Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2772 E. 2026/4469 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2772
Karar No
2026/4469
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/2772

KARAR NO:2026/4469

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:02/07/2025

NUMARASI:2024/514 Esas - 2025/591 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi ... ile ... Caddesi kesişimi Esenyurt/İstanbul adresinde 20.09.2022 tarihinde davalılardan ... tarafından yürütelen iş kapsamında, taşeron firma .... A.Ş. şirketine bağlı ekipler ve çalışanları tarafından yapılan kazı çalışmaları esnasında müvekkilimize ait tesisler hasara uğratılmıştır. Davalı taraflarca yapılan kazı çalışması esnasında müvekkile ait yer altı şebekeleri, davalıların ekiplerinin ve işçilerinin kusuru sonucu zarar görmüştür. davalı ... ile diger davalı arasında, imzalanan sözlesme hükümleri gereğince TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıstıran iliskisi vardır. Davalıların ekiplerinin ve işçilerinin müsebbibi olduğu zarardan sorumlu olduğu izahtan varestedir. Davalı ...'nin taşere ettiği iş kapsamında sorumluluğu devam etmektedir. ..., işçilerin ve ekiplerin kendi bünyesinde bulunan çalışanlar olmadığı gerekçesiyle sorumluluktan kurtulamaz. Davalılardan ..., işin asıl sahibi olarak, işin görülmesinde taşeron firma .... A.Ş. ile birlikte müteselsil sorumlu durumundadır.Görülen işin gereğince Asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmuştur. Davalı ...'nin asıl işveren pozisyonunda, işin gereği gibi görülmesinde kusursuz olarak sorumluluğu sürmektedir. Müvekkilin altyapı ağında meydana gelen zararın yapılan kazı çalışması dışında bir sebepten kaynaklanması hayatın olağan akışına aykırıdır.Davalıların ekiplerinin ve işçilerinin yürüttüğü kazı çalışması yapılırken kullanılan kepçenin dışarıdan bir müdahale ile müvekkilin kablo ve sair yapıya zarar verdiği açıktır. Müvekkil şirketçe hasarın bir an önce giderilmesi, müşterilerinin mağdur olmaması adına hasarı ivedi bir şekilde onararak zararı minimuma indirmeye çalışmıştır. Ancak davalılar müvekkilin iyi niyetini suistimal ederek ödeme yapmaktan kaçınmıştır.Davamızın kabulüne,davalıların İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’ nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına,% 20´den aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı...Şirketi vekili cevap dilekçesinde;Müvekkil şirket Istanbul Su ve Kanalizasyon Idaresi tarafından ihale edilen Avrupa Bölgesi 6. Kısım Müteferrik Atıksu, Yagmursuyu Kanalı ve ... işi kapsamında çalışmalarını halen sürdürmektedir.Davaya konu edilen "... Mahallesi ... ile ... Caddesi kesişimi Esenyurt/İstanbul" adresini de kapsayan dere ıslah işine henüz başlanmadan, diğer davalı kurum ... tarafından bahse konu alanda, davacıya ait usulüne aykırı şekilde dere yatağından geçirilmiş yeraltı iletişim hatlarının olduğu tespit edilerek davacı kuruma bildirilmiştir.Her iki kurumun ilgili birimlerinin görüşmeleri neticesinde söz konusu yeraltı iletişim hatlarının yerlerinin degistirilmesi (deplase) konusunda mutabık kalınmıştır. Bu kapsamda davacı şirketin hasar gördügü iddia edilen yeraltı iletisim hatlarının yerlerinin degistirilmesi çalışmaları davacı sirketin gözetim ve denetiminde ve yine davacı sirket personeli tarafından gerçekleştirilmiş, bu çalısmalara sirketimiz de herhangi bir ücret almaksızın personel ve iş makinası görevlendirmek suretiyle ve davacı ile diger ilgili kurumların emri ve talimatı altında hareket etmek suretiyle kısmen katılmıştır.Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iletişim hatlarının değiştirilmesi işinden başka varsa herhangi bir hasarın objektif şekilde ortaya konulması ve bu hasardan müvekkil şirketin nasıl, ne şekilde ve hangi miktar üzerinden sorumlu olduğunun ispatlanması gerekir. Yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından haksız fiile dayandırılan hasarı için reeskont faizi istenmesi hukuka uygun değildir.