İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1011 E. 2026/828 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1011
- Karar No
- 2026/828
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1011 KARAR NO : 2026/828
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/03/2017 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında imzalanan protokol uyarınca müvekkilinin, davalının tüm hisselerine sahip olduğu 40 hisseli ... Şti ne ... tarihinde 19 hissesini devralarak ortak olduğunu, bunun karşılığında davalıya ... TL nakit ödemeyi taahhüt ettiğini, bundan sonra dava dışı şirkette çalışmaya başlayan müvekkilinin ortaklıktan önce davalının verdiği bir takım bilgilerin gerçeği yansıtmadığını anladığını, gerçekte ortağı olduğu şirketin banka hesaplarına ortaklıktan önce oluşan bir borç sebebi ile haciz konulduğunu bilahare ortak olduktan sonra öğrendiğini, öğrendiği anda ortaklıktan ayrılmak istemiş ise de, davalının bu şirketin borçlarını kısa sürede tasfiye edeceğine ilişkin sözlerine güvenerek şirket ortaklığından ayrılmadığını, yine davalının bu şirketin işlettiği eğitim kurumundan hizmet alanların ödemelerinin şirket borcundan dolayı haczini önlemek için dava dışı şirkette sigortasız olarak çalışan ... ...'e ait ... nolu hesaba ödemelerin yapılmasını sağladığını, yine müvekkilinin ortağı olduğu ... şirketinin işletme ruhsatının olmadığını öğrendiğini oysa işlet-me ruhsatının ... Şti adına düzenlendiğini, böylece aynı adreste 2 farklı şirket olduğunu yeni anladığını, bu durumun da davalı tarafından müvekkilinden saklandığını, bu adresteki kreşte çalışanların sigorta kayıtlarının bu ... Şti üzerinde olduğunu öğrendiğini belirterek ortaklık için ödediği paranın ... TL sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle: ... tarihinde müvekkilinin ortağı olduğu 40 hisseli şirkete 19 hissesini davacının devraldığını ve ... tarihinde de davacının şirketi temsil ve izama yetkili hale getirildiğini, ... Şti adına işletilen ... nin şirket sahibi müvekkili tarafından yönetildiğini, bunu davacının da bildiğini, kaldı ki davacının iddia ettiği gibi müvekkiline 19 hisse için ... TL ödeme yaptığı iddiasının doğru olmadığını, devir bedelinin halen müvekkiline ödenmediğini, taraflar arasında imzalanan protokolün 4. Maddesinde protokolün ve ortaklık sözleşmesinin tanzim tarihinden önce doğmuş tahakkuk etmiş veya vadesi gelmemiş tüm borç ve yükümlülüklerden davacının herhangi bir sorumluluğunun olmayacağının hüküm altına alındığını, bu tarihten sonra doğacak borçlardan ise davalı şirketin sorumlu olduğu hususunun belirtildiğini, Antalya ... İcra müd.nün .../... esas sayılı dosya borcunun davacının ortağı olduğu şirket ile bir ilgisinin olmadığını ... Şti ve şahsı ile ilgili olduğunu his-se devrine karşılık davacının müvekkiline ... tarihinde ...-TL, ... tarihinde ...-TL, ... tarihinde ...-TL ödeme yaptığını, bunun ...-TL sini geri aldığını, kalan ...-TL si için düzenlenen bono bedelinin davacı tarafından müvekkiline ödenmediği halde bunun için düzenlenen ... tarihli ...-TL bedelli bonoyu müvekkilinin davacıya iade ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Duruşmada ise, davacı tarafın ... işletmeciliğinin ortağı olduğu ... şirketinde olmadığını ortaklığa ilişkin protokolün imzalanmasından önce bildiğini, davacının dava konusu şirkete bu şirketin ... ... Şirketini devralacak olduğuna ilişkin şirket ana sözleşmesindeki ve bu yönde alınan genel kurul kararına itibar ederek ortak olduğunu, kendisinin "... ... işletmesi" nin ... şirketine ait olmadığını işletme ruhsatlarını incelendiğinde görülebileceğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu "alacak borç ilişkileri" başlıklı belge altındaki elle yazılı kayıtların ve onun altındaki imzanın müvekkiline ait olduğunu, müvekkilin bu hisse devrine karşılık davacıdan gerçekte ... TL aldığını, ...