Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2179 E. 2026/2560 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2179
Karar No
2026/2560
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2179 - 2026/2560 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/2179 KARAR NO : 2026/2560 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2026 NUMARASI : 2015/123 ESAS 2026/566 KARAR

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. ASLİ MÜDAHİL : 1 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İflas (İflasın Açılması)

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 13/10/2026 YAZIM TARİHİ : 13/10/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2026 tarih, 2015/123 Esas, 2026/566 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacağın tahsili amacıyla iflas yoluyla .... İcra Dairesi'nin 2014/34979 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, hem İİK'nın 254.maddesi hem de taraflar arasındaki sözleşme gereğince iflas yoluyla yapılan takipte İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu, iflas davasının davalının muamele merkezi olan Adana'da ikame edildiğini, iflas davası için yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince 4.500.000,00.TL ödenmesi karşılığında davalının sahip olduğu ... Otel'in Türkiye sınırları içerisindeki diğer tüm acentelerin ve son tüketicilerinin pazarlanma ve rezervasyonlarının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilmesi ve Otel tarafından yönlendirmenin yapılmasının kararlaştırıldığını, bu hizmet karşılığında müvekkili şirket tarafından davalıya 4.500.000,00.TL ödeme yapıldığını, davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini, başka acentelerle çalıştığını, son tüketicilere müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında satış yaptığını, davacının parasını peşin olarak ödediği odaların başka müşterilere satıldığını, müvekkili şirketin müşterilerinin Otel'e kabul edilmediğini, sözleşme gereğince 11 adet etkinlik düzenlenmesi gerekirken bu taahhüdün yerine getirilmediğini, davalının bir çok kez sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin çok ciddi bir zararla karşı karşıya kaldığını, ödenen paranın iade edilmediğini, borçlu davalının büyük bir borç yükü altında olduğunu, müvekkilinin şuan için 2.962.018,12.TL alacaklı olduğunu, sözleşmenin ihlal edilmeye devam edilmesi üzerine .... Noterliği'nden 28/11/2014 tarihli 40241 yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek, ihlal düzeltme süresi de tanınarak, süre sonunda sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, davalının borç batağı içinde olduğunu belirterek itirazın kaldırılarak davalı borçlunun iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça şirketin iflasının talep edilmesi nedeniyle şirketten alacaklı olanların haberdar edilmesi gerektiğini, davacının sözleşmeyi haksız yere feshettiğini, müvekkilinin sözleşmeyi ihlal etmediğini, davacı tarafın müvekkilinin sahibi olduğu Otel'in Türkiye sınırları içerisinde tek yetili satıcısı olduğunu, müvekkiline 4.500.000,00.TL ödeme yapması gerektiğini, bu meblağın %80'i olan 3.600.000,00.TL bedelin garanti parası olduğunu ve davacı şirketin yakalaması gereken satış başarısını yakalayamadığını, sözleşmeye göre müvekkilinin kapıdan gelen müşterisine satış yapmak konusunda yasaklama olmadığını, müvekkilinin “...”adlı seyahat acentesine hizmet verdiği iddia edilmişse de bu şirketin yurtdışında olduğunu, müşterilerden herhangi bir şikayetin gelmediğini, davacı tarafın bunu ispatlaması gerektiğini, davacı şirketin satış elemanlarının hatalı bilgilendirmeler yaptığını, davacı şirketin sözleşme uyarınca 520 oda satması gerekirken toplamda 1131 oda sattığını, fazladan 6l1 odanın satışı yapıldığını, davacının sözleşmenin bitmesine bir ay kala sözleşmeyi feshettiğini, şirketin sahip olduğu otelin rayiç değerinin 43.420.000USD karşılığı 98.129.000,00.TL olduğunu, müvekkilinin borca batık olmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asli Müdahil ... Otel Ekipmanları İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi Vekili 12/02/2015 tarihli dilekçesinde; Davalı şirketin iflası konusunda dava açıldığını, müvekkili şirketin davalı şirketten faiz ve masraflar hariç olmak üzere 5.346,37.TL alacağı bulunduğunu, işbu alacağın tahsili amacıyla müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/18097 Esas sayılı dosyası ile alacağını tahsil etmek için icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin alacağının halen ödenmediğini, bu nedenle zarara uğradığını belirterek müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asli Müdahil ... Matbaa Gıda İnş.Tur. San. Tic.Ltd.