Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/201 E. 2026/1658 K. – Şirket Yöneticisinin

Konu: Şirket Yöneticisinin Azli

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/201
Karar No
2026/1658
Karar Tarihi
Konu
Şirket Yöneticisinin Azli

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/201

KARAR NO: 2026/1658

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 13.10.2022

NUMARASI: 2021/463 Esas - 2022/574 Karar

DAVA: Şirket Yöneticisinin Azli

Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının 29.08.2018 tarihinde dava dışı ... Limited Şirketi'ni eşit paylarla kurduklarını, şirketin müdürü olarak davalının atandığını, şirketin kuruluşundan sonra ... adı altında büyük bir restoran açıldığını, müvekkilinin bu işletmeden bir kazanç alamadığını, bu taleplerinin ise şirketin zarar ettiği belirtilerek karşılanmadığını, 2018 yılından beri açılan ve hiç kar etmeyen bir lokantanın hali hazırda istikrarlı bir şekilde hizmet vermesinin şirket müdürünün beyanlarını doğrulamadığını, müvekkilinin Mısır uyruklu olup kendi ülkesinde yaşadığını, COVID-19 pandemisi kısıtlamaları dolaysıyla uzun süre Türkiye'ye gelemediğini, şirket ile ilgili tüm işlemleri davalının yaptığını, kısa süre önce Türkiye'ye gelen davacının şirket ile ilgili istedikleri bilgilerin yanlış verildiğini, yapılan araştırmada şirket müdürü olan davalının 03.12.2020 tarihinde 58.800,00 TL sermaye karşılığı 588 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile Mohamed Saeed Arar'a devrettiğini öğrendiğini, oysa TTK'nın 595. maddesi uyarınca devir işleminin yazılı şeklide yapılması ve noterlikçe imzalanması, hisse devrinin geçerli olması için ortaklar kurulu tarafından onaylanması ve pay defterine işlenmesi gerektiğini, oysa bu devrin şirketin yarı payına sahip olan müvekkilinin bilgisi dışında yapıldığını, genel kurul defterinin talebe rağmen müvekkiline gösterilmediğini, yapılan devirde imzası müvekkilinin imzası olmadığını, davalı müdürün talebe rağmen şirket ile ilgili belge vermeyeceğini ve pay defterini sunmayacağını, istediği yere başvurabileceğini bildirdiğini, 26.06.2021 tarihinde ise genel kurul toplantısına davet yapıldığını ve bu toplantıda esas sermayenin 120.000,00 TL'den 1.200.000,00 TL çıkarılması ve 2020 faaliyet hesaplarının okunması görüşülmesine karar verildiğini, davalı ile her gün görüşülmesine rağmen toplantıdan söz edilmediğini, 06.07.2021 tarihinde toplantının yapılacağı adrese noter eşliğinde gidilerek toplantıya davacıdan başka katılım sağlanamaması üzerine toplantı yapılmadığının tutanağa şerh düşüldüğünü, bu durumda şirket yetkilisinin müvekkilinden habersiz yapmaya çalıştığı toplantının engellendiğini, 06.07.2021 tarihinde yapılanmak istenen toplantı için şirkete ait olan lokantanın adresinin verildiğini ve noter ile birlikte gidilmesi üzerine çalışanların davalıya haber verdiğini, 07.07.2021 tarihinde %50 hisse sahibi olan müvekkilinin onayı alınmadan şirket merkezinin adresini değiştirildiğini, davalının bu eylemleri ile müdürlük görevini kötüye kullandığını, davacı ortaktan gizli şekilde ve davacının imzası olmadan iş yaptığını, şirket hisse devrinde ortak olan müvekkilinin imzası olmadan yapılan işlemin nasıl yapıldığına ilişkin açıklamalama yapılmamasının azil nedeni olduğunu, şirket yetkilisinden beklenen güven ve sadakat yükümlüğünü yerine getirmeyen davalının yetkisinin tedbiren kaldırılması ve karar verilinceye kadar müteselsil yetki ve imza ile şirket faaliyetlerinin yürütülmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalının şirketi yönetme yetkisinin tedbiren önlenmesine ve davalının şirket yönetiminden azline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının yabancılık unsuru sebebi ile teminat ödemesi gerektiğini, davalının aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, şirketin kuruluşundan sonra Aralık 2018 de ...adlı restoran faaliyete başladığını, restoran açılışından 3 ay sonra yaşanan Covid-19 salgını nedeniyle restoran ve kafelerin paket servis dışında çalışamadığını, restoranının bu nedenle Şubat 2020'de kapandığını, 2020 Temmuz ayında açıldığında ise sadece paket servis yaptığını, 2020 Ekim ayında tekrar kapanan restoranın 2021 Haziran ayında açılabildiğini, davacının da ikrar ettiği üzere bu süreci kendi ülkesinde geçirdiğini, salgın sürecinde Türkiye'deki ortağı olduğu şirketi battı gözü ile değerlendirdiğini, bu dönemde hem ortak hem de müdür olarak şirketin idamesi, çalışanların ücretlerinin ödenmesi, kira bedelinin karşılanması ve buna benzer işletme giderleri için ciddi bir para harcadığını, telefonla aranan ve WhatsApp üzerinden mesaj atılan davacının şirketin işleri ile ilgilenmediğini, şirketin işletme giderlerine herhangi bir destek sağlamadığını, restoranın bulunduğu mülkün maliki tarafından 05.03.2021 tarihinde .... Noterliği'nin 05835 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kira bedellerinin tam ve düzenli ödenmemesi sebebi ile kira sözleşmesi feshedilerek, bu bedellerin ödenmesi ve tahliye talep edildiğini, bu gibi durumlara sürekli şekilde davalının muhatap olduğunu, kira bedellerinin davalı tarafından ödendiğini, davalının davacı gibi ortaklıktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmayarak yaklaşık 400.000,00 TL şahsi harcama yaparak zarara uğradığını, davacının hissenin karşılığı olmayacak şekilde 150.000,00 USD istediğini, müvekkil de bu bedel karşılığında kendi hissesini davacıya teklif ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı ... Şti ortaklarından, davalı ise şirket ortağı ve yöneticisi olup, şirket yöneticisi davalının 06.07.2021 tarihli Genel Kurul Toplantısını davacı şirket yöneticisine bildirmediği, mahkememizin 07/04/2022 tarihli celsesinde 2020/01 karar nolu belgenin aslının ibraz edilmemesi halinde belgedeki imzaya itiraz hususunda davacı tarafın beyanını kabul edileceğinin ihtar edilmesine rağmen belge aslının sunulmadığı, davalı şirket yöneticisinin kendisine yetki verilmemesine rağmen şirket merkezini değiştirdiğinden davalının özen ve bağlılık yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği nazara alınarak davalının şirket müdürlüğünden azline karar vermek gerekmiştir.