Öyle ki dava konusu haksız fiile dayanmakta olup, haksız fiilden kaynaklı taleplerde ancak ve ancak yasal faiz istenebilir. Ayrıca temerrüd şartları oluşmadığından olay tarihinden faiz istenmesinin de kabulü mümkün değildir.Yüksek Mahkemenin haksız fiilden dolayı işleyecek faize ilişkin görüşü açıktır.haksız ve mesnetsiz açılan davanın ve ferilerinin esastan reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından açılan davada, meydana geldiği iddia olunan hasarla ilgili olarak müvekkil idareye kusur izafe edilmek suretiyle uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir. Davacı tarafın iddia ettiği gibi meydana gelen hasarda müvekkil idarenin kusuru söz konusu ise bu ancak bir hizmet kusuru olabilecektir.Uyuşmazlık mahkemesinin kararı sebebiyle huzurdaki davanın idari yargıda görülmesi gerekmektedir.Kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek isteriz ki davacı şirket huzurdaki dava ile müvekkil idarenin altyapı çalışmaları yaptığı esnada davacı şirkete ait kablolara hasar verdiğini iddia etmektedir.Esasen bu iddia müvekkil idarenin hizmet kusurundan dolayı meydana geldiğinin ifadesidir. Müvekkil idare ...'ye işbu davada husumet yöneltilemeyeceğinden huzurdaki davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekmektedir.Müvekkil idare ... Genel Müdürlüğü ilgili daireleri yazısında, söz konusu adresle ilgili kurumumuzun elektronik kayıt sisteminde yapılan incelemede, ... Mahallesi ... ile ... cad. kesişimi Esenyurt/İstanbul adresinde müvekkil İdare'nin herhangi bir çalışmasının olmadığı belirtilmiştirMüvekkil idarenin yazılarından da anlaşılacağı üzere, müvekkil idarenin davacı şirketin kablolarında meydana gelen hasara sebep olacak herhangi bir eylemi söz konusu değildir. Dolayısıyla müvekkil idarenin, hasarın meydana gelmesine sebebiyet veren kusurlu ya da kusursuz herhangi bir davranışı, eylemi bulunmamaktadır.Bu sebeple huzurdaki dava konusu hasar iddiası ile ilgili olarak müvekkil idareye atfedilecek bir kusur ve buna bağlı olarak yüklenecek bir sorumluluk veya husumet söz konusu değildir.Ayrıca davacı vekili, müvekkil idarenin tam olarak hangi eylemi ile söz konusu hasara sebebiyet verdiğini açıklamadığı gibi, işbu hasara sebebiyet veren eylemi ispatlar bir delil sunmuş değildir. Yine davacı vekili huzurdaki davada, dava dilekçesi ekinde hasar iddiasına ilişkin herhangi bir delilin tarafımıza tebliğini sağlamış da değildir.Esasen davacı tarafın davasını dayandırabileceği bir delil de bulunmamaktadır. Bu aşamadan sonra davacı tarafın sunacağı deliller 6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olacağından davacı vekilince herhangi bir delil sunulmasına da muvafakimiz bulunmamaktadır.Davacı davasını hasar dosyasına ve tek taraflı olarak düzenlediği hasar tutanağına dayandırmakta ise de, anılan belgelerin tek başına delil değeri bulunmamaktadır.Davacı dava dilekçesinde hasar meydana geldiğini iddia etmekte ise de bu hasarın müvekkil idarenin fiili ve kusuru ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir kanıt sunabilmiş değildir.Öte yandan davacı her ne kadar müvekkil idare yüklenicisi olan .... İnş.'a da husumet yöneltmiş ve işbu hasara sebebiyet verdiğini belirtmiş ise de belirtilen hasar tutanağı tek taraflı hazırlanmıştır.Hasarın söz konusu şirket tarafından meydana getirildiği hususu kesin değildir.Dolayısıyla mahkemenin bu hususun açıklığa kavuşturması gerekmektedir.Açılan dava bir tazminat davasıdır.Davacı tarafından dosyaya sunulan hasar tutanağında hasara sebebiyet verenin ... olduğu belirtilmiş ise de buna ilişkin anılan ifade dışında bir delil bulunmamaktadır.Öncelikle yargı yolunun caiz olmadığı itirazımızın kabulü ile, mahkemenizin görevsiz olması sebebiyle davanın usulden reddini,davanın öncelikle usule ayıkırılık ve husumet itirazlarımız ile davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmaması sebebiyle reddini;Davacının davasının esastan ve tümüyle reddini, davacının faiz isteminin tümüyle reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ....sayılı dosyası,24/03/2025 tarihli bilirkişi raporu, 08/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, hasar keşif tutanağı, sözleşmeler, ticari defter ve kayıtlar ve tüm dosya kapsamı.Dava;Haksız fiilden kaynaklı olarak davalılar aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde gereğince iptali talebine ilişkindir.İstanbul 14.İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı ...Şirketi tarafından, borçlu ... Şirketi ile ... aleyhine 77.582,04TL asıl alacak, 10.012,33TL asıl alacak olmak üzere toplam 87.594,37TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık reeskont faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü gereğince 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişiden alınan 24/03/2025 tarihli raporda özetle;"Davacı Şirketin Dava Tarihi İtibarıyla Alacağı:Davacı şirketin asıl alacağı 47.483,15 TL İcra takip tarihine kadar birikmiş faiz 11.289,61 TL Davacı şirketin toplam alacağı 58.772,16 TL, Davacı Şirketin Dava Tarihi İtibarıyla Alacağı: Dava tarihi itibariyle davacı ... A.Ş.'nin 58.772,76 TL zararının; davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 16.792,21 TL ve davalı .... A.Ş.'nin ise 41.980,55 TL ödemeleri gerektiği..." rapor edilmiştir.Bilirkişiden alınan 08/06/2025 tarihli ek raporda özetle; "Gecikme zammı hesabı tekraren yapılmış ve detayları verilmiştir. Davacı Şirketin Dava Tarihi İtibarıyla Alacağı:Davacı şirketin asıl alacağı 47.483,15 TL İcra takip tarihine kadar birikmiş faiz 13.691,48 TL Davacı şirketin toplam alacağı 61.174,63 TL Dava tarihi itibariyle davacı ... A.Ş.'nin 58.772,76 TL zararının; davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 17.478,46 TL ve davalı ..., A.Ş.'nin ise 43.696,17 TL ödemeleri gerektiği..." rapor edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 20.09.2022 tarihinde ... Mahallesi, 19 ... ile ... Caddesi kesişimi Esenyurt/İstanbul adresinde davalılar tarafından yapılan kazı çalışmaları esnasında davacıya ait kablo ve tesisatta hasar meydana geldiği; söz konusu hasarın, hasar tutanağı, fotoğraf ve yazışmalar kapsamında sabit olduğu; mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir bilirkişi raporu göre, hasarın meydana gelmesinde davacı yanın % 30 oranında, davalıların ise % 70 oranında kusurlu oldukları, davalı ... Şirketi'nin diğer davalı ... adına kazı çalışması gerçekleştirdiği, bu sebeple her iki davalının meydana gelen zarardan dolayı davacı yana karşı TBK m. 61 gereğince müteselsilen sorumlu oldukları, davacı yanın hasardan kaynaklı olarak malzeme bedeli ve işçilik bedeli olarak 47.483,15 TL asıl alacak ile hasar tarihinden takip tarihine kadar 13.691,48 TL işlemiş faiz talep edebileceği, bu sebeple davalıların takibe yapmış oldukları itirazın kısmen yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, alacağın likit ve hesaplanabilir bir alacak olmaması sebebiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile takibin 47.483,15 TL asıl alacak 13.691,48 TL takibe kadar işlemiş faiz üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,Koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı ... Gen. Müd. vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili idarenin herhangi bir çalışması ya da eyleminin söz konusu olmadığını, Bilirkişi raporunda müvekkili İdare'ye atfedilen kusur oranı ve sorumlu olunan tutar daha düşük takdir edilmiş iken, yerel mahkeme kararında müşterek müteselsil tutulduğunu, davalı Mira Yapı'nın davalı ... adına kazı gerçekleştirdiği, bu sebeple her iki davalının da müteselsil sorumlu olduğuna hükmedilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, tazminat koşullarının oluşmadığı sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Haksız eylemden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, dava konusu eylem sebebiyle maddi zarara uğradığı iddiasını ispat ettiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Türk Borçlar Kanununun 61. maddesine göre, Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. 62. maddede ise; Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Bu durumda davalıların oluşan zarardan TBK.'nun 61. maddesi kapsamında müteselsil sorumluluğu bulunduğundan bu husustaki davalı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/514 Esas 2025/591 Karar sayılı 02/07/2025 günlü kararına yönelik davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.178,83 nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.045,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 3.133,83 TL harcın davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2772, K. 2026/4469, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2772-e-2026-4469-k-33bfcf6f4d10