Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/430 E. 2026/1173 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/430
Karar No
2026/1173
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/430

KARAR NO : 2026/1173

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/12/2024

NUMARASI: 2022/605 Esas, 2024/1202 Karar

Birleşen 2018/883 Esas 2018/960 Karar Sayılı Dosyası

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I- DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı vekili ; müvekkili şirketin yaklaşık 4 ton(4 bin kilo) viskon polyster kumaşı, üzerine yılan desen devore baskı şeker kasar işlemi yapılması için, baskı modeli ile birlikte davalı şirkete teslim ederek baskı işleminin de nasıl yapılacağına ilişkin talimatı davalı şirkete yazılı olarak talimat geçerek, işlemin öncelikle 1-2 top yani 7 ya da 14 kilo kumaş üzerinde denenerek numune yapılmasını, bu denemeye de müvekkili şirketten onay geldikten sonra işlemin tüm 4 ton kumaş üzerinde tatbik edilmesini belirterek, buna ilişkin bir talimat da göndermesine rağmen davalı şirketin talimatlara tamamen aykırı olarak 4 ton kumaş üzerinde baskıyı yaptığını ve 3 gün gibi çok kısa sayılacak bir süre içinde tamamlayıp müvekkili şirkete teslim ettiğini, müvekkili şirketin, kendilerine davalı tarafından teslim edilen işlenmiş kumaş üzerine, boya işlemleri uyguladığını ve kumaşı sipariş eden şirkete gönderdiğinde kumaşı sararma yapıp ayıplı olduğu için iade ettiklerini, bu ayıp öğrenilir öğrenilmez, durumun derhal davalı şirkete bildirdiklerini, davalı şirket işletme müdürü ...'in müvekkili şirkete gelerek, ayıplı işlenmiş kumaştan incelenmek üzere aldığı numune incelemesinde sararmayı önleyici kimyasalın kumaşa baskı uygulaması yapılırken kullanılmadığının anlaşılarak davalı şirketin müvekkili şirketin mağduriyetini gidereceğini beyan ettiğini, bunun üzerine davalı şirketin bir çözüm üretmesini beklediğini, hatta bir diğer 4 tonluk kumaşın bu defa kimyasal kullanılarak baskı uygulanmasını talep ettiğini, fakat davalı şirketin bu uygulamayı yapamadıklarını beyan ederek diğer 4 ton kumaş ve baskı aletini müvekkili şirkete iade ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli çabalarına rağmen, davalı şirketin olumlu bir adım atmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin Beyoğlu 37. Noterliği'nden 17/06/2016 tarih ve ... yevmiye no'lu bir ihtar gönderdiğini ve zararının karşılanmasını talep ettiğini, ancak davalı şirketin itiraz ederek ayıplı ifa bedelini (44.616,90 TL) müvekkili şirketten talep ettiğini, diğer yandan müvekkili şirketin kullanılmaz hale gelen kumaş sebebiyle, müşterilerine karşı vermiş olduğu siparişler olduğundan bunları yetiştirip karşılayabilmek adına, kumaşı tekrar sipariş vererek başka bir yerde baskısını yaptırmak durumunda kalarak yaptığı harcamalardan dolayı uğradığı zararların tespit edilmesini, müvekkili şirketin ayıplı ifadan kaynaklı olarak davalı şirkete borcu bulunmadığının tespit edilmesini, ayıplı ifa sebebiyle 92.804,62 TL (KDV Dahil) zararının 29/02/2016 tarihinden işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelenmesi sebebiyle 20.000 TL manevi tazminatın 29/02/2016 tarihinden işletilecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II-CEVAP

