Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2729 E. 2026/4465 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2729
- Karar No
- 2026/4465
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/2729
KARAR NO:2026/4465
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/04/2025
NUMARASI:2023/767 Esas - 2025/350 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde; İşletme ve bakım sorumluluğu bölge müdürlükleri yetki ve sorumluluk alanında bulunan 400 kV ... / ...-Alibeyköy enerji iletim hattına ait 15 nolu elektrik direğinin ... tarafından 18.10.2021 tarihinde ihalesi yapılan ve müşavirlik hizmetleri ... A.Ş. tarafından yürütülen İstanbul İli, Esenler İlçesi, ... Projesi 3. Etap 2. Bölge 315 Adet Konut 4 Adet Dükkan İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işi kapsamında ihaleyi almış olan ... A.Ş. tarafından mahallinde yürütülen inşaat çalışmaları esnasında elektrik direğinin hemen altında temel çukurunun açılmasını müteakip meydana gelen heyelan neticesinde, direk aligmanı yaklaşık 10 metre kayarak ve direk ayakları aşırı dengesiz yüklemeye maruz kalarak bükülmek suretiyle 21.04.2022 tarihinde devrilmiş olduğunu, devrilen 15 nolu direğin şehrin enerji ihtiyacını karşılamada büyük öneme sahip olması ve hattın diğer kısımlarında da tehlike yaratma problemi taşıması sebebiyle taraflarınca Mahkeme kanalı ile ivedilikle tespit yaptırılmış olduğunu, direğin yıkılmasının hemen akabinde 22.04.2022 tarihli yazı ile davalılara başvurularak ortaya çıkacak hasar bedelinin kendilerine fatura edileceğinin belirtildiğini, ancak davalılarca bu yazılarına olumsuz cevap verildiğini, davalı yüklenici tarafından yürütülen inşaat işleri kapsamında direk temeli bölgesinden hafriyat alımı sebebiyle yıkılan 15 nolu direğin taraflarınca ihale edilerek deplase edilmesi ve masrafların sorumlulardan hukuki yollardan tahsil edilmesi ile ilgili yönetim kurulunun 11.05.2022 tarihli kararının alındığını, bu direğin sökülmesi işinin taraflarınca ... Enerji şirketine verilmiş ve 13.05.2022 tarihli iş bitirme tutanağının düzenlenmesinin ardından bu şirkete 01.06.2022 tarihinde KDV dahil 215.940 TL ödeme yapılmış olduğunu, bilahare direğin tadilatının gerçekleştirilmesi işinin ... şirketine verilmiş ve 08.07.2022 tarihli geçici kabulün ardından bu şirkete 12.08.2022 tarihinde KDV dahil 2.751.309,05 TL ödeme yapılmış olduğunu, bunlarla beraber tespit dosyasına yapılan 1.539,65 TL tutarlı masraf ile birlikte toplam KDV dahil 2.968.788,70 TL bedelin taraflarına faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini belirtmişler ve de netice ve talep olarak da açıklanan sebepler ile davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen toplam KDV dahil 2.968.788,70 TL bedelin taraflarına işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ... vekilinin 01/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde;Müvekkili idare ...’nin kamu hizmeti görmek amacıyla Yasa ile kurulmuş Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı bir kamu kurumu olup, tacir olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sunulan Yargıtay kararından da anlaşılacağı gibi müvekkili idarenin tacir olmayıp kamu hizmeti gören bir kamu kuruluşu olması, dava konusu işin de Ticaret Kanunu kapsamında ticari iş olmaması sebepleri ile görev yönünden davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı yanın iddia ettiği gibi diğer davalı yüklenici şirket tarafından iddia edilen zarar verilmiş olsa dahi müvekkili idarenin verilen zarardan sorumlu tutulamayacağını, zira zararın doğmasına sebep olduğu iddia edilen elektrik direğinin hemen altında çukur açılması iddiasının ihale kapsamında bir işlem veya eylem olmayıp haksız fiil niteliğinde bir eylem olduğunu, müvekkilinin bir kamu kuruluşu olup ihaleleri de yüklenicilere anahtar teslimi götürü bedel usulü ile vermekte olduğunu, müvekkili idarenin diğer davalı yüklenici şirket ile anahtar teslimi götürü bedel inşaat sözleşmesi imzaladığı için müvekkili idarenin asıl işveren sıfatının ortadan kalkmış olduğunu, nitekim müvekkili idarenin asıl işveren sıfatı olmadığı yönünde çok sayıda Yargıtay kararı bulunmakta olduğunu, iş bu sebeple kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere yargılama neticesinde elektrik direğine projenin inşası sırasında diğer davalı yüklenici şirket tarafından zarar verildiği hususu ispat edilse dahi verilen zarardan ihale makamı olan müvekkili idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, Yargıtay’ca verilen kararlarda da anahtar teslimi götürü bedel ile verilen işlerde ihale makamının herhangi bir sorumluluğunun olmadığının vurgulanmakta olduğunu, yüklenici tarafından verilebilecek zararlara ilişkin ...yapma zorunluluğu bulunmakta olup, dava konusu olaya ilişkin olarak da diğer davalı tarafından ...A.