03.12.2020 tarihli Türkiye Sicil Gazetesinin 10216 sayısında yayınlanan tescil ilanı ile (https://www.ticaretsicil.gov.tr/tmp_gazete/341597a5-353d-11eb-bc86-48df373f5970.pdf); İstanbul 34. Noterliğinin 02.12.2020 tarih 53690 sayı ile tasdikli 27.11.2020 tarihli 1 sayılı Genel Kurul Kararı ile, şirket ortaklarından davalının 58.800 TL sermaye karşılığı 588 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile Mohammad Saeed Arar'a devredildiğinin ilan edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu Genel Kurul kararı, TTK 595. Maddedeki hisse devrinin geçerli olması için ortaklar kurulu tarafından onaylanması ilişkindir.

Davalı şirket yetkilisinin hisse devrinden haberi olmadığını, genel kurula katılmadığını, imzasının da bulunmadığını davacı iddia etmekle; ortaklar genel kurulunun 2020/01 karar nolu belgenin aslını ibraz etmek üzere davalı tarafa 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmemesi halinde mahkememizce, belgedeki imzaya itiraz hususunda davacı tarafın beyanını kabul edileceğinin ihtarı ile belge aslının ibrazı için davalı tarafa süre verilmiş; davalı taraf süresi içinde belge aslını ibraz etmemiştir. Davalı tarafın belge aslının ibraz etmeme gerekçesi ise 'Müvekkil, karar defterini Türkiye'ye geldiğinde avukata göstereceği gerekçesi ile davacıya teslim etmiştir. Karar defteri davacıya teslim edilmiş olması sebebiyle müvekkil nezdinde belgenin aslı bulunmamaktadır.' şeklinde olup, gerek bu hususa ilişkin davalının delili bulunması, gerek ise bu iddianın ticari hayatın olağan şartları ile de uyumlu olmadığı sonucuna varılmıştır.

