiştirmek zorunda kalıyorduk." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Toplanan deliller, dosyaya sunulan tüm bilgi belgeler ve tanık beyanları dikkate alınarak ihtilaf konusu hususlarda tespit yapmak amacıyla konusunda uzman bilirkişi kuruluna dosyanın tevdi edildiği, söz konusu bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 17/12/2021 tarihli raporda, taraflar arasında 11/05/2015 tarihli "Tizi-Ouzou'da Çok Amaçlı 50.000 koltuklu kapalı Stadyum Atletizm Stadı, Antrenman Sahası ve Çevre Düzenlemesi İnşaatının Tribün Basamakları İmalatı ve Montajı" işine ilişkin sözleşme yapıldığı, sözleşmenin işteki gecikme ve maliyet artışı sebebiyle 19/03/2016 tarihli davalı yazısı ile fesih edildiği, tüm davacı tanık ifadelerinin işteki gecikmenin davalı firmadan kaynaklandığı yönünde olduğu, dosya muthtevasında artan maliyet iddiasına göre herhangi bir belge ve bilgi yer almadığı, ilgili belge ve bilgilerin dosyaya sunulması durumunda değerlendirilebileceği, gerek davacı dava dilekçesinde gerekse tanık beyanlarında gecikme nedeninin en başta kalıp yapımı olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Tarafların talepleri ve ihtilaf konusu hususların tespitine yönelik belgelerin teminine yönelik bilişim uzmanı bilirkişi Turan Mermer tarafından hazırlanan 28/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafın https://msj.gov.dz/index.php/fr/web sitesi içeriğinde davaya konu iş için bilgilerin olduğunun belirtildiği, bilirkişice https://msj.gov.dz/index.php/fr/web sitesinde yapılan incelemede web sitesinin Google tarayacısının türkçeye çevirme özelliği sayesinde incelendiğini, davaya konu Cezayir Ti-zi Ouzou'da çok amaçlı 50.000 koltuklu stadyum, Antrenman Sahası işi ile ilgili olarak çok genel kısıtlı bilgilerin ve resimlerin olduğu, işi yapan firmanın, sözleşme gibi bilgilerin bulunmadığının anlaşıldığını, davacı tarafın özellikle link, başlık gibi talep edilen bilginin yerini ve niteliğini tam olarak belirten bir bilgi sunması durumunda tekrardan inceleme yapılabileceğinin rapor edildiği,
Dosyaya kazandırılan ve sunulan bilgi belgeler değerlendirilmesi ve 17/12/2021 tarihinde hazırlanan ilk raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmaması nedeni ile yeni oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından sunulan 27/07/2022 tarihli kök raporda, davanın eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu, dava değerinin 2.927,45 USD (17.500-TL) olduğu, taraflar arasında imzalanan Taşeronluk Sözleşmesinin 3/b maddesi gereğince her türlü sarf malzemesinin İşveren tarafından sağlanacağının kararlaştırıldığı, bu bağlamda kalıp malzemesinin temininde yaşanan gecikmenin davalı işverenin sorumluluğunda olduğu, dosya içerisinde yer alan fotoğraflarda prekast tribün basamaklarının yerleştirileceği yüzeylerin olması gereken kotta olmadığı, bu yüzden bu kısımların kotuna getirilmesinin hem zaman, hem de emek olarak ekstra bir külfetinin olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede böyle bir imalat yer almadığı için bu süreçte yaşanan gecikmenin davalı firmadan kaynaklı olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3/b maddesine göre, prekastların imalatı sırasında kullanılan betonun tedarik yükümlülüğünün davalı İşverende olduğu, imalat aşamasında beton kalitesinden kaynaklı sorunlar sebebiyle yaşanan gecikmelerin sorumluluğunun da bu bağlamda davalı işverene ait olduğu, bütün bu nedenlerle, davalı tarafından gerçekleştirilen feshin haksız olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. maddesine göre uygulama yerine montajı yapılmış her 1 m3 prekast tribün basamağı için Taşerona 58-USD ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından dosyaya 28.02.2022 tarihli dilekçe ile sunulan "Feshe Dayalı Hakediş Raporunda" test imalatları dahil davacı tarafından 525 adet prekast imalatının yapıldığının belirtildiği, bu imalatların montajlarının yapılamaması sebebiyle imalat oranının % 85 olarak kabul edilerek hesaplama yoluna gidildiği ve sonuç olarak davacı tarafından 477,58 m3 imalat yapıldığının hesaplandığı, bu tarz imalatlar için bu oranın uygun olduğu, davalı tarafından söz konusu hakedişte tribün basamaklarının malzeme + işçilik bedeli karşılığı olarak 29.437,03 Dolar kesinti yapıldığı, ancak takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, prekastların imalatı sırasında kullanılan betonun tedarik yükümlülüğünün davalı İşverende olması nedeniyle, imalat aşamasında beton kalitesinden kaynaklı sorunlar sebebiyle istenilen şartlarda üretilemeyen 55 adet prekastın sorumluluğunun da bu bağlamda davalıya ait olduğu, bu nedenle yapılan bu kesintinin uygun olmadığı, davacının alacağının 477,58 x 58USD =27.699,64 USD olarak hesaplandığı, davacı tarafından dolaylı zarar olarak davalı iş yerinde çalışan işçilerin bilet paraları, yollukları, konaklama, kiralık araç ve otel masrafları, ayrıca davalı iş yerinde çalışacak olan işçilerin ön avans ödemelerinin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12/a maddesine göre ekip sağlama yükümlülüğünün davacı taşerona, sözleşmenin 12/1 maddesine göre ise söz konusu ekip çalışanlarının ücretlerini ödeme yükümlülüğünün ise davalı işverene ait olduğu, yine sözleşmenin 18/h ve 18/i maddeleri gereğince şantiyede bulunması gereken taşeron işçilerinin barınabileceği kadar işçi koğuşunun ve günde 3 öğün yemeğin davalı işveren tarafından sağlanacağının belirlendiği, yine sözleşmenin 3/a maddesine göre, işverenin taşeron işçilerinin şantiyede barınma ve konaklama masraflarını üstlendiği, ancak şantiye dışındaki masraflara (yol, otel, vb) ilişkin sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, bunun dışında davacının dolaylı zarar olarak talep etmiş bulunduğu, işçilere ön avans ödemesi yapılması gerektiğine ilişkin herhangi bir sözleşme hükmüne rastlanmadığı, bu nedenlerle, davacının talep etmiş bulunduğu dolaylı zararların hesaplanamadığının rapor edildiği görülmüştür.