Davaya cevap veren davalı vekili, davacının ayıp iddiasının; açık ayıplarda iki gün, gizli ayıplarda ise sekiz gün olarak düzenlenmiş olduğundan hak düşürücü süre kapsamında reddi gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu kumaş üzeri yılan desen devore baskı şeker kasar işlemini, davacının göndermiş olduğu baskı modelini örnek alarak talimatlara uygun bir şekilde numune olarak üretip 27/01/2016 tarihinde müşteriye sevk ettiğini, davacının şifahi ve yazılı olarak onay vererek 23/02/2016 tarihinde siparişin detayları hakkında bilgi verdiğini, öte yandan davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Birleşen dava davacısı .... A.Ş. vekili; davalı borçlu hakkında Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, müvekkilinin davalıya kumaş boyama, baskı ve işleme hizmeti verdiğini, bu hizmeti süresinde ve talimatlara uygun olarak yapıp teslim ettiğini, davalının teslim aldığı malları kabul ettiğini, TTK'nun 23.maddesinde belirlenen 2 ve 8 günlük ayıp süreleri içerisinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, baskıların ayıplı çıktığını belirterek ödeme yapmayacağını, ayrıca malların tesliminden yaklaşık 3 - 4 ay sonra davalı tarafça ihtarname gönderilerek teslim alınan malların ayıplı olduğundan bahisle kumaş bedellerini talep ettiğini, davalı tarafça belirtilen söz konusu ayıbın yine davalı tarafça başka bir firmada yapılan dijital baskı işlemi nedeniyle oluştuğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine davalının müvekkiline borçlu olduğunu belirterek davalının takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle birlikte ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi ile işbu dava ile bağlantılı olan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/776 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen dava davalısı Davalı .... Ltd. Şti. vekili; öncelikle davanın Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/776 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, aksi takdirde bu dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davacının itirazın iptali davası açma süresini geçirdiğini, dava konusu kumaşların davacı firmaya ham şekilde verildiğini, kumaşların terbiye edilme işlemlerinin kötü ifâlı, ayıplı ve kusurlu yapıldığını, davacının bu soruna çare bulacağını, müvekkilinin zararını gidereceğini söyleyerek oyaladığını, müvekkilinin davacı firmaya borcu olduğunu kabul etmemek kaydıyla mahkemenin olası aleyhte karar vermesi durumunda müvekkilinin uğradığı zarar miktarına karşılık davacı tarafın alacağının takas edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporları, içeriğine göre; davalı tarafından davacının siparişinin gereği gibi yerine getirilmediği, kumaşlarla ilgili ayıp ihbarının ayıbın gizli ayıp olması nedeniyle makul sürede yapılmış olduğu, davacının bilirkişi incelemesi nedeniyle zararının 92.874,62 TL olarak tespit edildiği, birleşen dosya davacısının talebinde malın ayıplı olduğunun tespiti nedeniyle haksız olduğu, davacının diğer talepleri ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 92.874,62 TL. maddi tazminatın 10/08/2016 tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Dairemizin istinaf incelemesi sonucunda verdiği kararda, Davacı vekili asıl dava yönünden istinaf dilekçesinde manevi tazminat talebinin reddi bakımından istinaf itirazında bulunulmuş ise de, eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşmeye aykırı davranan tarafın manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için salt sözleşmeye aykırı davranışı yeterli olmayıp, sözleşmeye aykırı hal ve hareketlerin diğer tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi de zorunlu olduğundan, dosya kapsamından bu şekilde bir kişilik haklarına saldırı durumu tespit edilemediğinden, ilk derece mahkemesince manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi Dairemizce de uygun bulunmuş, buna dair istinaf itirazı da yerinde görülmediği, Davalı vekili asıl dava yönünden istinafında ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını işin tesliminden 20 gün sonra ihbarın yapıldığını savunmuş ise de; dosya kapsamına göre işin niteliği ve hacmi, ayıbın gizli nitelikte olması , dinlenen davacı tanıkları birlikte değerlendirildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmediği, Davalı vekili birleşen dava yönünden istinafında malın ayıplı kabul edilmesi halinde, ayıp oranında indirim yapılmasını gerektiğini belirterek birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, TBK'nın 481. Maddesinde "Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirleneceği," hükmü düzenlendiği, TBK'nın 481. Maddesindeki bu düzenleme "mahalli serbest piyasa rayicini" ifade ettiği, buna göre, mahalli serbest piyasa rayici, işin yapıldığı yer ve zamandaki eserin değeri ve yüklenicinin gideri dikkate alınarak belirlenen, içerisinde KDV ve yüklenici kârının da bulunduğu, piyasa şartlarında oluşan geçerli ve rayiç fiyattır. Serbest piyasa rayici olarak belirlenen bedelin içerisinde KDV ve yüklenici kârı da zaten bulunduğu, bu nedenle, serbest piyasa rayicine göre bedeli belirlenen iş kalemine ayrıca KDV ve yüklenici kârı eklenmeyeceği, somut olayda taraflar arasında sözleşmenin bedeli konusunda da belirleme olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, asıl davada işin ayıplı yapıldığı belirlenmiş, birleşen davada ayıplı ifa sebebiyle bakiye bedel alacağı istenemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de , yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin yukarıda bahsedilen yönteme göre hesaplama yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. Buna göre sözleşme bedelinin işin yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayiç bedeli bulunarak, bu bedel içerisinde KDV ve yüklenici kârı zaten bulunduğundan, bulunacak bedele ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin, ayıpların giderim bedeli hesaplanıp, iş bedelinden mahsup edildikten sonra davacı iş sahibinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerektiği, ancak asıl davada davacı iş sahibi ayıplı işler bedelini talep ettiğinden ve her dava müstakil olarak değerlendirilmesi gerektiğinden asıl davada ayıplı işler bedeline hükmedilmesi halinde birleşen davada bu bedelin dışında varsa kalan alacaklar yönünden bakiye bedel alacağına hükmedilmesi gerektiği, Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak verilen hüküm eksik ve hatalı olduğu belirtilerek, Davalı vekilinin birleşen dava yönünden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülerek, diğer istinaf talepleri incelenmeksizin yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada verilen kararda, 24.09.2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek teknik içeriği barındırdığı bu kapsamda, davacı tarafından davalı şirkete gönderilen 3.843 kg 30/1 poliviskon süprem ham kumaş davalı tarafından kenar kesme + kasar + devore baskı + apre işlemi yapılarak 29.02.2016 tarihli A695648 nolu sevk irsaliyesiyle davacıya teslim edildiği, davalı tarafından bu işlemler için için 29.475,81-TL tutarındaki 29.02.2016 tarihli 562675 nolu faturayı düzenlendiği, bu bedelin sözleşme bedelinin işin yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayiç bedeline uygun olduğu, ayıpların giderim bedelinin hesaplanmasında ise, 92.804,62-TL davacının zararı olduğu, bu miktardan 4.874,42-TL KDV bedelin davalı kumaşları ayıplı olmaması halinde ödenecek miktarın düşülmesi sonucu satış tutarının 87.930,20-TL olduğu, (bilirkişi raporunda hatalı çıkarma işlemi yapılarak 85.930,20-TL yapılmış ise de bu maddi hata Mahkemece giderildiğinden tekrar bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği), bu miktarın ham kumaş bedeli + kasar, devore, baskı, apre + davacının karından oluştuğu, piyasada ortalama %20 karlılık ile çalışıldığı bu kapsamda davacının karının 17.186,04-TL olduğu, 29.475,81-TL kasar, devore, baskı, apre ücreti olduğu ve bu miktarların mahsubu sonucu kumaş bedelinin 41.268,35-TL olduğu, bu miktardan da ayıplı kumaşların çöp olmadığı için 9.547,80-TL olarak bedeli tespit edildiğinden bu rakamın da mahsubu ile 31.720,55-TL ayılı işlerin giderim bedeli olacağı ve birleşen davada, 29.475,81-TL kasar, devore, baskı, apre ücretinin talep edildiğinden bu bedelin dışında kalan alacaklar yönünden bakiye bedel alacağı bulunmadığından, birleşen davanın reddine, asıl dava yönünden ise ''davanın kısmen kabulü ile 92.874,62 TL. maddi tazminatın 10/08/2016 tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,'' dair kararı istinaf incelemesinde kesinleştiğinden, bu dava yönünden tekrar karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği belirtilerek, asıl dava yönünden, davanın kısmen kabulü ile 92.874,62 TL. maddi tazminatın 10/08/2016 tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine,'' dair kararı istinaf incelemesinde kesinleştiğinden, bu dava yönünden tekrar karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV- İSTİNAF

