Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1769 E. 2026/1641 K. – Haksız Rekabetin

Konu: Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi Ve Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1769
Karar No
2026/1641
Karar Tarihi
Konu
Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi Ve Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1769

KARAR NO: 2026/1641

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 17.07.2026

NUMARASI: 2026/586 Esas

DAVA: Haksız Rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 17.07.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... yılı aşkın geçmişi, yerli üretim kimliği ve Türk kahvesiyle bütünleşmiş tanınmış marka değeriyle korunması gereken köklü bir ticari itibara sahip olduğunu, şirketin ... yılından bu yana Türkiye’de kurukahve imalatı, satış ve pazarlaması alanında faaliyet gösteren, aynı aile tarafından nesiller boyunca sürdürülen ticari geleneğiyle ülkemizin en köklü yerli markalarından biri olduğunu, şirketin .... imalatı, pazarlaması, toptan ve perakende satışı alanındaki faaliyetlerini uzun yıllardır kesintisiz biçimde sürdürdüğünü, şirketin ... yılı aşkın sürede inşa ettiği marka itibarının, sosyal medya mecralarında yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamalarla hedef alınamayacak ölçüde köklü ve korunmaya değer olduğunu, davalının ... ve ... başta olmak üzere sosyal medya mecralarında aktif olarak paylaşım yaptığını, ...’da ‘...’,... platformunda ise ‘@...’ kullanıcı adlı hesapları üzerinden müvekkili şirket ve markasını hedef alan içerikler yayınladığını, davalının bunun yanı sıra sosyal medya mecralarında “...” adıyla faaliyet gösteren ve bizzat kendisine ait olduğunu ikrar ettiği hesap üzerinden de müvekkil markayı hedef alan paylaşımların yayılmasına sebebiyet verdiğini, davalının kullandığı veya bağlantılı olduğu sosyal medya hesapları, görünürde “boykot” hassasiyeti üzerinden hareket edilmesine rağmen, bu hassasiyetin müvekkili şirket aleyhine manipülatif biçimde kullandığını, müvekkilinin markasını haksız şekilde hedef haline getirdiğini, bağlamından koparılmış bir görselden hareketle, müvekkil şirketin işgalci İsrail ordusuna tonlarca kahve gönderdiği, bağış yaptığı, destek sağladığı veya bu yönde bilinçli bir ticari/organizasyonel ilişki içinde bulunduğu yönünde toplumda algı oluşturduğunu ve davalının eylemlerinin halen devam ettiğini, müvekilnin boykot listesi ve İsrail bağlantısı algısı üzerinden hedef gösterildiğini ileri sürerek, güncel Instagram ve ... paylaşımları ile video içerikleriyle sabit oldu üzere www...., www...../, ....com/ .../..../ ... URL adreslerindeki haksız rekabet teşkil eden video ve görsellerin erişiminin engellenmesine ve içeriklerin çıkarılmasına, müvekkili şirketi İsrail ordusuna destek, bağış, sevkiyat, ortaklık, boykot listesi ve benzeri gerçek dışı veya gereksiz yere incitici ithamlarla ilişkilendiren yeni haksız rekabet fiillerinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, talep ve dava etmiştir.

Davalı, savunmasında özetle; İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/411 Esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiğini, ticari bir faaliyeti bulunmadığını ve tacir olmadığını, boykot detektifinin ticari bir uygulama olmadığını, davalının, davacının rakibi, müşterisi, tedarikçisi veya aynı sektörde faaliyet gösteren bir işletmesi bulunmaması nedeniyle nedeniyle haksız rekabeti gerektirir bir neden bulunmadığını, kesinleşmiş beraat kararının dikkate alınması gerektiğini, yargılama süresince hukuka duyduğu saygı nedeniyle paylaşım yapmadığını, bu durumun da davacıya zarar verme kastının bulunmadığını ortaya koyduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 17.07.2026 tarihli ara karar ile ; "...Tüm Dosya Kapsamı İhtiyati Tedbir Talebi Bakımından Değerlendirme; 6100 Sayılı HMK.nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.

HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu madde de; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.