-TL sini almadığını, bu bedele konu edilen bononun bedeli alınmadan davacıya iade edildiğini kendisinde kalan bono fotokopisi üzerine de " senet bedelinin ödenmediği" yönünde şerh yazıldığını, davacıdan hisse devrine ilişkin olarak alınan ...-TL nin de davacıya geri ödendiğini, buna dosyaya sundukları banka dekontu ve ödeme belgeleriyle ispatladıklarını, davacının ortaklıktan çıkmasını beklediklerini ifade etmiştir. Davalı ise, ... TL bedelli ... vadeli bonoda atılı keşideci imzalarının kendisine ait olduğunu, ancak kendisine gösterilen bono fotokopisindeki keşideci imzalarının altında "..." ibaresinin ve bu ibare altındaki kendisine atfedilen imzanın yine "aslını elden aldım" ibaresini kabul etmediğini, yazının kendisine ait olmadığını, belirt-tikten sonra bu kez "..." yazısı ve altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak imzasının başka bir evraktan taşındığını, kendisinin bu ...-TL bedelli senedi bedelini davalı lehtarına ödeyerek geri aldığını, kendisine dekontu gösterilen ... valörlü ...-TL lik ödemeyi kabul ettiğini, fakat bu ödemenin kendisinin davalıya yaptığı ...-TL lik ödemenin bir karşılığı olmadığını, bu ödemenin şirketin kar payı ödemesi olduğunu, ... tarihli ... TL ödemeye ilişkin belge altındaki imzayı kabul ettiğini, ... tarihli ...-TL bedelli tediye makbuzundaki imza kendisine ait olmakla birlikte bu imzasının da bu belge üzerine dışarıdan taşınıp sahte olarak oluşturulduğunu, ... tarihli ...-TL ye ilişkin tediye makbuzundaki imzasının da kendisine ait olmakla birlikte başka belgelerden taşındığını, ... tarihli ... TL ye ilişkin tediye makbuzundaki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak bu ... tarihli ... TL ve ... tarihli ... TL lik ödemeleri şirketin elektrik su ve çalışanları için ödenmek üzere aldığını, bu toplamdaki ... TL lik ödemenin hisse devri için yapılmadığını hisse bedeli olmadığını belirtmiştir. Davalı tarafından ... tarihli ... ... nin ... Şti den ... Şti ne devrine ilişkin genel kurul kararı örneğini ... tarihli 19 hissenin ...-TL karşılığı davacıya devrine ilişkin ticaret siciline işlenmemiş genel kurul kararının ... tarihli davacının şirket müdürlüğüne atanmasına ilişkin ticaret siciline işlenmemiş genel kurul kararını, ... tarihli ... na 19 hissenin devrine ilişkin genel kurul kararını, ... tarihli ...nun şirket müdürü olarak atanmasına ilişkin genel kurul kararını, ... ... açılış izin belgesini (... ... Şti' nin vermiş olduğu yetki ile ... ... adına düzenlenmiş.), ... ... sorumlu müdür belgesini (... ... adına düzenlenmiş.), ... Şti'nin ticaret sicil tasdiknamesinin taraflar arasında hisse devrine ilişkin sözleş-me fotokopisini, ... tarihinde ...-TL, ... tarihinde ...-TL, ... tarihinde ...-TL ödeme yapıldığı, karşılığında düzenlenen senetlerin teslim edildiği, ... tarihine ait senet karşılığında ...-TL alındığı ve senedin teslim edildiği bu ödemenin ... tarihinde alınan senede ait olduğu hususunun yazılı olduğu belge fotokopisinin başında senet bedeli ... tarafından ödenmemiş-tir. Senet aslı ...'na teslim edilmiştir. ... ... imza yazılı ... tarihli belge fotokopisini sunduğu bu belgenin altında aslını elden aldım. ... ibaresinin geçtiği, buradaki ... imzasının da inkar edildiği, davalı tarafından davacıya ... tarihinde ...-TL ödeme yapıldığına ilişkin dekont fotokopisinin ... tarafından imzalanan ve ... ... tarafından ...-TL ödeme yapıldığına ilişkin ... tarihli belge fotokopisini (... imzayı inkar ediyor.) ... tarihli ...-TL ... ...'na ödeme yapıldığını gösteren makbuz fotokopisini (imza inkar edilmek ile birlikte sahtelik iddiası tespit edilemedi.) ... tarihli ...