Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/411 E. 2026/1172 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/411
- Karar No
- 2026/1172
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/411
KARAR NO : 2026/1172
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/02/2025
NUMARASI : 2022/1102 Esas, 2025/223 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, tarafların müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ait "..." projesinin muhtelif inşaat işleriyle iş bu davaya konu olan statik projenin hazırlanması için anlaştıklarını, müvekkili şirket tarafından proje müellifi olan ... vasıtasıyla projelerin hazırlanıp tasdiklerinin sağlandığını belirterek, söz konusu projelerin hazırlanması karşılığında tahakkuk eden ancak ödenmeyen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 350.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilince sunulan 12/06/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda talep miktarı 1.450.076,13 TL'ye arttırılarak, bu meblağın davalıya ihtarname tebliğ tarihi olan 27.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş ve buna dair gerekli ıslah (tamamlama) harcı yatırılmıştır.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle öncelikle müvekkili şirket ile davacı şirket arasında alacağın konusunu teşkil eden proje çizimiyle ilgili herhangi bir sözleşme bulunmadığını, projeleri çizenin davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... olduğunu, bu bağlamda alacakla ilgili ancak ... tarafından talep de bulunulabileceğini belirterek, öncelikle davacı yönünden davanın aktif husumet nedeniyle reddine, ayrıca dava konusu yapılan projelerle ilgili herhangi bir borçları bulunmadığından davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... vekili, mevzuat gereğince projeleri imzalamaya yetkili kişinin mutlaka odaya kayıtlı mühendis olması gerektiğini, projelerin müellifinin ... olduğunu, projeleri teknik eleman olarak kendisinin imzalaması gerektiğini, ancak ...'ın söz konusu projeleri ortağı ve temsilcisi olduğu davacı şirket adına hazırladığını, dolayısıyla alacaklı tarafın davacı şirket olduğunu beyan etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dosyadaki delillere göre davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacı tarafından hazırlanan projelerin bedeli en az 1.467.074,75 TL olarak belirlenmiş ve bu rapor yeterli görülerek hükme esas alınmış ise de, davacı şirket tarafından davalıya gönderilen 23.12.2016 tarihli ihtarnamede proje bedelinin 1.000.000,00 TL olduğu belirtildiğinden söz konusu bedelin davacı yönünden bağlayıcı olduğu, tarafların ticari defter incelemesine göre davalı tarafından yapılan 16.988.00 TL ödeme mahsup edildiğinde davacının talep edebileceği miktarın 983.012,00 TL olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen mailde işin devamı ve ödemeyle ilgili taahhüt kapsamında 339.312,00 TL'lik teklifte bulunulmuş ise de davalı tarafça bu doğrultuda bir ödeme yapılmadığından maildeki şartlar gerçekleşmediğinden davacının bu teklifle bağlı olmayacağı, davalı tarafın 04.01.2017 tarihli ihtarnameyle temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle, davacının ıslah talebi kapsamında davasının kısmen kabulü ile 983.012-TL'nin temerrüt tarihi olan 04/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ıslah talebinin reddine, karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi soncu verilen kararda, somut olayda, davacı yüklenici davalı iş sahibine yaptığını iddia ettiği statik projelerinin hazırlanması işinin bedelini talep etmiş ise de, davalı iş sahibi vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla davacı ile akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, taraflar arasında sözlü akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı yüklenici üzerinde olduğu, davacı tarafça, HMK'nın 200/1. Maddesi gereğince dosyaya taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ispatlayacak yazılı bir belge sunulmamakla birlikte, davaya konu statik projelerin davalı tarafça kullanılmış olmaları, davalının sözleşmenin asıl tarafı olduğunu belirttiği proje müellifi ...'ın davalı ile olan yazışmalarında davacı şirketin unvanını kullanması hususları yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda, tanık dinlenilmesi mümkün olduğundan, davalı tarafın davalının sözleşmenin asıl tarafı olduğunu belirttiği proje müellifi ...'ın ihbar olunan olarak, asıl yüklenicinin davacı şirket olduğunu, projeleri şirket adına hazırladığını beyan etmesi, ...'