Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1791 E. 2026/1791 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1791
- Karar No
- 2026/1791
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1791 Esas
KARAR NO:2026/1791 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi)
NUMARASI:2026/590 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ:14/07/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA:Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
TALEP:İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ:08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Vitanovaschool ... Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 1021356 sicil numarası ile kayıtlı olup ortaklık yapısı ... (%70 pay - 35.000 TL) ve davalı ... (%30 pay - 15.000 TL) olarak şekillendiğini, şirket müdürlüğü ve idari yetkilerin ise kuruluşta davalı ...'a verildiğini, şirket ortakları ... ve davalı ... arasındaki şahsi ilişkilerin sona ermesi neticesinde, taraflar ortak iradeleriyle şirketteki tüm hisselerin davacı müvekkili ...'e devredilmesi kararı aldıklarını, Bu doğrultuda ilk olarak, şirket ortağı ... tarafından Ankara ... Noterliği'nin 05/02/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile şirkette sahip olduğu 70 adet payın tamamı davacı müvekkile devredildiğini, Ancak ... tarafından gerçekleştirilen bu ilk pay devri işlemi, taraflar arasındaki şahsi uyuşmazlıkların ve hırsların ticari ortaklığa sirayet etmesi neticesinde; şirket müdürü olan davalı ...'ın haksız muhalefeti nedeniyle ortaklar kurulu kararına bağlanamadığını, şirket pay defterine işlenmediğini ve yalnızca noter sözleşmesi aşamasında bırakılarak bilinçli olarak askıda bırakıldığını, ...'in pay devrinin ardından, şirketten tamamen el çekilmesi amacıyla bu kez davalı ... da Ankara ... Noterliği'nin 18/02/2026 tarih ve... yevmiye numaralı "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile şirketteki kendisine ait olan 30 payın tamamını davacı müvekkile devrettiğini, Bu devrin hemen akabinde düzenlenen 18/02/2026 tarih ve 2026/03 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı ile davalı ...’ın şirket müdürlüğü görevinin sona erdirilmesine, yerine davacı müvekkili ...’in şirket müdürü olarak seçilmesine oybirliği ile karar verildiğini, Nitekim davalı ...'a ait olan 30 payın devri şirket pay defterine eksiksiz şekilde işlendiğini ve imza altına alındığını, davalının şirkette hiçbir hakkı ve sıfatı kalmamasına rağmen MERSİS şifrelerini elinde tutarak şirketi adeta rehin aldığını, Davalı ...’ın tescil sürecini kilitlediği dönemde, davalı tarafından şirketin ticari unvanı ve eğitim faaliyetleri ile doğrudan özdeşleşen "...", "..." ve "..." ibareleri için şahsi marka başvurusunda bulunduğu tespit edildiğini,Uyuşmazlığın dava yoluna başvurulmaksızın çözülmesi, haksız şekilde el konulan MERSİS şifrelerinin devri, tescil işlemlerinin tamamlanması ve şirket evraklarının teslimi amacıyla davalılara Ankara ... Noterliği'nin 15/05/2026 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi tebliğ edildiğini, söz konusu ihtarname ile taraflar, şirket mali müşavirinin ofisi nezdinde 03/06/2026 tarihinde düzenlenecek sulh ve devir toplantısına açıkça davet edildiğini, davalı tarafın toplantı gününden önce şirket mali müşaviri ile iletişime geçerek bu toplantıya kesinlikle katılmayacaklarını açıkça beyan ettiiğini,Bu hususun davacıya mali müşavir tarafından telefon görüşmesi kanalı ile bildirildiğini,öncelikle ve ivedilikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile; Davalı ...’