Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/974 E. 2026/1157 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/974
- Karar No
- 2026/1157
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/974
KARAR NO : 2026/1157
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (Kapatılan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi )
TARİHİ: 25/12/2024
NUMARASI : 2023/1112 Esas, 2024/1330 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Diyarbakır ili ... llçesinden bulunan ... regülatörü ve ... inşaatı bünyesinde tünel delme ve beton kaplama işine dair 06/05/2014 tarihli yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından 24/09/2014 taihli e posta mesajı aracılığıyla yapılan bildirim ile sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, fesih ile sözleşme ile zararına olarak yapımı üstlenilen kazı işini yaptırdıktan sonra sözleşmede kar elde edilecek beton kaplama işinin ucuza temini olduğunu, sözleşmenin bir bütün olarak davalı tarafından kabul edildiğini, müvekkili tarafından sözleşme kapsamında del-patlat yöntemiyle 256,40 metre ve 205,20 metresi de iksalı kazı olmak üzere 461,60 metrelik kısmın kazı ve hafriyatının yapıldığını, taşeronlar tarafından daha önce yapılan 1518,80 metre uzunluğundaki tünelin sözleşme kapsamı içinde kalmasına rağmen fiyatlandırılması sehven unutulan taban temizliği ve kısmen taban reglajının yapılmasından doğan alacağı bulunduğunu, daha önce taşeronlar tarafından açılan 1518,80 mt tünel kazısına denk gelen 51 adet iksanın değişiminden doğan alacağının da davalı tarafından ödenmediğini, yine sözleşme kapsamında yer almamasına rağmen tünellerde 520 m3 hafriyatlı 40,341 mt tünellerde yan cep açıldığını, bu alacağın da ödenmediğini, müvekkili tarafından tünel betonlaması işinin de yapılacağı inancıyla basiretli davranılarak işin aksamaması ve bir an önce tamamlanması için 24 mt boyutunda tam takım kenar kalıpları ve aynı boyda takım çelik kalıp yaptırıldığını, kalıpların nakliyesi ödenerek inşaat sahasına indirildiğini, betonlama işi için zorunlu olan 1 adet yer pompası ve 100 metrelik beton boruları operatörü ile beraber kira bedeli ve nakliye ödenerek şantiye sahasına getirildiğini, tünel betonlamasında çalışacak 10 kişilik beton kalıp demir ekibiyle birlikte 12 ton demirin kesme bükme işlemlerinin tamamlandığını, sözleşme kapsamında tünelin tamamının betonlanması işi için 700.000 TL götürü ücret belirlendiğini, müvekkilinin bu kalemden doğan alacağına güvenerek fiyat verdiğini belirterek, müvekkilinin iksalı ve/veya del patlat yöntemiyle yaptığı tünel kazı, 51 adet iksa değişimi, tünellerde yan cep açılması işi, tünel taban kazısı bedeli, 12 ton demir işçiliği ile invert çelik kalıp malzeme bedeli, beton pompası kira bedellerinden doğan şimdilik 230.000 TL ile KDV, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybından doğan 70.000 TL olmak üzere 300.000 TL’nin avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesiyle, dava dilekçeside 230.000,00 TL olarak talep edilen sözleşmeden kaynaklı alacak talebi 154.443,20 TL arttırarak 384.443,20 TL'ye yükseltilmiş ve bu alacak talepleriyle birlikte dava dilekçesindeki diğer talepleri olan 70.000,00 TL kar kaybı alacaklarının avans oranında temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevabında, davacı ile müevkkili şirket arasında Diyarbakır/... ilçesi ... Köyü Mevkiinde bulunan ... Regülatörü ile ... İnşaatı bünyesinde tünel delme beton kaplama işine dair sözleşme çerçevesinde çalıştığını dolayısıyla işin yapıldığı yer olan ... Mahkemelerinin yetkili olması gerektiğini, davacının iddia ettiği eylemler davacının işi bıraktığı tarihten itibaren BK. 72 maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre ile sona erdiği ve bu tarihin 06/05/2016 tarihinde son bulduğunu, davacı kendi inisiyatifi doğrultusunda ve müvekkil şirkete haber vermeden işi bırakıp gittiğini davacının çalıştırdığı işçilerin bile gerek maaşları gerekse sigorta primlerinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davacının ... Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırdığını, müvekkili şirket aleyhine ikame edilen iş bu tespit talebinde mahkemeye bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