Şti.vekili 04/02/2015 tarihli dilekçesinde; Borçlu-davalı ... Ürünler Hay. Gıda. Tur. Enrj. Yat. Paz. Tic. San. A.Ş. hakkında yapılan icra takibine itirazı neticesinde 2014/2435 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtıklarını, işbu davanın halen derdest olduğunu, davalının kötü niyetli olup borçlarını ödeme gayesi olmadığını belirterek davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asli Müdahil ... Tic. İnş. Tur. İth. İhr. Ltd. Şti. vekili 11/03/2025 tarihli dilekçesinde; Müvekkili şirketin davalı ... Ürünler Hayvancılık Gıda Tur. Enerji İnş. Yat. Paz. Tic. ve San. A.Ş. aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/7634 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlu şirketin yetki itirazı üzerine dosyanın .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/18523 Esas sırasına kaydedildiğini, bu icra takibinin borçlu şirket vekilinin itirazı üzerine durdurulduğunu, bugüne kadar müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin alacağını tahsil edemediğini belirterek davaya müdahillik taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derce Mahkemesinin kararında özetle; İflas davasının süresi içinde görevli ve yetkili mahkemede açıldığını, itirazın kaldırıldığı tutar üzerinden hesaplanan faiz, vekalet ücreti ve masraflar ile harçların verilen süre içinde depo edildiğini bu nedenle iflas davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI/DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; Aynı sözleşme, aynı taraflar ve aynı vakıalar hakkında iki Asliye Ticaret Mahkemesi birbirine taban tabana zıt iki sonuca ulaştıklarını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarihinde, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin müvekkil tarafından haklı sebeple feshedildiğinin sabit olduğuna hükmetmiş ve buna dayanarak davalı ... Ürünler A.Ş.'nin alacak ve kâr mahrumiyeti davasını tümüyle reddettiğini, aradan dört ay dahi geçmeden, istinafa konu 07/07/2026 tarihli kararla Yerel Mahkeme aynı feshi "sözleşmeye uygun değildir" sayarak bunun tam tersini kabul ettiğini, asıl alacağın hesabında dosyanın en eski ve tek taraflı raporuna dönüldüğünü, mahkemenin bizzat görevlendirdiği son heyetin 13/09/2025 tarihli raporunda yer alan 3.066.457,58 TL, 1.174.662,92 TL ve 3.566.457,58 TL tutarındaki üç ayrı hesaplamanın hiçbirinin dikkate alınmadığını, ileri sürdükleri cezai şart ve tazminat talepleri hakkında ise hiçbir hüküm kurulmadığını, aynı faturanın hem İstanbul dosyasında davalının alacak talebine hem işbu dosyada mahsup hesabına konu edildiğini, bu durum da mükerrer bir değerlendirme söz konusu olduğunu, vekalet ücretinin nispi olarak takdir edilmesi gerekirken maktu olarak hükmedildiğini, ayrıca davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davacının, müvekkilinden alacaklı olmadığını, alacaklı olanın müvekkili olduğunu, dosyada 05.03.2018, 26.08.2019, 26.10.2020, 15.10.2024 ve 13.09.2025 tarihli raporların bulunduğunu, raporların birbiriyle çeliştiğini, 13.09.2025 tanzim tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilin tek satıcılık sözleşmesine aykırı davranış olabileceği ve feshin bu sebeple haklı sayılabileceği yönündeki kanaatin eksik incelemenin bir sonucu olduğunu, mahkemece hükme esas alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava; takibe itirazın iptali ve iflas talebine ilişkindir. Dosya kapsamından, sözleşme gereğince 11 adet etkinlik düzenlenmesi gerekirken bu taahhüdün yerine getirilmediği, davalının bir çok kez sözleşmeyi ihlal ettiği, davacının çok ciddi bir zararla karşı karşıya kaldığı, ödenen paranın iade edilmediği, borçlu davalının büyük bir borç yükü altında olduğu, davacının şu an için 2.962.018,12.TL alacaklı olduğundan bahisle alacağın tahsili amacıyla davalı şirket hakkında .... İcra Dairesi'nin 2014/34979 Esas sayılı dosyası ile iflas yoluyla takip başlattığı, takibe itiraz edildiği, davalının takibe süresinde itirazı üzerine itirazın iptali ve davalının iflası için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi'nce, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. İİK'nın 155. maddesi; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur. Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir" hükmünü, aynı Yasa'nın 156/3 maddesi; "Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir." hükmünü, 158/2 maddesi ise; Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." hükmünü düzenlemektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme gereğince davalının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkeme tarafından, taraflar arasındaki sözleşme, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, .... ATM'nin 2025/475 esas sayılı dosyası ile toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; sözleşmede açık bir şekilde, 520 oda sayısının 9 periyot için sadece günlük tahsis edilmesi gereken oda sayısı toplamı olarak kararlaştırıldığı, her bir periyotta belirtilen oda sayısı hergün için tahsis edilecek oda sayısını ifade etttiği, toplamda oda sayısının 10.460 olarak düzenlendiği, bu sayının çok daha altında bir oda satışı yapıldığı, dolayısıyla fazla oda satışı olmadığı konusunda tereddüt olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.4.maddesinde '...sözleşmedeki beyan, taahhüt ve yükümlülüklere aykırı hareket etmesi halinde ...'in (davacı) 7 günlük süre vererek ihlalin giderilmesini talep edebileceği, bu aykırılığın süre içerisinde gidermemesi halinde ... için haklı nedenle fesih hakkı doğacağı...' belirtildiği, dolayısıyla sözleşmeye aykırılığın bulunduğu belirlenmiş ise de, feshin sözleşmeye uygun olmadığı, sözleşmeye göre son periyodun 10. ayda bittiği, periyot bittikten sonra sözleşmenin feshedildiği, fesih tarihinden sonra yeni bir periyot rezervasyon olmadığı ve buna dair bir iddianın dosya kapsamında da yer almadığı, bu nedenle otel sahibinin kâr kaybından söz edilemeyeceğinden icra dosyası ve defter incelemelerinin esas alınması gerektiği, şu halde; davalının kendi defterlerine göre 870.594,65.TL borçlu bulunduğu, davacının defterlerinde ise, faturalardan sadece 1.649.652,54.TL'lık kısmı verilen avans hesabından mahsup edildiği, 1.809.484,06.TL bedelli faturaların davacı kayıtlarında yer almadığı, davacının defterlerinde inceleme yapan bilirkişinin raporuna göre; 1.143.862,50.TL davacının alacağı görünmesine karşın ancak 96.240,00.TL reklam katkı payı +177.027,85 TL Kick back bedeli ispatlanamadığından bu kalem alacaklar düşüldüğünde; davacının defterlerine göre de; davacının 870.594,65.TL alacaklı durumda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece alacağa dair yapılan değerlendirme yerindedir. Mahkemece depo emri çıkarılması üzerine davalı tarafça depoya konu bedel usulüne göre ödenmiştir. Bununla birlikte mahkemece, depo emri gereğinin süresinde yerine getirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Borçlu, yedi günlük süre içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir (Mahmut Coşkun,Konkordato ve İflas, 2 baskı sh. 4429). Somut olayda, takipli iflas davasında takibe konu alacağın davalı tarafça depo edilmesi sebebiyle iflas talebinin ve davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur. Nitekim Yargıtay 23. HD'nin (2016/9096 Esas, 2020/580 Karar sayılı kararı). Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24.01.2008 tarih ve 2007/8591 E., 2008/293 K., 20.10.2010 tarih ve 11132 E., 11663 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafın itirazları yerinde görülmemiş, taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı ve davalı vekillerinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-a-)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davacıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, b-)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davalıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerlerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 13/10/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2179, K. 2026/2560, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2179-e-2026-2560-k-41af93e116be