Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1376 E. 2026/2526 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1376
- Karar No
- 2026/2526
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1376 KARAR NO : 2026/2526 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/03/2026 NUMARASI : 2022/95 Esas, 2026/220 Karar
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 09/10/2026 YAZIM TARİHİ : 09/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/95 esas ve 2026/220 karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/12863 Esas sayılı icra dosyası ile 25/11/2013 tanzim 30/12/2014 vade tarihli 150.000,00 USD tutarına senet alacağı nedeni ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu senedin müvekkili tarafından düzenlenmediğini, senetteki hiçbir yazının ve imzanın müvekkiline ait olmadığının yargılama sırasında yapılacak imza incelemesinden anlaşılacağını, davalı tarafından imzası müvekkiline ait olmayan senede dayandırılarak haksız ve kötüniyetli takip başlatıldığını ve bu takip nedeni ile müvekkilinin oturduğu eve ve araca haciz konulduğunu, müvekkilinin soy ismi farklı öz kardeşi ... isimli şahsın müvekkili adına 2007 yılında sahte nüfus cüzdanı çıkarttığı ve hasip cezasına mahkum edildiğini, dava ve takip konusu senedin ... tarafından imzalandığı ve görünüşte ciro yoluyla devredildiği ve bu yolla da davalı tarafından icra takibine konu edildiğinden bahisle davalarının kabulüne, müvekkilinin .... İcra Müdürlüğü'nün 2015/12863 Esas sayılı icra takibinin dayanağı olan 25/11/2013 tanzim 30/12/2014 vade tarihli 150.000 USD bedelli senet nedeni ile davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli alacaklı aleyhine alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu senette ciranta olduğunu, senedin kendisine diğer ciranta ... Nak. Harf. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından aralarındaki ticari ilişkilerden dolayı müvekkiline olan borcuna karşılık bizzat şirket tarafından müvekkiline verdiğini, müvekkilinin senetteki diğer borçlu ... ve ...'i tanımadığını, senet üzerindeki imzanın ...'a ait olduğunu, müvekklinin icra takibini başlatmadan önce davacıyla (borçlu) bir çok defa yüz yüze görüştüğünü ve davacının her seferinde ödemek için süreler isteyerek müvekkilini oyaladığını, davacının borcunu ödemediğinde müvekkilinin de mağdur olduğunu ve senedi icra takibine koyduğunu, müvekkilinin ... Nak. Harf. San. Tic. Ltd. Şti.'den ticaret ilişkisi ile alacağına karşılık senedi aldığını, davacının iddalarının asılsız olduğunu, davacı tarafın borcu ödememek ve zaman kazanmak için davayı açtığından bahisle açılan menfi tespit davasının reddine, davacının kötü niyetli olması sebebiyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere berilenecek kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; takip dayanağı senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, kendisinin bu senetten dolayı sorumlu tutulamayacağını, senetteki imzanın sahteliğine ilişkin def'inin herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının, davacının imzasının sahte olduğu bilerek senedi edindiği ve icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu gerekçesi ile kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının birbirleri arasında çelişki bulunduğunu, 2024 tarihinde verilen verilen heyet raporunda da kendi içinde çelişki bulunduğunu, daha öncesinde verilen kaldırma kararına rağmen aynı usul hatasının tekrarlandığını, yargılama aşamasında da söz konusu sakıncaları tümüyle gidermediğini, bilirkişi raporları yönünden çelişkinin ortadan kalkmadığını, 2024 tarihli raporda muhalefet şerhi ile sorun daha görünür hale geldiğini, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiği yönündeki önceki değerlendirmeye rağmen mahkemenin bekleme yolunu seçmediğini, Yerel Mahkemenin, ceza yargılamasını beklememe gerekçesi olarak, ceza mahkemesinin önceki beraat kararının zaten kendi önceki hukuk kararına dayandığını ileri sürdüğünü, ancak bu gerekçenin ikna edici olmadığını, ceza dosyasında yeniden değerlendirme yapılmasının gerektiğini, Ceza dosyasının henüz kesin ve nihai bir maddi vakıa tespiti ile sonuçlanmadığını, üstelik ceza dairesinin de dosyanın bekletici mesele ilişkisini açıkça ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ancak takip dayanağı bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2019/2140 Esas, 2021/1580 Karar sayılı kararı ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 tarihli ve 2001/12-436 E., 2001/467 K. ile 07.10.2009 tarihli ve 2009/12-382 E., 2009/415 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Vurgulamakta yarar vardır ki anılan düzenlemelerde geçen karşılaştırmaya esas belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 tarihli ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı ile 06.02.2008 tarihli ve 2008/12-77 E., 2008/90 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminilastiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/10/2019 tarih ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar sayılı kararı) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, Dairemizin kaldırma kararından sonra ATK genişletilmiş uzmanlar kurulundan alınan rapora göre dava konusu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği ve raporlar arasındaki çelişkinin bu şekilde giderildiği, senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ve davacının davasında haklı olduğu, her ne kadar Dairemizin kaldırma kararında ceza dosyasının sonucunun beklenilmesine karar verilmiş ise de, ceza dosyasındaki kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2022/2029 Esas, 2025/2849 Karar sayılı kararı ile eldeki hukuk davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırıldığı ve dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderildiği, bunun üzerine .... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosyanın 2026/26 Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edildiği ve eldeki hukuk davasının sonucunun beklenildiği, duruşmasının da 14/01/2027 tarihine bırakıldığı, bu haliyle ceza dosyasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, mahkemece isabetli şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 29.602,13.TL istinaf karar harcının peşin alınan 7.401,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 22.201,13.TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi.09/10/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır