Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/183 E. 2026/1648 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/183
Karar No
2026/1648
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/183

KARAR NO: 2026/1648

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi)

TARİHİ: 31.10.2022

NUMARASI: 2022/323 Esas - 2022/953 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkide davalının sattığı sağlık ürünlerinin satın aldığını, ancak müvekkilinin babasının ölümü nedeniyle işleriyle yeterince ilgilenemediği dönemde, bedelleri ödenip davalının göndermesi gereken bazı ürünlerin gönderilmediğini, bunun üzerine ticari ilişkinin sona erdiğini, müvekkilinin kendisine bedeli ödenmesine rağmen teslim edilmeyen ürünleri ilişkin ... nolu, 29.07.2021 tarihli 120.140,52 TL bedelli fatura ve... nolu,16.07.2021 tarihli ve 138.409,50TL bedelli faturalara karşılık ödemeler yaptığını, ancak bu fatura içeriği ürünlerin gönderilmediğinin sonradan anlaşıldığını, bedeli ödenen iki adet fatura içeriği malların teslimi için keşide edilen .... Noterliğinin ihtarı ile satım bedelinin iadesi veya taahhüt edilen ürünlerin tesliminin istendiğini, davalının ihtara rağmen belirtilen edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin bu nedenle cari hesap ekstresindeki borç bakiyesi olan 258.550,02 TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlattığı takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin yasaya uygun düzenlenmediğini ve delillerin tebliğ edilmediğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, her iki faturanın 2021 yılı Temmuz ayına ait olduğunu ve faturaların davacı tarafından kabul edilerek, ihtirazi kayıt olmaksızın ödendiğini, müvekkilinin işletmesini kapaması sonrasında da davacının, müvekkilinin kızı ile ticari ilişkisini devam ettirdiğini savunarak, davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, ticari ilişkinden kaynaklandığı iddia edilen fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)

Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup, tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Yapılan inceleme neticesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının teslim almadığını iddia ettiği ürünlere ilişkin faturaların kendi ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca faturaya konu malların davacıya teslim edildiğine dair tarafların teyit mesajlarını içerir ... yazışmalarının bulunduğu, davacı defterlerindeki kaydın bir nevi faturaya konu hizmeti davalıdan aldığına dair kabul niteliğinde olduğu, hizmetin verilmediği iddiasının artık kanuni delillerle ispatlanması gerektiği, davacı iddialarının gelinen aşamada mevcut deliller ile ispatlanamadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Bilirkişinin ücreti yatırılmasına rağmen yerinde inceleme yapmadığı gibi, evrakların sunulması için dahi bilirkişiye zor ulaşıldığını, bilirkişiden mesleki bilgisi dahilinde inceleme yapılması beklenirken dava dosyası dikkate alınmadan özensiz şekilde eksik inceleme yaparak mahkemeyi yanılttığını, delil niteliği bulunmayan kesilip biçilmiş ... yazışmalarının yorumlanarak rapor düzenlendiğini ve bu rapora itiraz edildiğini, söz konusu yazışmaların kesintisiz halleri ve davalı ile dava dışı olup hakkında Cumhuriyet Savcıcığına suç duyurusunda bulunulan ancak davalının şahidi fatura konusu ürünlerin satış temsilcisi ...ve eşinin tacir olduklarını, müvekkiline ürünleri teslim etmediklerini, bu kişilerin bu şekilde çok sayıda olay gerçekleştirdiklerini, ürün ücretlerini satış temsilcisi ... kayın validesi olan ... hesabına aktardıklarını ve buna ilişkin ikrar içeren telefon konuşmaları bulunduğunu, bunların müvekkiline başka bir dosyadaki davalının yakını tarafından gönderildiğini,

