İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/705 E. 2026/830 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/705
Karar No
2026/830
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/705 Esas KARAR NO : 2026/830

DAVA : Alacak (... Aidat Borcundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2023 KARAR TARİHİ : 22/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (... Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; “…Ortağı olduğu davalı kooperatifin 2000-2014 yıllarında Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptığını, görev yaptığı yıllara ilişkin olarak ... Genel Kurullarında Yönetim Kurulu Başkanı olması nedeniyle kendisine ödenmesi gereken aylık net ücret ile birlikte aidatlardan muaf tutulmasına yönelik genel kurul kararlarına rağmen Kooperatifte yeterli kaynak olmamasından dolayı maaş adı altındaki ücretlerini alamadığı gibi aidatları da ödemek zorunda kalmış olduğunu, ... Genel Kurul Kararlarıyla tarafına ödenmesi kararlaştırılan ücretler ile muaf tutulmasına rağmen ödemiş bulunduğu aidatların denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek tespit edilecek güncel değerinin davalı kooperatiften alınarak tarafına ödenmesine karar verilmesi için Sayın Mahkemeye başvuru zaruriyeti doğmuş olduğunu, ... Genel Kurul Kararları uyarınca 2000 ile 2014 yılları arasında ... Genel Kurullarında tarafına Yönetim Kurulu Başkanı olması nedeniyle ödenmesi kararlaştırılan aylık net ücret ile birlikte muaf tutulmasına rağmen ödediği aidatların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,- TL’nin davalıdan alınarak yasal faizi ile birlikte ödenmesini, alacak belirgin hale geldiğinde eksik harcın tarafınca tamamlanacağını, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi…” taleplerinde bulunmuşlardır. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; “…Dava dilekçesinin Netice ve Talep kısmında iki talep mevcut olduğunu, dolayısıyla HMK 110 kapsamında dava yığılması söz konusu olduğunu, Dava dilekçesindeki Birinci talep, davacının ödediği aidatların iadesi, İkinci talep ise, davacının ödenmediğini iddia ettiği aylık huzur hakkı/ücretlerinin ödenmesi olduğunu, birinci talep, davalı ... ortağı olan davacının iddiasına göre gerekmemesine rağmen ödemiş olduğu aidatların iadesi talebi olup, bu talebin kaynağı da, ortak ile ... arasındaki ilişkileri düzenleyen ... ana sözleşmesi ve 1163 sayılı Kanun olduğunu, bu itibarla Sayın Mahkeme 1163 sayılı Kanunun 99'ncu maddesi gereğince bu talepten kaynaklanan davaya bakmakla görevli ve yetkili olduğunu, Ancak, davacının ikinci talebinin, ücret ve/veya huzur hakkı alacağı olduğunu, her ne kadar kanuna göre ... yönetim kuruluna seçilebilmek için ortak olmak zorunlu ise de, davacı talebinin kaynağı, ortaklık ilişkisinden kaynaklanan bir talep olmadığından Sayın Mahkemenin bu davaya bakmakla görevli olmadığını, Davacının bu talebinden kaynaklanan davaya bakmakla ... Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkili olduğundan, bu talebe ilişkin davanın tefrik edilerek görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava dilekçesindeki taleplerin, 2014 yılı ve öncesine ait olduğunu, zira davacı, 15.03.2015 tarihinde yapılan ... Genel Kurulunda Yönetim Kurulu Başkanlığından azledilmiş olduğunu, dolayısıyla, dava dilekçesinde detay bulunmamakla birlikte ödenmesini talep ettiği paraların kaynağının en erken 15 Mart 2015 tarihi olduğunu, Davacının talepleri 6098 sayılı Kanunun 147'nci madde 1'nci ve 4'ncü fıkraları kapsamına girmekte ve 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, Dolayısıyla davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, Davanın Belirsiz Alacak olarak açılmış olduğunu, Dava dilekçesindeki taleplerin her ikisi açısından da davanın belirsiz alacak olarak açılması mümkün olmadığını, zira, davacının ödediğini iddia ettiği aidatlar için makbuz aldığı dikkate alındığında bu talebin hesabını da kolayca yapacağının izah gerektirmemekte olduğunu, Keza, alamadığını iddia ettiği ücret veya huzur haklarına ilişkin genel kurul kararlarının yayınlandığı ticaret sicil gazetelerine erişme imkanının olması ve davacının ilgili dönemlerde yönetim kurulu başkanı olduğu düşünüldüğünde bu talebinin miktarını da belirleme