Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/332 E. 2026/1176 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/332
- Karar No
- 2026/1176
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/332
KARAR NO : 2026/1176
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/11/2024
NUMARASI : 2024/50 Esas, 2024/850 Karar
BİRLEŞEN 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/449 E - 2024/370 K SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 15/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
1- DAVA
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekiledeni ...'nin 07.05.2015 tarihinde ihale edilen ve davalı ... A.Ş uhtesinde kalan "Avrupa 1. bölge 2014 yılı 2. Kısım Müteferrik ...inşaatı" işi sözleşmesinin 09.09.2015 tarihinde imzalandığını ve 01.10.2015 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başladığını ve işin bitim tarihinin ise 13.01.2019 olarak kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre Küçükçekmece Ataköy hattında inşaatların yapılacağını , bu işler nedeni ile davalı firmadan 2.500.000.-TL teminat mektubu alındığını, davalı tarafından taahhütler yerine getirilmediğinden ve taahhütlerin sözleşme hükümlerine uygun yerine getirilemeyeceği kanaati hasıl olmakla sözleşmenin feshedildiğini ve kesin teminatların gelir kaydedilmesine karar verildiğini, ancak sözleşmeye göre 03.01.2017 tarihi itibarıyla 509.242,87 TL teminat güncelleme farkının doğduğunu beyanla, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak koşulu ile 509.242,87 TL teminatın güncelleme farkının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vekil edeni ile davacı şirket arasında, ihale ile söz konusu Avrupa 1. bölge 2014 yılı 2. Kısım Müteferrik ...inşaatı" işinin sözleşmesinin 09.09.2015 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin fesih sebebinin iş programının gerisinde kalınması olarak gösterildiğini, ancak iş programının gerisinde kalmanın doğrudan doğruya fesih gerekçesi olamayacağını, feshin haksız olduğunu, kalan sürede işin bitirilip bitirilmeyeceğinin uzman bilirkişilerce saptanması gerektiğini, ayrıca haksız fesih ve diğer haksız işlemler nedeni ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını, davanın kesinlikle yerinde olmadığını beyanla sektör bilirkişilerine inceleme yaptırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (...) 07.05.2015 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirdiği "Avrupa 1. Bölge 2014 yılı 2. Kısım Müteferrik Atıksu ve Yağmur Suyu Kanal İnşaatı" işi ihalesine müvekkili şirketin de katıldığını, ihale sonucunda işin müvekkilin uhdesinde kaldığını, işin süre sonunun 13.01.2019 olduğunu, 09.09.2015 tarihinde ... ile müvekkil arasında sözkonusu işin sözleşmesinin imzalandığını, 01.10.2015 tarihinde yer teslimi yapıldığını, işin yapımı devam ederken müvekkile tebliğ olunduğu üzere 26.10.2017 Tarih, 2017/436 Karar sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile işe dair sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, 28.12.2017 Tarih, 30284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından verilen karar ile müvekkil şirketin 1 yıl süre ile ihalelere katılmaktan yasaklandığını, teminatının irad kayıt edildiğini, yanı sıra ek olarak fiyat farkı olduğu gerekçesi ile yaklaşık 550.000,00 TL ödeme yapılmasının istendiği, söz konusu işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilin çok büyük zarar görmesine neden olduğunu, müvekkilinin ticaret hayatının bitme noktasına geldiğini, sözleşmenin feshine gerekçe olarak gösterilen temel nedenin yüklenici firmanın iş programının gerisinde kalmış olması olduğunu, ancak sözleşmenin geçilen süreye göre değil kalan süreye göre feshedilebileceğini, iş programının gerisinde kalmaya yönelik olarak müeyyide düzenlendiğini, ancak iş programının gerisinde kalmanın doğrudan sözleşmenin fesih gerekçesi olamayacağını, müvekkili şirket tarafından söz konusu işe dair ihaleye ilişkin olarak hazırlıklar sürerken ihaleye katılan başka bir şirket tarafından Ankara 12. İdare Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın reddine karar verildiğini, ancak mahkeme sürecinde verilmesi mümkün iptal kararı ile sözleşmenin uygulanma imkanı kalmayacağından işin yapımını etkileyecek mahkeme kararının beklenmesi gerektiğini, iş yapılamayan bu sürede müvekkilin şantiyeyi kurduğunu, işçi, sigorta, malzeme, araç-greç, ön hazırlıklar tedarikini yaptığını, masraf ve giderleri karşılamak durumunda kaldığını, idarenin müvekkilden kaynaklanmayan