Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/999 E. 2026/4392 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/999
- Karar No
- 2026/4392
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/999
KARAR NO:2026/4392
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/01/2026
NUMARASI:2025/269 Esas - 2026/4 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; "Öncelikle belirtelim ki; İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat (İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün...) sayılı dosyası ile İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat (İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...) sayılı dosyalarından uygulanan haksız haciz işlemleri sebebi ile işbu davamıza konulu manevi tazminat talebimize ilişkin Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Yoluna başvurulmuştur. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamamış ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanakları düzenlenmiştir Aynen alıntı yaptığımız Yargıtay HGK kararından da anlaşılacağı üzere elde görülen davamız nisbi ticari dava niteliğinde olduğundan sayın mahkemenizde açılmıştır. Müvekkilimiz şirket ... marka araçların satış ve servis işlerinde ... yetkili bayi olup, 1997 yılından bu yana '..., Üsküdar/İstanbul' adresinde faaliyet gösteren bir firmadır.Müvekkilimiz şirket, uzun yıllardır aynı konuda kesintisiz faaliyet gösterdiği sektöründe; marka haline gelmiş, güven duyulan, öncü, lider ve tanınmış bir firmadır. Müvekkilimiz şirket, gerek müşterileri gerekse iş ilişkisi içerisinde olduğu kişiler ile ticari çevresi nezdinde uzun yıllara dayanan ticari onur ve saygınlığa, ticari itibara sahip, ticari ve ekonomik saygınlığı bulunan bir tüzel kişiliktir. Müvekkilimiz şirket haksız hacizlerin uygulandığı tarihe kadar en ufak bir haciz işlemi ile karşılaşmış da değildir.Davalının alacaklısı olduğu İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ...Talimat (İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün...) sayılı dosyasından, dava dışı üçüncü kişilerin borçları sebebi ile müvekkilimiz şirketin yukarıda belirtilen adresindeki iş yerine 11.11.2024 tarihinde hacze gelinmiştir.Haksız hacze başlanmadan önce;
-İcra dosyasının borçluları ile müvekkilimiz şirketin bir ilişkisinin olmadığı,
-Söz konusu iş yerinin ve iş yerinde bulunan tüm malların 1997 yılından bu yana müvekkilimiz şirkete ait olduğu,
-İcra dosyasının borçlularına bu adreste herhangi bir tebligat yapılmadığı,
-Müvekkilimiz şirket ile icra dosyası borçluları arasında en ufak bir organik bağ bulunmadığı,
-Haciz sırasında borçluların haciz mahallinde olmadığı, vb. hukuki itirazlar belgeleri ile ileri sürülmesine rağmen, davalı haksız ve kötü niyetli olarak müvekkilimiz şirket iş yerinde bile bile haksız haciz işlemlerine devam etmiş ve müvekkilimiz şirkete ait menkullerin haczini talep etmiştir. Davalı bununla da yetinmeyerek haksız talebi üzerine müvekkilimiz şirketin tüm dolaplarını açtırmış, bilgisayar kayıtlarını inceletmiş ayrıca müvekkilimiz şirket kasasında bulunan 1 adet çek, 1 adet senet ile 100 USD ve 219.285,00-TL nakit paranın haczini talep etmiştir.Davalı, haciz esnasında evrak araştırması şeklindeki haksız talebi ile de müvekkilimiz şirketin gizli nitelikte olan bilgi ve belgelerinin de incelenmesine sebebiyet vermiştir.11.11.2024 tarihinde saat 13:00 sıralarında müvekkilimiz şirket iş yerine hacze gelinmiş olup saat 19:00'a kadar yaklaşık 6 saat boyunca müvekkilimiz şirket iş yerinde haksız haciz işlemi ve haksız evrak incelemesi yapılmıştır. Haciz mahallinde bulunan alacaklı vekilinin, uyarılmasına rağmen yüksek sesle konuşması hatta hakarete varan söylemleri, bunun da ötesinde cam bardağı sehpaya vurmak