Ş. ne ...yaptırılmış olduğunu, bu kapsamda adı geçen ...firmasına iş bu davanın ihbarının gerektiğini belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da açıklanan sebepler ile davanın...A.Ş. ne ihbarına, davanın müvekkili idare yönünden öncelikle husumet yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı ... Şirketi vekilinin 01/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde;Müvekkili şirketin faaliyeti ile meydana gelen hasar arasında nedensellik bağı bulunmadığı gibi müvekkiline kusur atfında da bulunulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkiline başvurusu sonrasında yaşanan olay ile ilgili müvekkili şirketçe ... Fakültesinden teknik bir inceleme yapılmasının talep edildiğini, teknik hesaplamalar ve incelemeler sonrası yazılan raporda hem bölgedeki zemin yapısı hem de yaşanan hasar gözetilerek müvekkilinin yapmakta olduğu inşaat ile ilgili herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiş olduğunu, direğin temel sisteminin niteliksiz dolgu birimine oturması ve direğin temel seçiminin buna uygun olmaması ile yoğun yağışların da etkisi ile hasarın meydana geldiğinin raporda açıkça ortaya konulduğunu, raporda açıkça ifade edildiği üzere esasen hasarın davacı tarafça hasarlanan direğin inşası sırasında bölgenin koşullarına uygun olmayan inşaat tercihlerinden ve günlerce süren yağıştan kaynaklanmış olduğunu, müvekkilinin eylemlerinin bir etkisi olmadığı gibi esasen davacı şirketin kusurlu davranışları neticesinde yoğun yağışlar akabinde hasarın meydana geldiğinin açık olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin gerçekleştirdiği işlemler ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı olmadığı gibi müvekkiline hiçbir şekilde kusur atfedilemeyeceğinin ortada olduğunu, haksız fiilden kaynaklı iş bu tazminat talebinin Yargıtay kararları ışığında gerçek zarar ilkesine göre hesaplamasının gerekmekte olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın huzurdaki davada iddialarını ispat edememiş olduğunu belirtmişler ve de sonuç ve talep olarak da açıklanan sebepler ile haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Dava ihbar olunan ... Şirketi vekilinin 02/04/2025 tarihli cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin ihbar edilen konumunda olup işbu davada taraf olmadığından hakkında karar verilmesi mümkün olmadığını, yargılama konu tazminat talepleri müvekkili ...şirketi sorumluluğu bulunmadığı itirazımız baki olmak üzere İnşaat Sigortası Genel Şartları'nda ve Üçüncü Şahıs Sigortası Genel Şartları'nda açıkça belirtildiği üzere zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, söz konusu taleplerin zamanaşımını uğramış olduğunu, müvekkili ...Şirketi'nce tanzim edilmiş 3. Şahıs Mali Mesuliyet teminatı içeren İnşaat ...Poliçesi çerçevesinde ... A.Ş. Sigortalı olduğunu, müvekkili ...şirketinin sorumluluğunun poliçe özel ve genel hükümleri ile sınırlı olduğunu, yargılamaya konu talepler yönünden müvekkili ...şirketinin herhangi bir teminatı bulunmadığını, İddia olunan hasar incelendiğinde sigortalı şirketin çalıştığını beyan ettiği yer ile iddia edilen hasarın meydana geldiği yer arasında en az 35 metre mesafe bulunduğunu, üçüncü şahısta meydana geldiği iddia olunan hasar sebebiyle işbu davanın taraflarına ihbar edildiğini, müvekkili ...şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusur ölçüsünde teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere poliçe özel ve genel hükümlerine göre değerlendirildiğini, 3. şahıs mali mesuliyet ek teminat limitinin 250.000,00-TL olduğunu, poliçede; herhangi bir yapının vibrayon sebebiyle veya taşıyıcı, destek veya payondalarındnın zayıflatılması veya kaldırılması sebebiyle meydana gelecek bedeni ve maddi zararlar teminat dışı tutulduğunu beyan ederek, anılan sebeplerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, dava konusu talepler yönünden poliçe kapsamında sorumluluğumuz bulunmadığından haksız ihbara itibar edilmemesine, her durumda ihbar olunan sıfatımız gözetilerek dava sonucunda hakkımızda hüküm kurulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Somut olayda, davacı taraf, ... (...) tarafından 18.10.2021 tarihinde ihalesi yapılan ve müşavirlik hizmetlerini ... A.Ş.’nin üstlendiği İstanbul İli, Esenler İlçesi, ... Projesi’nin 3. Etap 2. Bölgesi kapsamında yer alan 315 konut ve 4 dükkân inşaatı ile altyapı ve çevre düzenleme işlerinin ... A.