işin yapımının aktif olarak sağlanamadığı bu süreye ilişkin ek süre vermesi gerekirken herhangi bir süre uzatımı vermediğini belirterek, öncelikle sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğinin tespit edilmesini, fesih nedeni ile müvekkil şirketin uğradığı ve uğrayacağı her türlü zararların tespiti ile hesaplanacak avans faizi ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil idarenin adresinin "... Cad. ...Güzeltepe .../İstanbul" olduğunu, ayrıca idareleri ile davacı şirket arasında yapılan sözleşme ile ilgili ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun açıkça yazılı olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 47-(9) Maddesinde; "...(9) Doğal afet, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi veya genel seferberlik ilanı ve gerektiğinde Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenecek benzeri diğer hallerin idare tarafından mücbir sebep olarak kabul edilerek sözleşmenin feshedilmesi için; yükleniciden kaynaklarar bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebip meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur. Bu durumda hesabını genel hükümlere göre tasfiye edilerek kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar iade edilir..." düzenlemesinin bulunduğunu, ancak yüklenicinin mücbir sebep olarak sunduğu 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin milletin desteği ile ilk günde bertaraf edildiğini, ülke ekonomisinde olduğu gibi başkanlıklarının diğer ihaleli işlerinde herhangi bir aksama yaşanmadığını, tüm yüklenicilerinin imalatarına devam ettiğini, bu nedenle yüklenicinin bu gerekçesinin mücbir sebep olarak görülmediğini ve ... A.Ş.'ne ihale edilen "Avrupa 1. Bölge 2014 Yılı 2. Kısım Müteferrik ...İnşaatı" işinin 26.10.2017 Tarih, 2017/436 Nolu Yönetim Kurulu Kararı ile; Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 25 inci maddesi, Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi 19 uncu ve 47-2 inci maddeleri ve taraflarca imzalanan Yapım İşlerine Ait Sözleşmenin 26 ıncı maddesine istinaden on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarlarına rağmen aynı halin devam etmesinden dolayı işin feshi, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların gelir kaydedilmesi hesabının genel hükümlere göre tasfiye edilmesine karar verildiğini, müvekkili kurumca yapılan işlemlerin Sözleşmeye, Yapım İşleri Genel Şartnamesine ve hukuka uygun olduğunu belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir.
II -MAHKEME
Mahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine, taraflar arasında akdedilen ''Avrupa 1. bölge 2014 yılı 2. Kısım Müteferrik ...İnşaatı" na dair 09.09.2015 tarihli sözleşmenin davalının sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle feshi nedeni ile sözleşmenin 26. maddesi gereği teminat ve ek teminatların fesih tarihine göre 509.242,87 TL güncelleme bedelinin davalıdan tahsili istemli iş bu davanın açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli bilirkişi raporunda teminat güncelleme farkının talep edilebileceğinin rapor edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 509.242,87-TL'nin 05/01/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesinde verilen kararda, davalı yüklenicinin açtığı ve en son İstanbul 8.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 2020/196 Esas sayısına kaydı yapılan dosyada , davacı idare tarafından yapılan feshin haksız olduğunun tespit edilmesini talep etmiştir. Görülmekte olan davada ise; davacı iş sahibi sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi sebebiyle teminatların güncelleme bedellerinin tahsilini talep ettiği, her iki davada da sözleşmenin haklı/haksız olarak feshedilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, HMK'nın 166/4. maddesine göre, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır. Yukarıda her iki davaya ilişkin yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, iki davanın konusu ve tarafları bakımından aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, davalardan biri hakkında verilecek karar diğerlerini de etkileyeceğinden, davaların birlikte görülmesinde, gerek usûl ekonomisi ve gerekse birbirleriyle çelişkili kararların çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunduğu, bu durumda mahkemece, bu davaların birlikte görülüp sonuçlandırılması için, HMK'nın 166. maddesi uyarınca, her iki dosyanın açılış tarihleri de dikkate alınarak, dosyaların birleştirilmesi ve davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru olmadığı belirtilerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, kaldırma kararından sonra verilen kararda, birleşen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/449 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı yanın dava dilekçesi ve aşamalardaki beyan dilekçelerinde kesin hak edişin yapılmaması nedeniyle davalı idare nezdinde hakediş alacaklarının bulunduğundan bahisle mahrum kalınan kar da dahil olmak üzere tüm zararların tespit ve tahsilini istediği ancak miktar ve taleplerini somutlaştırmadığı gibi hak ediş alacakları ile diğer zarar kalemlerini ayrıştırarak tutarlarını belirtmediği anlaşılmakla HMK 119/1-d maddesi hükmüne göre davanın konusu ve mal varlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri; HMK 119/1-ğ maddesi hükmüne göre açık bir şekilde talep sonucunun yazılması dava dilekçesinin zorunlu unsurlarından olması sebebiyle bu hususlarda açıklamada bulunması, dava değerinin ayrıştırılarak varsa harç eksiğinin ikmali için birleşen davada davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına karar verildiği, kararın tebliğ edildiği, ancak yasal süre içerisinde davacı yanın ara karar doğrultusunda bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmakla, HMK 119/2 maddesi gereğince birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, asıl davada Mahkemece toplanan delillere, iddia ve savunmalara göre dosya hakediş uzmanı bilirkişiye verilmek suretiyle 09.09.2015 tarihli sözleşme kapsamında feshin haklı olup olmadığı, fesihten bakiye kalan sürede yüklenilen tüm işlerin yerine getirilip getirilemeyeceği, teminat farkı borcu doğup doğmadığı hususlarında teknik rapor alındığı, bilirkişi tarafından sunulan 27/06/2019 tarihli raporda ayrıntısı açıklandığı üzere sonuç olarak, davacı iş sahibinin davalı yüklenicinin borca aykırı davranmış olması nedeniyle sözleşmeden dönebileceği, Davacı iş sahibince teminat güncelleme farkının talep edilebileceği" tespit ve rapor edildiği, bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş olduğu, taraf vekilleri tarafından rapora itiraz edilmediğinin anlaşıldığı, toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı aleyhine, taraflar arasında akdedilen ''Avrupa 1. bölge 2014 yılı 2. Kısım Müteferrik ...İnşaatı" na dair 09.09.2015 tarihli sözleşmenin davalının sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle feshi nedeni ile sözleşmenin 26. maddesi gereği teminat ve ek teminatların fesih tarihine göre 509.242,87 TL güncelleme bedelinin davalıdan tahsili istemli iş bu davanın açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli bilirkişi raporunda teminat güncelleme farkının talep edilebileceğinin rapor edildiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 509.242,87-TL'nin 05/01/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, birleşen davanın ise HMK 119/2 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
III-İSTİNAF
Davalı vekili istinafında: özleşmenin fesih işleminin haksız olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, feshin kanun maddelerine aykırı olduğunu, sözleşmenin bitim tarihinin 13.1.2019 tarihi olduğunu, bu tarih göz önüne alındığında işin süresinde bitirilmemesi durumundan söz edilemeyeceğini, iş programından geride kalmanın doğrudan fesih nedeni olamayacağını, ek süre verilmeden doğrudan fesih yoluna gidildiğini, işin yapımına başlandıktan sonra müvekkilinden kaynaklanmayan mücbir sebeplerin ortaya çıktığını, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sebebiyle tedarikte sorun yaşandığını, işin yapımını aksattığını, bunun idarece dikkate alınmadığını, 8 Temmuz 2017 ve 29 Temmuz 2017 İstanbul'da işin yapıldığı bölgede olağanüstü yağışlar olduğunu, can kayıpları yaşandığını, sosyal medyaya konu olduğunu, iş yapımını olumsuz etkilediğini, mücbir sebep olan her iki olayda ek süre verilmesi gerektiğini, taleplere rağmen bu hususların hiç dikkate alınmadığını, sözleşme feshinin 26.10.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile gerçekleştiğini, davacı İdarenin objektif hesaplamalara dayanmadan fesih yaptığını, müvekkilinden yapılan %5 kesintilerin hesaplanmadığını, müvekkiline iade edilmediğini, 2.500.000,00TL. teminatlarının haksız olarak İdare tarafından gelir kaydedildiğini, kesin hesap içeriği belirlenmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
IV-DEĞERLENDİRME
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl Davacı/birleşen davalı iş sahibi davalı/birleşen davacı ise yüklenicidir.