Genel kurul tarihinde davacının yurtdışında olduğuna ilişkin İdari Büro Amirliğinden alınan belge ile birlikte genel kuruldaki imzanın davacıya ait olmadığı itirazı ve davalının verilen kesin süreye rağmen belge aslını ibraz etmemesi hususu dikkate alındığında -ileri sürülen diğer nedenler tartışılmaya gerek olmaksızın- davalının şirket müdürlüğünden azli koşullarının oluştuğu anlaşılmış, şirketin karar defterini saklama ve ibraz etme yükümlülüğü ile pay devrinin genel kurula sunulması, genel kurulun toplanması, genel kurulda da ortak sıfatıyla bulunan şirket yönetici davalının bu eylemlerinin şirket müdürlüğü kapsamında azli için yeterli olduğu..." gerekçesiyle, davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 153045-5 sicil numarasında kayıtlı Le Versailles ...Limited Şirketi müdürlüğünden azline, karar kesinleşinceye ya da genel kurulca yeni müdür atanıncaya kadar yönetici kayyum atanmasına ilişkin tedbir kararının devamına, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Dava dilekçesinde sözü edilen hususların davalının müdürlük görevi ile ilgili olmayıp, şirket genel kurulu ve olarak ortaklık ilişkisi ile ilgili olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere iddia olunan hususların, ortaklıktan çıkma ya da çıkarılma davası ile ilgili dayanak olabilecek hadiseler olup, müdürlük görevi ile ilgili olmadığını, mahkemece karar defterinin aslının müvekkil tarafından dosyaya sunulamamış olmasının davalının yönetim yetkisinin kaldırılmasını gerektirecek hukuki bir gerekçe olarak kabul edildiğini ve savunmalarının dikkate alınmadığını,

Müvekkili ile davacının .... ŞTİ'nin kuruluşunda %50 oranında ortakları olduklarını, müvekkilinin aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, şirketin kuruluşunun 05.09.2018 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığını, ardından Aralık 2018'de ...adlı restoranın faaliyete başladığını, 3 ay sonra ortaya çıkan Covid-19 salgını nedeniyle restoran ve kafelerin paket servis dışında çalışamadığını, karlılıklarının düştüğünü, restoranın Şubat 2020 de kapandığını, 2020 Temmuz ayında açıldığında ise sadece paket servis olarak çalıştığını, 2020 Ekim ayında tekrar kapanan restoranın 2021 Haziran ayında açılabildiğini, davacının bu süreci ülkesinde geçirdiğini, bu süreçte şirkete maddi katkı sağlamadığını, tüm maddi yükümlülüklerinin müvekkilince yerine getirildiğini, ortak ve müdür olan davalının şirketin idamesi, çalışanların ücretlerinin ödenmesi, kira bedelinin karşılanması ve buna benzer işletme giderleri için ciddi bir para harcadığını, davacının para vermemek için müvekkili ile kasten iletişim kurmadığını, kiralayan tarafından 05.03.2021 tarihinde .... Noterliğinden gönderilen ihtar ile kira parasının istenerek taşınmazın tahliyesinin istendiğini, müvekkilinin şirketin tüm maddi sıkıntılarını tek başına göğüslemek zorunda kaldığını, bu kapsamda müvekkilinin 400.000,00 TL şahsi harcama yaparak zarara uğradığını, şirketin zarar ettiğinin vergi beyanlarından anlaşılacağını, davacının ise bu süreçte restoran şefi ile ilişki kurarak payının satılmasını istediğini, buna ilişkin ilanlar verdiğini, satış için müşteriler getirildiğini ve müvekkilinin zor durumda bırakıldığını, müvekkilinin davacının payını almayı önerdiğini ancak davacının 150.000,00 USD istediğini, müvekkilinin de bu bedelle payını devir edebileceğini beyan ettiğini,

Davacının kendisine bilgi ve belge verilmediğini iddia etmiş ise de, bilgi istendiğine ilişkin kanıt sunulmadığını, aksine müvekkilinin şirketin mali durumuna ilişkin bilgi vermesi karşılığında davacının kayıtsız kaldığını, davada ileri sürülen hususların görüşülmesi için genel kurul toplantısı yapılmasının istenmediğini, ancak haklı sebebin varlığı halinde müdürün azlinin istenebileceğini, mahkemenin gerekçeli kararında müvekkilin herhangi bir yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair somut bir gerekçe ortaya koymadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca dava dışı limited şirketin yöneticisi olan davalı müdürün azli ile dava dışı şirkete davacının yönetici olarak atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava dışı ... ...limited Şirketi davacı ve davalı ortak tarafından kurulmuş ve 29.08.2018 tarihinde kurulan şirket 05.09.2018 tarihli sicil gazetesinde tescil ve ilan edilmiştir. Mahkemece getirtilen şirket sicil kaydına göre davalı ... şirketi münfiriden temsile yetkilidir. Dosyada bulunan esas sözleşmeye göre davacı ve davalı eşit pay sahibi olup, her birinin 1200 adet payı bulunduğu anlaşılmıştır.

Ancak dosyada sureti bulunan ve davacı ile davalının imzasını taşıyan toplantı ve genel kurul toplantı ve müzakere defterinin 27.11.2020 tarih ve ... sayılı kararına göre davalının şirketteki 60.000 adet payının 58.800 adetini ....Noterliğinin 16.07.2020 tarihli işlemi ile dava dışı ...'a devir etiği ve devrin şirketin yukarıda belirtilen ortaklar kurulu kararı ile kabul edildiği anlaşılmıştır.