Söz konusu rapora tarafların itirazları neticesinde itirazların değerlendirilmek amacıyla alınan 25/11/2022 tarihli ek raporda, sözleşmenin feshi konusundaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, davacının yapmış olduğu imalat tutarının, kök raporda açıklandığı üzere 477,58 m3 x 58USD = 27.699,64 USD olarak hesaplandığı, davacının sözleşme gereğince 6.028m3 imalat yapacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla sözleşmenin haksız şekilde feshi nedeniyle davacının kazanç kaybının 321.924,33-USD olarak hesaplandığı, davacı tarafından dava dışı Demirtaş İnşaat ile dava önce 11/05/2015 tarihli sözleşme imzalandığı, ancak dava konusu iş için davalı ile sözleşme imzalandığında işin bırakıldığı, bırakılmasaydı toplam 2.500.000,00-TL kazanılacağının beyan edildiğini, dosya kapsamında yapılan incelemede söz konusu sözleşmeye rastlanılmadığı, davacı tarafından dolaylı zararlar talep edilmiş olsa da dosya kapsamında sözleşme haricinde işçiler tarafından yapılan giderlere ilişkin bir belgeye rastlanılmadığının rapor edildiği görülmüştür.
Mahkememizin 13/04/2023 tarih, 2018/585 E, 2023/254 K, sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile; 349.624,00-USD alacağın temerrüt tarihi olan 25/11/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranını işletmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının yoksun kalınan kâr talebinin reddine, davacının dolaylı zarar talebinin reddine karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi'nin 2023/888 E, 2025/805 K, sayılı ilamıyla mahkememiz kararının kaldırılarak yukarıdaki esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi'nin 2023/888 E, 2025/805 K, sayılı ilamında; "Mahkemece yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporuyla sözleşmenin haksız feshedildiği kabul edilerek kalan iş miktarı üzerinden davacının alabileceği toplam iş bedeli hesaplanarak ve davadaki talep kalemleri hatalı değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, taraflarca düzenlenen karşılıklı belge ve yazışmalar, taraf delilleri ve itirazları değerlendirilmek suretiyle sözleşmenin feshinde tarafların kusur durumları belirlenerek yukarıda belirtilen ilkeler ve davadaki talep kalemleri değerlendirilmek suretiyle denetlenebilir, taraf itirazlarını karşılar şekilde oluşturulacak yeni bir heyetten öncesinde alınan bilirkişi raporları ve bu raporlardaki tespitler de değerlendirilmek suretiyle alınacak raporla sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesi ile mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yeniden yapılan yargılamada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kesin olan 08/07/2025 tarih, 2023/888 Esas, 2025/805 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi kalan iş miktarı üzerinden davacının alabileceği toplam iş bedeli hesaplanarak taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, taraflarca düzenlenen karşılıklı belge ve yazışmalar, taraf delilleri ve itirazları değerlendirilmek suretiyle sözleşmenin feshinde tarafların kusur durumları da belirlenmesi ayrıca davadaki talep kalemleri de değerlendirilmek suretiyle denetlenebilir, taraf itirazlarını karşılar şekilde ve önceki bilirkişi raporlarındaki tespitler de değerlendirilmek suretiyle düzenlenecek rapor için HMK. nın 273. maddesi gereğince 1 adet bilişim Uzmanı, 1 adet İnşaat mühendisi, 1 adet nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmış olup bilirkişi kurulu raporunda hakediş alacağı talebi için; davacının hakediş alacağının 27.699,67 USD olarak hesaplandığı, kâr mahrumiyeti talebi için; mahkemece feshin haksız olduğuna hüküm getirilmesi durumunda; davacının talep edebileceği kâr mahrumiyetinin 315.485,87 USD olarak hesaplandığı, dolaylı zarar talebi yönünden, dosya kapsamında sözleşme haricinde işçiler tarafından yapılan giderlere ilişkin bir belgeye rastlanmadığından hesaplama yapılamadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce taraf itirazlarının karşılanmak ve seçenekli rapor düzenlenmesi bakımından önceki bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış olup, alınan bilirkişi ek raporunda kök rapordaki görüşlerin değişmediği bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasında 11/05/2015 tarihinde "Tizi-Ouzou'da Çok Amaçlı 50.000 koltuklu Kapalı Stadyum Atletizm Stadı, Antrenman Sahası ve Çevre Düzenlemesi İnşaatının Tribün Basamakları İmalatı ve Montajı" işinin yapılmasına yönelik taşeron sözleşmesi imzalandığı, söz konusu sözleşmenin davalı tarafından 19/03/2016 tarihinde feshedildiği konusunda herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, uyuşmazlığın söz konusu feshin haklı veya haksız fesih olup olmadığı, haksız feshin kabul edilmesi halinde davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Türk Hukukunda kural olarak her dava, dava tarihindeki durum ve koşullara göre karara bağlanır. Ancak itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan tarafların alacak borç durumu ve haklılık durumu icra takip tarihi itibariyle tespit edilir. (Yargıtay 19. HD.11.11.2015 tarih, 2015/5365 Esas, 2015/14528 K.; 14.11.2019 tarih, 2017/4726 E, 2019/5144 K.).İİK. 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında; usulüne uygun yapılmış ve itiraz edilmiş icra takibinin bulunması dava şartıdır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Tam iki tarafa borç yükleyen “Eser sözleşmesi’’ 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Taraflara karşılıklı borç yükleyen eser sözleşmelerinde; “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında yükleniciye bedel ödemekle yükümlüdür. Eser sözleşmeleri açısından teslim; yüklenici tarafından, sözleşmenin amacına uygun olarak meydana getirilen ve nesnel ölçüler içerisinde kullanılabilir durumda bulunan sonucun (eserin), ifa zamanında (vâdede-süresinde) iş sahibinin zilyetliğine ve kullanımına sunulması veya varsa zilyetliğe ve kullanılmaya engel hâlin kaldırılmasıdır (Selimoğlu, Yaşar Engin. : Eser Sözleşmesi, Ankara 2017, s. 138). Başka bir deyişle eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri, sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hâkimiyetine geçirmesi olarak da tanımlanabilir. TBK 471. maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir, iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir. Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye ait olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -YHGK- 10/06/2021 tarih ve 2017/15-2331 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararı).