Davalının tuttuğu işletme defterinin yapısı itibariyle gerçek borç alacak ilişkisini tespite imkân vermediğini, davalı tacir olmadığını savunmasına rağmen yapılan incelemede tacir olduğunun belirlendiğini, tacirin tuttuğu işletme defterini gerçek borç alacak ilişkisini ortaya koyamayacağını, bu nedenle bilirkişinin, davacının müvekkiline gönderdiği sözde ürünleri ne zaman ve hangi fabrikadan alınarak müvekkiline sattığını incelemesi gerektiğini, oysa teslim tarihinde müvekkilinin babasını kaybetmesi nedeniyle uzun süre iş yerine gidemediğini davalının tanığı ...'in bu zor günlerde ürünleri müvekkilinin çalışanlarına sorduğunu ve öğrendiği ürünlerin bilgilerini ... üzerinden davalıya ve diğer davalı ...'na aynen ilettiğini, bu durumda tacirin hangi ürünleri gönderdiğini bilmediğini ve ürünlerin müvekkilinin çalışanlarından öğrenildiği sonucunun çıktığını, müvekkilinin bu zor zamanında davalı ve ... sözüne güvenerek ve dürüst bir tacir olarak kendisinden istenen dava konusu fatura ödemelerini yaptığını, müvekkilinin işe döndükten sonra davalı ile ... gönderdiğini belirttiği ürünlerin aslında ... medikal firmasının ürünleri olduğunu, irsaliyenin ... adına ve hatta kamera kayıtlaraına baktığında daha öncede belirtilen bu firmaya ait araçla teslim edildiğinin belirlendiğini, her iki kişiye bu durumun bildirildiğini ve davalı ile diğer davalı olan kızı ... ve satış temsilcisi...in beyan ettiğini, müvekkilinin bu usulsüzlüğü cenaze nedeniyle geç fark ettiğini, fark edildiği anda ticaretin kesildiğini, faturanın ödenmeden 7 gün önce muhasebe defterlerine kayıt edilmesi gerektiğinden faturaların önceden kayıt edildiğini, malların teslimine ilişkin müvekkilinin imza ve kaşesini taşıyan bir belge bulunmadığını, bu ürünlerin ... şirketi tarafından müvekkiline gönderildiğini, ürünlerin nereden ve ne şekilde satın alınarak teslim edildiğine incelemeyi içermeyen yetersiz rapora dayanılarak karar verilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Faturalarda müvekkilinin alacaklı, davalının borçlu olarak göründüğünü, buna rağmen müvekkilinden cari hesaptan kaynaklanan alacak için takip başlatıldığını, ürünlerin teslim alınmadığına ilişkin beyanın kabul edilemeyeceğini, faturaların davalının ticari defterlerine de kayıt edilerek ödendiğini, taraflar arasında 2021 yılı Temmuz ayında bir ve 2021 yılı Ağustos ayı içerisinde ise iki adet fatura bulunduğunu, önceki faturaların mallarının teslim edilmediğinin ileri sürülüp, sonraki tarihli faturalara ilişkin bir itirazın olmamasın da ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkilinin işletmesinin kapanmasından sonra davacı taraf ile müvekkilin kızı arasında ticari ilişkinin devam ettiğini, bu durumun dahi başlı başına emtianın teslim edildiğini kanıtladığını, sunulan yazışmalardan müvekkilin kızı ... ile davacının kontrolündeki ... yazışmalarında fatura konusu ürünlerin teslimi konusunda teyitleşildiğini, davalının basiretli tacir olarak faturalara süresinde itiraz etmediğini, sonradan mal teslim alınmadığı iddiasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, takibin kötü niyetli olması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kötü niyet tazminatı yönüyle kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, satım sözleşmesi nedeniyle teslim edilmeyen emtia için yapılan ödemenin istirdadı amacıyla davacı/satıcı aleyhine başlatılan icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı ile davalı arasında bir süre devam eden satım ilişkisi sözleşmesi bulunduğu sabittir.

Uyuşmazlık bu satım sözleşmesi ilişkisinde davacı tarafından düzenlendiği belirtilen ve dava dilekçesinde açıklanan 29.07.2021 tarihli ve 120.140.52 TL bedelli faturayla 16.07.2021 tarihli ve 138.409,50 TL bedelli fatura konusu emtiaların davalı tarafından, davacıya teslim edilip edilmediği, davacı tarafından bu faturaların borcunun ödenerek faturaların ticari defterlerine kayıt edilmesinin ne anlama geldiği hususlarına ilişkindir.

Dava konusu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine iki adet faturaya dayalı olarak 02.03.2022 tarihinde 258.550,02 TL asıl alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.

HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Satım sözleşmesinde fatura konusu mal ve hizmetin alıcısına teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü satıcıdadır. Satım sözleşmesi HMK'nın 207.maddesine göre ani edimli bir sözleşme olup, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri asıldır.

Davacının dava konusu iki adet fatura bedelini ödemesi ve bu faturaları kabul ederek ticari defterlerine kayıt etmiş olması fatura konusu malların davacı tarafından teslim alındığını göstermektedir. Yukarıda belirtilen her iki olgu birlikte değerlendirildiğinde, bu olayda ayrıca yazılı şekilde düzenlenmiş bir sevk irsaliyesiyle satım konusu emtianın davacıya teslim edildiğinin kanıtlanmasına gerek bulunmamaktadır.

Nitekim mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde de dava konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişinin yapmış olduğu inceleme usul hukuku kurallarına uygun olup bilirkişi raporunda davacının ticari defterleri ile davalının işletme defteri incelenmiştir. İncelenen davacı defterlerine göre, davacı satım sözleşmesinin alacaklısı olarak mal ve hizmeti teslim alarak faturaları defterlerine kayıt etmiş ve fatura bedellerini tamamen ödeyerek kendi defterlerine göre alacağı bulunmamaktadır.

Faturalar 2021 yılı Temmuz ayına ilişkin olup bu tarihten sonra da bir süre tarafların ticari ilişkisinin devam ettiği görülmüştür. Davacı tacir olup satıma ilişkin işlemleri bizzat veya tacir yardımcılarının eliyle yerine getirebilir. Davacı veya yardımcılarının teslim aldığı ve ticari defterlerine kayıt ettiği bedelini ödedikleri faturalara, ceza soruşturmasına konu ve suç oluşturan, kesinleşmiş bir ceza kararına bağlı bir eylem olmadıkça itiraz etmeleri mümkün görülmemiştir. Davacının babasının öldüğünü iddia ettiği dönemde ticari işletmenin tacir yardımcıları vasıtasıyla işletilmesine devam edilmesi karşısında işletmenin olağan işlemlerinden olan faturaların kabulü ve ödemelerin yapılması TTK'nın 552.maddesine uygun görülmüştür. ... yazışmaları HMK'nın 199.maddesinde belge olarak değerlendirilebileceği gibi, esasında bu yazışmaların hiç bulunmaması ve bu yazışmaların dosyaya sunulmaması halinde dahi mal ve hizmetin davacı tarafından alınarak kabul edildiği ve HMK'nın 207.maddesindeki peşin satım karinesine uygun şekilde ödeme yapılarak davacı alıcı açısından ifa edilen satım sözleşmesinin bir süre sonra hukuka ve ticari teamüllere uygun bir neden olmaksızın sona erdirilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Yapılan bilirkişi incelemesi yeterli olup, davacının malı temsil eden faturaları alarak ticari defterlerine kayıt etmesi olgusunun mal teslimini de kanıtlaması, bu şekildeki bir kabulün satım sözleşmesinin peşin olacağına ilişkin yasal karineye de uygun olması karşında başka bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.

Davalının istinaf başvurusunun incelenmesinde; İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

Somut olayda, davanın reddine karar verilmekle birlikte davacının takibinde kötü niyetli olmadığı sonucuna varılarak kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisiyle tarafların edimlerini yerine getirdiği esas itibariyle yukarıda açıklandığı üzere kabul edilmiştir. Ancak taraflarca sunulan kayıt ve belgelerin değerlendirilmesi halinde, davacının takibinin haksız olduğu, ancak bu takibin açıkça kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Davacının satın alarak kabul ettiği ve bedeli ödediği mallar yönünden satım bedelini talep etmesi, sunulan yazışmalara göre haksız olmakla birlikte açıkça kötü niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/183, K. 2026/1648, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-183-e-2026-1648-k-663e55e0911d