suretiyle kırması, müvekkilimiz şirket yönünden daha da olumsuz sonuçlar doğurmuştur.Cam bardağı kırma hususu haciz tutanağının 14. sayfasında da açıkça belirtilmiştir.Saat 19:00'a kadar süren haksız haciz işlemleri neticesinde 11.11.2024 tarihli haciz tutanağı ile müvekkilimiz şirkete ait menkuller ile 1 adet çek, 1 adet senet ile 100 USD ve 219.285,00-TL nakit para haczedilmiştir Menkuller, yediemine teslim edilmek üzere haczedilerek yerinde bırakılmış ise de 1 adet çek, 1 adet senet ile 100 USD ve 219.285,00-TL nakit para icra kasasına konulmak üzere muhafaza altına alınmıştır.Yaklaşık 6 saati bulan haksız haciz sebebi ile müvekkilimiz şirket çalışanları ile özellikle haciz saatlerinde showroomda bulunan müşteriler tedirgin olmuşlardır.Haciz esnasında showroomda bulunan müşteriler haksız haciz uygulaması sebebi ile müvekkilimizin borçlarını ödemediği düşüncesine kapılmış, bunun da ötesinde müvekkilimiz şirketin acze düştüğünü zannederek araç alımından vazgeçmiş showroomu terk etmişlerdir.Haksız haciz işlemi sebebi ile müvekkilimiz şirketin itibarı, ekonomik saygınlığı yüksek derecede zedelenmiştir. Haksız haciz sebebi ile müvekkilimiz şirket, gerek müşterileri gerek çevre iş yerleri gerekse ticari ilişki içerisinde olduğu kişiler nezdinde büyük bir itibar ve güven kaybına uğramıştır. Haksız ve kötü niyetli olan davalının talebi üzerine yapılan haksız hacze karşı istihkak iddiasında bulunmamız üzerine, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü... sayılı dosyası üzerinden, 'İİK'nın 99.maddesinin uygulanarak üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verilmesine ve kararın tarafa tebliğe çıkarılmasına,... ' şeklinde karar vermiştir (Bkz. Ek: 4, 14.11.2024 tarihli Karar Tensip Tutanağı örneği). İcra müdürlüğünün bu kararı alacaklı vekiline tebliğ edilmiş, ancak haksız ve kötü niyetli olan davalı kendisine verilen yedi günlük süre içerisinde istihkak davası açmamıştır.Haksız haczi uygulatan davalı, yedi günlük süre içerisinde istihkak davası açmayarak yapılan haczin haksız ve dayanaksız olduğunu kendisi de zımnen kabul etmiştir. Yedi günlük süre içerisinde istihkak davası açılmaması üzerine, icra müdürlüğü hacizlerin kaldırılmasına ve muhafaza altına alınan para, kıymetli evrak, çek vs. menkullerin müvekkilimiz şirket iadesine karar vermiştir Haksız haciz sebebi ile kendisine yedi günlük süre içerisinde istihkak davası açmayan davalı bu kez başka bir icra dosyası olan İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat (İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...) sayılı dosyasından aynı borçluları sebebi ile müvekkilimiz şirket iş yerine bir ay sonra 16.12.2024 tarihinde ikinci kez hacze gelmiştir. İkinci haciz esnasında;
-Aynı alacaklı tarafından daha önce İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasından alınan talimatla hacze gelindiği,
-Alacaklıya istihkak davası açması için yedi günlük süre verildiği,
-Bu süre içerisinde alacaklının istihkaka davası açmaması üzerine hacizlerin kalktığı,
-Daha önce yapılan haczin de haksız olduğu,
-İcra dosyasının borçluları ile müvekkilimiz şirketin bir ilişkisinin olmadığı,
-Söz konusu iş yerinin ve iş yerinde bulunan tüm malların 1997 yılından bu yıla müvekkilimiz şirkete ait olduğu,
-İcra dosyasının borçlularına bu adreste herhangi bir tebligat yapılmadığı,
-Müvekkilimiz şirket ile icra dosyası borçluları arasında en ufak bir organik bağ bulunmadığı,
