İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/682 E. 2026/980 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/682
Karar No
2026/980
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/682 Esas KARAR NO : 2026/980

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/05/2024 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... hızlı bir şeklide ters yöne girerek kaza yerinden kaçmış ve müvekkili ağır yaralı olarak yolda bırakmış olduğu, müvekkilin köprücük kemiğinin ve humerus kemiğinin kırıldığı ve ilgili kaza sonucu ağır yaralandığının tespit edildiği, ... plakalı aracın sahibi davalı ...'dir; kaza sırasında aracı kullanan, müvekkil'e çarpıp kaçan kişi ise davalı ...'dır. kazaya konu aracın karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası, ... Sigorta A.ş. ("davalı sigorta şirketi") tarafından ... poliçe numarası altında yapılmış olduğu, dava konusu kazaya ilişkin yürütülen soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalı ...'ın kazada tam ve asli kusurlu olduğu tespit edildiği, kaza nedeniyle müvekkilin ağır ve kalıcı olarak yaralandığı, müvekkil, kaza tarihinde 39 yaşında olup ailesinin geçimini tek başına sağladığı, müvekkil, kazadan önce yemek sepeti firmasında anlaşmalı olarak motor kuryelik yapmakta ve çalışmalarının karşılığında yemek sepeti firmasına fatura kesmekte olduğu, müvekkil'in aylık kazancı çalıştığı süre ve teslim ettiği paketler ile orantılı olarak artmaktadır ve kazanın yaşandığı dönemde aylık ortalama 25.000,00.-tl civarında olduğu, kaza nedeni ile müvekkil, aylarca düzgün nefes alamadığı ve kolunu hiç hareket ettiremediği için çalışamadığı, müvekkilin manevi zararının bulunduğu, bununla birlikte müvekkil evli olup müvekkilin eşinin kanser hastası olduğu için çalışamadığı, müvekkilin fiziki olarak da eşine yardımını zorunlu kılınmış olduğu ancak müvekkil kaza nedeni ile şu anda hiçbir ağırlık kaldıramamakta olduğundan eşine fiziki olarak da yardım etmesi imkansız hale geldiğini, davalı sigorta şirketine başvurunun red ile sonuçlandığı, arabuluculuk süreci anlaşamama ile sonuçlandığı, adli yardım taleplerinin bulunduğu, müvekkil'in kaza sonucu ağır bir şekilde bedensel zarara uğraması sebebiyle oluşan tedavi masrafları, iyileşme giderleri ile maluliyet oranı (ömür boyu oluşacak işgücü ve kazanç kaybı), geçici ve kalıcı iş göremezlik zararları, ekonomik geleceğinin sarsılmasına ilişkin zararları da dahil tüm maddi zararlarının tespitiyle müvekkilin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00.- tl'lik kısmının işletilecek ticari avans faizi ile beraber davalılar'dan (davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe kimitleriyle sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsil olarak tahsiline, müvekkil'in meydana gelen manevi zararlarına karşılık olmak üzere 20.000,00-tl manevi tazminatın işletilecek ticari avans faizi ile beraber (davalı sigorta şirket'i hariç) davalılar'dan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar'a yükletilmesini talep etmişlerdir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracı üzerinde uygulanan aracın mahkememce belirlenecek bir teminat mukabilinde kaldırılmasını, müvekkilin dava konusu kazaya karışmadığını, Müvekkili tarafından kullanılan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi olan 14.12.2023 tarih ve saat 20.40 sularında ... İli, ... İlçesi, ..., köprü üzerinde gören, tespit eden bir kayıt bulunmadığını, Müvekkili ısrarla bir kazaya karışmadığını iddia etmiş ancak her nedense bu güne kadar ceza dosyasında da müvekkili sevk ve idaresindeki aracın hasar kaydı ve bu çarpmanın etkisi ile araçta oluşması gereken hasarları bilirkişi incelemesi ile tespit edilmediğini, Davacı ve Savcılık hazırlık aşamasında dosyada dinlenen tanık ... kazaya karışan ... marka arabanın davalıya çarpa yerini farklı beyan ettiğini, davacı savcılık ifadesinde ... nin sağ arka kapısı ile çarptığını idia ederken dava dilekçesinde aracın "sağ arkası" ile demek sureti ile çarpma bölgesini genişlettiğini, Dosyada dinlenen tanık ... ise ... marka aracın sağ arka çamurluğuna çarptığını iddia ettiğini, müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın kazaya karıştığı sadece ihtimal hesabı ile tespit edilmiş ve müvekkilinin kazadan sorumlu olduğu iddia edildiğini, Bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, başvuranın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, dava konusu talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla, başvuran taraf sigortacılık kanunu ve trafik sigortası genel şartları gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulden reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere; kusur oranlarının tespiti