imkanı olduğu kuşkusuz olduğunu, Nitekim, Yargıtay'ın İş davalarına bakan 9 ve 22'nci daireleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun istikrar kazanan kararları, talebin belirlenebilir olduğu davaların belirsiz alacak olarak değil ancak kısmi dava olarak açılabileceği yönünde olduğunu, Dolayısıyla davacıya süre verilerek açıklama yapmasının istenmesini talep ediyor olduklarını, Davada iki ayrı talep olmasına rağmen davacı bu taleplerin miktarını ayrı ayrı belirtmemiş olduğunu, Dava dilekçesinin bu haliyle HMK 119'ncu maddeye aykırı olduğunu, Davacıya açıklama yaptırılması, yapmazsa davanın reddi gerektiğini, Kooperatifin hiçbir döneminde, ... yönetim kurulu başkan veya üyelerinden aidat alınmayacağı yolunda bir genel kurul kararı mevcut olmadığını, zira, 1163 sayılı Kanundaki eşitlik kuralı nedeniyle genel kurulun aidat alınmaması yolunda karar alması da mümkün olmadığını, dolayısıyla, davacının bu talebinin reddi gerektiğini, ... kayıtlarına göre davacı adına tahakkuk edipte ödenmeyen hiçbir alacağı olmadığını, Davanın reddi gerektiğini, yukarıda arz edilen ve yargılama esnasında Sayın Mahkemece tespit edilecek diğer nedenlerle; Dava belirsiz alacak olarak açılamayacağından, davacıdan açıklama istenilerek taleplerinin somutlaştırılması ve eksik harcın tamamlattırılması, Davanın öncelikle usulden ve esasa girilmesi halinde esastan reddine ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesi…” taleplerinde bulunmuşlardır. Dosya safahati: Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 30/06/2026 Tarih ve 1420 Sayılı Kararı ile bildirilen; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 18.02.2026 tarihli ve 282 sayılı kararı gereğince, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin İstanbul ilinin mülki sınırları olarak belirlenmesi nedeniyle; ..., İstanbul Anadolu ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin 10.07.2026 tarihi itibarıyla esas, değişik iş ve diğer talepler yönünden tevziye kapatılmalarına, 10.07.2026 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemelerine açılacak dava, değişik iş ve diğer taleplerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmesine, ... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.07.2026 tarihi itibarıyla faaliyetinin durdurulmasına, .... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesine devrine, " ilişkin karar ve İstanbul ... Başkanlığının 03/07/2026 tarih ...Karar ...1 Muhabere sayılı kararı ile .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/07/2026 tarihi itibarıyla faaliyetinin durdurulmasına, .... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesine devrine karar verilmiş olması nedeni ile dosyanın iş bu esasa kaydedildiği ve yargılamaya devam edildiği görüldü. Dava, ... başkanı olan davacının huzur hakkı ve fazladan ödendiği iddia edilen aidatların davalıdan istirdadı isteminden kaynaklanmaktadır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 11/11/2024 tarihli 12 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalı yana ait 2001,2004,2005,2006,2007,2008,2009,2010,2011 ve 2015 yıllarına ait ticari defterleri incelemeye sunulmuş olduğu, 2002,2003,2012,2013,2014 yılları ticari defterleri bulunamadığı beyanı ile incelemeye sunulmamış olduğu, Davalı tarafından 2001 yılı ile ilgili incelemeye sunulan defterin sadece Kebir defteri olduğu, diğer defterlerin bulunamadığı beyanı ile sunulmamış olduğu, 2002,2003,2012,2013 ve 2014 yılları ile ilgili ticari defterlerin bulunamadığı beyanı ile sunulmamış olduğu, incelemeye sunulan 2004 yılı yevmiye ve kebir defterleri açılış tasdiklerinin ve yevmiye kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, 2004 yılı envanter defterinin bulunamaması beyanı ile incelemeye sunulmamış olduğu, 2005,2006,2007,2008,2009,2010,2011 ve 2015 yılı yevmiye ve kebir ve envanter defterleri açılış tasdiklerinin ve 2005,2006,2007,2008,2009,2010,2011 yevmiye kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, 2015 yılı yevmiye kapanış tasdikinin yaptırılmamış olduğu, 2005,2006,2007 ve 2008 yılları Envanter defterleri kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olduğu, 2009,2010,2011 yılları envanter defterleri kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmış olduğu tespit edilmiş olduğu, Davalı yan tarafından incelemeye sunulan 2001 ve 2004 yılları ticari defterlerinin tamamının bulunamaması nedeniyle incelemeye eksik sunulmuş olduğundan 2001 ve 2004 yılları Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olup olmadığı tespitinin yapılamamış olduğu, 2005,2006,2007 ve 2008 yılları envanter defterleri kapanış tasdikleri yaptırılmadığı için ve 2015 yılı yevmiye kapanış tasdiki yaptırılmadığı için 2005,2006,2007 ve 2008 ve 2015 yılları Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, 2009,2010 ve 2011 yılları ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varılmış olduğu, Davalı ... tarafından ilgili dönemlere ait ödeme ve tahsilat makbuzları bulunamadığı belirtilerek Ödeme ve Tahsilat Makbuzlarının incelemeye sunulmamış olduğu, Davalının incelemeye sunulmuş ticari defterlerine göre, davalı ... tarafından davacı yana 2001 yılında 275,-TL, 2004 yılında 335,-TL, 2005 yılında 2.845,-TL, 2006 yılında 4.710,-TL, 2007 yılında 5.150,-TL,2008 yılında 5.400,-TL, 2009 yılında 5.400,-TL, 2010 yılında 6.900,-TL, 2011 yılında 6.000,- TL, 2015 yılında 1.423,40 TL olmak üzere toplam olarak 38.438,40 TL Huzur Hakkı ödemesi yapılmış olduğu, 2002,2003,2012,2013 ve 2014 yılları ticari defterleri bulunamadığı beyanı ile incelemeye sunulmamış olduğundan ticari defterler üzerinde 2002,2003,2012,2013 ve 2014 yılları ile ilgili Huzur hakkı tahakkuk ve ödemelerinin tespitinin yapılamamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 27/06/2010 tarihinde yapılan 2009 hesap yılı genel kurulunda Yönetim Kurulu Başkanının Ocak 2010 dan itibaren aidattan muaf olduğuna karar alınmış olduğu görüldüğünden, incelemeye sunulan 2010-2011ve 2015 yılları ticari defterlerinde aidat ödemeleri incelenmiş olduğu, Davalının incelemeye sunulan ticari defterlerine göre, davacı tarafından davalı ...’e 2010 yılında 1.110,-TL, 2011 yılında 1.040,-TL, 2015 yılında Başkanlık görevi bitene kadar 100,-TL olmak üzere toplam olarak 2.250 TL aidat ödemesi yapılmış olduğunun tespit edilmiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 02/09/2025 tarihli 13 sayfadan ibaret raporunda özetle; Mali Değerlendirme Sonucu, İnceleme yapılabilen davalı ticari defter kayıtlarına göre 01.07.2005-31.12.2011 arası ve 2015 yılı tespit edilebilen Huzur Hakkı ödemeleri toplamı 37.083,40 TL olarak hesaplanmış olduğu, bu tutarların toplu muhasebeleştirmelerin yapılmış olduğu defter kayıtlarına göre tespit edilebildiği, ancak ilgili ödeme makbuzlarının dosya içeriğinde görülmemiş olduğu, 2012-2013-2014 yılları Huzur hakkı ödemeleri ticari defterlerde tespit edilemediğinden genel kurul kararlarına göre ödenmesi gereken rakamlar dikkate alınarak aylık 500 TL üzerinden 36 aylık Huzur Hakkı 36 ay*500 TL= 18.000 TL olarak hesaplanmış olduğu, Davalı yan tarafından, 18.000 TL’nin ve ticari defterlerde davacı yana huzur hakkı ödemesi olarak görünen ödemelere ait ödeme makbuzlarını dosyaya sunması halinde, davacının davalı Kooperatife 01.07.2005- 15.03.2015 tarihleri arasında (37.083,40 TL+18.000,-TL) 55.083,40 TL Huzur Hakkı Ödemesi yapmış olabileceği hesaplanmış olduğu, Davacı beyanlarında belirtildiği kararlara göre, Mali yönden anlaşıldığı kadarı ile, huzur hakkı hesabı yapılmış olduğunda 01.07.2005 tarihi ile 15.03.2015 tarihi arası huzur hakkı ödemesinin 51.950,-TL olması gerektiği hesaplanmış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Aidatların ve diğer ödemelerin ... tarafından toplu muhasebeleştirme yapılarak kayıtlara alınmış olduğu incelemeye sunulan ticari defterlerde görülmüş olduğu, yerinde incelemede ... yetkilileri ile beraber saatler süren çalışmadan sonra birtakım tespitlerin ancak yapılabildiği, bu nedenle ... 10. Ağır Ceza Mahkemesine sunulu ticari defterler incelenerek net bir sonuca varılamayacağının değerlendirilmiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davalı ... tarafından ilgili dönemlere ait ödeme ve tahsilat makbuzları bulunamadığı belirtilerek İnceleme Günü Ödeme ve Tahsilat Makbuzları incelemeye sunulmamış olduğu, Davalı yan tarafından 01.07.2005 tarihi ile 15.03.2015 tarihleri arası huzur hakları ödemelerini yapmış olduğuna dair, davalı yan tarafından, belirtilen 1500 civarı makbuz içinden bulunacak ödeme makbuzlarını ve ilgili ay bordrolarını Sayın Mahkemeye dosyaya sunmaları halinde Huzur hakkı ödemeleri konusunda tekrar değerlendirilme yapılabileceği değerlendirilmiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davalı ticari defterlerine göre, davacı tarafından davalı ...’e 2010 yılında 1.110,-TL, 2011 yılında 1.040,-TL, 2015 yılında Başkanlık görevi bitene kadar 100,-TL olmak üzere toplam olarak 2.250 TL aidat ödemesi yapılmış olduğu tespit edilmiş olduğu, Davalı ... tarafından 2012-2013 ve 2014 yılları ticari defterler incelemeye sunulmadığı için 3 yıl ile ilgili aidat ödemeleri tespiti yapılamamış olduğu, bu nedenle anlaşılabildiği kadarı ile kararlara göre 2012 yılı ve 2013 yılı ve 2014 yılı 6 ay olmak üzere 30 ay için 70 TL’den, 2014 yılı 6 ay için de 50 TL’den aidat hesabı yapıldığında ilgili dönem (2012-2014) için ödenmiş olabilecek aidat tutarı (30 ay*70 TL+6 ay*50 TL) ) 2.400 TL olarak hesaplanmış olduğu, ancak aidatların davacı tarafından ödenmiş olduğuna dair Makbuzlara dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, 2.400 TL Defterlerde tespit edilen 2.250,-TL ile toplandığında davacı yan tarafından ödenmiş olunabilecek aidat tutarı (2.250-TL+2.400,-TL) 4.650,-TL olarak hesaplanmış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı yan tarafından yapılan aidat ödemelerine ilişkin Bilirkişi Raporuna itiraz dilekçesi ekinde liste sunulmuş olduğu, sunulan listelerde Aidatlara ilişkin sunulan rakamlar toplam alındığında 01.01.2010- 31.01.2015 tarihleri arası davacı aidat ödeme tutarı 4.503 TL olarak hesaplanmış olduğu, listede ödeme makbuz numaraları belirtilmiş, ancak 2013 yılı için tekbir makbuz numarası 12 ay içinde aynı makbuz numarası olarak yazılmış olduğu görülmekte olduğu, Davacı yan tarafından listede belirtilen ödeme makbuzlarının görülmemiş olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, ... Mevzuatı Yönünden; Davacının aidattan muafiyet konusunda ki itirazları incelenmiş ve değerlendirilmiş olduğu, ancak bu konuda kök raporda ki görüşün aynen korunmakta olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. TBK 147/4 maddesi "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar." hükmünü içermektedir. Tüm dosya kapsamının birarada değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafından davalı kooperatifin 2000 ile 2014 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle kendisine ödenmesi gereken huzur hakkı alacağı ile yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle aidatlardan muaf olması gerekirken kendisi tarafından ödenen aidatların iadesinin talep edildiği, davalının ise süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğu, mahkememizce yapılan incelemede davacının 12/07/2000 tarihinde davalı kooperatifin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve yönetim kurulu başkan vekilliği görevini üstlendiği, devamında yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, 26/03/2015 tarihinde yönetim kurulu başkanlığından azledildiği anlaşılmıştır. Davacının gerek huzur hakkı alacağı gerekse de fazladan ödediğini iddia ettiği aidatların istirdadı taleplerinin TBK 14/4. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, huzur hakkı alacağı yönünden zamanaşımı süresi yönetim kurulu başkanının bu ücrete hak kazandığı (muaccel olduğu) tarihten itibaren başlar. Genellikle genel kurulda ücretin ödenme zamanı belirlenir; belirlenmemişse görev yapılan her ayın/yılın sonu itibarıyla o dönemin süresi işlemeye başlar. Somut olayda davacının yönetim kurulundan ayrıldığı yılın sonu 31/12/2015 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının fazladan ödediğini iddia ettiği aidatların istirdadı talebi yönünden yönetim kurulu başkanlığının sona erdiği tarih olan 26/03/2015 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermesinden sonra 25/10/2023 tarihi itibariyle iş bu davanın açıldığı anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-732,00-TL karar harcının peşin alınan 269,85-TL den düşümü ile kalan 462,15-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından yapılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/705, K. 2026/830, T. 22.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-705-e-2026-830-k-c13909b3b88d