Mahkemece, 11.11.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında, davalının adresi dikkate alınarak, davalının yetki itirazı reddedilmiş, yapılan yargılama neticesinde de; taraflar arasındaki eser sözleşmesinin fesih tarihi (24.09.2014) göz önünde bulundurulduğunda 25.04.2016 dava tarihi itibariyle TBK'nın 147/6.maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu, davanın açılış tarihi nazara alındığında mahallinde keşif yapılmasının dosyaya katkı sağlamayacağı anlaşıldığından delil tespiti (Değişik İş) dosyasındaki tespitlere göre bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacının yapmış olduğu sözleşmeye konu ve ilave işler bedeli toplamının 634.438,50-TL olduğu, bu rakamdan; davalı tarafından davalıya yapılan ödemeler toplamı 228.383,00-TL, davacı çalışanlarının servis taşıması için davalı tarafça yapılan 30.000,00-TL'lik ödeme ile işçilere davacı adına davalı tarafından yapılan 13.456,80-TL ödeme toplamı olan 271.839,80-TL düşüldüğünde davalı tarafça ödenmesi gereken bakiye bedelin 362.599,70-TL olarak hesaplandığı, davalı tarafça iddia edilen sair ödemelerin ispat edilemediği, davacı tarafça betonlama işini yapamamasından dolayı kar kaybı da talep edilmiş ise de, bu işin bedelinin sözleşmede götürü bedelli olarak belirlendiği, mahrum kalınan kârın götürü bedelli işte hesaplanmasının mümkün olmadığı, davacının kâr mahrumiyetine ilişkin delil ve belge sunamadığı, bu kalem tazminat talebinin ispat edilemediğinden reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, 362.599,70 TL’nin dava tarihi olan 25/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
"..., Mahkemece dosya üstünden alınan 2. bilirkişi heyetinin 05/11/2019 tarihli kök ve 17/12/2019 tarihli ek raporlarında, davalı tarafça süresinde itiraz da edilmeyen ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/2 D.İş sayılı dosyasından yaptırılan tespit raporundaki metrajlar dikkate alınıp, davalının yerinde görülen bir kısım metraj itirazları da göz önünde bulundurularak nihai olarak belirlenen ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılan metrajlara göre, sözleşme konusu işler bakımından sözleşme fiyatları, ilave işler bakımından ise piyasa rayiçleri esas alınarak davacının hak ettiği işe bedelleri belirlenmiş olup, hükme esas alınan bu bedeller Dairemizce de dosya kapsamına uygun görüldüğünden, taraf vekillerinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiş ise de, davacının zarar talepleri bakımından feshin haklı olup olmadığının tespiti gerekeceğinden, davalı iş sahibi tarafından feshe gerekçe olarak ileri sürülen "işin yüklenici tarafından ter edildiği iddiası" araştırılıp, buna ilişkin tüm delilleri toplanarak bu hususun açıklığa kavuşturulması, iddia edildiği gibi davacı yüklenicinin işi terki varsa bunda kimin kusurlu olduğunun, davalı iş sahibi tarafından terke mecbur bırakılıp bırakılmadığının, davalı iş sahibinin buna dayalı olarak yaptığı fesihte haklı olup olmadığının araştırılıp değerlendirilerek ortaya konulması, davalının fesihte haksız olduğu sonucuna varılması halinde davacının menfi ve müsapet zarar taleplerinden sorumlu olacağının dikkate alınması gerektiği halde, Mahkemece yapılan yargılamada ve gerekçeli kararda bu hususlar gözetilmemiştir.
Ayrıca, davacı yüklenicinin kazanç kaybı talebinin reddine dair gerekçe yerinde bulunmamaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/1406 E - 2021/2835 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin, kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmekte ve yerleşik içtihat ve uygulamalarında kâr kaybının TBK'nın 480. maddesinin ikinci cümlesi (BK 325) kıyasen kesinti yöntemine göre hesaplanacağı kabul edilmektedir. Buna göre hesaplamanın, dönme zamanında yapılmayan-kalan iş bedeli ya da işe hiç başlanmamışsa iş bedelinin tamamından, işin yapılmaması veya tamamlanmaması nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu, işçilik, malzeme, vergi, sigorta, amortisman vs. giderleri ile kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların düşülmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. (Örnek: Yargıtay 15. HD. 11.04.2007 T. 2006/4955 E. 2007/2372 K. ve Yargıtay 15. HD. 09.05.2013 T. 2012/7521 E. 2013/3029 K. ile Yargıtay 15. HD. 20.07.2011 T. 2011/864 E. 2011/4787 K. ) Esasında 1. Bilirkişi heyetinden alınan 19/09/2017 tarihli kök raporda da bu husus belirtilmiş ancak devamında hataya düşülerek götürü bedelli işte bunun hesaplanamayacağı belirtilmiş, Mahkemece de bu yanlış görüş esas alınmıştır.
Ayrıca, gerekçeli kararda "elden yapılan 43.393,00 TL ödemeye" ilişkin olarak önce 5. Sayfanın 5. Paragrafında "...asılları ibraz edilmeyen, imzalarının ikrar edilmediği, davacı tarafça da kabul edilmeyen fotokopi belgeler ile ödeme iddiasının ispatlanmış sayılamayacağı anlaşılmakla davalının işbu belgelere dayalı toplam 43.393,00 TL'lik elden ödeme iddiası kabul edilmemiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığı halde, sonrasında aynı sayfanın 7. Paragrafında yapılan hesaplamada bu ödemeler de ödemeler toplamına dahil edilmek, kararın son paragrafındaki hesaplamada da bu ödemelerin dahil olduğu toplam miktar esas alınmak suretiyle çelişkiye düşülmüştür. Yeniden verilecek karar sırasında, bu ödemelerin 2. bilirkişi heyetinden alınan 05/11/2019 tarihli kök raporda davacı alacağından düşülen toplam 228.383,00 TL'ye dahil olduğu, davacı vekilince bu rapora bir itirazda bulunulmadığından bu düşümün kendisi aleyhine bağlayıcı hale geldiği, aynı heyetten alınan 17/12/2019 tarihli ek raporda hem 228.383,00 TL'lik ödeme toplamı hem de 43.393,00 TL'lik bu elden ödemeler hesaplamada dikkate alınmak suretiyle mükerrer düşüm yapıldığı hususları da göz önünde
bulundurularak bu çelişkili durumun ortadan kaldırılması gerekmektedir.
..., Mahkemece 2. bilirkişi heyetinden alınan 05/11/2019 tarihli kök raporda, bu mahsup itirazı kalemlerinden sadece "işçilere yapılan 14.456,80 TL ödeme" kalemi dikkate alınmış, davacı vekilince bu rapora karşı bir itiraz dilekçesi sunulmamış, bu heyetten alınan 17/12/2019 tarihli ek raporda, davacı vekilince kök rapora bir itirazda bulunulmadığı halde kök rapordaki bu mahsup kalemi 13.456,80 TL'ye düşürülmüş ve buna ilaveten "davacı adına yapıldığı belirtilen 30.000,00 TL servis ödemesi" ve "davadan sonra yatırılan ... 1. Yapılandırma taksiti bedeli 50.473,29 TL" mahsup kalemleri de hesaplamaya dahil edilmiş, Mahkemece, bunlardan sadece "davacı çalışanlarının servis taşıması için davalı tarafça yapılan 30.000,00-TL'lik ödeme" ile "işçilere davacı adına davalı tarafından yapılan 13.456,80-TL ödeme" mahsup kalemi olarak dikkate alınmış, "... 1. Yapılandırma taksiti bedeli 50.473,29 TL'ye ve davalının sunduğu diğer mahsup belgelerine ilişkin mahsup itirazları ise ispat edilemedikleri gerekçesiyle dikkate alınmamışlardır.
Ancak, gerek 2. bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında gerekse gerekçeli kararda davalının yerinde görülen ve görülmeyen mahsup itirazı kalemlerine ilişkin olarak usulüne uygun ve denetime elverişli bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. 30.000,00 TL'lik servis ödemesine ilişkin olarak sadece davacı tarafça davalıya gönderilen 10/12/2014 tarihli mail içeriğine dayalı olarak kabule gitmek yerinde olmadığı gibi, yerinde görülmeyen 29/12/2016 tarihinde yapılan 50.473,29-TL'lik ...'ya yapılandırma 1.taksidi ödemesi bakımından yeterli araştırma yapılmadan, bu ödemenin ne sebeple yapıldığı, davaya konu sözleşme kapsamında davacının borçları kapsamında yapılıp yapılmadığı hususları ...'ya müzekkere yazılarak açıklığa kavuşturulması gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmadan yazılı olduğu şekilde gerekçe oluşturulması da yerinde olmamıştır. Ayrıca, davalı tarafın yerinde görülmeyen diğer mahsup kalemleri bakımından da raporlarda ve kararda yeterli bir değerlendirme yoktur. Bu nedenle, mahsup itirazları bakımından gerekli müzekkere cevapları dosyaya getirtildikten sonra, 2. Bilirkişi heyetinden; davalının her bir mahsup itirazı kalemine ilişkin olarak, tarafların 2. Bilirkişi heyeti ek raporuna karşı sundukları itiraz dilekçeleri ve istinaflarında dile getirmiş oldukları itirazları da göz önünde bulundurulmak suretiyle, usulüne uygun ve denetime elverişli yeni bir ek rapor alınması gerekmektedir." şeklinde gerekçe mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
