Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/876 E. 2026/1294 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/876
- Karar No
- 2026/1294
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/876
KARAR NO : 2026/1294
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/07/2025 (Karar)
NUMARASI : ...Esas, ...Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının X isimli sosyal medya platformu üzerinden müvekkilleri ile ilgili ticari sır niteliğinde bilgileri gerçeğe aykırı olarak ifşa etmek suretiyle kamuoyunu ve müvekkili şirketlerin hissedarlarını yanıltma amacı güttüğünü, müvekkillerini karalamaya yönelik eylemlerde bulunduğunu, davalının eylemlerinin müvekkillerinin ticari itibarına ve menfaatlerine zarar verme riski taşıdığını, şirket ortakları arasında güvensizlik ortamı yaratma potansiyeli barındırdığını, şirket işlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine olumsuz yönde etkide bulunabilecek nitelikte olduğunu, davalının haksız rekabet teşkil eden paylaşımlarda bulunduğunu, söz konusu paylaşımlarda "..." olarak bahsedilen kişinin müvekkillerinden ...olduğunu, Yargıtay kararlarına göre paylaşımların içeriğine odaklanılarak davadaki haklılıklarının tespit edilebileceğini, davalı paylaşımlarının müvekkillerini zarara uğrattığını, asılsız paylaşımlar nedeniyle müvekkilleri ile çalışılmaktan imtina edilmeye başlandığını, davalının gazeteci olmasının da bilgilere olan güvenin artmasına neden olduğunu, davalının mesleğinin gerekleriyle bağdaşmayan paylaşımlarda bulunduğunu, gazetecilerin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, manevi tazminat şartlarının gerçekleştiğini belirterek davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için 25.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, gideri davalıdan alınmak üzere hükmün Türkiye'deki en yüksek tirajlı gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin paylaşımlarında kullandığı ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, herhangi bir hukuka aykırılık teşkil etmediğini, basın özgürlüğü kapsamında kullandığı ifadelerin hukuka uygunluk sebeplerinden biri olan Üstün Nitelikteki Kamusal Yarar çerçevesinde incelenmesi gerektiğini, matufiyet şartının oluşmadığını, haksız rekabetin kanunda belirtilen şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin yorumlarında davacıların iktisadi faaliyetinin kötülendiğine dair bir ifade ve ticari sır ifşası anlamına gelecek bir değerlendirme olmadığını, davacılar tarafından aynı söylemlere ilişkin farklı bir gazeteciye karşı açılan davanın mahkeme tarafından reddedildiğini, müvekkilinin paylaşımlarında kimin kastedildiğinin belli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda ... tarihli hükümle; "...Mahkememiz'ce uyuşmazlığın halli için davalı tarafın yaptığı paylaşımların, TTK'nin 55 ve 56.maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve TBK'nin 58.maddesi kapsamında davacıların kişilik haklarını zedeleyip zedelemediği hususlarında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
T.C. Anayasası'nın 26/1.maddesi "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar." şeklinde ve AİHS'nin 10.maddesi ise "Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir. " şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nin 55/1.a-1 maddesinde "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek," başlıca haksız rekabet halleri arasında sayılmıştır.
TTK'nin 56/1.maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay içtihatlarında da; haksız rekabetin önlenmesindeki amacın, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulması olduğu belirtilmiştir. (bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7095 Esas, 2018/1019 sayılı ilamı)
Davacı ve davalı vekillerinin beyanları, yukarıda yer verilen kanun maddeleri ve yüksek mahkeme içtihatları doğrultusunda davalının sosyal paylaşım sitesi üzerinden yaptığı paylaşımlar incelendiğinde; davalının paylaşımlarında ifade özgürlüğü kapsamında eleştiri sınırlarını aşan, haksız rekabet oluşturacak ya da davacıların kişilik haklarını zedeleyecek bir ibare bulunmadığı ve bu paylaşımların matufiyet unsurunu sağlamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalının eylemlerini ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirerek davanın esastan reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının sosyal medya üzerinden dava dışı ... ile eşgüdümlü ve sistematik şekilde paylaşımlar yaparak müvekkillerinin ticari itibarını, piyasa güvenini ve kişilik haklarını hedef aldığını, yerel ağız özellikleri, sektörel bağlam, paylaşımların içeriği ve altındaki kullanıcı yorumları birlikte değerlendirildiğinde "..." ve "şehrin ağabeyisi" gibi ibarelerin doğrudan müvekkillerine yönelik olduğunu, nitekim... tarihli paylaşımda müvekkil...'in adının açıkça zikredilmesi karşısında mahkemenin matufiyet şartının gerçekleşmediği yönündeki tespitinin isabetsiz kaldığını, ayrıca ticari sır niteliğindeki şirket içi bilgilerin, banka borçlarının ve genel kurul süreçlerinin manipüle edilerek gerçeğe aykırı biçimde kamuoyuna sunulmasının Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve 55/1-a-1 maddeleri uyarınca gereksiz yere incitici ve kötüleyici mahiyette açık bir haksız rekabet teşkil ettiğini, Yargıtay uygulamalarına göre haksız rekabet hâlinde manevi tazminat koşullarının oluştuğunu ve davanın kabulü gerektiğini, öte yandan davanın tek bir maddi vakıaya ve hukuki sebebe dayanılarak ortak vekille açılmasına ve tüm davacılar yönünden aynı gerekçeyle reddedilmesine rağmen, yargılamada birlik ilkesi ve emsal Yargıtay içtihatları göz ardı edilerek davalı lehine dört ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nın 54 vd. maddelerine dayalı haksız rekabet ihlaline ilişkin haksız rekabetin tespiti ve meni ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş davacılar vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca manevi tazminat talebi yönünden kesin, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca diğer talepler yönünden gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.