Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/738 E. 2026/1248 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/738
- Karar No
- 2026/1248
- Karar Tarihi
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/738 KARAR NO : 2026/1248 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2025 (Karar) NUMARASI : 2022/512 Esas, 2025/301 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'nin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın ... tarihinde çarpması neticesinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, olay nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numarası ile taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan soruşturma başlatıldığını, şikayetçi olunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kaza nedeniyle müvekkili aleyhine açılan Erzurum .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında kusur durumuna ilişkin alınan ATK raporunda araç sürücülerine %50 oranında kusur atfedildiğini, müvekkilinin bu olay sebebiyle hastanede tedavi gördüğünü ve malul kaldığını, müvekkiline bu maluliyetten dolayı tazminat ödendiğini, müvekkilinin ilerleyen dönemlerde maluliyetinin arttığını, ... tarihli ve 2021/953 rapor numaralı ...Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen mealuliyete ilişkin raporda müvekkilinin maluliyetinin %18,2 olarak tespit edildiğini, maluliyetin artışından kaynaklı olarak sigorta şirketine müracaat ettiklerini, bir sonuç alamadıklarını, ödenen tazminatın yetersiz olduğunu, müvekkilinin şoför olarak çalıştığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmanın sağlanamadığını, maddi tazminatın belirsiz olduğunu, alınacak uzman bilirkişi raporu ile belirli hale geldikten sonra davamızı ıslak etmek ederek dava talebini artırmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat yönünden dava açtıklarını, müvekkilinin hem maluliyetinin artışından dolayı hem de eksik ödemeden dolayı şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 141.935,85-TL olarak artırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olaya karışan ... plakalı aracın ... poliçe numarası ile ... tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, davacı tarafın tazminat talebini kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun Karayolları Trafik Kanunu 85. Madde gereği sürücünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete başvurusu ile ...-... hasar numaralı dosya açıldığını, müvekkili sigorta şirketinin trafik kazasından kaynaklı tazminatı davacıya ödendiğini ve ibraname imzalandığını, davacının tazminatı almış olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda ... tarihli hükümle; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile dava dışı ...'nin sevk ve idaresinde bulunan ve de davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS kapsamında sigortalanan ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığı, kazadan sonra Erzurum ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada dava konusu kaza nedeniyle sürücülerin %50'şer oranında kusurlu olduğu ve davacının maluliyetinin %4 olduğu tespit edilerek davacı lehine manevi tazminata hükmedildiği, davacı tarafça maluliyette artış olduğu iddia edilerek davalı sigorta şirketi aleyhine maddi tazminat istemiyle eldeki davanın açıldığı, ATK tarafından düzenlenen kusur raporunda ... plakalı aracın sürücüsünün %50 oranında, ... plakalı aracın sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkememizce ayrıntılı, gerekçeli olan işbu raporun hükme esas alındığı, yine Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının sürekli maluliyetinin %5 olarak, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, alınan kusur ve maluliyet raporları doğrultusunda daha önce aldırılan aktüerya raporları ile matematiksel hataları ve çelişkileri gideren ... tarihli aktüerya raporunun TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlendiği, dava açılmadan önce davacı tarafça imzalanan ibraname ile 30.080,81 TL karşılığında ödeme miktarı ile sınırlı olarak davalı sigorta şirketinin ibra edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından 18/06/2020 tarihinde davacı tarafa 30.080,81 TL ödendiği, dava dilekçesinde her ne kadar davacının şoför olduğu ve 3.000,00 TL ücret aldığı iddia edilmiş ise de SGK kayıtlarına göre davacının asgari ücret aldığı, davacının şoför olarak daha yüksek ücretle çalıştığı iddiasının dosya kapsamı ile ispatlanamadığı tespit edilmekle davacının asgari ücret ile çalıştığı kabul edilmiş olup ... tarihli aktüerya raporu ile ödeme tarihi itibariyle davacının tüm zararının karşılandığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçirdiği trafik kazası neticesinde malul kalması sebebiyle açılan maddi tazminat davasının yerel mahkemece eksik inceleme sonucu reddedildiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, davalı sürücünün şerit ihlali yaparak müvekkilinin aracına doğru geldiğini ve araçların hasar durumunun da bunu kanıtladığını, kaza mahallinde yol bakım ve onarımı yapan kuruluşun tedbir almaması nedeniyle kusurlu olmasına rağmen raporda bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin geçirdiği ameliyatlara, vücudundaki kırıklara, sinir hasarlarına ve kalıcı skarlara rağmen maluliyetinin raporda haksız şekilde düşük belirlendiğini, ...Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda maluliyet oranının %18,2 olarak tespit edilmesi karşısında raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirkete ait kamyonu kullanan ve şoför olarak çalışan müvekkilinin kazancının SGK kayıtlarındaki asgari ücret yerine yargı kararları doğrultusunda emsal ücret araştırması sonuçlarına göre belirlenmesi gerektiğini, mahkemece asgari ücretin esas alınması ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin zararı karşıladığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava; davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün artan maluliyet ve eksik ödeme iddiası kapsamında açılan maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355.addesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;¸ 1-) Dava kapsamında davacının ... tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle hem artan maluliyeti bulunduğu hem de sigorta şirketine yapılan başvuru sonrası yapılan ödemenin eksik olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinde bulunulduğu görülmektedir. 2-) Maluliyette ortaya çıkan her artış (gelişen durum) yeni bir olgu olduğundan, sonradan ortaya çıkan olguya ilişkin olarak dava açılması mümkündür. Maluliyet oluşmasından sonra zarar sorumlusundan dava ya da ihtiyari arabuluculuk yoluyla tazminatın alındığı durumlarda dahi, maluliyette gelişen yeni durumlar için tazminat talep edilebilmesi mümkündür. Davacı tarafından yukarıda zikredildiği üzere öncelikle artan maluliyet iddiasına dayanılmaktadır. Bu halde davacının aynı kazaya bağlı olarak yeniden talepte bulunabilmesi için maluliyet oranındaki artışta gelişen bir durumunun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Ancak somut olayda ilk derece mahkemesince artan maluliyetin mevcut olup olmadığına dair yeterli bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Söz gelimi ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda davacının kaza nedeniyle uğradığı daimi maluliyet oranı kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümleri dahilinde %5 olarak belirlenmiş ise de mevcut arazın artan maluliyete dayalı olarak meydana gelip gelmediği anlaşılamamakta ve davacının kaza sonrası sigortaya yaptığı başvuruya ilişkin tekmil hasar dosyası ile taraflar arasında imza altına alınan bila tarihli ibraname göre geçici ve kalıcı maluliyete dayalı ödeme yaptığı bildirilmekle ödemeye esas teşkil eden maluliyet raporunun dosya içerisinde mevcut olmamasına göre mevcut iddia nazarında davacıda artan maluliyetin bulunup bulunmadığı denetlenememektedir. Davalı sigorta şirketi önceki ödemenin belirli bir maluliyet oranı üzerinden ve bu oran esas alınarak yapıldığını, dolayısıyla ödeme ile belirli bir zararın tamamen karşılandığını ileri sürüyorsa bu savunmasının dayanağı olan ödeme hesabını ve ödeme tarihindeki maluliyet tespitini dosyaya sunmalıdır. Bu halde mahkemece davacının davalı sigorta şirketine öncesinde yaptığı başvuruya yönelik hasar dosyasının celbiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi gereği hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde, davacıya talep dayanağı açıklattırılarak, davacının maluliyetinde zaman içinde gelişen durum olup olmadığının özel olarak incelenmesi davacının ödemeyi aldığı tarihten sonra yapıldığını iddia ettiği tedaviye ilişkin eksik belgelerin dosyaya kazandırılması, maluliyet belirlenmesine yol açan araz gözetilerek önceki ödemeye esas maluliyet raporu ile o raporun tanzimi için yapılmış ölçümler de kontrol edilerek eldeki davaya konu maluliyet artışı (yeni olgu) iddiasının dayanağı olan arazların irdelenmesiyle davacının maluliyetinde yükselme olup olmadığı varsa bunun nedenleri üzerinde duran ve bu artışın maluliyette gelişen durum (artış- yeni olgu) olup olmadığını özel olarak inceleyen, maluliyette gelişen durum olduğunun tespiti halinde bu yeni olgunun ortaya çıktığı tarihi net biçimde belirleyen, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek maluliyet raporu alınıp oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı görülmüştür. (bknz. Yargıtay 4. H.D. 2023/1 E. 2025/128 K. Sayılı ilamı) 3-) Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda bentlerde karşılanan hususlar yönünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 05/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.