Somut olayda, dava konusu haksız rekabet eylemlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği durumunun taraflar arasında çekişmeli olduğu ve bu hususunun yargılama sonucu belirlenebilecek olduğu, dosyada bu aşamada sunulan delillerin ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tedbirin reddine ilişkin ara kararın yaklaşık ispat kurumunun hukuki niteliğine ve mevcut delil durumuna aykırı olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/242968 soruşturma sayılı dosyasında alınan 06.02.2025 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirilmediğini, bu raporun yaklaşık ispat bakımından taşıdığı kuvvetli delil değerinin yok sayılarak karar verildiğini, ihtiyati tedbirde tam ispat değil yaklaşık ispatın arandığını, bu nedenle uyuşmazlığın çekişmeli olduğuna ilişkin bir gerekçenin ihtiyati tedbirin doğasına aykırı olduğunu, bu nedenle “haksız rekabet eylemlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği taraflar arasında çekişmelidir ve yargılama sonucu belirlenebilir” gerekçesinin ihtiyati tedbirin doğasıyla bağdaşmadığını, zira tüm ihtiyati tedbir taleplerinde uyuşmazlık konusu maddi vakıaların çekişmeli olduğunu, tedbirin de esasen yargılama sonuna kadar beklenmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, imkansız hale gelmesi veya ciddi zararın doğması ihtimalini önleme amacıyla talep edildiğini, ancak mahkemenin yaklaşık ispat incelemesi yapmadığını, özellikle ceza soruşturması dosyasında alınan bilirkişi raporu, iddianame, sosyal medya içerikleri, yorumlar, URL kayıtları ve davalının hesaplarla bağlantısına ilişkin delillerin değerlendirilmediğini,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/242968 soruşturma sayılı dosyasında alınan 06.02.2025 tarihli bilirkişi raporunun dava konusu paylaşımın davalıya ait sosyal medya hesabından yapıldığı, davalının bu paylaşımı “boykot sayfası” kapsamında yaptığını beyan ettiği, “İşgalci İsrail ordusuna bilindik bir kahveciden tonlarca kahve gitmiş. İnsanlar açıklama bekliyor @...?” ifadelerinin müvekkil şirket ve markasını doğrudan hedef aldığı, paylaşımda müvekkil markalı kutuları taşıyan kişilerin görselinin kullanıldığı, dosyaya sunulan görsel üzerinde “...!” ibaresinin yer aldığı, paylaşımın müvekkil şirketin iş ürünü, faaliyeti ve ticari işleriyle doğrudan bağlantılı olduğu, matufiyet şartının gerçekleştiği, dava konusu açıklamaların TTK m.55/1-a-1 kapsamında kötüleme unsurları bakımından değerlendirilebilir olduğu, açıklamaların “lüzumsuz yere incitici beyanlar” içerdiği hususun belirlendiğini, bu tespitlerin ihtiyati tedbir bakımından aranan yaklaşık ispat seviyesinin çok üzerinde olduğunu, raporun yeterli görülerek İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/411 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, buna rağmen uyuşmazlığın çekişmeli olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilemeyeceğini, haksız rekabete ilişkin olarak TTK'nın 61.maddesine özel olarak düzenlenen hükümlerin değerlendirilmediğini, sadece genel düzenleme olan HMK'nın 389 vd. hükümleri kapsamında değerlendirme yapıldığını, dava konusu içeriklerin erişilebilir kalmasının müvekkilinin markası bakımından telafisi güç ve imkansız zararlar oluşturacağını, yargılama sonuna kadar bu içeriklerin erişilebilir kalması halinde, müvekkil şirketin ticari itibarı bakımından doğan zararın büyüyeceğini, tedbir talebinin ölçülü olduğunu, davalının genel ifade özgürlüğünün değil somut ve haksız rekabet oluşturan içeriklerin hedeflendiğini, ara kararın yetersiz gerekçeyle oluşturulduğunu, ara kararda bilirkişi raporu, iddianame, sosyal medya paylaşım görselleri, URL kayıtları, yorumlar, davalının hesaplarla bağlantısına ilişkin deliller ve müvekkil şirketin kamuoyu açıklamaları tek tek değerlendirilmediğini, özellikle soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunun yaklaşık ispat bakımından neden yeterli görülmediğinin gerekçelendirilmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin haksız rekabet sebebi olan eylemlerin durdurulmasına ve davalının davacıya ait markanın İsrail ordusu ile bağlantılı olduğuna ilişkin yayınlar yaptığı İnstagram ve ... hesaplarına erişimin ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesi talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekili, davalının davacının markasına saldırı niteliğinde asılsız beyanlarda bulunarak, davacının İsrail ordusu ile saldırıda bulunarak haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tebpiti, önlenmesi ve tazminat talebinde bulunmuş, derdest dava içince haksız rekabet oluşturan paylaşımların yapıldığı İnstagram ve X hesapları ile Boykot Dedektifi adlı hesaba erişimin tedbiren engellenmesini istemiştir.