için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere; maluliyet oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 ve 29.12.2022 tarihli kararları ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderleri tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Başvuruyu kabul anlamında gelmemek üzere, yeniden bir tazminat hesaplaması yapılması halinde, bu hesapta asgari ücretin baz alınarak TRH-2010 mortalite tablosu ile 1,8 teknik faizin kullanılmasını talep ettiklerini, Başvuranın kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, başvuranın gerekli emniyet tedbirlerini (kask ve koruyucu tertibat) alıp almadığının tespiti gerektiğini, davanın usulden ve esastan reddine yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ; trafik kazasından kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminatın davalı araç sürücüsü, araç maliki ve sigortacısından tahsili talebine yöneliktir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Davacı tarafından açılan davanın esasa kaydı akabinde Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a- ... 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek delil olarak incelenmiştir. b-Sosyal Güvenlik Kurumu müzekkere cevabı delil olarak incelenmiştir. c-Davacıya ait hastane tedavi kayıt ve evrakları delil olarak celp edilmiştir. 3- Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 30.10.2024 tarihli raporda şu tespitler yapılmıştır: "Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki araç ile seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni vermediği, olay mahalli kavşakta gerisine ilişkin kontrolleri yapmadan sol şerit üzerinden sağa manevra yaparak sağ tarafındaki Kalender Sokağa giriş yapmak istediği sırada sağ gerisinden gelen davacı sürücü idaresindeki motosikletin seyir şeridi içerisine hatalı bir şekilde girerek kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla meydana gelen olayda, kusurludur. B) Davacı sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosikle ile olay mahalli yolda sağ şeridi takiben seyir halindeyken sol şeritten gayrinizami şekilde sağa dönüş manevrası yaparak seyir şeridi içerisine giren davalı sürücü idaresindeki araca karşı mevcut şartlarda alabileceği önlem bulunmadığından meydana gelen olayda, atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı sürücü...'ün kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." 4-Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23.01.2026 tarihli raporda şu tespitler yapılmıştır: "... ve ... oğlu 1984 doğumlu ...'ın 28.12.2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle ... tarihli ... sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre; 1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, 3. Kişinin çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." 5-Mahkememizce alınan 18.05.2026 tarihli Aktüerya ve Doktor bilirkişi raporunda şu tespitler yapılmıştır: "1-14.12.2023 tarihinde trafik kazasında yaralanan 27.03.1984 doğumlu ... ’ün; a) Talep edebileceği, öngörülen belgesiz bakıcı- tedavi giderinin 21.510,86 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 42.438,67 TL ve toplam tazminatının 63.949,53 TL olduğu, b) Sürekli iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, 3- Araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusuru oranında davacının talep edebileceği öngörülen 21.510,86 TL öngörülen belgesiz tedavi gideri, 42.438,67 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 63.949,53 TL tazminatından sigorta şirketi ve araç sürücüsünün müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, 4- Temerrüt tarihinin, sigorta şirketi için 12.03.2024, araç sürücüsü için 14.12.2023 kaza tarihi olduğu, 5- Uygulanacak faizin ... plakalı otomobil hususi olduğu için yasal faiz olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize iletmişlerdir. 6-Bilirkişi raporu ve ATK raporları taraf/vekillerine tebliğ edilmiştir. 7-Taraflara ait sosyo ekonomik durum araştırması yaptırılmış, sonuçları incelenmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı açmış olduğu davada; meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğradığı bedeni yaralanma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Haksız fiillere ilişkin olarak 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddeleri şu şekildedir: "MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle bir zararın meydana gelmesi halinde kusurlu fiili ile üçüncü kişiye bir zarar veren zararı gidermekle yükümlü olup, zararı, illiyet bağını ve kusuru ispat yükü ise davacı zarar görene aittir. 2918 sayılı Kanun'un 85. Maddesi ise şu şekildedir: "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." Mahkememizce meydana gelen trafik kazasındaki tarafların kusur durumlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış olup, 30.