Sözleşme hukukunda temel koşul, sözleşmenin kurulmasından sonra tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini, kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmalarıdır. Sözleşme kurulduktan sonra, şartlarda değişiklik ortaya çıksa bile, taraflar sözleşme gereğini aynen yerine getirmek zorundadır. Temel kural budur ve bu kurala “ahde vefa” (söze bağlılık) ilkesi denilmektedir. Eser sözleşmesinin iki tarafa borç yükleyen sözleşme olması özelliğinden dolayı temerrüt halinde, temerrüdün sonuçları bakımından BK. m.106-108’deki düzenlemelere tabidir. Çünkü anılan maddelerde genel hükümlerden ayrılarak (BK. m.102), iki tarafa borç yükleyen sözleşmelere özgü, özel hükümler getirilmiştir. BK’nun 106-108 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iki tarafa borç yükleyen sözleşmeyle temerrüde düşen borçluya karşı, alacaklıya üç ayrı seçimlik hak tanındığı görülmektedir. Bunlar; aynen ifa ve gecikmeden dolayı tazminat isteme hakkı; aynen ifayı reddederek ademi ifa sebebiyle müspet zararını talep hakkı; sözleşmeyi feshederek menfi zararını isteme hakkı olarak sayılabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -YHGK- 24/02/2016 tarih ve 2014/23-724 Esas, 2016/168 Karar sayılı kararı).
Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir.
Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir. Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye ait olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -YHGK- 10/06/2021 tarih ve 2017/15-2331 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararı).
TBK'daki 471 inci maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. yüklenici, basiretli bir tacir ve iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur (YHGK 07.06.2022 tarih ve E. 2020/3-688 ve K. 2022/846, 28.09.2021 tarih, E. 2017/3-2615, K. 2021/1102).
Götürü bedelin kanunda tanımı yapılmamış olup, Yargıtayın yerleşik içtihatları ve uygulamaları ile doktrinde, götürü bedel, sözleşmede yapılacak işin tamamı için kararlaştırılan toplam bedel olarak ifade edilmektedir. Başka bir anlatımla önceden ve kesin olarak tayin edilmiş ücrete “götürü ücret” denilmektedir. İş bedeli TBK m. 480 uyarınca bedel götürü olarak belirlenmiş ise yüklenici işi kararlaştırılan bedel ile yapmak zorundadır. Götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin hakettiği imalat bedeli, “fizikî oran yöntemi” ile, sözleşme kapsamında gerçekleştirilen imalatın eksik ve ayıplar da dikkate alınarak işin tamamına göre fizikî oranı tespit edilerek bulunacak bu oran götürü iş bedeline uygulanmak suretiyle belirlenen rakamdan, yapıldığı tespit edilmiş olan ödemeler düşülüp hesaplanması gerekmektedir.
Eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici ya da Taşeron tarafından ifa edilmiş ve gerekçeleştirilmiş olmasıdır. Bunun aksini ileri süren iş sahibi, yüklenicinin işi bırakıp kalan işi başkalarına tamamlattığı ya da kendisinin tamamladığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2016/5175 Esas, 2018/1303 Karar).
Eser sözleşmelerinde sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti halinde yüklenici bakiye iş bedeli ile birlikte tamamlanmayan kısma ilişkin kâr kaybını talep edebilecektir. Kâr kaybı hesabında da yerleşik içtihat ve uygulamalarda kâr kaybının 6098 Sayılı TBK'nın 408. maddesinde( mülga 818 sayılı BK'nın 325) düzenlenen kesinti yöntemine göre hesaplanacağı kabul edilmektedir. Buna göre hesaplamanın, dönme zamanında yapılmayan/kalan iş bedeli ya da işe hiç başlanmamışsa iş bedelinin tamamından, işin yapılmaması veya tamamlanmaması nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu, işçilik, malzeme, vergi, sigorta, amortisman vs. giderleri ile kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların düşülmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. ( Yargıtay (kapatılan ) 15. HD. 11.04.2007 tarih 2006/4955 E. 2007/2372 K.sayılı, 09.05.2013 tarih 2012/7521 E. 2013/3029 K.sayılı, 20.07.2011 tarih 2011/864 E. 2011/4787 K.sayılı ve18.12.2019 tarih 2019/312E. 2019/5246 K. sayılı ilamları). Sözleşmenin iş sahibi tarafından haklı olarak feshi veya tarafların ortak kusuru nedeniyle feshi halinde ise yüklenici tarafından sözleşme kapsamında bakiye iş bedeli talep edilebilecek, müspet zarar kapsamındaki kâr kaybını ise talep edemeyecektir.
Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarı ispatlanmalıdır. Ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
İddia, savunma, taraf email yazışmaları, ihtarname, taşeron sözleşmesi ve ekleri, tanık anlatımları, bilirkişi raporları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 08/07/2025 tarih, 2023/888 Esas, 2025/805 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamına göre; somut olayda;
Taraflar arasında imzalanan 11.05.2015 tarihli Taşeronluk Sözleşmesinin incelenmesinde;
Sözleşmeden dolayı her türlü yetkiye sahip Şantiye Şefi Sayın ........... tarafından temsil edilen davalı ......... İnşaat ve Ticaret A.Ş işverendir.