Davacı vekili özellikle soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu, ve açılan ceza davası, sosyal medya paylaşım görselleri URL kayıtları ve yorumların değerlendirilmesi sonucu ihtiyati tedbirin koşullarının oluştuğunu ileri sürmektedir. Davalı ise yukarıda yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesini istemektedir.

Cevap ve cevaba cevap dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde İstanbul 17.Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/411 Esas sayılı dosyasında davalı/ sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan ceza mahkemesi kararının incelenmesinde, sanığın suçu işlediğine ilişkin yeterli kanıt bulunmaması nedeniyle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza dosyasında bulunan 06.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda, davalının eyleminin, yani sosyal medya paylaşımının, “bütün katılanların menfaatinin korunması, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması”nı hedefleyen haksız rekabet hükümlerinden, TTK'nnın 55/1.a.1.maddede “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” şeklinde düzenlemedeki, “kötüleme” unsurlarını taşıdığı, kötülemenin, “yanlış ve yanıltıcı” olduğu hususunun, şikayetçi tarafından, kesin, şüpheden uzak delillerle ortaya konulamamış olduğu ancak, açıklamaların, “lüzumsuz yere incitici beyanlar” ihtiva ettiği, bu hali ile, TTK md 55/1.a.1 ve TTKmd.62’ye muhalefet teşkil edebileceği belirlenmiştir.

TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1. maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulu muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir.'' düzenlemesi yer almaktadır.

HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3. maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1. maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. Haksız rekabetin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı konularındaki nihai değerlendirme, elbette devam etmekte olan yargılama sonunda verilecek esas hükümle ortaya çıkacaktır.

Buna göre bu tür davalarda ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. İlk derece mahkemesince talebin özel düzenlemeye aykırı şekilde sadece genel hüküm olan HMK'nın 389.maddesine göre değerlendirildiği görülmüştür. Davaya konu vakıaların çekişmeli olması vaya yargılamayı gerektirmesi, tek başına ihtiyati tedbire engel olmaz. Esasen dava konusu edilen her vakıada çekişme bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin anılan yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek, ihtiyati tedbir koşullarının bulunup bulunmadığı ve davacının iddiasının yaklaşık ispat ölçüsünde gerçekleşip gerçekleşmediği, sunulan tüm deliller ayrı ayrı değerlendirilerek suretiyle belirlenmelidir.

Dava dilekçesi ekinde sunulan bilirkişi raporu ve diğer deliller ile davalının cevap dilekçesinde geçen ve davacı tarafından sunulan sosyal medya hesaplarına ilişkin görsellerin hiç biri değerlendirilmeden ara karar verilmiştir.Bu hâli ile ilk derece mahkemesi ara kararında yasanın aradığı anlamda bir gerekçenin bulunmadığı açıktır. Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Somut olayda istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesinin ara kararında gerekçe bulunmadığı, mahkemenin, iddia ve savunma kapsamında delil değerlendirmesi yapmayarak ve TTK'nın 61. maddesindeki açık düzenleme gözardı edilerek ara karar oluşturması nedeniyle ara karar, bu haliyle istinaf incelemesine elverişli değildir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapıyan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair istinafa konu 17.07.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 17.07.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;

HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1769, K. 2026/1641, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1769-e-2026-1641-k-4aae39ab6a27