Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1797 E. 2026/1763 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1797
- Karar No
- 2026/1763
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1797 Esas
KARAR NO:2026/1763 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2026/1528 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH:19/08/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA:Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
KARAR TARİHİ:08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların, şirketin üretim omurgasını oluşturan makine parkurunu aşamalı ve planlı şekilde yok ettiklerini, davalıların şirket kasasından 6.473.754,94-TL haksız nakit çekimi yaptıklarını, konkordato projesinin çöktüğünü, şirketin kısmen fesih kararları ile icralara açık bırakıldığını, bu nedenlerden dolayı;şirketin organsız kalmaması, tüzel kişiliğinin ve malvarlığının korunması amacıyla şirkete münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kayyımı/kayyım heyeti tayin edilmesine,HMK m. 389vd.uyarınca yargılama sonuçlanıncaya kadar davalı müdürlerin yönetim ve temsil yetkilerinin tedbiren durdurularak şirket yönetiminin ivedilikle geçici yönetim kayyımına devredilmesine, davalı müdürlerin şirketi uğrattıkları tüm maddi/munzam zararlar ile haksız tasarrufların teminatı olmak üzere; davalıların şahsi taşınır, taşınmaz malvarlıkları, araçları ve banka hesapları ile şirket malvarlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla genel ihtiyati tedbir / ihtiyati haciz konulmasını talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/08/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/1528 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; Dava, davacı tarafın davalı şirketi müdürlerinin yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ve davalıların şahsi taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının, araçları ve banka hesapları ile şirket malvarlığının üçüncü devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de; şirketin mal varlığına ve hesaplarına tedbir konulması talebinin tedbir talep edilen hususların uyuşmazlık konusu olmaması nedeni ile davalı şirkete karşı açılan davada davacı tarafça HMK 390/3 gereği davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşulu oluşmadığından ve dava konusu şirkette organ boşluğunun söz konusu olmaması ve şirkete kayyım atanmasını gerektirir haklı bir neden bulunmaması nedeniyle davacının davalı şirkete kayyım atanmasına ve şirketin mal varlığına ve hesaplarına tedbir konulmasına ilişkin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile, davacının, davalı şirkete kayyım atanmasına ve davalıların mal varlığına ve hesaplarına tedbir konulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat şartı oluşmadığı gerekçesinin dosya kapsamı ile ağır çelişki içinde olduğunu, mahkemenin sunulan resmi raporları denetlemeksizin matbu gerekçeyle yaklaşık ispatın bulunmadığına hükmettiğini, şirkette organ boşluğu bulunmadığı tespitinin de nitelendirme hatası olduğunu, eldeki davanın TTK 530 maddesi kapsamında açılmadığını, müdürlerin haklı nedenle azli davası olduğunu, TTK m. 630/2 gereğince şirket müdürlerinin sadakat ve özen borcunu çiğneyerek şirketi zarara uğratmasının mutlak bir azil nedeni olduğunu; davalıların yargılama boyunca görevde kalmaları halinde şirketin tamamen tasfiye olacağını, davalıların yetkilerinin HMK m. 389 kapsamında tedbiren durdurularak şirketin geçici yönetim kayyımına devrinin zorunlu olduğunu, davalı müdürlerin kurdukları paralel şirketin ve TTK 626 maddesinde düzenlenen rekabet yasağı ihlalinin göz ardı edildiğini, davalı ...'in, davalı şirketin müdürüyle 11.02.2022 tarihinde diğer davalının yakını ile aynı adreste ve aynı iştigal konusunda .... Şti. unvanlı şirketi kurduğunu ve yönettiğini, davalıların şahsi malvarlığının uyuşmazlığın konusunu teşkil etmediğine yönelik gerekçenin de limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğunu ve kanuni himaye mekanizmasını tamamen göz ardı ettiğini, davalı müdürlerin şirkete toplam 2.770.000,00 TL ödenmemiş sermaye borçları bulunduğunun 12 nolu resmi kayyım raporunun 3. sayfasında açıkça tespit edildiğini; şirkete taahhüt ettikleri sermayeyi dahi koymayan davalıların 31.12.2025 – 31.05.2026 tarihleri arasında “Ortaklara Borçlar” hesabını manipüle ederek şirket kasasından ve bankalarından 6.473.754,94 TL nakdi doğrudan şahsi IBAN hesaplarına aktardıklarını, müdürlerin, şirketin parasını zimmetlerine geçirmelerinin ve şirketi borçları ile konkordato taksitlerini ödeyemez hale getirmelerinin, şirketin içinin kasten boşaltıldığının, sadakat borcunun ağır şekilde çiğnendiğinin ve davalıların kötü niyetinin tartışmasız tezahürü olduğunu; ileri sürerek, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, taleplerinin kabulü ile dava sonuçlanıncaya kadar davalıların temsil ve idare yetkilerinin tedbiren durdurulmasına ve davalı şirkete geçici yönetim kayyımı atanmasına, davalı müdürlerin şirkete verdikleri zararların güvence altına alınması amacıyla şahsi taşınır, taşınmaz malvarlıkları, araçları ve banka hesapları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı limited şirket müdürlerinin TTK'nun 630/2 fıkrası kapsamında azilleri istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ile davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ve davalı şirket müdürlerinin malvarlıklarına ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece istemin reddine dair ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Eldeki dava; limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, bir para alacağının tahsil veya tazmini istemine ilişkin olmadığından ve İİK'nun 257 maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemi ancak para alacakları yönünden ileri sürülebileceğinden, davacının ihtiyati haciz istemi yerinde değildir.HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut olayda; dosya içeriği belgelere ve mevcut delil durumuna göre; davacı tarafından ileri sürülen davalı müdürlerin haklı nedenle azlini gerektirir koşulların oluştuğuna yönelik iddianın esası bakımından bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulu oluşmadığı, haklı nedenle azil koşullarının oluşup oluşmadığının toplanacak deliller ve yapılacak yargılama sonucunda değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan eldeki dava yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olmayıp, yönetici azli talep edildiğinden, davalı müdürlerin uyuşmazlığın konusunu teşkil etmeyen şahsi malvarlıkları hakkında HMK'nun 389 maddesi kapsamında tedbir kararı verilemeyeceği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere şirkette organ boşluğu da bulunmadığı ve değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman geçici hukuki koruma talep edilebileceği hususları nazara alındığında; davacının tedbir istemlerinin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.