Davacı ise ........... Teknoloji Müh. Ve Yapı San. Tic. Ltd.Şti. İse taşeron olarak adlandırılmıştır.
"Sözleşme Konusu: TiziOuzou'da 50.000 kişilik çok amaçlı kapalı stadyum ve ekleri inşaatı yapımında bu inşaatın Prekast Tribün Basamaklarının Taşeron tarafından eksiksiz ve kusursuz olarak yapılması ve işverene teslim edilmesi. işidir.
Sözleşme Konusu İş: Futbol ve Atletizm Stadındaki tribün ve çıkış tünellerinde yer alan düz yatay panolar ve merdiven basamaklarıdır. (Tribün basamakları olarak anılacaktır) Tribün basamakları, uygulama projesindeki geometrisine, donatısına, beton sınıfına göre üretilecektir. Üretim şantiyede ve saha şartlarında yapılacaktır. Sahada üretimin yapılması, stokta bekletilmesi, stoktan montaj sahasına nakledilmesi, montaj yerinde stoklanması ve stoktan alınarak uygulama yerine montajının yapılması hususlarının tümü işbu sözleşme konusu işin kapsamındadır.
Miktarlar ve Ölçü Şekli: Şu an için elde mevcut olan projelere göre beton miktarı 6.028 m2, beton miktarı olarak üretilmiş olan tribün basamaklarının hacmi dikkate alınacaktır. Birimi m3 tür.
Birim Fiyat Kapsamı: Taşerona ait ekibin İşçilik ücretleri, imalat ve montaj için oluşan her türlü genel gider kabul edilecektir. Bu kapsamda,
- Tüm işçilik ücretleri; Taşeron'un nam ve hesabına işçilerin banka hesabına havale edilecektir.
- Tüm işçiler için vergi, sigorta İşveren tarafından ödenecektir.
- Şantiyede, Taşeron ve ekibinin iaşe, konaklama, barınma, taşınma bedelleri İşveren tarafından sağlanacaktır.
Malzeme ve zayiatı, ekipman ve sarf malzemeleri kabul edilecektir. Bu kapsamda,
- Her türlü sarf malzemesi İşveren tarafından sağlanacaktır.
- Taşeron tarafından kullanılacak her türlü el aletleri ve avadanlıklar İşveren tarafından sağlanacaktır.
- Kullanılacak malzeme, makine ve ekipmanlar; İşveren tarafından temin edilerek Taşerona teslim edilecektir.
- İş bu sözleşme süresinde ve işin gereği olarak ihtiyaç olunan kule vinç, vinç, Treyler, kamyon ve operatörleri; İşveren tarafından sağlanacak ve bedeli maliyette dikkatte alınacaktır. Ancak, kule vinç ve operatörün Taşeron tarafından kullanılma süresi ve bu sürenin başlama ve bitiş saatleri İşveren yetkilisi tarafından günlük olarak belirlenecektir.
- İşbu sözleşme gereği yapılacak imalat ve montajlarda kullanılacak her türlü malzemenin şantiyeye kadar nakli İşveren tarafından yapılacaktır. Ancak, şantiye içinde yatay ve düşey taşımlar Taşeron tarafından yapılacak olup, bunların bedeli maliyet kapsamına girmektedir.
İşin Maliyeti ve Taşeron kârı: Sözleşme konusu işin maliyet bedeli ekteki keşif özetinde yer almaktadır. Maliyet bedeli, yaklaşık 3.500.000 USD 'dir. Bu bedelde KDV hariç olup, şantiye maliyetidir. Buna göre, uygulama yerine montajı yapılmış 1 m2 prekast tribün basamağının bedeli 580 USD olarak belirlenmiştir. Taşeron kârı olarak, iş bu şantiye maliyeti üzerinden % 10 kâr verilmesi taraflarca kabul edilmiştir. Buna göre, uygulama yerine montajı yapılmış Im? prekast tribün basamağı için Taşerona 58 USD ödenecektir. Şantiye maliyetinin artması durumunda, Taşeronun kârı artırılmayacaktır. Ancak, azalması durumunda; azalan bedelin %15'i taşerona prim olarak ödenecektir.
Toplam şantiye maliyetinin 4.500.000 USD'ı geçmesi halinde; geçen bedelin %15'i taşerona ödenecek olan 350.000 USD'dan tahsil edilecektir.
Süre: Sözleşmenin imza tarihinden itibaren 6 ay (180) takvim günü içerisinde taşeron taahhüdün tamamını tamamlayıp, geçici kabule hazır hale getirmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. " şeklinde olduğu, sözleşmenin;
6/d maddesinde "Süre uzatımı verilecek haller ve mücbir sebepler: ... İşverenin sebebiyet verdiği haller"
10. maddesinde "Taahhüt konusu iş ile ilgili her türlü uygulama projesi (mimari, statik) sözleşme eki olarak İşveren tarafından peyderpey Taşerona teslim edilecektir."
13/a maddesinde "İş bu sözleşme kapsamında taşerona avans ödenmeyecektir."
13/b maddesinde "Taşerona aylık hak edişler düzenlenerek ödeme yapılacaktır."
18/f maddesinde "İşveren tarafından kalıp malzemesi temin edilecektir. Ancak uygulaması taşeron tarafından yapılacaktır. Her türlü uygulama detayı için İşverenin ve İdarenin onayı alınacaktır."
18/r maddesinde "Taşeron işin ifası gereği ve işverenin gerekli göreceği iş gücünü zamanında ve yeteri kadar temin etmekle yükümlü olup, gecikmeye sebebiyet vermeyecek tedbirleri verilen süre içerisinde alacaktır." hükümlerinin yer aldığı görülmüştür.
Sözleşmenin konusunun Tizi-Ouzou'da Çok Amaçlı 50.000 koltuklu kapalı Stadyum Atletizm Stadı, Antrenman Sahası ve Çevre Düzenlemesi İnşaatının Prekast Tribün Basamaklarının taşeron tarafından eksiksiz ve kusursuz olarak yapılması ve işverene eksiksiz teslim edilmesi olduğu, söz konusu sözleşme konusu Tribün basamakları için beton miktarının 6028 m3 olduğu, işin süresinin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 6 ay (180 takvim günü)dır.
3/a maddesinde "Taşerona ait ekibin işçilik ücretleri, imalat ve montaj için oluşan her türlü genel gider kabul edilecektir. Bu kapsamda,
- Tüm işçilik ücretleri; Taşeron'un nam ve hesabına işçilerin banka hesabına havale edilecektir.
-Tüm işçililer için vergi, sigorta İşveren tarafından ödenecektir.
- Şantiyede, Taşeron ve ekibinin iaşe, konaklama, barınma, taşınma bedelleri (davalı) İşveren tarafından sağlanacaktır" düzenlemelerinin yer aldığı görülmüştür.
3/b maddesinde; "her türlü sarf malzemesinin işveren tarafından sağlanacağı" belirtilmiştir.
"İşin Mahiyeti ve Taşeron Kârı" başlıklı sözleşmenin 4. maddesinde; "Maliyet bedeli yaklaşık 3.500.000 USD'dir. Bu bedelde KDV hariç olup, şantiye maliyetidir. Buna göre uygulama yerine montajı yapılmış 1 m3 prekast tribün basamağının bedeli 580 USD olarak belirlenmiştir. Taşeron kârı olarak iş bu şantiye maliyeti üzerinden %10 kâr verilmesi taraflarca kabul edilmiştir. Buna göre uygulama yerine montajı yapılmış 1 m3 prekast tribün basamağı için Taşerona 58 USD ödenecektir." düzenlemesi, aynı maddenin devamında "...Toplam şantiye maliyetinin 4.500.000 USD'yi geçmesi halinde geçen bedelin %15'i taşerona ödenecek bedel olan 350.000 USD'den tahsil edilecektir.", düzenlenmiştir.
12/a maddesinde "Taşeron sözleşme konusu işin yapımı için, işinin ehli, yeteri kadar deneyimli, herhangi bir yüz kızartıcı suç işlememiş, hastalığı ve sakatlığı bulunmayan, yerel ve/veya ülke genelinde hangi sebep ile ilgili olursa olsun aranmayan, sabıkasız nitelikte kişilerden oluşan bir ekip sağlamakla mükelleftir." ,
12/l maddesinde "Taşeronun sözleşme kapsamındaki işlerin ikmali için istihdam edeceği işçi ve teknik personelin ücretleri işveren tarafından ödenecektir." ,
Sözleşmenin "Özel Şartlar" başlıklı 18.maddesinin "Kalıp Malzemeleri" başlıklı f bendinde "İşveren tarafından kalıp malzemesi temin edilecektir ancak uygulaması taşeron tarafından yapılacaktır." düzenlemesi ile 18/h ve 18/i maddeleri gereğince şantiyede bulunması gereken taşeron işçilerinin barınabileceği kadar işçi koğuşunun ve günde 3 öğün yemeğin davalı işveren tarafından sağlanacağının belirlendiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama, tüm dosya kapsamı, sunulan bilgi belgeler, hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen 27/07/2022 tarihli kök rapor ve 25/11/2022 tarihli ek raporun birlikte incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde;
Davacının talebinin, yapılan iş maliyet bedeli ile sözleşmenin haksız fesih nedeni ile uğradığı zarar ile yoksun kalınan kâr ve dolaylı zarara ilişkin olduğu, söz konusu ihtilafın çözümü için öncelikle sözleşmenin feshinin haksız fesih olup olmadığının tespitinin yapılması gerektiği, bu kapsamda davalının davacıya göndermiş olduğu 19/03/2016 tarihli sözleşme fesih yazısından ve davalının beyanlarından, fesih gerekçesinin sözleşme süresinin imza tarihinden itibaren 6 ay (180 takvim günü) olduğunun belirlenmesine rağmen işin süresi içerisinde bitirilmediği ve sözleşmenin süresinin uzatılmak istenmemesi olduğu görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanmış olan bu sözleşme, davalının 19.03.2016 tarihli yazısı ile fesh edilmiş olup, bahsi geçen fesih ihbarında fesih nedeni olarak “...sözleşmenin 7/b ve madde 16/A da yer alan hükümleri dikkate alınarak tek taraflı fesih edildiği...” yazılmıştır.
Davalının tek taraflı fesih ihbarnamesinin tarihi 19.03.2016 olup, sözleşmenin bitim tarihinden yaklaşık 4 ay sonradır. Bahsi geçen fesih ihbarnamesinde davalı yan “...Bu iş için yapılan kalıplar, 01.12.2015 şantiyeye getirilmiş olmasına ve montajlarının yapılmasına rağmen 29.02.2016 tarihine kadar devreye alınamamıştır...” beyanında bulunmuştur.
Madde 7/b : “Fesih Şartı : Taşeron, işveren tarafından istenen sürede, miktarda ve kalitede imalat ve montajı yapmadığı takdirde, işveren hiçbir ihtara gerek duymadan sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etmeye ve mevcut tüm teminatlara el koymaya yetkilidir. Bu uygulama mücbir sebepler dışında yapılacaktır.”
Madde 16/A Taşeronun kusuru: Taşeronun gayri ihtiyari veya hileli iflas etmesi, tasfiyeye girişmesi (birleşme veya yeniden kuruluş için tasfiye dışında) ve taşeronun mallarına haciz konması nedeni ile taahhüdünü yerine getiremeyecek duruma düşmesi halinde taşeron kusurlu sayılır. Bu sözleşmenin 14/B maddesinde yazılı hükümler dışında taşeronun taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi durumunda da taşeron kusurlu sayılır. Yukarıda kusur sayılan durumların işveren tarafından belgelenmesi halinde, işverentaşerona 10 gün süreli bir ihbarname göndererek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedeceğini bildirir. 10 günlük ihbar süresi sonunda aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın işveren sözleşmeyi bozma hak ve yetkisine sahip olur. Sözleşmenin bozulması halinde taşeronun nakit teminatı gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen nakit teminat taşeronun borcuna mahsup edilmez.”