ın haksız ve kötü niyetli fiilleriyle şirketi rehin tutmasının ve şirketin telafisi imkansız zararlara uğramasının engellenmesi amacıyla; mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına,Türk Patent ve Marka Kurumu’na (TÜRKPATENT) müzekkere yazılarak, davalı ... tarafından "...", "..." ve "..." ibareleri başta olmak üzere, "..." ibaresini içeren tüm şahsi marka, patent ve endüstriyel tasarım başvuru dosyalarının, işlem süreçlerinin ve tescil evraklarının dosyaya celbine, Ankara ... Noterliği’nin 05/02/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesiyle gerçekleştirilen ancak davalının engellemeleri nedeniyle ortaklar kurulu kararına bağlanamayan ...’e ait %70 (35.000,00-TL) pay devrinin genel kurulca onaylanmış sayılmasına ve geçerliliğinin tespitine, Ankara ... Noterliği’nin 18/02/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesiyle gerçekleştirilen davalı ...'a ait %30 (15.000,00-TL) pay devrinin geçerliliğinin tespitine,Bu tespitler neticesinde, davacı müvekkil ...’in davalı şirketin %100 tek pay sahibi ortağı ve 18/02/2026 tarihli 2026/03 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı uyarınca münferiden yetkili şirket müdürü olduğunun tespitine,Tespit edilen bu hukuki durumun ve mülkiyet yapısının, davalı ...'ın iradesine, muvafakatine ve haksız MERSİS engeline bakılmaksızın, hükmün kesinleşmesi beklenmeksizin istanbul ticaret sicil müdürlüğü nezdinde doğrudan ve resen tescil ve ilan edilmesine, davalı ...’ın müdürlük sıfatının sicilden terkinine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 18/06/2026 tarih ve 2026/590 Esas sayılı ara kararı ile;"......Somut olayda ; davacı vekilince dilekçe ekinde sunulan hisse devir senetleri, ortaklar kurulu kararı ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişimle hakkın elde edilmesi önemli oranda zorlaşacağı gibi sunulan belgeler kapsamında davacının haklılığı konusunda HMK 390. maddesinde düzenlenen yaklaşık ispat koşulununda mevcut olduğu kanaatine ulaşıldığından tedbir talebinin kabulüyle,TTK 630 maddesi gereğince davalı ...’ın mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir."gerekçesi ile,
"1-Davacı vekilinin talebinin kabulü ile; Davalı ...’ın davalı şirketin mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına,
2-)İstemde bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere takdiren (300.000,00-TL) güvence alınmasına," karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.Davalı ... vekili itiraz dilekçesinde özetle;Tesis edilen ihtiyati tedbir kararı ile müvekkilinin imza, temsil ve ilzam yetkileri durdurulduğunu, ancak yerine herhangi bir yönetim mekanizması (kayyım vb.) ikame edilmediğini, Yıllık 13.932.494-TL net satış ve 6.432.670-TL dönem net kârı olan, çok sayıda özel okul, öğrenci ve veli ile kurumsal sözleşmeler yürüten .... Şti. şu an üçüncü kişilere, bankalara ve resmi kurumlara karşı tamamen temsilcisiz (organsız) kaldığını, eğitim faaliyetlerinin aksamasının şirketin doğrudan iflasına yol açacağını, yaklaşık ispat şartı oluşmadığını, davacının kendi delilleri ile çeliştiğini, müvekkilinin %30 Devrine İlişkin İşlemler Ağır Tehdit, Şantaj ve İkrah Altında Tesis Edildiğini, tedbir kararının davanın sonucunu önceden gerçekleştirdiğini beyan ederek, şirketin daha fazla telafisi imkansız zarara uğramasının ve fiili iflas durumunun önüne geçilebilmesi amacıyla, İhtiyati Tedbire İtirazlarının incelenmesi için HMK m. 394/4 uyarınca ivedilikle en yakın tarihe duruşma günü tayin edilmesine ve duruşma gününün taraflara tebliğ edilmesine,Öncelikle, 18/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının HMK m. 393/1 