Ş. tarafından yürütülmekte olduğunu belirtmiştir. Davacı, bu inşaat çalışmaları sırasında, bir elektrik direğinin hemen alt kısmında temel kazısı yapılmasının ardından meydana gelen heyelan sonucu, ilgili direğin yaklaşık 10 metre yer değiştirerek dengesiz yüklenmeye maruz kaldığını ve bu sebeple 21.04.2022 tarihinde devrildiğini beyan etmiştir.Devrilen ve şehir şebekesi açısından kritik önem taşıyan 15 numaralı elektrik direği sebebiyle ortaya çıkan riskin aciliyeti üzerine mahkeme kanalıyla tespit yaptırıldığı, ardından direğin sökülme işinin ... Enerji’ye verildiği ve bu işe dair 13.05.2022 tarihli iş bitirme tutanağı düzenlendikten sonra 01.06.2022 tarihinde 215.940 TL (KDV dahil) ödeme yapıldığı ifade edilmiştir. Akabinde, direğin onarımı ... adlı şirkete ihale edilmiş; 08.07.2022 tarihli geçici kabul sonrasında da bu firmaya 12.08.2022 tarihinde 2.751.309,05 TL (KDV dahil) ödeme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tespit dosyasına yönelik 1.539,65 TL tutarındaki masraf da dahil olmak üzere toplamda 2.968.788,70 TL bedelin, davalılardan müştereken ve müteselsilen, yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. ... ise savunmasında, davacı tarafın zarar iddiasına dayanak olarak gösterdiği kazının, ihale kapsamındaki bir faaliyet olmayıp haksız fiil niteliğinde bir eylem olduğunu, dolayısıyla doğan zarardan idarenin sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir. Ayrıca ..., ihaleyi anahtar teslim götürü bedel esasına göre gerçekleştirdiğini ve yüklenici ile bu yönde sözleşme imzalanmış olması sebebiyle asıl işveren sıfatının ortadan kalktığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Diğer davalı ... A.Ş. ise kendilerine isnat edilen zararın faaliyetlerinden kaynaklandığına dair herhangi bir nedensellik bağının bulunmadığını ve kusurlarının olmadığını savunmuştur. Ayrıca, davacı tarafın başvurusu üzerine ... Fakültesi’nden teknik inceleme talep edildiği, bu inceleme neticesinde hazırlanan raporda bölgenin zemin yapısı ve hasarın nedenleri dikkate alındığında inşaat faaliyetlerine atfedilebilecek bir olumsuzluk saptanmadığı, aksine elektrik direğinin niteliksiz dolgu zemin üzerine inşa edildiği ve temel seçiminin uygun yapılmaması ile birlikte yoğun yağışların etkisiyle zarar oluştuğunun açıkça tespit edildiği belirtilmiştir. Bu gerekçelerle ... da davanın reddini istemiştir.Somut olayda çözülmesi gereken esas uyuşmazlığın; İnşaat kazı çalışmaları sırasında meydana gelen olayda davalıların hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve bu sorumluluk mevcutsa, davacının üçüncü kişi şirketlerle yaptığı sözleşmeler çerçevesinde üstlendiği harcamaları davalılardan talep edebilme imkânının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına göre, ... tarafından 18.10.2021 tarihinde ihale edilen ve müşavirlik hizmetleri ... A.Ş. tarafından yürütülen İstanbul ili, Esenler ilçesi, ... Projesi 3. Etap 2. Bölge kapsamındaki 315 adet konut, 4 adet dükkân inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi işine yönelik yüklenici olarak görev alan ... A.Ş. tarafından yürütülen saha çalışmaları esnasında, bir elektrik direğinin alt kısmında temel kazısı yapılmasının ardından meydana gelen heyelan sonucu, direğin yaklaşık 10 metre yer değiştirdiği, ayaklarının dengesiz yüke maruz kalarak büküldüğü ve nihayetinde 21.04.2022 tarihinde yıkıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi kurulunda yer alan teknik uzmanların yaptığı değerlendirmeye göre, olay 21.04.2022 tarihinde gerçekleşmiş olup, meteorolojik veriler incelendiğinde direğin devrilmesine sebep teşkil edebilecek doğa olaylarına (şiddetli rüzgâr, buz yükü gibi) dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Mahallinde gerçekleştirilen tespit çalışmalarında da, direğin yıkılmasının kazı faaliyeti dışında başka bir sebebe bağlanamayacağı anlaşılmış; Bu kapsamda, söz konusu kazı sırasında yeterli özenin gösterilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle zararın meydana geldiği anlaşılmıştır.Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu gereği, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille bir başkasına zarar verilmesi durumunda, bu zararın tazmini gerekir. Mevcut olayda, direğin devrilmesinin, ... A.