-Haciz sırasında borçluların haciz mahallinde olmadığı,vb. hukuki itirazlar belgeleri ile ileri sürülmesine rağmen davalı haksız ve kötü niyetli olarak müvekkilimiz şirket iş yerinde bile bile ikinci kez haksız haciz işlemlerine devam etmiş ve müvekkilimiz şirkete ait menkullerin haczini talep etmiştir. 16.12.2024 tarihli haciz tutanağı ile müvekkilimiz şirkete ait bilgisayarlar, belgeler, dolaplar tek tek evrak araştırması talebi ile müvekkilimiz şirketin gizli nitelikte olan bilgi ve belgelerinin de ikinci kez incelenmesine sebebiyet vermiştir.Saat 16:15'de müvekkilimiz şirket iş yerine hacze gelinmiş ve haksız haciz işlemleri yaklaşık 3,5 saat sürmüştür. Davalının haksız haciz talebi sebebi ile 16.12.2024 tarihli haciz tutanağı ile müvekkilimiz şirkete ait menkuller ile 57.250,00-TL nakit para haksız haczedilmiş ve haczedilen 57.250,00-TL muhafaza altına alınmıştır Bir ay arayla davalının müvekkilimiz şirket iş yerinde ikinci kez haksız haciz talep etmesi ve bir aylık ara ile haksız haciz uygulanmasına sebebiyet vermesi, müvekkilimiz şirketin ticari itibarının ve ekonomik saygınlığının onarılamaz derecede sarsılmasına sebep olmuştur. Haciz esnasında showroomda bulunan müşteriler kaygılanmış, müvekkilimiz şirketin acz halde olduğunu düşünerek iş yerinden ayrılmışlardır. Yine müvekkilimiz şirketi ziyarete gelen kişiler de müvekkilimiz şirketin borçlu olduğu düşüncesine kapılmışlardır. Bu ikinci haksız haciz ile de müvekkilimiz şirket gerek müşterileri gerek çevre iş yerleri gerekse ticari ilişki içerisinde olduğu kişiler nezdinde büyük bir itibar ve güven kaybına uğramıştır.Davalının haksız ikinci haciz talebi üzerine uygulanan hacze karşı istihkak iddiasında bulunmamız üzerine İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası üzerinden 'İİK 99. Maddesine göre istihkak davası açmak üzere dosya alacaklısına/vekiline tebliğden itibaren yedi gün süre verilmesine, bu süre içinde istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiasının kabul edilmiş sayılacağının ihtarına,...' şeklinde karar vermiştir.Haksız ve kötü niyetli olan davalı, yedi günlük süre içerisinde istihkak davasını açmaması üzerine; İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi, haksız haczedilen mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir 6.Davalının haksız hacizleri sebebiyle müvekkilimiz şirketin kişilik hakları ihlal edilmiştir. Müvekkilimizin, müşterileri, çevresi ve ticari ilişki içerisinde olduğu kişiler nezdinde ticari itibarı sarsılmıştır.Müvekkilimiz şirketin güven kaybına uğramasına sebep olunmuştur. Müvekkilimiz şirket,yüksek oranda manevi zarara uğramıştır. Aynen alıntı yaptığımız sayın mahkemenin de malumu olan Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere haksız hacizler sebebi ile müvekkilimiz şirketin kişilik haklarının ihlal edildiği aşikardır. Somut olayımızda, haksız ve kötü niyetli olan davalı birer ay ara ile müvekkilimiz şirket iş yerinde iki kez haksız haciz yapılmasına sebebiyet vermiştir.Haksız hacizler sebebiyle müvekkilimiz şirketin manevi değerlerine dahil bulunan ticari itibarı ve ekonomik saygınlığı sarsılmış, müvekkilimiz şirketin kişilik hakları ihlal edilmiştir.Haksız hacizler sebebiyle müvekkilimiz şirket müşterileri önünde küçük düşürülmüştür. Müvekkilimizin uğradığı manevi zararın telafisi güçtür.Bilindiği üzere, manevi tazminat elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşacak miktarda ve tutarda olmalıdır.Haklı davamızın kabulüne,400.000,00-TL manevi tazminatın 16.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini," talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Mahkemenizin yukarıda esası yazılı dosyasında müvekkil aleyhine ikame edilmiş bulunan haksız ve dayanaksız tazminat davasına yasal süresi içerisinde cevaplarımızı ve itirazlarımızı sunma gereği hasıl olmuştur. Müvekkil şirket İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi ... ve İstanbul 7. İcra Dairesinin... sayılı dosyaları ile borçlu .... Şti Ve ...'den alacaklı durumdadır. Borçlunun muvazaalı olarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini tespit ettiğimiz " ... Üsküdar İstanbul" adresine İstanbul 7. İcra Dairesinin ... dosyasından yazılan talimat gereğince 11/11/2024 tarihinde İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesinin ... Tal., İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ... dosyasından yazılan talimat gereğince 16/12/2024 tarihinde İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... talimat numaralı dosyası ile müvekkil alacağının tahsili ve fiili haciz işlemlerinin ifası için fiili hacze gidilmiştir.Borcun tahsili amacı ile yapılan icra takibi ve icra takip işlemleri kapsamındaki harici tespitlerimizde borçlunun borcun doğum tarihinden bu yana organik bağ bulunan kişiler üzerinden nam-ı müstear ilişkisi kurmak suretiyle alacaklılardan mal kaçırdıkları, perdeli şirket ve şahısları aracı kullanarak borcun ödenmesi yollarını engellediği tespit edilmiştir. 11/11/2024 tarihli hacizde haciz mahalinde organik bağı gösteren borçlu firmaya ait birçok belge ve emare tespit edilmiştir.İstanbul 7. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından talimatla İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesinin ... Tal sayılı dosyası ile 11/11/2024 tarihinde gidilen hacizde davacı taraf ve çalışanları tarafından İİK m 80 ve devamı hükümleri gereğince kıymetli evrak araştırması hukuk dışı bir şekilde engellenmesine rağmen mahalde yapılan evrak araştırmasında çok sayıda borçluya ait farklı nitelikte evraklar tespit edilmiştir.Bulunan tüm bu evraklar borçlunun haciz mahalindeki adreste ticari faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu göstermekte olup davacının organik bağ bulunmadığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.Mahalde bulunanlar tarafından evrak araştırması ve bu evrakların dosyaya derç edilmesi zor kullanılarak kasten engellenmiş ve görevli memur tarafından ilgili belgeler dosyaya derç edilememiş güvenlik tedbirlerinin alınamaması sebebiyle haciz mahalinde yapılması gereken işlemler sağlıklı bir şekilde yapılamamıştır.Haciz mahalinde istihkak iddia edenler tarafından borçlu tanınmakta olup borçlu haciz mahalinde iken telefonla aranmıştır.16/12/2024 tarihinde yapılan ikinci haciz işlemi başka bir icra dosyasından kaynaklanmaktadır.istanbul anadolu banka alacakları icra dairesinin ... tal. sayılı dosyasından 16/12/2024 tarihinde yapılan hacizde elektronik ortamda borçlu şirkete ait çok sayıda belge bulunmuştur.davacının haksız haciz itirazlarının hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.müvekkil şirketin alacağı için davacının adresine hacze gidilmesi icra ve iflas kanunu 96 ve devamı maddeleri gereği olup yapılan haciz işlemleri hukuka uygundur. davacının haksız haciz sebebiyle talep etmiş olduğu tazminat davasının şartları oluşmaması sebebiyle davanın reddi gerekmektedir. 16/12/224 tarihli haciz işleminde davacı taraf haciz sırasında yaşanan olaylarla ilgili olarak tamamen subjektif beyanlarla maddi gerçekliği çarpıtmaya çalışmaktadır.Müvekkil şirketin alacağına kavuşması amacıyla İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça düzenlenen prosedüre göre hukuka uygun haciz işlemleri yapılması sebebiyle davacının haksız zenginleşmeye dayalı tazminat talebinin reddini," talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...somut olayda davalı alacaklı vekilinin talebi üzerine ... marka araç bayisi olan davacıya ait iş yerinin bir bölümünde oto koruma ve temizlik ürünleri kullanma ve uygulama işlemlerine yönelik işleri taşere ettiği dava dışı dosya borçluları .... Şti. ve yetkilisi ...’den alacaklarına yönelik olarak 11.11.2024 tarihinde İstanbul 7. İcra Müdürlüğü... sayılı (İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı) dosyadan davacı iş yerine hacze gelindiği haciz öncesi davacı vekilince borçlu taraf ile daha önceki ticari ilişkilerine dair 16.05.2016 tarihli sözleşme, 31.12.2023 tarihli sözleşme fesih protokolü, 31.01.2024 tarihli ibra protokolü ve borçlu şirketin davacı adresindeki şubenin terkinine dair sicil kayıtları vs evrakların sunulduğu ayrıca bir başka dosyadan 27.05. 2024 tarihli benzer şekilde yapılan hacizde istihkak iddiası üzerine neticeten hacizlerin kaldırıldığına ilişkin beyanda bulunup evrakların sunulduğu buna karşı alacaklı vekilince borçlular adına bir takım belgeler bulunduğundan bahisle haciz işlemlerine devam edildiği ve haczin istihkaklı bir şekilde tamamlandığı sonrasında ise İstanbul 7. İcra Müdürlüğünce... sayılı dosyada alacaklı vekiline istihkak iddiasına karşı dava açmak için süre verildiği ancak alacaklı tarafından verilen süreye rağmen herhangi bir dava açılmadığı sonrasında icra müdürlüğünce hacizlerin kaldırılmasına ve haczedilen menkullerin 3. Kişi davacıya iade edildiği hal böyleyken davalı alacaklı tarafça yaklaşık 2 hafta sonra 16.12.2024 tarihinde tarafları aynı olan bir başka dosya İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... sayılı (İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı) dosyadan yine davacı iş yerine hacze gelindiği davacı vekilinin haciz sırasında yukarıda beyan edilen süreci haciz tutanağında görüleceği üzere zapta geçirmesine ayrıca iş yerinde borçlulara ait tespit edilen evrakların taraflar arasındaki önceye ait ticari ilişkiyi gösterir evraklar olduğu belirtilmesine rağmen yine davalı alacaklı vekilince işyerinde bir takım evrakların bulunduğundan bahisle haczin devamı talep edilip haciz işlemlerinin yapılmasının sağlandığı ve yine istihkaklı bir şekilde haciz işlemlerinin tamamlandığı sonrasında ise 3.kişi davacı tarafın istihkak iddiasına yönelik davalı alacaklıya İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünce istihkak davası açmak amacıyla süre verildiği ancak verilen süreye rağmen herhangi bir dava açılmadığının ayrıca davalı tarafça ileri sürdüğü organik bağ iddiasına yönelikte açılmış herhangi bir dava bulunmadığının anlaşıldığı bu haliyle davalı alacaklı vekilince her ne kadar farklı dosyalar olsa da tarafları aynı olan dosyalar açısından ilk hacizde istihkak iddiasının geçersiz kılınamaması hatta bu yönde bir girişimde dahi bulunulmamasına rağmen dolayısıyla haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik olarak yaklaşık 2 hafta sonra tekrar hacze gelinip haciz işlemleri yapılmasının davalı alacaklının sırf davacıya zarar vermek amacıyla haksız haciz işlemi yaptığını bir başka ifadeyle davalının kötü niyetinin ve ağır kusurunun bulunduğunu gösterdiği buna bağlı olarak davacının ticari itibarının aleni olarak zedelendiği ve tüzel kişiliğinin manevi olarak zarar gördüğü anlaşılmakla mahkememizce uygun görülen takdiren 50.000 TL manevi tazminatın 16.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Davanın Kısmen Kabulü ile; takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın 16.12.2024 tarihinden itibaren tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını,müvekkili şirketin alacağı için davacının adresine hacze gidilmesi İcra Ve İflas Kanunu 96 ve devamı maddeleri gereği olup yapılan haciz işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın eylemiyle zarara sebebiyet verdiği, yapılan haciz işlemlerinde davalının ağır kusurlu olduğu ve dava konusu olayda manevi tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2025/269 Esas 2026/4 Karar sayılı 07/01/2026 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 853,87 TL'nin mahsubuyla bakiye 2.561,63 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026