ın davacı şirkette çalışıyor ve projeleri "proje müellifi olarak imzalamış olması, davalıya göndermiş olduğu fiyat teklifinde dahi davacı şirketin unvanını kullanması, Büyükçekmece 5. Noterliğinin 23/12/2016 tarih ... yevmiye numaralı proje bedelinin ödenmesine ilişkin ihtarnamenin bizzat davacı şirket tarafından çekilmesi, iş bu ihtarnameye davalı şirket tarafından Büyükçekmece 12.Noterliği'nin 03/01/2017 tarih ... yevmiye numarası ile cevap verilmesi hususları dikkate alındığında, davacı tarafın, proje müellifi ...'ın davacı şirket adına hareket ettiğini ve davalı şirket ile aralarında "davalının inşaatının statik projelerinin hazırlanmasına" ilişkin sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu ispat ettiği anlaşıldığından, mahkemenin de bu yöndeki kabulü yerinde bulunduğu, her ne kadar davalı vekilince, ...'ın hazırladığı davaya konu projeler ile inşaat ruhsatları alınması sonrasında bu statik projelerin ilim ve fen kurallarına uygun olmadıklarının anlaşıldığı, ...'ın gönderdiği 13.10.2016 tarihli ihtarname ile de bu durumun kabul edildiği, bu nedenle bu projeler için bir ücret talebinde bulunulamayacağı, bilirkişi heyetinin bu hususları dikkate almadığı ileri sürülmüş ise de, mahkemece inşaat mühendisi ve mimar bilirkişilerden alınan 22/03/2019 havale tarihli raporda; proje müellifi ...'ın projeleri ilk jeolojik etüdler ve raporlar doğrultusunda hazırladığının ruhsattan da anlaşılığı, daha sonra hazırlanan heyelan raporu ile bu projelerin yetersiz ve geçersiz olduğunun ortaya çıktığı, uygulamada inşaat mühendisi hesapları yapmadan veya statik projesini çizmeden önce, zemin etüd raporunun hazırlanıp zemin katsayıları gibi bir takım doneler kendisine verilerek bu veriler doğrultusunda ve mimari projenin de hazırlanmasından sonra statik projelerin hazırlandığı, dolayısıyla somut olayda proje müellifinin görevini zamanında yaptığı, heyelan raporunun sonradan ortaya çıkmasıyla projelerin yetersiz kaldığı ve ayrı bir projeye ihtiyaç duyulduğu, bunun da ayrı bir bedel gerektirdiği şeklinde açıklandığı üzere, bu hususun raporda denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmiş olduğu, yapılan bu değerlendirmenin dosya kapsamına uygun olduğu, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, bu değerlendirmelere göre, taraflar arasında, davalının inşaatının statik projelerinin davacı tarafça hazırlanmasına ilişkin sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, davacı tarafça bu kapsamda gerekli edimin yerine getirildiği davada ortaya konulmuş olmakla birlikte, bu iş için ne kadar ücret ödenmesi gerektiği hususu taraflar arasında ihtilaflı bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça, proje müellifi ... tarafından gönderilen 01.06.2016 tarihli e-mail ile dava konusu iş ile ilgili 339.312,00 TL ücret talep edildiğinden dolayı davacının bu ücret talebi ile bağlı olduğu ileri sürülmüş ise de, söz konusu mailde davacı tarafın işin devamı ve ödemeyle ilgili yapılan taahhüt kapsamında teklifte bulunduğu, söz konusu ücretin mail içeriğindeki koşullara göre hazırlandığı, ancak davalı tarafın teklif edilen ücret konusunda herhangi bir ödeme yapmadığı ve maildeki şartların da gerçekleşmediği dikkate alındığında, söz konusu teklif ile davacı tarafın bağlı olamayacağına dair mahkeme kabulü Dairemizce de yerinde olduğu, Dairemiz kararları ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve 6.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve uygulamasında da; eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 366. ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağının kabul edildiği, bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkemece hükme esas alınan 22/03/2019 havale tarihli raporda, doğrudan İnşaat Mühendisleri Odası tarafından belirlenen ve önerilen en az bedel hesap yöntemine göre davacının talep edebileceği toplam iş bedelinin belirlendiği, sadece bu usule göre yapılan hesaplamanın yukarıda belirtilen usule uygun olmadığı, iş bedelinin mahalli piyasa rayiçleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, ayrıca bu belirleme yapılırken raporda değinilen ancak bu yönde ayrıca hesap yapılmayan "toplu işlerde indirim yapılmakta olduğuna" dair husus ile davalı vekilince yapılan sair itirazların da denetime elverişli bir şekilde ve yine mahalli piyasa rayiçlerine göre usulüne uygun bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, mahkemece, davacının 23.12.2016 tarihli ihtarnamesindeki 1.000,000,00 TL'lik bedelle bağlı olduğu hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle, yukarıda belirtilen şekilde usulüne uygun bir ek rapor alınmadan, iş bedeli hesabı bakımından yetersiz olan mevcut bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiği belirtilerek, yerel mahkeme kararı kaldırılmıştır.