Sözleşmenin madde 7/b bakımında yapılan incelemede; taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin tarihinin 11.05.2015 olduğu, yine sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin imza tarihinden itibaren 6 ay (180 takvim günü) içinde bitirileceğinin imza altına alındığı göz önüne alındığında, sözleşmenin süresinin 11.11.2015 tarihinde sona ermiş olduğu görülmektedir.
Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 18/f maddesine göre “ Kalıp malzemeleri İşveren tarafından kalıp malzemesi temin edilecektir. Ancak, uygulaması Taşeron tarafından yapılacaktır...” . Bu kapsamda kalıp malzemesinin şantiye alanına getirilmesi sorumluluğu davalıya aittir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 6/d Süre uzatımı verilecek haller ve Mücbir Sebepler maddesinde “...İşveren'in sebebiyet verdiği haller...” bulunmakta olup, aynı maddede “...İşveren'in sebep olduğu haller dışında mücbir sebebin vukuundan itibaren 10 gün içinde taşeron, işverene yazılı olarak bildirmek suretiyle yetkili makamlar tarafından usulüne göre tanzim edilmiş belgelerle mücbir sebebin vukuunu ispat etmesi lazımdır. ” denilerek işverenin sebebiyet verdiği hallerde taşeronun bildirim şartının aramayacağı da imza altına alınmıştır.
Bu kapsamda, davalı uhdesindeki “kalıpların temini” işinin taraflar arasındaki sözleşmenin bitim tarihi olan 11.11.2015 ten yaklaşık 20 gün sonra 01.12.2015 te ancak tamamlanabildiği, kalıplar olmadan davaya konu sözleşme kapsamındaki imalatların yapılmasının mümkün olmayacağı da göz önüne alınarak, davacıya (kalıpların nakledildiği 01.12.2015 ile sözleşme tarihi 11.05.2015 tarihleri arasındaki 204 gün) kalıpların geç temininden kaynaklı 204 gün süre uzatımı verilmesi gerekeceği, bu durumda da sözleşmede belirtilen iş bitim tarihinin (11.11.2015 + 204 gün) 02.06.2016 olması gerektiği, Mehmet Tepebaş, Güner Tepebaş, Edip Yağız, Nesrin Yücetürk, Fikret Altın”ın bu dosya kapsamında vermiş oldukları tanık ifadelerinden, Montaj yerinin ve depo alanının teslimlerinin geç yapıldığı, şantiyeye gelen kalıpların da gerekli kriterleri sağlamadığı v üzerlerinde revizyon yapılması gerektiği, betonun gerekli kalitede olmadığı, davaya konu basamakların yerinde yapılacağı kirişlerin hazır ve projesine uygun olmadığının söylendiği görülmüş olup, davacının fesih tarihi olan 19.03.2016 tarihi itibari ile davaya konu işi bitirmeye uygun süresi bulunduğu değerlendirilmektedir.
11/05/2015 tarihinde imzalanan ve işin bitim süresi 6 ay olarak belirlenen sözleşmeye konu işin bitim süresinin 11/11/2015 tarihi olduğu, taraflar arasında imzalanan 11/05/2015 tarihli taşeron sözleşmesinin 3/b ve 18. maddeleri gereğince her türlü sarf malzemesinin işveren tarafından sağlanacağının hüküm altına alınmasına rağmen tanık beyanlarından ve dosya kapsamında yer alan tutanak, bilgi ve belgeler ile bilirkişi kurulunun tespiti ile, davalı tarafından dava dışı Atak firmasından temin edilen betonun içeriğindeki agreganın uygun çapta olmadığı, kullanılan kalıpların sızdırmazlık konusunda istenileni veremediği, betonun gözenekli olduğu, hatta bir kısım demirlerin de görüldüğü, kalıpların gerekli şekilde doldurulmadığı ve prekast tirübün basamaklarının yerleştirileceği yüzeylerin olması gereken kotta olmadığı bu yüzden uygun kota getirilmesi için zaman ve emek harcandığı, sözleşmede buna ilişkin imalat kalemi bulunmadığı, bu durumların gecikmeye neden olduğu, kalıp malzemesinin temininin davalı işverenin sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla imalat aşamasında beton kalitesinden kaynaklı sorunlar nedeni ile yaşanan gecikmelerin sorumluluğun davalı işverende olduğu, gecikmenin davalı iş verenden kaynaklanması nedeni ile davalının yapmış olduğu feshin haksız olduğu anlaşılmıştır.
Keza Sözleşmenin madde 16/A bakımından yapılan incelemede; davacı taşeronun iflası, tasfiyesi ile taahhüdünden vazgeçtiğine yönelik dava dosyasında herhangi bir evrak tespit edilemediği 10 gün süreli ihbarın da davalı yanca yapıldığına yönelik bir belge sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, davalı yanca fesih nedeni olarak gösterilen, taraflar arasındaki sözleşmenin 7/b maddesi uyarınca davacının fesih tarihi olan 19.03.2016 tarihi itibari ile davaya konu işi bitirmeye uygun süresinin bulunması, bir diğer fesih nedeni olarak gösterilen madde 16/A da belirtilen koşulların oluşmaması, davalı yanca da bu madde uyarınca gerekli ihbarın yapılmamış olması karşısında davalı yanca yapılan feshin haklı unsurlara dayanmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile uğradığı müspet ve menfi zararlarının tazminini talep etmektedir.
Müspet zarar (olumlu zarar), sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin, kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmektedir.
Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.
Somut olayda; taraf beyanları ve dosya kapsamı itibariyle sözleşme konusu işin tamamlanmadan feshedildiği hususu ihtilafsızdır.