uyarınca 25/06/2026 tarihi itibarıyla kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde itirazlarının kabulü ile haksız ve ölçüsüz ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, tedbirin kaldırılması talepleri kabul görmez ise,HMK m. 396 uyarınca teminatın 3.000.000-TL'ye yükseltilmesine ve şirkete yönetim kayyımı atanması suretiyle tedbirin değiştirilmesine,yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/07/2026 tarih ve 2026/590 Esas sayılı ara kararı ile;''...Sonuç olarak; davacı vekilinin sunduğu deliller, İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2026/686 es.sayılı dosyasında açılan dava, davalı şirketin eğitim kurumlarına hizmet veren bir kuruluş olma niteliği ve şirketin aktif olarak faaliyetinin devam etmesi karşısında daha önce mahkememizce verilen tedbir kararının şirketin organsız kalması ve bunun sonucunda şirketin ve her iki tarafın menfaatlerine zarar verebilme ihtimalinin mevcut olması birlikte değerlendirildiğinde, tedbir kararı sonucunda şirketin organsız kalması ihtimalinin ortadan kaldırılması, tarafların menfaat dengesi ve tedbirin ölçülü olması gerektiği ilkesi dikkate alınarak, davalı tarafça yapılan itirazın kısmen kabulüyle, Mahkememizce verilen 18/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,çoğun içinde azı da vardır ilkesi uyarınca davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir." gerekçesi ile,
''1-İhtiyati tedbir kararına itirazın kısmen kabulü ile;
-Mahkememizin 18/06/2026 tarihli ara kararı ile verilen ''Davalı ...’ın davalı şirketin mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına,'' yönelik tedbir kararının kaldırılmasına,
2-Davalı şirkete mali müşavir ...'in T.C. (...) tedbiren denetim kayyımı olarak atanmasına,
3-Davalı şirketin yöneticilerinin, şirketin olağan işleyişine engel olmayacak şekilde şirket ortaklarının menfaatini etkileyecek her türlü borçlandırıcı şirket malvarlığını eksiltecek işlemleri ve kararlarının denetim kayyımının denetim onayına tabi tutulmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen ara kararın eksik incelemeye dayalı, somut delillerle bağdaşmayan ve limited şirketler hukukunun emredici hükümlerine açıkça aykırı bir karar olduğunu, davalı tarafın haksız rekabet fiillerini, şirket varlıklarını kendi şahsına geçirme (sadakat ihlali) eylemlerinin göz ardı edildiğini, ölçülülük ilkesi adı altında davalının yönetim yetkilerini geri iade ettiğini, bu durumun şirket tüzel kişiliğini ve müvekkilin haklarını telafisi imkansız zararlar altında bıraktığını,Dava konusu şirketin en büyük aktifi olan markaların davalı tarafça şahsına kaçırıldığı ikrar edilmişken ihtiyati tedbirin kaldırılmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, şirketteki tüm hissesini noter senediyle devreden ve müdürlükten ayrılan davalının, şirket markalarını şahsi nam ve hesabına geçirmeye çalışmasnın TTK m. 626 uyarınca Sadakat Yükümlülüğünün ve TTK m. 54 uyarınca Haksız Rekabetin Önlenmesi ilkelerinin en ağır ihlali olduğunu, yerel mahkemenin davalının ne şikayette bulunup ne dava açtığı bu uzun süreçte doğrudan şirket değerlerini şahsına kaçırma eylemini ve açık haksız rekabetini görmezden gelerek temsil yetkisini davalıya iade ettiğini, bu durumun HMK m. 389 anlamındaki ihtiyati tedbirin amacına tamamen aykırı olduğunu,Davalının dayandığı şantaj / ikrah iddiasının zaman dizini, savcılık tutanağı ve whatsapp kayıtları ile kökten çöktüğünü, davalının sahipsiz GSM hatlarından tehdit aldığını ve müvekkilin bu şantajı kurguladığını ileri sürerek son dakika bir ikrah davası açtığını, oysa dosyaya