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda meydana gelen trafik kazasındaki kusur durumuna ilişkin şu tespitler yapılmıştır: "Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki araç ile seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni vermediği, olay mahalli kavşakta gerisine ilişkin kontrolleri yapmadan sol şerit üzerinden sağa manevra yaparak sağ tarafındaki Kalender Sokağa giriş yapmak istediği sırada sağ gerisinden gelen davacı sürücü idaresindeki motosikletin seyir şeridi içerisine hatalı bir şekilde girerek kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmakla meydana gelen olayda, kusurludur. B) Davacı sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosikle ile olay mahalli yolda sağ şeridi takiben seyir halindeyken sol şeritten gayrinizami şekilde sağa dönüş manevrası yaparak seyir şeridi içerisine giren davalı sürücü idaresindeki araca karşı mevcut şartlarda alabileceği önlem bulunmadığından meydana gelen olayda, atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı sürücü ...'ün kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." Mahkememizce alınan rapor, dosya içerisindeki savcılık soruşturma dosyasında alınan raporlar, savcılık aşamasında alınan beyanlar ve tarafların beyanları, ... 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin... E. sayılı kovuşturma dosyası bir arada değerlendirildiğinde; Mahkememizce alınan raporda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporun olayın oluş biçimine uygun olduğu, raporda esas alınan Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin olaya doğru uygulandığı, dosya kapsamındaki trafik kazasına ilişkin mevcut delillerin doğru değerlendirildiği ve kanun hükümlerine göre doğru uygulandığı anlaşılmakla düzenlenen raporun hükme esas alınması gerektiği, davalı sürücü idaresindeki aracın gerekli kontrol, dikkat ve özeni göstermeyerek sol şeritten sağa geçerek sağa manevra yapmak suretiyle davacıya ait araca çarptığı ve bu suretle kazanın meydana geldiği, davalı sürücünün manevra ve dönüş kurallarına dikkat etmeksizin ve gerekli önlemleri alıp, kontrolleri yapmadan dönüş yapması nedeniyle yine arkasında bulunan davacıya ait araca çarpması nedeniyle gerekli önlem ve tedbirleri almadığı meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu anlaşılmış Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından da davalı sürücünün tam kusurlu olduğu tespiti usul ve yasa ile olayın oluş biçimine uygun kabul edilerek hükme esas alınmıştır. Davalı sürücü kazaya karışanın kendisi olmadığını iddia etmiş ise de; ... 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı kovuşturma dosyası ve içerisindeki savcılık soruşturma dosyası ile bu dosyadaki beyanlar ve tutulan tutanakların ve tanık ve bilgi sahibi ifadelerinin aksinin davalı sürücü tarafından ispatına yarar bir delil sunulmadığı gibi olay gün ve saatinde aracı kullanan kişinin kendisi olduğunun da ikrar edildiği anlaşılmakla davalı sürücünün soyut beyandan ibaret delile dayanmayan savunmasına itibar edilmemiştir. Davacı tarafından meydana gelen trafik kazasındaki davalının kusuru ve illiyet bağının ispat edildiği anlaşılmakla zarar tespiti aşamasına geçilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde geçici ve kalıcı maluliyet bakımından ve bakıcı tedavi gideri yönünden zarara uğradığı iddia edilmiştir. Mahkememizce davacıya ait tedavi evrakları ve muayene evrakları celp edilerek davacının maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nden rapor alınmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23.01.2026 tarihli raporda şu tespitler yapılmıştır: "... ve ... oğlu 1984 doğumlu ...'ın 28.12.2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle... tarihli ... sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre; 1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, 3. Kişinin çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." Meydana gelen davaya konu trafik kazasının tarihi gözetildiğinde geçici ve kalıcı maluliyet yönünden esas alınması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik olup, Adli Tıp İkinci İhtisas Kurulu tarafından da kaza tarihinde yürürlükte olan söz konusu yönetmeliğe göre yapılan tespitler Mahkememizce hükme esas alınmıştır. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir." Davacı tarafından Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapora itiraz edilmiş olup, Sadi Konuk Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık raporlarının incelemeye esas alınmadığını, basit muayene evraklarının incelemeye esas alındığı iddia edilmiş ise de Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor incelendiğinde; 07.03.2025 tarihli sağlık kurulu raporunun inceleme sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından değerlendirildiğinin raporda açık bir biçimde belirtildiği gibi bu rapordan sonra düzenlenen 26.05.2025 tarihli Adli Tıp Kurumu ön raporu gereğince davacı tarafından yaptırılan yeni tetkik ve muayene kayıtlarının da değerlendirildiği ve bu kayıtlar da gözetilerek Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından rapor tanzim edildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının tüm tedavi evrak ve tetkikleri ile raporlarının değerlendirildiği, raporlar arasındaki sürede geçen zaman ve iyileşme oranlarının da gözetilmesinin gerektiği dolayısıyla raporun tanzim şeklinin usul ve yasaya uygun olduğu gibi, yukarıda da belirtildiği üzere 26.05.2025 tarihli Adli Tıp Kurumu ön raporu gereğince davacı tarafından yeniden yaptırılan tetkik ve görüntüleme sonuçlarınında gözetilerek mevcut sağlık durumuna göre kalıcı maluliyetin bulunup bulunmadığına yönelik yapılan tespitler usul ve yasaya uygun bulunarak davacının aksi yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. Mahkememizce ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor sonucunda yapılan tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, meydana gelen kaza tarihi itibariyle davacının maluliyet oranının tespitinde uygulanması gereken yönetmeliğin ATK tarafından doğru olarak tespit edildiği anlaşılmakla olay tarihi itibariyle yürürlükte olan düzenlemeler çerçevesinde rapor sonucu hükme esas alınmıştır. ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından tespit edilen geçici maluliyet süresi ve kalıcı maluliyet oranı ile bakıcı giderleri yönünden aktüerya hesaplamalarının yapılması için Mahkememizce aktüerya/doktor bilirkişisinden rapor alınmıştır. Söz konusu raporda Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet tespitlerine göre sonuç olarak; ATK tarafından tespit edilen süresi, maluliyet oranları ve bakıcı tespitine göre; "1-14.12.2023 tarihinde trafik kazasında yaralanan 27.03.1984 doğumlu ... ’ün; a) Talep edebileceği, öngörülen belgesiz bakıcı- tedavi giderinin 21.510,86 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 42.438,67 TL ve toplam tazminatının 63.949,53 TL olduğu, b) Sürekli iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, 3- Araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusuru oranında davacının talep edebileceği öngörülen 21.510,86 TL öngörülen belgesiz tedavi gideri, 42.438,67 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 63.949,53 TL tazminatından sigorta şirketi ve araç sürücüsünün müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, 4-Temerrüt tarihinin, sigorta şirketi için 12.03.2024, araç sürücüsü için 14.12.2023 kaza tarihi olduğu, 5-Uygulanacak faizin ... plakalı otomobil hususi olduğu için yasal faiz olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize iletmişlerdir. Mahkememizce alınan aktüerya/doktor bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli, gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve yapılan hesaplamaların usul ve yasaya uygun, alınan ATK raporlarındaki kusur ve maluliyet oranlarına uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerekmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilemeyeceğine dair tespitin hatalı olduğu iddia edilmiş ise de alınan ATK raporunda davacının kalıcı maluliyeti tespit edilemediğinin davacının itirazına itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporunda davacının geliri asgari ücret üzerinden hesaplanmış ve tazminata esas alınmış olup, kaza tarihindeki geliri ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından asgari ücretten fazla gelir elde edildiğinin ispatlanamadığı ve davacının kendi işletmesi adına kurye olarak çalıştığı anlaşılmakla asgari ücret üzerinden gelirin esas alınarak tazminat hesaplanmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi .... E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Çalışma gücü kaybı zararının hesabında yaralanan veya malul olanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Malul kalanın kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi de ...E., ...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Kişinin herhangi bir işi yoksa, zarar görenin geliri asgari ücret olarak kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Mahkemece davacı Şahin'in gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek düzenlendiği anlaşılan aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davacının uğradığı geçici iş göremezlik zararına hükmedilmiş olmasında somut olayın özelliklerine göre herhangi bir yanılgı bulunmadığından, davacı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına esas alınan gelirin hatalı belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir." Yine ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından davacının kazadan sonra geçici bakıcı ihtiyacı olacağı ve belgesiz tedavi giderleri de hesaplanmış olup, bilirkişi tarafından kaza tarihindeki piyasa rayiçlerine göre hesaplanan bakıcı gideri ve belgesiz tedavi gideri hesaplamalarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Davacı vekili Mahkememize sunduğu talep arttırım dilekçesi ile; geçici iş göremezlik tazminatı talebini 42.438,67 TL’ye, tedavi gideri talebini 21.510,86 TL’ye arttırmıştır. Davalı sigorta tarafından cevap dilekçesinde tedavi giderleri ve bakıcı giderinin SGK tarafından ödenmesi gerektiği ve davalı sigortanın sorumluluğu teminat kapsamında olmadığı iddia edilmiş ise de; SGK'dan gelen müzekkere cevabına göre davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılmadığı gibi geçici iş göremezlik ve belgesiz SGK tarafından ödenmeyen bakıcı giderinin ve tedavi giderlerinin ZMMS teminatı kapsamında olduğu anlaşılmakla davalı sigortanın itirazına itibar edilmemiştir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: " 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararlarını bedensel zararlar klozundan, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerini ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir." Sonuç olarak davacının talep arttırım dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile; 42.438,67-TL geçici iş göremezlik tazminatı alacağı ve 21.510,86-TL tedavi gideri tazminatı alacağının davalılar ... ve ...'ten 14.12.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Sompo Sigorta yönünden 28.02.2024 temerrüt tarihinden (davalı sigorta şirketi davacının başvurusuna bu tarih itibariyle red cevabı verdiğinden sigorta yönünden temerrüt tarihi olarak alınmıştır) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, davacının kalıcı maluliyete yönelik tazminat talebinin (250,00-TL) ve kalıcı maluliyet olmadığı gözetilerek ekonomik geleceğin sarsılmasına dair talebin ispatlanamadığı anlaşılmakla bu yöndeki tazminat talebinin (250,00-TL) ve davalıların tacir olmaması ve aracın hususi olduğu gözetilerek davacının avans faizi uygulanmasına yönelik talebinin reddi ile alacaklara yasal faiz uygulanmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından davalı sürücü ve araç malikinden 20.000,00-TL manevi tazminat talep edilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih,...E.-K. sayılı kararı). Buna göre davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihteki ve mevcut tarihteki paranın alım gücü, davalının meydana gelen kazadaki kusur durumu ile bedensel zarara uğrayan davacının meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmaması, tarafların dosya içerisine celp edilen sosyo sosyo ekonomik durum araştırması gözetilerek davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve...'ten 14.12.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; 42.438,67-TL geçici iş göremezlik tazminatı alacağı ve 21.510,86-TL tedavi gideri tazminatı alacağının davalılar ... ve ...'ten 14.12.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Sompo Sigorta yönünden 28.02.2024 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜNE, -Buna göre; 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten 14.12.2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Maddi tazminat yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti; a-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 4.368,39 TL harçtan alınan 1.075,00 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 3.293,39 TL karar harcının ve 732,00 TL başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, b- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 1.075,00 TL ıslah harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, d- Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, e-Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 11.600,00 TL adli tıp raporu gideri, 1.883,00 TL posta giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen toplam 21.232,84 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, f- Kabul red oranına göre belirlenen 3.738,44 TL Arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 61,56 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, 4-Manevi tazminat yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti; a-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalı tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/682, K. 2026/980, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-682-e-2026-980-k-05fe949c9ab8