Mahkemece, istinaf kaldırma kararı uyarınca bilirkişi raporu alınması yoluna gidildiği, bu kapsamda düzenlenen raporda davalı işveren şirket yetkilisi tarafından davacı yükleniciye gönderilen çok sayıda (10.07.2014 - 26.08.2014 - 16.09.2014 - 20.09.2014 tarihli) e-posta ile davaya konu işlerin yürütülmesinde yaşanan sorunların detaylı olarak davacı tarafa iletilip bu sorunların giderilmesinin talep edildiği, bu sorunların ortadan kaldırılmadığı gerekçesi ile davacı yükleniciye gönderilen 24.09.2014 tarihli e-posta ile sözleşmenin tek taraflı fesih edilmiş olduğu, davalının göndermiş olduğu maillerle davacı yükleniciyi sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine ilişkin olarak birçok kez uyarmış olduğu, davalı iş sahibinin sözleşmeyi feshi üzerine davacının inşaat sahasını terk etmesinin, feshin bir sonucu ve gereği olduğu, feshe gerekçe olan hususların inşaat alanında yeteri kadar işçi/personel bulundurmamak dahil olmak üzere, yüklenicinin yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği yönünde değerlendirme yapılmasına imkan veren hususlar olduğu, teknik görüşler ve açıklamalar doğrultusunda feshin haklı olduğu yönünde bir kanaate varıldığı, bilirkişi heyetince ek raporda hesaplanan davacıya yapılması gerekli ödeme tutarı olan 634.439,50-TL'den davalı tarafça yapılan ödeme olarak hesaplanan 493.385,76-TL tutarın düşülmesi ile davalı tarafça davacıya ödenmesi gerekli tutarın 634.439,50-TL- 493.385,76-TL = 141.053,74-TL olarak hesaplanabileceği, davacı yüklenicinin yapmadığı tünel betonlaması işi ile ilgili yoksun kalınan kar isteminde bulunamayacağı ancak Mahkemenin aksi karara varması durumunda davacı yüklenicinin yapmadığı tünel betonlaması işiyle ilgili yoksun kalınan kâr tutarının 91.304,35-TL kadar hesaplanabileceği görüşü bildirilmiş, mahkemece hükme esas alınan bu rapor itibariyle, bilirkişi raporunda davacı tarafından davalıya ödenmesi gereken tutar 141.053,74 TL olarak hesaplanmış ise de, istinaf ilamında işaret edildiği üzere 05/11/2019 tarihli raporda "işçilere yapılan 14.456,80 TL ödeme" olarak hesaplanan tutara itiraz edilmemiş olduğu halde 13.456,80 TL olarak mahsup edildiği anlaşılmakla bu ödeme tutarının 14.456,80 TL olarak hesaplanması neticesinde ödenmesi gereken tutarın 140.053,74 TL olduğu gerekçesiyle; açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, 140.053,74-TL'nin dava tarihi olan 25/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın esasına ilişkin anlatımlar kapsamında, son alınan raporda sözleşmenin feshinde davalının haklı olduğu belirtilmiş ise de önceki raporlarda feshin haksız olduğu bildirilmiş ve istinaf kaldırma kararında da bu hususun değerlendirildiği, bu nedenle kar kaybının reddine dair mahkeme kararının hatalı olduğunu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde hiç bir ödeme takas/mahsup talebi bulunmaması ve delil ibraz edilmemiş olmasına rağmen, sonradan ileri sürülen talep ve delillerin savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğunu, buna muvafakat etmediklerini, hem ispatlanmayan hem de usule aykırı talep edilen bedeller yönünden mahsuba dair mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, süresinde itiraz edilmeyen delil tespit raporunun kesinleştiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici tünel delme ve beton kaplama işine dair taraflar arasında düzenlenen 06.05.2014 tarihli sözleşmenin davalı iş sahibince haksız yere feshedildiğini belirterek iş bedeli ile kazanç kaybının tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise feshin haklı olduğunu belirterek davacıya ve davacı adına yapılan ödemelerin mahsubu ile davanın reddini savunmuş, mahkeme istinaf kaldırma kararı sonrasında aldığı bilirkişi raporuna itibar edip feshin haklı olduğunu belirterek, bilirkişi raporunda tespit edilen bakiye iş bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin iş bedeli ve kazanç kaybı talebinin reddine karar vermiş olup, verilen karar davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar, yukarıda içeriği açıklanan istinaf kaldırma kararı ile sabitlenen hususlar, kaldırma kararı sonrasında mahsup talebi kapsamında celbedilen belgeler, feshin haklı olduğuna dair bilirkişi görüşü ve mahkeme gerekçesi, istinafa gelen davacının istinaf sebepleri ve tüm dosya kapsamı itibariyle, mahkemece verilen karar doğru olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-(KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/12/2024 tarih ve 2023/1112 Esas, 2024/1330 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.