sunulan resmi kayıtlar ve mesaj tarihlerinin ikrah iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koyduğunu, şantaj olduğu iddia edilen mesajların resmi pay devrinden günlerce sonra olduğunu, taraflar arasındaki Resmi Pay Devir Sözleşmesi'nin 18 Şubat 2026 tarihinde noter nezdinde yapıldığını, davalı tarafın ikrah ve tehdit iddiasına dayanak yaptığı whatsapp mesajlarının ise 24 Şubat 2026 ve 25 Şubat 2026 tarihlerine ait olduğunu, resmi devir işleminden 6-7 gün sonra gönderilen mesajlardan bahisle "ikrah altında devir yaptım" demenin mantığa ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, davalının delil diye sunduğu mesajların içeriğinde tek bir şart veya bir devir talebi bulunmadığını, ağır tehdit altında olduğunu iddia eden davalının aylar boyunca adli makamlara gitmediğini, devrettiği şirketin unvanıyla ve markasıyla okullarda sanki halen şirketin ve markanın tek sahibiymiş gibi sunumlar yapmaya ve sosyal medyada paylaşımlar yapmaya devam ettiğini, gerçekten iradesi sakatlanan ve korku içinde olan bir kimsenin devrettiği şirketin sahibi gibi okul okul gezerek lansman yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, iptal davasını ancak aleyhine ihtiyati tedbir çıkınca açmasının çelişkili davranış yasağının (TMK m.2) açık ihlali olduğunu,"..." iddiası gerçek dışı olup, kendi kusuruyla kilit yaratan davalının "..." adıyla şahsına iş bağlaması karşısında denetim kayyımı atanmasının şirketteki fiili kilitlenmeyi çözmediğini, yerel mahkemenin şirketin temsilcisiz kalması ihtimalini gerekçe göstererek tedbir kararını kaldırdığını ve denetim kayyımı tayin ettiğini, oysa ki şirketin organsız kalmasının tek sebebinin paylarını resmi sözleşmeyle devretmesine rağmen MERSİS şifrelerini, idari şifreleri ve yetkileri teslim etmeyerek şirketi rehin tutan davalı ...'in bizzat kendisi olduğunu, kendi hukuka aykırı eylemiyle kilitlenme yaratan bir kimseden gelen "..." iddiasının dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağı uyarınca dinlenemeyeceğini, davalı ...'ın şirket çalışanı elişle şirketin bilgi akışını ve sosyal medya erişimlerini müvekkilden kasten kaçırdığını, kurucu ortağın uyarılarına rağmen şirket üzerinde hukuk dışı bir fiili işgal yarattığını,Somut olayda idari olarak batan bir şirket bulunmadığını, aksine davalının kışkırttığı şirket personeli vasıtasıyla şirketin faaliyetlerini kasten tıkadığını ve kilitlenmeyi bizzat kendisinin yarattığını, şirket çalışanına kural dışı talimatlar vererek müvekkilin bilgi alma ve yönetim haklarını gasp eden, üstelik '...' gibi paralel hesaplar üzerinden müşteri portföyünü kendi şahsına aktaran davalının, yarattığı bu fiili idari sabotajı mahkeme nezdinde bir mağduriyet gibi sunduğunu, Yerel mahkemece atanan denetim kayyımının MERSİS üzerindeki bu idari blokajı ve temsil krizini ortadan kaldırmadığını, şirketin %70 çoğunluk hissesine sahip kurucu ortağı ...'in kendi payını devrettiğini, sermaye çoğunluğu ilkesi gereği ticari risk ve tasarruf yetkisinin şirketin hakiki sahibinin olduğunu, mahkemenin yerindelik denetimi yapamayacağını, yerel mahkemenin, davalının "şirket bensiz batar, iflas ederiz" şeklindeki kurgusal ve vicdanen yanlış kanaat oluşturmaya dayalı kaygılarını gerekçe göstererek mülkiyet hakkını ve limited şirketler hukukunun temeli olan çoğunluk ilkesini hiçe saydığını, şirket sermayesinin %100 payını devralan müvekkilin, Mülkiyet Hakkı uyarınca ticari işletmenin tüm mali riskini üstlenen sermaye sahibi olduğunu, yargı organlarının, basiretli bir tacirin alacağı ticari kararların yerine geçerek "şirket şöyle yönetilirse