Sözleşmenin iş sahibi tarafından haklı olarak feshi veya tarafların ortak kusuru nedeniyle feshi halinde, yüklenici tarafından sözleşme kapsamında bakiye iş bedeli talep edilebilirken müspet zarar kapsamındaki kâr kaybını ise talep edememektedir.
Hakediş Alacağı Tutarı:
Davalı tarafından tek taraflı düzenlenen ve imza altına alınan fesih hakediş raporunda, 05 Şubat- 19 Mart Tarihlerinde gerçekleşen Prekast Tribün İmalatı ve test imalatları ile birlikte toplam 561,8 m3 hesaplanmış ve montaj yapılmadığı için bu imalatlardan % 15 eksiltme yapılarak 477,58 m3 imalat üzerinden 27.699,67 USD alacak hesaplanmıştır.
Fesih hakediş raporunda 508 adet normal 17 adet de test imalatı olmak üzere toplam 525 adet prekast basamak üretildiği, bu basamakların toplam (543,86 + 18,00) 561,86 m3 olduğu, yerinde montajı yapılmadığından % 15 eksiltme ile yapılan imalat miktarının 477,58 m3 olarak belirlendiği, taraflar arasında imzalanmış sözleşmede 1 m3 prekast için davacıya 58 dolar kâr ödeneceğinin kararlaştırıldığı bu kapsamda da davacının imalat alacağının 477,58 x 58=27.699,67 USD olduğu hesaplanmıştır. Keza yerinde yapılan imalat için hükme alınmış olan bilirkişi raporunda da üstte yazılı fesih hakediş raporundaki 27.699,67 $ lık imalat tutarı esas alınmış, bu tutarın hakediş alacağı tutarı olduğu kabul edilmiştir.
Ayıplı İmalatlar:
Davalı yan ayıplı imalatlar için davacının fesih hakkedişinden 29.437,00 USD kesinti yapmış olup itiraz dilekçelerinde, ana işverenin yazmış olduğu 21.02.2016 ile 15.03.2016 tarihli yazılardaki ayıpların davacı sorumluluğunda olduğunu belirtmiştir.
21.02.2016 tarihli yazıda ayıplı imalatlar hakkında davalı tarafça yapılan gözlem “...Çok gözenekli bir beton hatta bazen demirler bile görünüyor (gözlemlenmiş segregasyonlar), kalıplar gerekli şekilde doldurulmamış ve bu durum kesitlerin küçülmesine ve demirlerin üstünün yeterince kaplanmamasına neden oluyor. Kirişle ilgili yatay betonlamanın bırakılıp dökümüne tekrar devam edilmiş olduğu kuru bir derzle bariz şekilde farkediliyor” şeklinde ifade edilmiştir. Prekast yapı elemanlarında, dökülen betonun kalitesi önemli olup, yerinde yapılan prekasta uygun beton kullanılmaması, elemanlarda hatalara yol açabilmektedir. 21.02.2016 tarihli yazıda belirtilen, segregasyonlar ile kalıpların gerekli şekilde doldurulamamış olması, betonlamanın bırakılması hususlarının, yerinde dökülen betonun kalitesinin uygun olmamasından (agrega boyutlarının uygun seçilmemesi, çimento oranının uygun ayarlanmaması, gerekli katkı malzemelerinin kullanılmaması) ile beton teminindeki sıkıntılardan kaynaklandığı değerlendirilmekle, beton temininin davalı uhdesinde olduğu göz önüne alındığında, bahsi geçen ayıplar kapsamında davacının bir sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
15.03.2016 tarihli yazıda ayıplı imalatlar hakkında; prekast montaj ve üretim iş programlarının verilmemesi; Prekast üretimi ile ilgili gecikme telafisi iş programının güncellenmemesinden; İşveren, müşavir ve CTC'nin öneri ve talimatlarının uygulanmaması Prekast stokaj koşulları ile ilgili CTC ve BET'in yapmış olduğu önerilerin yerine getirilmesindeki şirket eksikliklerin, dava dışı ana işveren ile davalı arasındaki yazışmalara yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Keza davacının, taraflar arasındaki sözleşme gereği süre uzatımları verildiğinde, fesih tarihi itibari ile uhdesindeki işi tamamlamaya yeterli süresi olduğu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı yanın gecikmediği ve neopren gibi prekastlar için gerekli aksesuar malzemelerinin tedariğindeki hatalardan, malzeme temininin davalı uhdesinde olduğundan konu ile ilgili davacının bir sorumluluğu olmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede testlerin yapılma sorumluluğun davacıda olduğuna yönelik bir tespit de bulunmamaktadır. Belirtilen teknik nedenler karşısında ana işveren tarafından davalıya bildirilen ayıplı imalatlar konusunda mahkememizce davacının bir sorumluluğu bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Kâr Mahrumiyeti Alacağı:
Eser sözleşmelerinde sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti halinde yüklenici bakiye iş bedeli ile birlikte tamamlanmayan kısma ilişkin kâr kaybını talep edebilecektir. Kâr kaybı hesabında da yerleşik içtihat ve uygulamalarda kâr kaybının 6098 Sayılı TBK'nın 408. maddesinde( mülga 818 sayılı BK'nın 325) düzenlenen kesinti yöntemine göre hesaplanacağı kabul edilmektedir. Buna göre hesaplamanın, dönme zamanında yapılmayan/kalan iş bedeli ya da işe hiç başlanmamışsa iş bedelinin tamamından, işin yapılmaması veya tamamlanmaması nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu, işçilik, malzeme, vergi, sigorta, amortisman vs. giderleri ile kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların düşülmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. ( Yargıtay (kapatılan ) 15. HD. 11.04.2007 tarih 2006/4955 E. 2007/2372 K.sayılı, 09.05.2013 tarih 2012/7521 E. 2013/3029 K.sayılı, 20.07.2011 tarih 2011/864 E. 2011/4787 K.sayılı ve18.12.2019 tarih 2019/312E. 2019/5246 K. sayılı ilamları )
Taraflar arasındaki sözleşme de, maliyet bedeli yaklaşık 3.500.000 USD olarak belirlenmiş, 1 m3 prekast basamağın bedeli 580 USD olduğu belirtilmiştir. Söz konusu olan 580 USD üzerinden davacının % 10 kâr alacağı taraflarca kabul edildiği, maliyetin artması ile bu kârın değişmeyeceği, azalması durumunda azalan bedelin % 15'inin taşerona prim olarak ödeneceği, toplam şantiye maliyetinin 4.500.000 USD 1 geçmesi halinde, geçen bedelin % 15'inin taşerona ödenecek olan 350.000 USD dan tahsil edileceği akdolunmuştur.Taraflar 1 m3 imalat için davacının 58 USD/m3 kâr alması üzerine anlaşmışlardır. Söz konusu 58 USD lık tutar, işçilik malzeme vesair giderler çıkarıldığında kalan net kâr olarak tanımlanmıştır. Davacının toplam yapacağı imalat 6.028 m3 olup, işin 477,58 m3 ünün tamamlanmış olması karşısında kalan iş miktarı 5.550,42 m3 ve bu işin yapılması ile davacının kazanacağı kâr tutarı 5.550,42 x 58 = 321.924,36 USD olarak hesaplanmıştır. 321.924,36 USD bedel taraflar arasındaki sözleşme uyarınca “net kâr” üzerinden hesaplandığından, “işin yapılmaması veya tamamlanmaması nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu, işçilik, malzeme, vergi, sigorta, amortisman vs. giderleri” bulunmamaktadır. Davalı yan konu ile ilgili itirazında, davacının dava dilekçesinde yurt dışına gidecek olan işçilerin ödemeleri için bir kısım harcama yapmış olduğunu beyan etmekte olup, işçilik harcamalarının tamamının taraflar arasındaki sözleşme gereği davacıya ödenmesi için kararlaştırılan kâr haricinde olduğu, bu işçilere yapılacak tüm ödemelerin davalı tarafından yapılacağının imza altına alındığı görülmektedir.
“Kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar” konusunda ise, taraflar arasındaki sözleşmenin bitiş tarihi 11.11.2015 olup, fesih tarihi ise 19.03.2016 dır. Bu durumda, fesih tarihi itibari ile taraflar arasındaki sözleşmenin süresi tamamlanmış olup, gecikmede sorumlu olan davalı sorumlu olmakla, davacı kârından % 2 oranında (6.438,49 USD) kesinti yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmiş olup, bu durumda davacının kâr mahrumiyeti tutarı : 321.924,36 — 6.438,49= 315.485,87 USD olarak hesaplanmıştır.
Dolaylı Zarar:
Davacı tarafından, dava konusu işin Cezayir'de yapıldığı, bu iş için tüm işçilerin Cezayir ülkesine gitmeleri gerektiğinden, pasaport, uçak bileti ve yolluk giderlerinin ortaya çıktığı beyan edilerek söz konusu bedelin hesaplanması talep edilmiştir. Dosya kapsamında sözleşme haricinde işçiler tarafından yapılan giderlere ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle dolaylı zarar konusunda bir hesaplama yapılamamıştır.
Neticeten davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş; kâr mahrumiyeti olarak 315.485,87 USD (Amerikan Doları) alacağın, alacağa temerrüt tarihi olan 25/11/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranını da işletmek suretiyle, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Hakediş olarak 27.699,67 USD (Amerikan Doları) alacağın, alacağa temerrüt tarihi olan 25/11/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranını da işletmek suretiyle, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dolaylı zarara ilişkin ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın kısmen kabulüne göre karar ve ilam harcı hesaplanmasında nispi harca ilişkin dava değeri belirlenirken Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16/09/2025 tarih ve 2025/2434 Esas, 2025/2920 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere hükmolunan yabancı para alacağın efektif satış kurundaki TL karşılığı 08/08/2018 olan dava tarihindeki 1 USD, (Amerikan Doları) 5,28 TL olup, kabulüne karar verilen 343.185,54 USD'nin TL karşılığı 1.812.019,65 TL üzerinden hesaplanması gerekmiştir.
Vekalet ücreti hesaplamasında Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2016, 2015/3934 Esas, 2016/2610 Karar sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2022 tarihli 2021/5743 Esas 2022/4103 Karar sayılı kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2023 tarih, 2022/852 Esas, 2023/1803 Karar sayılı, 24/09/2024 tarih, 2023/1605 Esas, 2024/2907 Karar sayılı kararları; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2025 tarih, 2024/726 Esas, 2025/30 karar sayılı kararında belirtildiği üzere dava değerinin yabancı para olarak (USD: Amerikan Doları) gösterilmesi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre,hükmolunan yabancı para alacağın efektif satış kurundaki TL karşılığı 08/08/2018 olan dava tarihindeki 1 USD (Amerikan Doları)5,28 TL olup, kabulüne karar verilen 343.185,54 USD'nin TL karşılığı 1.812.019,65 TL üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti hesaplanması gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Kâr mahrumiyeti olarak 315.485,87 USD (Amerikan Doları) alacağın, alacağa temerrüt tarihi olan 25/11/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranını da işletmek suretiyle, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Hakediş olarak 27.699,67 USD (Amerikan Doları) alacağın, alacağa temerrüt tarihi olan 25/11/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık mevduata uyguladıkları USD faiz oranını da işletmek suretiyle, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Davacının dolaylı zarara ilişkin ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
4-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 271.682,75-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 35.995,07-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 123.779,06-TL'den dava açılırken ödenen 298,86 TL peşin harç ile 111.061,87 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 12.418,33-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan 113.871,00-TL (bilirkişi ücreti, tebligat ve posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 111.764,38-TL'si ile davacı tarafından dava açılırken ödenen 298,86 TL peşin harç, 111.061,87 TL ıslah harcı ve 35,90 TL başvurma harcı, olmak üzere toplam 223.161,01-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2026