Davacı bu toplantı tutanağı altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmektedir. Ayrıca şirket merkezinin davacının onayı olmaksızın değiştirilmesi, şirket ortaklar kurulu kararında davacı yerine imza atılarak karar alınması, davacıya haber verilmeden genel kurul yapılmaya çalışılması ve davacının katılmak istemesi üzerine toplantının yapılmadan dağılması hususları azil sebepleri olarak gösterilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sırasında, şirketin devre ilişkin kararının aslının ibrazı davalıdan istenmiştir. Ancak şirketin müdürü olan davalı belgelerin kendisinde olmadığı gerekçesi ile defteri ibraz etmemiştir. Şirketin belgelerinin tutulmasından davalı müdür sorumlu olduğu gibi, şirketin yönetilmesi ile ilgili hususlardan ve genel kurulun toplantıya çağrılmasından da yönetici ortak sorumludur. Bu konularda yönetici olmayan ortaklara bir sorumluluk yüklenemez. Şirket, ortakların koyduğu sermaye ile ticari faaliyetlerini sürdürmelidir. Ancak sermaye ihtiyacı olması halinde, yöneticinin sermaye artırımı için yapacağı çağrı ile toplanacak genel kurulda sermaye artırımına karar verilebilir.

Ortakların şirkete sadece sermaye veya kararlaştırılmış ise ek ödeme yükümlülüğü olabilir. Aksi halde bir ortağın şirkete borç vermiş olması, diğer bir ortağın da borç vermesini zorunlu kılmaz. TTK'nın 626. maddesinde limited şirket müdürleri için, diğer ortakların bağlı oldukları yükümlülüklere ek olarak, dürüstlük kuralları çerçevesinde şirket menfaatlerini gözetme konusunda objektif özen borcu getirilmiştir. Aynı şekilde, ana sözleşmede öngörülmedikçe veya diğer tüm ortakların yazılı izni olmadıkça müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunmaları açıkça yasaklanmıştır.

TTK'nın 630/1, maddesi uyarınca genel kurul, müdür veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkı ve temsil yetkisini sınırlandırabilir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca her bir şirket ortağına, haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteme hakkı getirilmiştir. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.

Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Görüldüğü gibi yasa hükmünde yöneticinin azli için haklı sebep olabilecek durumlar sınırlı olarak sayılmamış ve her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.Haklı sebebin ne olacağı kanun koyucu tarafından sınırlı olarak sayılmamış, ancak yukarıda arz edildiği üzere maddenin 3. fıkrasında nelerin haklı sebep teşkil edeceği belirtilmiştir. Buna göre yöneticilerin özen ve bağlılık yükümlülükleri ile kanun ve esas sözleşmeden doğan diğer yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya yönetim için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep sayılır.

Haklı sebepler sürekli borç doğuran sözleşmelerin feshi için geçerli sebep sayılmaktadır. Nelerin haklı sebep teşkil edeceği belirlemesi yapılırken ortaya çıkan vakıaların artık ortaklığın/sözteşmenin devamını çekilmez, hale getirmesi, taraflardan ortaklığı devam ettirmelerinin beklenemez olması ölçütü belirleyici olacaktır.

Bu kapsamda, şirketi münferiden temsile yetkili olan davalının, yasa tarafından devir için şart koşulan ortaklar kurulu kararını, eşit pay sahibi olan davacıdan habersiz olarak imzalaması ve davacının karşı çıktığı karar defterinin aslının sunulmaması, davacı ortaktan habersiz şekilde genel kurul toplantısı yapılmak istenmesi ve şirketin merkezinin degiştirilmesi yönetici ortak bakımından azil için haklı sebeptir. Bu nedenlerin ayrıca şirket ortaklığının çekilmez hale gelmesi nedeniyle şirketin feshi ve ayrılmaya izin verilmesi için haklı neden oluşturması, müdürün azli için de haklı neden olmadığı anlamına gelmeyecektir. Nitekim bu olgular mahkemece yöterli örülmüş ve 13.05.2022 tarihli ara karar ile şirkete kayyım atanmıştır.

Davalı vekili 22.04.2022 tarihli dilekçenin 2.maddesinde karar defterinin davacıya teslim edildiğini belirtmiş ise de bu hususta bir delil sunmamıştır. Ticari defterlerin saklanma ve düzenli şekilde tutulma yükümlülüğü davalı yöneticiye aittir. Davalı yöneticinin kendi uhdesinde bulunan defterde, davacı ortağın imzası bulunacak şekilde pay devrinin şirket tarafından benimsendiğine ilişkin karar alması ve bu imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle azil için haklı nedenin bulunduğuna ilişkin mahkeme karar ve gerekçesi yerinde olup, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 476,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/201, K. 2026/1658, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-201-e-2026-1658-k-303772c79f4e