Ş.'nin hukuka aykırı ve kusurlu eylemi neticesinde meydana geldiği sabittir.Davalı her ne kadar zarara kazının sebep olmadığını elektrik direğinin kendi yükü sebebiyle zararın meydana geldiğini savunmuş ise de,teknik bilirkişilerce yerinde yapılan inceleme sonucu zarar gören direğin 10 metre yer değiştirmesi dikkate alındığında davalının savunmasının yerinde olmadığı zararın kazı sonucu oluşan heyelan sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır.Davacı şirketin bu doğrultuda, ... A.Ş.’ne 01.06.2022 tarihli fatura kapsamında 202.764,00 TL, ... adlı şirkete 2.583.432,57 TL tutarında ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının söz konusu zarar kalemlerini, yüklenici ... A.Ş.’den talep etme hakkının bulunduğu sonucuna varıldığından toplam 2.786.196,57.-TL'nin haksız fiil tarihi olan 21/04/2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerekmektedir.Davacı her ne kadar 1.539,65.-TL tespit masraflarının da tahsilini harcını ödeyerek ve dava değeri olarak göstermiş ise de,tespit dosyası HMK'nın 397/4.maddesi gereğince asıl dosyanın eki olduğundan ve burada yapılan masrafların yargılama giderinden sayılıp haklılık oranına göre tahsiline karar verileceğinden davacının bu kısma ilişkin talebinin reddine,tespit masraflarının yargılama gideri olarak haklılık oranına göre verilmesine karar verilmiştir.Bununla birlikte, ...’nin hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığı da ayrıca incelenmelidir. ..., kamu tüzel kişiliğine haiz bir kurum olup, ihale edilen işleri anahtar teslim götürü bedel usulüyle yüklenicilere devretmektedir. Bu sebeple, ..., yüklenici ile gerçekleştirdiği sözleşme gereğince asıl işveren sıfatının kendisinden kaldırıldığını ileri sürerek davanın kendi yönünden reddini talep etmiştir.Ancak, TBK m. 66 gereğince düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında, bir kimse, çalıştırdığı kişinin işin icrası sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan özen sorumluluğu çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Bu sorumluluk, kusura dayanmaksızın, objektif özen yükümlülüğünün ihlaline dayanır. Nitekim bu ilke, uygulamada Yargıtay kararları ile de pekiştirilmiştir (HGK, 15.06.2021, E. 361/K. 772).Adam çalıştıranın, çalışanın seçiminde, işin yürütülmesinde ve gözetiminde gerekli özeni göstermemesi halinde sorumlu tutulacağı öngörülmektedir. Ne var ki, TBK m. 66 hükmü gereğince yalnızca gerçek kişilerin “çalıştırılan” olarak nitelendirilebileceği, tüzel kişilerin bu kapsam dışında kaldığı kabul edilmektedir. Bu sebeple, yüklenici konumundaki ... A.Ş. bir tüzel kişi olduğundan, ...’nin TBK m. 66 kapsamında doğrudan sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna varılmıştır Ayrıca, TBK m. 116 kapsamında “yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk” değerlendirmesine göre, borçlunun bu madde kapsamında sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören kişiyle borçlu arasında doğrudan bir borç ilişkisinin mevcut olması gerekir.Oysa eldeki olayda, davacı ile ... arasında böyle bir borç ilişkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple, ...’nin TBK m. 116 kapsamında da sorumluluğu doğmamaktadır. Ancak, söz konusu zarar, üçüncü kişiye yönelmiş bir zarar olduğundan, TBK m. 66 kapsamında da sözleşme dışı bir ilişki mevcut olmadığından ...’nin sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşıldığından davacının bu davalı aleyhine açtığı davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
A-1-)Davacının davalı ... A.Ş. Aleyhine açtığı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 2.786.196,57.-TL'nin haksız fiil tarihi olan 21/04/2022 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacının bu davalıya yönelik fazlaya ilişkin talebinin reddine,
B-1-)Davacının,davalı ... aleyhine açtığı davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Hatalı ve eksik değerlendirmelerle düzenlenen bilirkişi raporları esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müterafik kusuru olup olmadığı da değerlendirilmeden hatalı bir şekilde kusurun tamamının müvekkiline atfedildiği, tazminat koşullarının oluşmadığını sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, dava konusu eylem sebebiyle maddi zarara uğradığı iddiasını ispat ettiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı... Şirketi vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan)Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/767 Esas 2025/350 Karar sayılı 17/04/2025 günlü kararına yönelik davalı ... Şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 190.325,08 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 47.581,28 TL'nin mahsubuyla bakiye 142.743,80 TL harcın davalı ... Şirketi'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2026