Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/270 E. 2026/1702 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/270
- Karar No
- 2026/1702
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/270
KARAR NO : 2026/1702
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/12/2020
NUMARASI : 2017/602 Esas - 2020/599 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı .... A.Ş. vekilince ve davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi nezdinde Ticari Paket sigorta poliçesi ile sigortalı ...'a ait servis kutu ve borularının davalılar tarafından hasara uğratıldığını ve bu sebeple sigortalısına 27.01.1016 tarihinde 2.120.20 USD hasar tazminatı ödediklerini, zarar kapsamında sigortalılarına ödedikleri tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili imkanı bulunduğunu beyanla 2.120.20 USD'nın fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile 27.01.2016 ödeme tarihinden itibaren işleyecek (devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faiz) faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; hasara ilişkin davalı şirkete herhangi bir bildirim iletilmediğini, hasarın gerçekleşip gerçekleşmediğinin bile belli olmadığını, davalının iş ortamında ve çevresinde en üst koruma önlemi alarak çalıştığını, işbu davanın haksız ve gerçek dışı iddialarla açıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunduklarını, tam yargı davalarında idare mahkemelerinin görevli olduğunu, hasar iddiasının olduğu yerin Halkalı Küçükçekmece adresi olduğunu, görevli mahkemenin adres itibariyle Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla sonuç olarak, yargı yolu, görev, iş bölümü ve yetki itirazlarımızın kabulü ile, dava dosyasının istemlerinin kabulüne göre, yukarıda açıklanan görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, işbu davada, davacının talebini döviz cinsinden dile getirme yönünde, sözleşmeye dayalı hakkı ve dolayısıyla hukuki bir menfaati bulunmadığından, davacı açısından dava şartı gerçekleşmediğini, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu, davalı idare ...'ye işbu davada husumet yönetilemeyeceğini, davalı idarenin olayda kusurlu olmadığını,davacının zarar iddiasını ve sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmesi gerektiğini, davacı sigortacının sigortalısının zarara uğradığını bildirdiği olayda davalının elemanlarının herhangi bir çalışması ve/veya olaya dahili olmadığını, söz konusu olayda idarenin araç ve gereçlerinin de kullanılmadığını, idarenin üçüncü şahıslara verilen zarardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, diğer davalı müteahhit firma ile idareleri arasında yapılan sözleşmede yüklenicinin 1.şahıslara verdiği tüm zararlardan dolayı doğrudan doğruya sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, bu davada iddia konusu haksız eylemi yapan idarelerinin olmadığını, idaremiz ile müteahhit firma arasında yapılan sözleşmede, için müteahhit firma elemanlarınca firmanın araç ve gereçleriyle yapılacağı ve bu işin yapılması sırasında 3.şahısların mülklerine karşı oluşacak zararlardan müteahhit firmanın sorumlu olacağı, bu gibi durumlardan ortaya çıkan îddia, dava, hasar, masraf, ödeme ve harcamayla ilgili bedellerin müteahhit firma tarafından tazmin edileceğinin açıkça yazılı olduğunu, dava dosyasına sunulan tüm delillerin tek taraflı olarak düzenlendiği, davacının davasını kabul anlamına gelmemek üzere, sigortacı ve sigortalının kusur durumunun irdelenmesi, sigortalı ve sigortacının kusur oranlarının tespiti gerektiğini beyanla öncelikle vargı yolu itirazların ve terditli itirazlarına göre görev ve yetki itirazımızın kabulü ile, görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesini, dava dosyasının görevli ve yetkili Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, davacının davasının tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Toplanan delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından dava dışı sigortalısı ...'ın "... Mah. ... Cad. No:.../İstanbul" adresindeki servis kutusu ve borularının hasar görmesi sonucu oluşan hasar bedelinin sigortalıya ödenmesi neticesinde dava dışı sigortalıya ödenen iş bu hasar bedelinin rücuen davalıdan tahsili istemli alacak davasında Mahkememizde yapılan yargılama sırasında alınan 01.04.2019 tarihli kök raporda ...'ın tesislerine davalı .... A.Ş.tinin hasar verdiğini, olayın meydana gelmesinde davalıların birlikte müştereken kusurlu ve sorumlu bulunduklarının ve ...'ın tesislerinde meydana gelen hasar bedeli tutarının 5.702,76TL olarak tespit edildiği, davalı ... vekilinin itirazı ve talebi doğrultusunda hasarın meydana geldiği adreste Mahkememiz tarafından keşif yapıldığı ve keşif sonrası bilirkişi tarafından hazırlanan 10.09.2020 tarihli ek raporda tutanak adresinde yapılan incelemelerde; no: 3 nolu iş yerinin önünde hem ...'ın boru hattının hem de ...'nin hatlarının bulunduğu, ...'nin ve ...'ın vekillerinin dosyaya sunulan krokilerinin birbirleri ile uyumlu olduğunu, mahallinde yapılan incelemede de çekilen resimler üzerinde bu durumun gösterildiği, sunulan belgelerin ve çekilen resimlerin birbirleri ile uyumluluklarının bulunduğunu, davalı ...'nin diğer davalı .... A.Ş.'nin çalışanı ve saha mühendisi olduğunu, olay esnasında orada olduğunu, tutanağı imzaladığını 04.02.2019 tarihli duruşma tutanağında ifade ettiğini, Hasar Tespit Tutanağının doğruluğunun kanıtlandığının kanaatine varıldığını kök raporunda bir değişikliğin yapılmasının mümkün olmadığının rapor edildiği ve davalı Huni'nin diğer davalı .... A.Ş.'nin çalışanı olduğu davalı ...'ye kusur atfedilemeyeceği, davalı .... A.Ş.'nin ve davalı ...'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacı tarafından dava dışı sigortalıya USD olarak ödeme yapıldığı ve bilirkişi tarafından tespit edilen 5.702,76 TL'nin dava tarihi itibariyle USD karşılığının 1508,67 USD anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 1508,67 USD rücuen tazminat alacağını dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalılar ... ve .... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... yönünden davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yüklenici firma ..., A.Ş. tarafından “...Kanal İnşaatı" işi kapsamında kanal çalışmaları yapıldığını ve hasarlarla ilgili ...'nin herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını, bu nedenle de davanın sadece bu şirkete yönlendirilmesi gerektiğini, diğer davalı şirketle davalı idare arasında yapılan sözleşme, “istisna sözleşmesi” olduğunu, bu tür işlerin, ihaleyi veren İdarenin kontrolü, gözetimi ve denetimi altında yapılmadığını, bu nedenle çalışmalar esnasında üçüncü şahıslara verilecek zararlardan dolayı müteahhit firmanın sorumlu olduğu hususu akdedilen sözleşmelerde de açıkça belirtildiğini, bilirkişi, raporunda tamamen davacı tarafın sunmuş olduğu verileri nazara alarak ve dosya üzerinden inceleme ve hesaplama yaptığını ancak meydana geldiği iddia edilen zararın tespiti için keşif dahi yapılmadığını, eski beyanlarını ve mahkemece dikkate alınmayan bilirkişi raporuna itirazlarını tekrar ettiklerini, bodrumdaki su baskınının binanın teknik yetersizliğinden kaynaklandığını, zararın oluşmasının binanın yapımında ve kullanım şeklinde gerekli önlem ve tedbirleri almayan yapı sahibinin kusurunun olduğunu, zarar görenin eylemi nedeniyle zararla idari eylemler arasında illiyet bağının ortadan kalktığından olayda idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığını, açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın mevzuatlara aykırı olarak ve mesnetsiz hazırlanan bu raporun isabetsiz olduğunu, idarenin üzerine düşen altyapıları tamamladığı ancak ilgili binanın teknik ve mevzuatlarda belirtilen hususular yerine getirmeden yapılması sebebi ile oluştuğu iddia edilen hasar sebebi ile oluşturulan bu raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ilgili mercilerden izin almadan mevzuata aykırı olarak faaliyete geçen binada meydana gelen zararla idarenin eylemi arasında illiyet bağı kesildiğinden ortada davalı İdare tarafından tazmini gerekli bir zarar bulunmadığını, hasarın meydana gelmesinde davalı idarenin bir dahli olmadığı halde davalı idare aleyhine dava ikamesinde ve eksik ve yetersiz inceleme sonucu düzenlenen rapor ile davalı idareye kusur izafesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, davalı İdare ...'nin her bir mesken ve iş yeri sahibinin gerekli tedbirleri almamalarından ya da ilgili idarelerden onay almadan gelişi güzel bağlantılar yapmalarından kaynaklanan hasarlara ait sorumluluğu davalı idareye yüklemek hakkaniyete ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı .... A.ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hiçbir ilgi ve sorumluluğu olmadığı halde,tüm itirazlarına rağmen davada tarafmış gibi değerlendirildiğini, konusu edilen tarihlerde davalının çalışması bile olmadığını, daha sonrasında da hasara ilişkin olarak davalı şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, iddia olunan,davalının bilgi ve onayı dışında,davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenmiş tutanak ile işlem yapıldığını, davalı şirkete herhangi bir bilgi verilmeden direk icra takibi başlatıldığını, hasarın gerçekleşip gerçekleşmediği bile belli olmadığı gibi davacı tarafça iddia olunan zarara karşılık bir ödeme yapılıp yapılmadığı bile belli olmadığını, davacı tarafça iddia olunan zararın ödendiğine dair somut bir belge sunulmadığını, davalı aleyhine davacı tarafça işbu dava açılmış ise de gerçekleştiği iddia olunan zarar davalı tarafından gerçekleştirilmediğini, diğer davalı ...'nin pek çok yüklenicisi olduğunu, davalının olaya dahil edilmesine ilişkin somut, geçerli bir dayanak ve delil bulunmadığını, dava dışı sigortalı hakkında kusur tespiti yapılmadığını, davacının tüm iddiaları gerçek olarak değerlendirilerek tespitler yapıldığını ve objektif bir değerlendirme yapılmadığını, davaya konu edilen zarar davalıca gerçekleştirilmediğini, bunun aksini gösterir herhangi bir somut dayanak bulunmasının da mümkün olmadığını, iddia olunan belirtilen tutarlarda,belirtilen nedenlerle,davacının sigortalısına ödeme yaptığını gösterir somut delil,poliçe,ödeme dekontu vs. sunulması talep edildiğini ancak sunulmadığını, hakkaniyete uygun karar verilebilmesi için bu hususlarda inceleme yapılması ile açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen miktarın uygunluğunun şaibeli olduğunu, davacı ile sigortalısı arasında iddia olunan ilişkiyi gösteren poliçe veya bu ilişkiye binaen yapılan hasar ödemesi olmadığı üzere,talep miktarının da dolar üzerinden istenildiğinin görüldüğünü ve bu yönüyle B.K.m.99 ve hukuka aykırı olduğunu, davacı - sigortacının icra takibini ve davayı dövize dayalı olarak açma hakkı bulunmadığı gibi sözleşmeye dayalı ilişkisi bulunmayan davalının da bulunduğu taraflara karşı dövize dayalı talepte bulunmak yönünde sözleşmeye dayalı ve haklı bir menfaati bulunmadığını, icra takibi ve işbu davada,davacının talebini döviz cinsinden dile getirme yönünde, sözleşmeye dayalı hakkı ve dolayısıyla hukuki bir mefaati bulunmadığından,davacı açısından dava şartı gerçekleşmediğini, davalıca verilen herhangi bir zarar veya hasarın bulunmadığını, davacı tarafça gerçekleştiği iddia olunan zarara ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, mahkeme yeterli inceleme ve araştırma yapmadan itirazlarını değerlendirmeden karar verdiğini, bu nedenle davaya konu olay ile hiçbir ilgisi olmayan davalı hakkında verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, rizikonun gerçekleşmesi sonucunda sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin halefiyet ilkesi gereğince rücuen tahsili davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları noktasındadır.
Dava konusu hasara ilişkin olarak 07/04/2016 tarihli hasar tespit tutanağı düzenlenmiştir.
Davacı sigorta şirketi tarafından davalı ...'ın faaliyeti ile ilgili olarak 01/02/2016-2017 tarihleri arasında geçerli ticari paket sigorta poliçesi düzenlenmiş, hasarın bildirilmesinin ardından 01/04/2016-30/04/2016 tarihleri arasındaki hasarları kapsar şekilde yaptırılan ekspertiz çalışması sonucunda davacı sigorta şirketi tarafından 06/02/2017 tarihinde muhtelif hasar ödemesi açıklaması ile toplu ödeme yapılmıştır.
Davacı tarafça, davalı ...'nin yüklenicisi davalı .... A.Ş.'nin riziko mahallinde yaptığı çalışma sırasında sigortalı ...'ın borularına zarar verdiği ve zararın sigortalıya tazmin edildiği iddiasıyla halefiyet ilkesi gereğince söz konusu zararın davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davalı ... ile davalı .... A.Ş. arasında yüklenici sözleşmesi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Dava konusu hasara ilişkin olarak düzenlenen 07/04/2016 tarihli hasar tespit tutanağında davalı yüklenicinin çalışanının da imzasının bulunması nedeniyle hasara davalı yüklenicinin çalışmasının neden olduğu anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 49/1. maddesinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren TBK'nın 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Haksız fiilin unsurlarından olan zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığında bir azalmayı ifade eder. Haksız fiil faili de fiiliyle yaratmış olduğu eksilmeyi giderme, zarar gören kişiyi fiilden önceki duruma getirme borcu altındadır. Haksız fiilde tazminatın amacı zarar görenin gerçek zararını karşılamaktan ibarettir. Zararın niteliği, kapsamı ve tazmini her olayın kendine özgü yapısı içerisinde değişen bir özellik gösterir. Dolayısıyla tazminat miktarı belirlenirken de zarar görenin mal varlığının fiilden önceki hale getirilmesinin esas alınması gerekir.
Buna açıklamalara göre, bilirkişi raporunda dava dışı ...'ın tutanak adresindeki polietilen boru hattına davalı .... A.Ş.'nin çalışmaları sırasında hasar vermesi nedeniyle adı geçen davalı yüklenici haksız fiil hükümlerine göre davacının sigortalısı ...'a verdiği dava konusu zarardan dolayı sorumludur.
İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Davalı ...'nin yapmak zorunda olduğu kamu hizmetini özel ve tüzel kişilere yaptırması ve zararın bu hizmetin yürütümü sırasında meydana gelmesi, yürütülen hizmetin kamu hizmeti niteliğini değiştirmeyeceği gibi idarenin tazmin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Bu açıklamalara göre davalı ...'nin yapılan işi kontrol ve denetim yetkisi bulunmakta olup, bu haliyle ihale ettiği iş ile ilgili olarak bağımlılık ilişkisi devam etmektedir. Davalı ...'nin işle olan bağlantısı kesilmediğinden söz konusu iş nedeniyle meydana gelen zararlardan iş sahibi sıfatıyla sorumludur.
Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu konularında ise 6102 sayılı TTK hükümleri esas alınacaktır. TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortalısına tazminat ödemesi ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.
Mal sigortalarından olan eldeki uyuşmazlıkta rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta poliçesinde gösterilen sigorta bedelinin değil, sigorta ettirenin uğradığı gerçek zararın ödenmesi gereklidir. Zarar sorumlusu bulunan kişilerden rücuen talep edilebilecek meblağ da ödenmesi gereken bu gerçek zarar miktarıdır. Mal sigortalarında ilke; sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin etmesi (TTK 1459) olduğu için rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı malda meydana gelen zararın TTK 1459 ve 1461 . maddeleri uyarınca gerçek zararın tespiti gerekir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zarar görenin ancak; haksız fiil sebebiyle uğradığı "gerçek zararını" haksız fiil sorumlularından isteyebileceği, özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak nitelikteki giderlerin zarar kapsamına dahil edilemeyeceği, zararın kapsamının TBK. 50. madde uyarınca ve gerçek zarar ilkesine göre belirlenmesi gerektiği, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunları kanıtlaması halinde zararın hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır(Yargıtay 4. HD'nin 23/10/2017 Tarih ve 2877 E. - 6197 K. sayılı kararı).
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, Yargıtay 4 HD kararları gereği dosyadaki hasar onarım giderleri belgesinde yer alan personel giderleri ve araç giderleri bilgilerine ait dosyada başkaca belge ve bilgi bulunmadığından onarımda kullanılan araçların ve personelin ...'ın personeli ve araçları olarak kabul edilerek hasar bedeli değerlendirmesinde dikkate alınmayarak zarar hesaplanmıştır. Bu itibarla dava konusu zarardan davalı ... ve davalı yüklenici şirket davacıya karşı sorumlu olup ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı .... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı .... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı .... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 97,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 634,60 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 98,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 634,00 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.24/09/2026