batar, böyle yapılırsa yaşar" şeklinde bir ticari takdir ve yerindelik denetimi yapmasının hukuken hatalı olduğunu, şirketle bağı kalmayan eski bir ortağın soyut kaygılarının, mülkiyet sahibinin yetkilerinin kısıtlanmasının yasal gerekçesi olamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, Ankara ... Noterliği’nin 05/02/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesiyle gerçekleştirilen ortaklar kurulu kararına bağlanamayan dava dışı ...’e ait %70 pay devrinin genel kurulca onaylanmış sayılmasına ve geçerliliğinin tespitine, Ankara ... Noterliği’nin 18/02/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesiyle gerçekleştirilen davalı ...'a ait %30 pay devrinin geçerliliğinin tespitine, bu tespit neticesinde davacı ...’in davalı şirketin %100 tek pay sahibi ortağı ve 18/02/2026 tarihli 2026/03 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı uyarınca münferiden yetkili şirket müdürü olduğunun tespiti istemi ile açılan davada davalı ...’ın şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.Mahkemece 18/06/2026 tarihli ara karar ile;Davacı vekilinin talebinin kabulü ile; Davalı ...’ın davalı şirketin mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.Mahkemece 14/07/2026 tarihli ara karar ile;
1- İhtiyati tedbir kararına itirazın kısmen kabulü ile; Mahkemenin 18/06/2026 tarihli ara kararı ile verilen ''Davalı ...’ın davalı şirketin mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına,'' yönelik tedbir kararının kaldırılmasına,
2-Davalı şirkete mali müşavir ...'in tedbiren denetim kayyımı olarak atanmasına, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi;"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir," hükmünü, 390/3 maddesi ise; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır,''hükmünü içermektedir.Somut olayda, davacı ...’in davalı şirketin %100 tek pay sahibi ortağı ve 18/02/2026 tarihli 2026/03 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı uyarınca münferiden yetkili şirket müdürü olduğunun tespiti istemi ile açılan davada davalı ... vekili cevap ve itiraz dilekçesinde, müvekkilinin %30 pay devrine İlişkin İşlemlerin Ağır Tehdit, Şantaj ve İkrah Altında Tesis Edildiğini, müvekkilinin, devirden 9 gün sonra Üsküdar ... Noterliği’nin 27/02/2026 tarihli ihtarnamesiyle irade fesadını ihbar ettiğini ve 02/06/2026 tarihli ihtarnameyle işlemleri TBK m. 39 uyarınca iptal ettiğini, bu hususta İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/686 Esas sayılı dosyası ile ikrah nedeniyle iptal davası açıldığını ileri sürdüğü gözetildiğinde, mahkemece itiraz üzerine verilen davalı ...’ın davalı şirketin mersis ve ticaret sicili kayıtlarında yer alan şirket müdürlüğü, imza, temsil ve ilzam yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, yönelik tedbir kararının kaldırılması ve davalı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına yönelik kararı, dosya kapsamına göre orantılı olduğu, davalı şirket müdürünün imza, temsil ve ilzam yetkilerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin güçleşeceği veya imkansız hale geleceğinin, talep tarihi itibariyle mevcut deliller kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediği, davacı tarafın iddialarının ve bu kapsamda sunulan belgelerin delil olarak kabul edilip edilemeyeceğinin, hisse devrine yönelik işlemlerin iptalini gerektirir bir irade fesadının mevcut olup olmadığının ancak yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği, bu itibarla mahkemece verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/10/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.