-TL ...’na ödemeye ilişkin makbuz fotokopisini (... imzayı inkar etmiş sahteliği tespit edilememiştir.) ... tarihli ...-TL ödemeye ilişkin tediye makbuzunu (... bu ödemeyi kabul etmiştir.) sunmuştur. Davacı tarafından ... tarihinde dosyaya sunulan ödeme ve harcama belgeleri incelendiğinde: Davacının şirket için yaptığı harcamalara ilişkin kredi kartı bilgilerinin, elektrik su faturalarının, alışveriş faturalarının olduğu görülmüştür. Mahkememizce inkar edilen belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ...-TL ve ...-TL ödemeye ilişkin 2 adet tediye makbuzundaki ... yazıları altında atılı bulunan imzaların herhangi bir sahtelik unsuru taşımadıkları tespit edilmiştir. Yine davacı tarafından davalının yaptığı ... tarihli ...-TL lik ödemenin davalı kar payı ödemesi olmadığını belirtmiştir. Tarafların sundukları ödeme ve harcama belgeleri dosya arasına alındıktan sonra dosya şirket kayıtları üzerinde de inceleme yapılması için mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş alınan raporda davacının hisse devri karşılığında davalıya toplam ...-TL ödeme yaptığı, davalı tarafında davacıya ...-TL ödeme yapıldığı, davacının ... Şti kasasından ...-TL para çektiği bu miktarda borçlu olduğunun kayıtlı olduğu davacının ... tarihli ...-TL, ... tarihli ...-TL lik ödemelerin şirket için yapılmış harcamalar olduğunu iddia ettiği, toplam sunduğu belgelere göre ...-TL tutarında ödeme yaptığının anlaşıldığı buna göre davacının hisse devri için yaptığı ...-TL lik ödeme, şirket adına yaptığı ...-TL lik ödemeye karşı yaptığı şirket kasasından ...-TL para çekmiş ve kendisine ...-TL ödeme yapılmış olması karşısından fazla tahsilatının ...-TL olduğu, davacının ortak olduğu tarihte ortak olduğu ... şirketinin öz varlığının ...-TL olduğu, şirketin 2015 yılında ... TL kar elde ettiği belirtilmiştir. Davacının içeriği sonradan oluşturulduğu iddia edilen belgelerde imzanın daha önceden atıldığı ile ilgili iddiası için ATK dan rapor alınmış, alınan raporda mevcut bilimsel verilere göre yazı yaşı tayinini sağlayan bir yöntem olmadığının belirtildiği görülmüştür. Mahkememizce BAM'ın kaldırma kararından önce yapılan değerlendirmede: Mali müşavir bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre, davacının ... TL olan hisse devir bedelinin yalnız ... TL si ödediği yönündeki kabulünün yerinde bulunduğu, zira davacının bu yöndeki belge altındaki imzasını kabul etmiş sayılması gerektiği; Yine hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacının şirket kasasından aldığı kabul edilen ... TL ile şirket adına yaptığı kabul edilen ...-TL ödemenin tarafının, davalı değil tarafların ortağı olduğu şirket olduğu için hesaplamaya, mahsuplaşmaya konu edilmemesi gerektiği, Bu durumda davacının hisse devrine karşılık yaptığı ...-TL ödemenin karşılığında ...-TL aldığının kabulü ile davalı ...’den bakiye alaca-ğının ...-TL olacağı, Davacının talebi ...-TL olduğundan ve bu talebi kısmi alacağa ilişkin olup tespit edilen alacağından daha düşük olmakla davalının dava tarihi itibarıyla temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek verilen kararın, istinafı üzerine BAM ... Hukuk dairesi:"İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken HMK'nın 31. Madde hükmünde belirtilen davacıdan talep konusu davayı aydınlatma görevi kapsamında davacıdan talebini şirket hisse devri için ödediği bedelin tamamından şimdilik kaydı ile ... TL'sinin talep etmesi nedeniyle, özellikle şirket hisse devri iptalini mi yoksa irade sakatlığı nedeniyle fazla ödediği bedelin iadesini mi istediği hususunun açıklat-tırılıp, hisse devri iptali isteniyorsa hissesi devir olunan şirketin de davaya dahil edilmesi suretiyle oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi” gerektiği gerekçesi ile mahkememiz kararını kaldırmıştır. Kaldırma kararı üzerine davacıya konu açıklatılmış, davacı hisse devrinin iptalini talep ettiğini belirtmiştir. Bu belirleme karşısında hissesi devrolunan şirket davaya dahil edilmiştir. Mahkememizin ... tarih .../... Esas ve .../... Karar sayılı kararı ile, "Davanın KABULÜ ile, davalı ...'in diğer davalı ... ... Şti'ndeki 40 hissesinden 19'unun davacıya devrine ilişkin işlemin İPTALİNE, Talep edilen ... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiği, Antalya BAM ... HD'nin ... tarihli .../... Esas ve .../... Karar sayılı kararında, "Dava dilekçesinde, her ne kadar sadece TBK m. 36 hükmüne atıf yapılmış ise de, dava dilekçesi içeriğinde, davacı vekili, müvekkilinin, hataya düşürüldüğünden ve aldatıldığından bahsetmektedir. Mahkemeler hukuki nitelendirme ile bağlı değildir. Mahkemece, davacının iddialarının temeli olan öncelikle bu husus hiç değerlendirilmemiştir. Sadece, mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış ve bu rapor üzerine alacak hükmü kurulmuş, hisse devrinin iptaline karar verilmiştir. Davacı vekili, öncelikle, hisse devrinin iptalini gerektirir, dava dilekçesinde dayandığı hususları ispat etmelidir. Mahkemece, bu konudaki davacının usulüne uygun dayanabileceği delilleri toplanıp (davalının delilleri de toplanıp), ispat hakkı tanınıp, cevap dilekçesinde de bahsi geçen protokol hükümleri de göz önüne alınıp, taraf dilekçelerinde bahsi geçen ihtarnameler, Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... sayılı dosyası ile Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin .../... E. sayılı dosyaları da dosya kapsamına kazandırılarak, taraf iddia ve savunmaları çerçevesinde hak düşürücü sürenin geçip geçmediği de dahil olmak üzere değerlendirme yapılması ve ayrıca hisse devrinin iptalini talep ettiğinden, bu hisselerin iddia edilen değeri üzerinden bakiye karar harcının davacı tarafça yatırılması, aksi halde Harçlar kanunu gereği gerekli usulün uygulanması, yine ... tarihli celsede davalı vekilinin ... Şirketi hakkında da fesih davası açıldığını beyan etmesi karşısında, bu dava ile ilgili bilgilerin ve ayrıca aşamalarda duruşma tutanaklarında bahsedilen Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının iş bu dosya kapsamına kazandırılarak, uyuşmazlığa etkisi olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekirken bu konularda hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi yerinde olmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Sonuç olarak, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun anılan sebeplerle esastan kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve .../... Esas - .../... Karar sayılı kararının kaldırılmasına" karar verilerek yargılamaya mahkememizin .../... sayılı esası üzerinden devam olunmuştur. Mahkememizce Antalya BAM ... HD'nin kaldırma kararı doğrultusunda, tarafların usulüne uygun dayanabileceği delillerinin toplanması hususunda taraflara süre verilmiş, Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyası, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin .../... Esas sayılı dosyası, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına celbedilmiş, eksik harcın tamamlanması davacıya duruşma gününe kadar süre verilmiş, verilen süre içerisinde eksik harcın yatırıldığı anlaşılmıştır. Dava, hata (yanılma) ve aldatma hukuksal nedenine dayalı açılan şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.12.2018 tarih 2017/11-3154 E.–2018/1847 K. ve 15.06.2021 tarih 2017/11-2625 E. -2021/766 K. sayılı Kararında da vurgulandığı üzere bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir. Bilindiği üzere, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. TBK 30. maddesinde, yanılma(hata) sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz şeklinde düzenlenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, TBK'da tıpkı BK gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31. ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK'nın 35. (BK'nin 25) ve TMK'nın 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. 6098 Sayılı TBK'nun 39. maddesinde "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." denilmektedir. Tüm dosya kapsamı ve Antalya BAM ... HD'nin kaldırma kararı bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Davacı, davalı ... ile arasında imzalanan protokol uyarınca davalının tüm hisselerine sahip olduğu 40 hisseli olan ... Şti'nin ... tarihinde 19 hissesini devralarak ortak olduğunu, bunun karşılığında davalıya ... TL nakit ödemeyi taahhüt ettiğini, bundan sonra dava dışı şirkette çalışmaya başladığını, ortaklıktan önce davalının verdiği bir takım bilgilerin gerçeği yansıtmadığını anladığını, gerçekte ortağı olduğu şirketin banka hesaplarına ortaklıktan önce oluşan bir borç sebebi ile haciz konulduğunu, şirketin banka hesaplarına bloke konulduğunu, bu durumun kendisinden gizlendiğini, ortak olduktan sonra öğrendiğini, öğrendiği anda ortaklıktan ayrılmak istemiş ise de, davalının bu şirketin borçlarını kısa sürede tasfiye edeceğine ilişkin sözlerine güvenerek ve ikna etmesi sonucu şirket ortaklığından ayrılmadığını, davacının ortağı olduğu ... Şti'nin işletme ruhsatının olmadığını ruhsatın ... Şti adına düzenlendiğini, böylece aynı adreste iki farklı şirket olduğunu yeni anladığını, bu durumun da davalı tarafından saklandığını, bu adresteki ... çalışanların sigorta kayıtlarının bu ... Şti üzerinde olduğunu öğrendiğini, şirketle ilgili konularda sözleşmenin kurulması aşamasında davalı tarafça aldatılmış ve hataya düşürülmüş olduğunu belirterek hisse devrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise,... tarihinde davalının ortağı olduğu 40 hisseli şirkete 19 hissesini davacının devraldığını ve ... tarihinde de davacının şirketi temsil ve izama yetkili hale getirildiğini, ... Şti adına işletilen ... ... nin şirket sahibi müvekkili tarafından yönetildiğini, bunu davacının da bildiğini, kaldı ki davacının iddia ettiği gibi müvekkiline 19 hisse için ... TL ödeme yaptığı iddiasının doğru olmadığını, devir bedelinin halen müvekkiline ödenmediğini, taraflar arasında imzalanan protokolün 4. Maddesinde protokolün ve ortaklık sözleşmesinin tanzim tarihinden önce doğmuş tahakkuk etmiş veya vadesi gelmemiş tüm borç ve yükümlülüklerden davacının herhangi bir sorumluluğunun olmayacağının hüküm altına alındığını, bu tarihten sonra doğacak borçlardan ise davalı şirketin sorumlu olduğu hususunun belirtildiğini, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosya borcunun davacının ortağı olduğu şirket ile bir ilgisinin olmadığını ... Şti ve şahsı ile ilgili olduğunu, ... Şti'nin hesaplarına bloke konulması üzerine kreşin işletme ruhsatının bu şirkete ait olmadığını, ruhsatın ... Şti adına düzenlendiğini öğrendiğini, bu nedenle derhal ortaklığa son verilmesini istediğini belirtmiş ise de davacının beyanlarının hakikate uygun olmadığını, şirket hesabının bloke konulduğu ... tarihinden iki gün sonra ... tarihinde davacı tarafından ortağı olduğu ... şirketi adına ... Şirketinin ... ... faaliyetini yürüten bir şirket olmadığı bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, şirket hesabındaki haczin kaldırılması adına dava açılabilmesi için davalı ile birlikte vekaletname düzenlendiği,bu vekaletname ile Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin .../... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dava davacı tarafın da bilgisinde olan bir dava olduğu, yine Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defterinde, Antalya ... Noterliğinin ... tarih, ... yevmiye nolu, ... tarih, ... yevmiye nolu, ... tarih, ... yevmiye nolu, ... tarih, ... yevmiye nolu, ... tarih, ... yevmiye nolu şirket kararlarında ki özellikle davacı tarafın imzasının bulunduğu ... tarih, ... yevmiye nolu kararda ... ... işletmesinin ... ... isimli şirkete ait olduğu ve bu şirketin de davacı tarafın hissesini devir alıp ortak olduğu ... Şirketine devir olunacağı hususunun açıkça belirlendiğini, davacı tarafın davalı aleyhine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... sayılı dosyasında yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen protokolde, protokolün ve ortaklık sözleşmesinin tanzim tarihinden önce doğmuş tahakkuk etmiş veya vadesi gelmemiş tüm borç ve yükümlülüklerden davacının herhangi bir sorumluluğunun olmayacağının kararlaştırıldığı, davacının dilekçesinde şirkete müdür olarak atandıktan ve bir müddet çalıştıktan sonra şirketle ilgili yalan beyanlarda bulunulduğunu ve aldatıldığını, Antalya ... İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı dosyasında şirket hesaplarına bloke konulduğunun gizlendiğini, öğrendiğinde davalının takibe konu borcu sonuçlandıracağını söyleyerek ikna ettiğini ve sonrasında da davacının ortağı olduğu ... Şti'nin işletme ruhsatının olmadığını ruhsatın ... Şti adına düzenlendiğini, böylece aynı adreste iki farklı şirket olduğunu yeni anladığını, bu durumun da davalı tarafından saklandığını ancak davacının yine ikna ettiğini belirterek ortaklığa kendi iradesi ile bu şekilde devam ettiği, davacının, Şirket Genel Kurul Toplantı ve Müzakere defterinin ... tarihli kararında süresiz olarak şirket müdürü olarak atandığı, yine Şirket Genel Kurul Toplantı ve Müzakere defterinin ... tarihli kararında ... ... Şti'ne ait ... ... şirketinin ... Şirketince devrine ilişkin karar alındığı, her iki şirketin yetkilinin davalı olduğu, bu nedenle davacı basiretli tacir olup geçmiş dönem ve sonrası ile ilgili işlem ve kararları, defter ve kayıtları ve şirketin mali durumunu incelemekle, denetlemekle ve bilmekle yükümlü olduğu, Antalya ...İcra Dairesi'nin .../... esas sayılı dosyasında borçluların davalı ile dava dışı ... Şti olduğu, davalı ... şirketi ile bir ilgisinin olmadığı, bu dosya kapsamında blokenin ... tarihinde konulduğu, davacı ve davalı tarafından bundan sonra Antalya ...Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye nolu vekaletname düzenlendiği, bu vekaletname ile Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin .../... Esas sayılı dosyası davacı tarafından ortağı olduğu ... şirketi adına ... Şirketinin ... ... işletmeciliği faaliyetini yürüten bir şirket olmadığı, aynı iş yerinde iki şirketin faaliyette bulunduğu, tebligatın şirket çalışanları tarafından alınmadığı bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, şirket hesabındaki haczin kaldırılması için ... tarihinde dava açıldığı, işbu davanın ise ... tarihinde açıldığı, davacı beyanları, şirket defterindeki karar tarihi ve gerekse vekaletname ile icra hukuk mahkemesi dava açılış tarihleri birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda belirtildiği üzere hatanın ve yanılmanın (aldatmanın) öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu davanın açılması gerektiği ancak süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Mahkememizin ... tarih ve .../... Harç Nolu harç tahsil müzekkeresi ile ... TL harcın davalı ...' den tahsil edildiğinden, makbuz ibraz edildiğinde talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalı ...'e iadesine) 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi'nde ilgili Hukuk Dairesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır