Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1735 E. 2026/4282 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1735
- Karar No
- 2026/4282
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/1735 KARAR NO:2026/4282 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/02/2026 NUMARASI:2022/165 Esas - 2026/143 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/10/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde;Dava öncesi yapılan arabuluculuk müracaatında, davalılar ile 01.11.2021 tarihli ve 2021/110872 dosya numarası üzerinden yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, dava dışı üçüncü kişiler tarafından, müvekkili adına sahte kimlik çıkartıldığını, sahte kimlik ile davalı ... Aş. nezdinde müvekkili adına kredi kullanıldığını, İzmir 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/136E.sayılı dosyasında davalı ... Aş.şikayetçi konumunda olduğu, Davalı banka,müvekkili ... adına sahte kimlik ile kredi kullanıldığını bildiğini,İşbu dava dosyasının kesinleştiğini;29.01.2024 tarihinde davalı banka tarafından müvekkili ... aleyhine İzmir 2.İcra Müdürlüğünün....sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını;İcra dosyasının 2019/12878E. olarak yenilendiğini,Davalı Banka,Ceza yargılamasından bilgisi olmasına rağmen sahte kimlik kullandırılan kredi bedelini müvekkilinden tahsil etmek için icra takibi başlattığını ve işlemlerine devam ettiğini,Müvekkilinin hiçbir zaman İzmir'de yaşamadığını, İcra dosyasında adres olarak gösterilen ....,Ankara ... Bornova/İzmir adresi olarak belirtilen adreste ikamet etmediği için icra takibinden de haberdar olmadığını ve takibe itiraz edemediğini; 29.01.2007 tarihinde davalı banka müvekkili aleyhine başlattığı icra takibini diğer davalı şirkete devir ettiğini;Davalı ... şirketinin devir aldığı icra dosyasında ilk başta işlem yapmadığını,daha sonra işlem yaparak müvekkili hakkında haciz işlemi uyguladığını;taraflarınca icra takibine dayanak belgelerin sahte olduğu bildirilmesine rağmen icra takibine ısrarla devam edildiğini; 27.07.2021 tarihnide ... Şirketi aleyhine menfi tespit davası açıldığını, davalı şirketin icra takibine konu evrakların sahte olduğunu ve bu hususta Ağır Ceza Mahkemesi kararı olduğunu bilmesine rağmen ısrarlı bir şekilde icra takibine devam ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline ait araçların trafikten men edilmesinin talep edildiğini,müvekkili adına olan tüm araçlara haciz konulduğunu, müvekkilinin aracının trafikten men edilmesinden dolayı zorunlu olarak ihtirazi kayıtla icra dosyasına borcun ödendiğini; 09.12.2021 tarihli celsede davaya istirdat davası olarak devam edilmekte olup duruşmasının 17.03.2022 tarihine bırakıldığını; 09.10.2021 tarihinde müvekkiline ait ... araç çalışmakta iken iş kapsamında yük taşımacılığı yapıldığı sırada Yalova Çiftlikköy Taşköprü Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından tanzim edilen tutanak ile trafikten men edildiğini; 11.10.2021 tarihinde haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla icra dosyasına 27.508,70-TL. ödeme yapıldığını, bu ödeme sayesinde müvekkiline ait araç üzerindeki haciz/yakalama şerhinin kaldırıldığını, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli icra takibine ısrarla devam ederek hakkı olmayan bir bedeli tahsil ettiğini; Davalının tahsil ettiği bedeli halen de iade etmediğini; hernekadar icra dosyasına ödenen miktarın istirdadına ilişkin İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/495E.sayılı dosyasından yargılama devam etmekte ise de haksız haciz sebebiyle manevi zararların giderilmesi için işbu davanın açıldığını; Manevi Tazminat Taleplerini, sahte evraklarla müvekkili adına kredi kullandırılması,Sahte evrak ile kredi kullandırıldığı bilinmesine rağmen icra takibinin açılması ve icra takibine devam edilmesinde ısrar edilmesi,Sahte evrak ile müvekkili adına kredi kullanıldığı bilinmesine rağmen icra dosyasının diğer davalı şirkete devir edilmesi;Devir alan şirketin sahte evrak ile ilgili itirazlarına ve kesinleşmiş ağır ceza mahkemesi kararına rağmen icra takibine devam etmesi,Devir alan şirketin menfi tespit davasının da bulunmasına rağmen sahte evraka dayalı icra takibine devam etmekte ısrar etmek suretiyle müvekkiline ait ticari aracın trafikten men edilmesine ve müvekkilinin taahhütlerinin yerine getirilmesine engel olunması, Müvekkilinin taraf olmadığı bir borçtan sorumlu tutularak hakkında 17 yıl boyunca borçlu olarak tutulmasının ticari siciline olumsuz etkisinin yıllar boyunca devam etmesi, Sahte evraka dayalı haksız icra takibinin açık tutulmasından ötürü uzun yıllar boyunca müvekkilinin kredi itibarının bozulmasına sebep olunması, Sahte belgelerle müvekkili adına kredi kullanıldığı hususunun İzmir 6.Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğu, davalı Banka'nın da ceza dosyasının tarafı olmasına rağmen icra takibine devam ederek davacı tarafın menfi tespit davasını açmaza ve haksız şekilde icra dosyasına ödeme yapmaya zorlanması olarak özetlenebileceğini; maddi tazminata yönelik talep hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000-TL. manevi tazminatın 29.01.2004 haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde;Davacı tarafından nüfus cüzdanını sahte olarak düsenleyip davacı adına kredi kullanan şahsa münferiden dava açmak yerine kusuru olmayan ve kredinin tahsili için usul ve yasaya uygun işlemler yapan müvekkili şirkete karşı da dava açılmaması sebebiyle sıfat yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini,davaya konu icra takibinin 20.09.2019 tarihinde yenilendiğini,krediye ilişkin açılmış ceza davasının 2004 yılında ikame edildiğini,dolayısı ile haksız fiil hukuki sebebine dayanan işbu davaya konu olan tazminat talebinin BK.72.maddesine göre iki yıllık zamanaşımına uğradığını;BK.72.maddesinde ' tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı' hükmüne haiz olduğunu, davacının banka tarafından başlatılan icra takibine itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini,icra takibine ilişkin başkaca hukuki bir yola başvurulmadığını;davaya konu alacağın diğer davalı ... TAŞ.tarafından müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, temlik işlemi sonrasında ilgili icra dosyasının yenilenerek ....nosunu aldığını, davacı tarafından işbu takibe de süresi içinde itiraz edilmediği, menfi tespit davasında banka kayıtları tetkik edildiğinde davacının icra takibine konu alacağın mevcut olup olmadığı tespit edileceğini,ayrıca ceza mahkemesi tarafından verilen hükmün BK.74.maddesine göre hukuk hakimini bağlamayacağını; menfi tespit davasında banka kayıtları tetkik edildiğinde davaya konu kredinin davalıya ödenip ödenmediği, davalı tarafından kredinin geri ödemelerinin yapılıp yapılmadığının açıkça görüleceğini; ayrıca davacı tarafından davaya konu icra takibinin dayanağı olan kredinin sahte kimlikle üçüncü kişi tarafından kullanıldığı, krediyi kullanan bu şahı hakkında mezkur eylemi sebebiyle mahkumiyet hükmü verildiği, bu hükmün kesinleştiğinin iddia edildiğini, bu konuda dava dosyasına ibraz edilmiş bir karar bulunmadığını, BK.74.maddesinde ' Hakim,zarar verenin kusurunun olup olmadığı,ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da,hukuk hakimini bağlamaz' hükmünün yer aldığı; Mahkeme tarafından ilgili ceza davasında verilen hüküm nazara alınmadan Mahkemece davaya konu kredi belgeleri üzerinde yer alan imzalar ile davacının imzalarının mukayeseli olarak incelenmesi neticesinde karar verileceğini, Müvekkili şirket tarafından davaya konu alacağın usulüne uygun bir şekilde temlik alındığını ve yasal mevzuat kapsamında icra işlemlerine devam edildiğini; davacı tarafından açılan menfi tespit davasında da ihtiyati tedbir talebinin İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/295E.sayılı dosyasından 21.09.2021 tarihinde ret edildiğini;dolayısı ile müveekkili şirketin icra takip işlemlerini yapmasına engel teşkil eden bir karar bulunmadığı, müvekkili şirket adına yapılan icra takip işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu,kusurlarının bulunmadığını, dolayısıyla BK.49.vd.maddeleri gereğince müvekkili şirket aleyhine manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, manevi tazminata hükmedilebilmesi için; davaya konu olayın,özellikle manevi zararın esaslı unsurunu teşkil eden kişilik değerlerindeki objektif eksilme noktasına ulaştığının saptanması gerektiğini, somut olayda bu unsurun bulunmadığını,kişilik değerleri, bireyin kişilik haklarını meydana getirmekte olup kanunda tanımlanmamış olmakla birlikte Yargıtay kararlarına göre manevi tazminata konu olabilecek kişilik haklarının, kişinin yaşamı, kişinin sağlığı, kişinin vücut bütünlüğü, kişinin ruh bütünlüğü, müdahale edildiğinde kişinin üzüntü veya elem duymasına yol açan diğer fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri olduğunu; tazminat hukukunun bireye ait bu değerlerin korunması amacıyla kişilik hakları herhangi bir suretle ihlal edilenlere manevi tazminat davası açma hakkı tanındığını, bir kimsenin her üzüntü duyduğu olay ve olgu karşısında manevi tazminat isteme hakkının doğmayacağını, bu hususun Yargıtay içtihatlarında da açık bir şekilde vurgulandığını (emsal:Yargıtay 1.HD 1996/3713E,1996/4111K, Tarih 08.04.1996); somut olayda davaya konu olayda ,özellikle manevi zararın esaslı unsurunu teşkil eden kişilik değerlerindeki objektif eksilme noktasına ulaştığının iddia edilmesinin mümkün olmadığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte ,davaya konu olan manevi tazminat talebinin fahiş olduğu, davacının zenginleşmesine sebep olacak nitelikte olduğu;BK.56.maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olması gerektiğini,hükmedilecek bu paranın zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığını, bir ceza olmadığı gibi,mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini; o halde bu tazminatın sınırının, onun amacına göre belirlenmesi gerektiğini; takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterildiğini; bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde gösterilmesi gerektiğini,davacı tarafından nüfus cüzdanını sahte olarak düzenleyip davacı adına kredi kullanan şahsa münferiden dava açmak yerine kusuru olmayan müvekkili şirkete karşı dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olup, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu;Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/9-1792E,2014/584K,07.05.2014 kararında ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; hakkın kötüye kullanımının kabulü halinde; herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğundan bir hakkın açıkça kötüye kullanılması durumunda hukuk düzeni tarafından korunmayacağını; dolayısı ile MK.2.maddesi hükümleri nazara alınarak dürüstlük kuralına aykırı olan, hakkın kötüye kullanılması mahiyetindeki davanın reddi gerekeceğini; davanın öncelikle sıfat yokluğundan usulden reddi gerekeceğini, haksız fiil hukuki sebbine dayanan işbu davada BK.72.maddesine göre 2 yıllık zaman aşımı süresinden sonra ikame edildiğinden zamanaşımı yönünden davanın reddi gerekeceğini,mahkemece davanın esasına geçilmesi halinde de ayrıntılı olarak izah edilen sebeplerle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... T.A.Ş vekili cevap dilekçesinde; Davacının müvekkil bankaya olan kredi kartı borcundan dolayı aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, ... A.Ş. İle müvekkil ... arasında yapılan 29.01.2008 tarihli satış sözleşmesi gereğince Beyoğlu ... Noterliği'nce 21.02.2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile onaylı alacak temlik sözleşmesi ile İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ... A.Ş.'ne temlik edildiğini, Menfi tesbit davasına konu alacak ...A.Ş.'ne temlik edildiğinden, müvekkil ... T.A.Ş.'nin davada taraf sıfatı bulunmadığını, bu sebeple davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle müvekkil ... T.A.Ş. açısından reddedilmesi gerektiğini, davanın konusu, haksız haciz sebebiyle manevi tazminat talebi olduğunu, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası 2004 senesinde açıldığı ve 29.01.2008 tarihli temlik sözleşmesi gereğince ... A.Ş.'ne devredildiğini, bu tarihe kadar herhangi bir haksız haciz işlemi yapılmamakla birlikte, fiilin vuku bulduğu tarihten itibaren 10 yıl, öğrenme tarihinden itibaren de 2 yıl geçtiğinden dava hakkı zamanaşımına uğradığını, davacının hem İzmir 2. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına, hem de yenilenen .... sayılı dosyasına itiraz etmediğini, 2004 senesinden bugüne kadar müvekkili bankaya bu konu ile ilgili herhangi bir başvuru yapmadığını, haksız haciz işleminin uygulandığı iddia edilen icra takibinin kaldırılmasına yönelik herhangi bir çabası olmayan davacının, temlik alan tarafından haciz işlemi uygulandıktan sonra tazminat davası açmasının kötüniyetli olup, haksız kazanç elde etme amacını taşıdığını belirterek, davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince;"...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;Dava dilekçesinde, sahte evrakla davacı adına kredi kullanıldığı bilinmesine rağmen icra takibi başlatılması, icra dosyasının devredilmesi, haciz baskısı altında haksız tahsilat yapılmasından ötürü davacının uğradığını iddia ettiği manevi zararları için 100.000,00-TL manevi tazminatın 29/01/2004 haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi talep edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde MAhkememizce alınan bilirkişi raporunda genel itibariyle takip işlemlerinin usule uygun olduğu ve haksız haciz bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılmışsa da,MAhkememizce dosya kapsamındaki tüm delil ve celp edilen belgeler birlikte incelendiğinde; öncelikle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/495 esas 2022/859 karar sayılı dosyasında gerekçe kısmında davacının Sultanbeyli VD yazı cevabına göre tacir olduğu belirtildiğinden ve davanın dayanağı haksız fiil niteliğindeki haksız haciz işlemi olması sebebiyle tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olduğundan MAhkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/495 esas 2022/859 karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ... AŞ olduğu, davanın sahte kimlik kullanmak suretiyle davacı adına kredi ve kredi kartı kullandığından ve bu hususun İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas sayılı dosyasında kesin olarak tespit edildiğinden bahisle İzmir 2. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası yönünden borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, yargılama neticesinde davacının menfi tespit talebinin kabulüne ve ödenen tutarın da istirdadına karar verildiği görülmüştür.İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas dosyası incelendiğinde; müdahillerin ... Bankası AŞ (...), ... TAŞ ve ... AŞ olduğu, sanıkların ise ... ve ... ... olduğu, yargılama konusu suçun dolandırıcılık ve sahtecilik suçları olduğu, yapılan yargılama neticesinde 14/12/2006 tarihinde 2006/612 karar sayılı kararında sanık ... ...’ın ... ve ... sahte kimliğini, sanık ...’ın ... ve ... sahte kimliğini kullanarak ... şubelerine müracaat edip aldıkları sahte kredi kartları ile adı geçen bankayı dolandırmak suçundan sabit olan eylemlerine uyan 5237 sayılı yasanın 7/2 maddesi delaletiyle 765 sayılı TCK.nun 504/1 maddesi gereğince hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 28/11/2008 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.İzmir 2. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ... TAŞ, borçlunun ... olduğu, takibin 1.605.389,501-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının alacaklı banka ile borçlu arasında imzalanan kredi kartı sözleşmesi, hesap ekstresi, hesap kat ihtarnamesi olduğu, takip tarihinin 29/01/2004 olduğu, takip başlatıldığında dosyanın 2004/762 esas sırasına kayıtlı olduğu, devamında temlik alan ... AŞ'nin yenileme talebi üzerine 2014/2610 yeni esas sırasına kaydedildiği, sorasında yine yenilenerek 2019/12878 yeni esas sırasına kaydedildiği görülmüştür. Emsal niteliğindeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2018/1317 esas 2019/1502 karar sayılı ilamında; "...Dava, haksız eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, dava dışı ...'in davacıya ait kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi resmi bulunan sahte nüfus cüzdanı ve sahte ikametgah belgesi ile 03/10/2008 tarihinde ...bank ... şubesinden 10.100,00 TL kredi çektiği, sahte nüfus cüzdanının kredi işlemi sonrasında bu kişiye iade edildiği, bu kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün.../... üzerine icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davacıya 12/01/2009 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, sonrasında icra dosyasına herhangi bir işlemin yapılmadığı, olaya ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../... -.../... Karar sayılı kararı ile sanık ...'in TCK'nın 15/1-j-son maddesi ve 204/1 maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırıldığı, bu kararın Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleştiği tespit edilmiştir.Buna göre, davalı banka tarafından basiretli bir tacir gibi davranılarak, kredi başvurusunda bulunan kişinin kimliği, ikametgahı, ekonomik durumu, çalıştığı yer vs. konularında usulüne uygun araştırma yapılmasından sonra kredi başvurusu değerlendirilmesi gerekirken, bu yönde gerekli dikkat ve özen gösterilmeden, sahte kimlik ve ikametgaha dayalı olarak davacı adına kredi kullandırılmıştır.Benzer olaylara ilişkin görülen davalar neticesinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2014/12811 E. - 2014/13983 K, 2014/14323 E. - 2015/11770 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere,bu durumda davalının haksız icra takibi yaptığı sabit olduğundan, davacının varsa TBK'nın 49/1 maddesine göre maddi tazminat ve TBK'nın 58/1-2 maddesine göre manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur..." denilmek suretiyle, özellikle sahte kimlikle kredi kullanımı gibi olaylar sebebiyle somut olaya benzer nitelikte olup, Bankanın kredi kullanımı sırasında basiretli tacir olarak özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve bunu bilerek takip başlatması sebebiyle takibin yapılması başlı başına haksız fiil olarak değerlendirilmiştir.Somut olayda özellikle kronolojik sıralamaya dikkat edildiğinde; dava konusu tazminata dayanak icra takibinin başlatıldığı tarih-29/01/2004 tarihidir, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas dosyasında dava tarihi 05/04/2004 tarihidir, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas dosyasında davalı ... müşteki olup, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas dosyasında davacının adı geçerek davacının sahte kimliğinin ... ... tarafından kullanıldığına ve İzmir'de birçok şubede kredi kartı alındığına/ kredi kullanıldığına değinilmiştir, yine İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas dosyasında 11/10/2006 tarihinde karar verilmiş ve ... ... hakkında kesinleşme tarihinin 28/11/2008 olduğu görülmüştür.Öncelikle ceza davası takip tarihinden sonra açıldığından davalı ...'ın davacı hakkında takip yapmasının başlı başına kötüniyetli olduğundan söz edilemez, ancak devam eden süreç incelendiğinde; takip dosyasında davacıya ait araca yakalama şerhinin 23/06/2021 tarihinde işlendiği, davacının davalı Banka aleyhine 27/07/2021 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/495 dosyası ile menfi tespit davası açtığı, takibe konu kredideki imza için imza inkarında bulunduğu, MAhkemece evrak aslının istendiği, kesin süre verilerek sonuçlarının ihtar edildiği ancak evrak asılları sunulmadığı, bu arada davacı tarafından takip dosyasına 11/10/2021 tarihinde ihtirazi kayıtla ve haciz baskısı açıklamasıyla 27.686,96-TL ödeme yapıldığı, yargılama neticesinde davacının menfi tespit talebinin kabulüne ve ödenen tutarın da istirdadına karar verildiği, davalı ... tarafından takip dosyasındaki alacaklarının 19/03/2008 tarihinde temlik edildiğinin takip dosyasına bildirildiği, temlik alan ... tarafından da takip dosyasında, takibin yenilenmesi ve takip dosyası aslının İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 esas dosyasından istenmesi talebinde bulunmuş olup, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, takip dosyasında davacının aracına 23/06/2021 tarihinde yakalama şerhi işlenmek suretiyle kaydi haciz yapıldığı, takip tarihi itibariyle ceza davası henüz açılmadığından davalı bankanın takip başlatmakta kötüniyetli olduğundan söz edilemese de, ceza dosyasında müşteki olması, davacının sahte kimliği ile kredi kullanıldığı hususunun yargılamaya yansıdığı, sanık ...'ın beyanında da bu hususun belirtildiği, davalı BAnkanın müşteki olarak ceza yargılamasından haberdar olduğu, davalı ...'ın da temlik sonrası icra dosyası aslının istenmesini talep ettiği göz önünde bulundurulduğunda onun da ceza yargılamasından haberdar olduğu, ayrıca davacının davalı Banka aleyhine açtığı menfi tespit davasında açıkça imza inkarında bulunduğu, evrakların temlik alan ...'tan da müzekkere ile istendiği, bu hali ile takip başlatıldıktan sonra araç üzerindeki kaydi haciz tarihi olan 23/06/2021 tarihinde her iki davalının da imza inkarı ve sahte kimlikle kredi kullanıldığına dair ceza yargılamasından haberdar olması ve özellikle araç üzerinde yakalama şerhi işlenmek suretiyle kaydi haciz tarihinin ceza MAhkemesi kararının verildiği 11/10/2006 ve kesinleşme tarihi olan 28/11/2008 tarihinden sonra 23/06/2021 tarihinde olması sebebiyle haksız haciz olduğu, davalı Bankanın temlik tarihinin de ceza Mahkemesince mahkumiyet kararı verildikten sonra olması ve bankanın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü dikkate alındığında temlik tarihinde kesinleşmemiş olsa dahi verilmiş ceza kararı gereği tahsil edilmesi şüpheli bir alacağı temlik ettiği ve temlik edilmeden evvel haciz tatbik edilmediği savunmasının da bu hali ile Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesi gereği dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, netice olarak 23/06/2021 tarihli haksız haciz sebebiyle davacının uğradığı manevi zararlardan her iki davalının da birlikte sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiş, bu sebeple de davalıların husumet itirazı yerinde görülmemiş, ayrıca zamanaşımı itirazında bulunulmuşsa da haksız haciz tarihi olan 23/06/2021 tarihinden itibaren 2 yıllık süre dolmadan dava açıldığı belirlendiğinden zamanaşımı itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Manevi tazminatın miktarının değerlendirilmesinde UYAP sistemi üzerinden davacının Takbis sorgulaması yapılmış ve alınan rapor kaydedilmiş olup, yapılan sorgulama neticesinde davacının belirlenen sosyal ve ekonomik durumu, adına kayıtlı malvarlığı dikkate alındığında, davacının talep ettiği tutarın davacı açısından zenginleşmeye yol açacak düzeyde olmadığı, davalıların ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü hususları göz önünde bulundurulduğunda 100.000,00-TL talebin yerinde olduğu değerlendirilmiş, haksız fiil tarihi 23/06/2021 olduğundan ve davacının da tacir olduğu İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/495 esas sayılı dosyasında da belirlendiği göz önünde bulundurulduğunda ticari faiz istenebileceği anlaşılmakla, 100.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 23/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davanın kabulüne, 100.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 23/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalılar vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; Davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından nüfus cüzdanını sahte olarak düzenleyip davacı adına kredi kullanan şahsa münferiden dava açmak yerine kusuru olmayan ve kredinin tahsili için usul ve yasaya uygun işlemler yapan müvekkili şirkete karşı dava açılması sebebiyle öncelikle sıfat yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından ceza yargılaması kesinleşmeden ve imza inkarınında mevcut olduğu hukuk davası neticelenmeden icra işlemlerine devam etmesinde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davaya konu olan manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde;Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını,somut olayda, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davaya konu olan manevi tazminat talebinin yüksek olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK md. 72'ye göre; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacıya ait ... plakalı araca 23.01.2021 tarihinde yakalama şerhi konulduğu, dolayısıyla bu tarih itibariyle haksız haczin halen devam ettiği, davanın açıldığı tarihin ise 10/03/2022 olduğu, buna göre somut olayda zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir.Dosyada mevcut delil durumuna göre,davacıya ait ... plakalı araca 23.01.2021 tarihinde yakalama şerhi konulduğu, ... plakalı ticari aracın 23.06.2021-11.10.2021 tarihleri arasında kullanımının mümkün olmadığı,davalı tarafın yaptığı haciz işleminin bir hakka (alacağa) dayanmadığı,haciz tarihi itibarı ile davacıdan icra takibine dayanak bir hak veya alacağının bulunmadığı, davalı tarafça borçlunun kimlik bilgileri ve adresinin doğru tespiti hususunda basiretli bir tacir gibi davranıp gerekli özen gösterilmediği sabittir. Bu hali ile, yapılan işlemin haksız haciz niteliğinde olduğu, davalıların haciz işleminde ağır kusurlu olduğu, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, bu itibarla Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir. Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalıların eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/165 Esas 2026/143 Karar sayılı 25/02/2026 günlü kararına yönelik davalılar vekillerinin tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.707,75 TL'nin mahsubuyla bakiye 5.123,25 TL harcın davalı ... Şirketinden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 732,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 6.099,00 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026