Davalı/birleşen davacı vekili istinafında, istinaf dosyasında alınan bilirkişi raporlarında birleşen dosyada müvekkilinin 38.383,52 TL. Alacaklı bulunduğu halde yerel mahkemenin birleşen davanın reddine karar verdiğini, birleşen davanın kabulüne, asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

V-DEĞERLENDİRME

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı/Birleşen davalı iş sahibi davalı/Birleşen davacı ise yüklenicidir.

Taraflar arasında kumaş baskı yapım işi nedeniyle sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu sabittir. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Davacı iş sahibi asıl davada sözleşme konusu işin ayıplı yapıldığını iddia ederek, ayıplı işler bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı ise savunmasında ayıp iddiasını reddederek davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada yüklenici, davaya konu takiple bakiye bedel alacağı talebinde bulunmuş mahkemece rapor alarak asıl davanın kısmen kabulüne; işin ayıplı olmuş olması nedeniyle birleşen davanın reddine hükmedilmiştir.

Mahkemece kaldırma kararından sonra alınan 24.09.2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, asıl davada ayıp sebebiyle tazminat bedelinin ve birleşen davada ayıplı mal çıktıktan sonra birleşen davacı yüklenici vekilinin bir bakiye alacağı kalıp kalmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek, asıl davada davacı iş sahibinin uğradığı zarar miktarının kabulüne, birleşen davada ise yüklenicinin bir alacağı kalmadığı belirtilerek, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Eldeki davada istinaf edenin sıfat ve istinafına göre, dayanak bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararı yerinde olduğundan, davalı/birleşen davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-(KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/12/2024 tarih ve 2022/605 Esas, 2024/1202 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Asıl dava yönünden alınması gereken 6.344,26 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.597,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.747,26 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4-Davalı birleşen davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/430, K. 2026/1173, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-430-e-2026-1173-k-ea87b7d407db