Davacı iş sahibi davalı ile yapılan 09.09.2015 tarihli sözleşmenin, davalının sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle feshi nedeni ile sözleşmenin 26. maddesi gereği teminat ve ek teminatların fesih tarihine göre 509.242,87 TL güncelleme bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı yüklenici, feshin haksız olduğunun tespitine dair dava açtığını bu dosyanın beklenilmesi gerektiğini iddia ederek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı yüklenici feshin hasız olduğunun tespitine ve zararın taziminine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davalı davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu dayanak yapılarak asıl davada talebin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, birleşen davada ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı iş sahibi tarafından 26.10.2017 tarihinde iş programında gecikme sebebiyle yapılan sözleşme feshinin haklı olup olmadığı ve teminat güncelleme bedelini iş sahibi davacının alıp alamayacağıdır.
24.10.2017 düzenlenen Saha Tespit Tutanağında davalı yüklenicinin sahada çalışan ekibinin bulunmadığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durum davalı yüklenicinin işi devam ettirmediğini göstermektedir. Davacı İdarenin taraflar arasındaki Atıksu İnşaatı sözleşmesini iş programınına uyulmaması sebebiyle feshettiği ve eldeki dava ile de teminat güncelleme bedelini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı yüklenici sadece asıl davayı istinaf etmiş olup, birleşen dava hakkında açılmamış sayılmasına karar verildiği ve davalı yanca birleşen davanın istinaf edilmediği anlaşılmıştır.
Davacı iş sahibi sözleşmenin feshi sebebiyle asıl davada teminatın güncelleme bedelini talep ettiği, uyuşmazlık davacı iş sahibi İdarenin sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediği, eğer haklı fesih var ise talebe konu teminatın güncelleme bedeline ilişkindir. Dosya kapsamına göre davacı İdarenin iş programına uymama sebebiyle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Davacının da buna karşın pek çok savunma sebebi ileri sürdüğü, Darbe girişimi, seller ve mücbir sebep gibi ancak Mahkemece bu savunmaların tartışılıp değerlendirilmediği ve karşılanmadığı anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece yapılacak iş, öncelikle sözleşme konusu işten anlayan iki teknik bilirkişi daha ilave edilerek, 3 kişilik bilirkişi heyetinden oluşturulacak heyet eşliğinde, gerekirse mahallinde keşifte yapılarak, taraf delilleri toplanmak suretiyle, davalı yüklenicinin iş programına uyulmama sebebi olarak ileri sürdüğü savunmaları değerlendirmek suretiyle davacı İdarenin fesihte haklı olup olmadığının belirlenmesi, ayrıca, her ne kadar davacı İdare beyanına itibar edilerek, teminat güncelleme bedeline ilişkin hüküm kurulmuşsa da, Yapım İşleri Genel Şartnamesi ilgili hükümleri dikkate alınarak, varsa sözleşme hükümleri de dikkate alınarak teminat güncelleme değerinin hesaplanması için bilirkişi raporu alınarak, ve hakkaniyet açısından gecikme sebebi belirlendikten sonra, kalan süre dikkate alınarak, işin niteliği ve davacının İdare olması birlikte değerlendirilerek, işin kalan sürede yapılıp yapılamayacağı da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, asıl davada hatalı incelemeye dayalı karar verildiği anlaşıldığından, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinafının kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı/birleşen davacı vekilinin asıl davaya yaptığı istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı- vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/11/2024 tarih, 2024/50 Esas, 2024/850 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.