Mahkemece kaldırma kararından sonra verilen kararda, davacı tarafın davalıya sunmuş olduğu hizmet karşılığında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 28/11/2024 tarihli ek raporda da belirtildiği üzere talep edebileceği alacak miktarının 1.097.250-TL olduğu, mahkememizce İBAM kaldırma kararında önce davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarı yapılan ödemeden sonra 983.012-TL olarak belirlendiği, iş bu kararın yalnızca davalı tarafından istinaf edildiği, bu bağlamda daha önce belirlenen alacağın davalı yönünden usulü kazanılmış hak teşkil ettiği dikkate alınarak davacı tarafın talebinin kısmen kabulü ile, 983.012-TL'nin davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
IV- İSTİNAF
Davalı vekili istinafında, husumet itirazlarının dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini, dava konusu akit proje müellifinin teknik kurallara uygun statik projeyi teslim etmesini gerektirdiğini, proje müellifinin edimini ifa etmediğini, davacının keşide ettiği ihtarname ile müvekkilinin eserden istifadesini olanaksız kıldığını, davacının ücret talebinin MK-2 ye aykırı olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan menfaat elde edemeyeceğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, ıslah edilen tutara ancak ıslah tarihinden faiz yürütülebileceğini, bilirkişi raporundaki ücrete ilişkin toplu işlerde indirim yapıldığının bildirildiği bunun değerlendirilmesinin gerektiğini, uzman mütalaasının dikkate alınması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V-DEĞERLENDİRME
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Dava, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında, davalının inşaatının "statik projelerinin" davacı tarafça hazırlanmasına rağmen bedelinin ödenmediği iddiasıyla (ıslahla) 1.450.076,13 TL alacak talebine ilişkindir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin davacı ile proje çizimi konusunda bir anlaşmasının olmadığını, projeleri çizenin davacı şirketin ortağı ve yetkilisi ... olduğunu, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, ayrıca davanın esastan da reddi gerektiğini, çünkü bu projelerle ilgili herhangi bir borcu bulunmadığını belirtmiştir.
İhbar olunan ..., projeleri teknik eleman olarak kendisi imzalamış ise de, asıl yüklenicinin davacı şirket olduğunu, projeleri şirket adına hazırladığını, alacaklının davacı şirket şirket olduğunu belirtmiştir.
Dairemizce taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, proje müellifinin zamanında edimini yerine getirdiği, piyasa rayici üzerinden hesaplama yapılması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı kaldırılmıştır. Davalının husumet itirazı, davacının projeyi ifa etmediğine dair istinafları daha önce Dairemizce incelendiğinden tekrar incelenmemiştir.
Dosya kapsamındaki davacının, davalıya gönderdiği 23 Aralık 2016 tarihli 1.000.000,00 TL.'lik ihtarının 27.12.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olmasıyla, ihtarda belirtilen 7 günün sonu olan 04.01.2017 tarihinde davalının temerrüdünün oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple faiz başlangıcının Mahkemece 04.01.2017 tarihi olarak alınmasında yasaya aykırılık yoktur.
Dosya kapsamında Dairemizin kaldırma kararı yönünde bir adet kök rapor ve bir adet ek rapor alındığı ve piyasa rayicine göre hesaplama yapıldığı ve indirim yapıldığı anlaşılan ek raporun denetime açık, yasaya ve usule uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple ek rapora dayanan Mahkeme kararının hukuka uygun olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-(KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/02/2025 tarih ve 2022/1102 Esas, 2025/223 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 67.149,55 TL istinaf karar harcından peşin alınan 16.787,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 50.362,17 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.