Diğer ·
2022/97 E. 2026/197 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2022/97
- Karar No
- 2026/197
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/97 KARAR NO : 2026/197
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/05/2022 KARAR TARİHİ : 18/09/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil yapımcı-prodüktör olarak faaliyet gösterdiği, Müvekkille davalı arasında aktedilen 30.09.2021 tarihli Sözleşme gereğince; davalı 5 yıl süre ile Müvekkilin menajeri olmasını ve sözleşmedeki koşulları kabul ettiği, Davalı yaklaşık 4 ay müvekkile çalıştıktan sonra müvekkille ... 18. Noterliğinden .. yevmiye Numaralı ... tarihli ekte sunulan İhtarnameyi yollayarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiş ve bir daha işe gelmediğini, bunun üzerine müvekkil, davalıya ... 19. Noterliğinden ... de ekte sunulan ... yevmiye numaralı cevabi İhtarnameyi yollayarak feshi kabul etmediğini bildirdiğini, buna rağmen davalı o tarihten itibaren işe gelmemiş müvekkile her türlü irtibatını kesmiş ve sözleşme adresini de terk ettiğini, Davalı, kamuoyunda tanınmayan, bilinmeyen bir kişi olduğunu, Müvekkil genç yaştaki davalıya çok önemli yatırımlar yaparak ünlü yapmak için ağır bir yükümlülüğe girmiş ve ilk etapta ekte sunulan dekont ve sarf beyanlarıyla yaklaşık 100.000 TI (96750 TI si belgeli) harcama yaptığını, müvekkil davalıya üç ay gibi kısa sürede 2 adet eseri seslendirme olanağı sağlamış bu eserlere klip çekilmiş, sosyal medya hesaplarında ve ... gibi alanlarda yayınlanması sağlandığını ve hala yayınlanmaya devam olunduğunu, Davalının bu haksız feshi nedeni ile davalı ile yapılan 5 yıllık sözleşme gereğince önümüzdeki yıllarda müvekkil tarafından elde edilmesi muhtemel kazançtan da yoksun kalınacaktır. Yoksun kalınan bu kazancın Bilirkişi Marifeti ile tespitini ve hükmedilecek tazminata eklenmesini, diğer yandan eser bulma, klip çekme ve yeni olan davalı gibi sanatçıları tanıtma işlemleri çok uzun ve masraf gerektiren meşakkatli işlerdir. Nitekim müvekkil bu güne kadar davalının tanıtımı ve seslendirdiği 2 eser için ciddi harcamalar yapmış ve tek kuruş gelir elde etmediğini, bu konu ortada iken davalı çektiği ihtarnamede bir de üstüne para istediğini, müvekkil davalıyı kamuoyuna tanıtmış ve davalının menajeri olduğunu tüm kamuoyuna deklare ettiğini, bu nedenle müvekkil iş yaptığı çevresinde davalının işi yarıda bırakması nedeni ile büyük prestij kaybına uğramış, manevi olarak çok büyük zarar gördüğünü, davanın kabulü ile Bilirkişi incelemesinden sonra artırım hakkı saklı kalmak üzere Müvekkil lehine şimdilik 100.000 TL Maddi tazminata (belirsiz alacak davası olarak), 50.000 TI manevi manevi tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hükmedilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından, "Menajerlik Sözleşmesinin feshi sebebi ile uğradığı ve uğrayacağı muhtemel maddi zararları için maddi tazminat ile manevi tazminat talepli" huzurdaki dava ikame edildiğini, davaya konu edilen sözleşme yok hükmünde olduğunu, tarafların karşılıklı, birbiriyle uyumlu irade beyanları hukuki işlemlerin, özellikle sözleşmelerin kurucu unsuru niteliğinde olduğunu, kurucu unsurları eksik bir hukuk işlem 'yokluk' yaptırımıyla karşı karşıya kaldığını, sözleşmenin konusunun emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlaka, kişilik hakkına aykırı ve imkânsız olmaması, irade sakatlığı hallerinin bulunmaması tüm hukuki işlemlerde aranılan geçerlilik şartları olduğunu, müvekkil ile davalı arasında 30/09/2021 tarihinde imza altına alınan Menajerlik sözleşmesi müvekkilin iradesi yanıltılarak imza altına alındığını, sanat hayatına yeni başlayan genç bir sanatçı olarak müvekkil nezdinde oluşturulan manevi baskı ve sıkıntılar, sözleşmenin imzalandığı tarihte henüz daha yeni 18 yaşına girmiş olmasının neden olduğu alternatifsizlik ve insan hak ve özgürlükleri gibi değerler dikkate alındığında bu anlaşmanın aleyhimde şartlar ve yükümlülükler doğurduğu açıkça ortada olduğunu, izah olunan hususlar birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin kamu düzenine, genel ahlaka, kişilik hakkına aykırı olduğu ve müvekkilin iradesi sakatlanarak imzalandığı, nitekim çekilen zorlukların ve müvekkilin sözleşme koşullarının anormalliğini idrak edişinin ardından sözleşmenin kuruluşundan 4 ay sonra ... 18. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme haklı nedenlerle feshedildiğini, edimler Arasındaki Açık Orantısızlık Nedeniyle Genel Ahlaka ve Kişilik Hakkına Aykırı Sözleşme Kesin Hükümsüz olduğunu, karşılıklı borç doğuran bir sözleşmede edimler arasında açık orantısızlık sonucu aşırı yararlanma (gabin) bulunmaması gerekli olduğunu, kurucu unsurları eksiksiz olmasına rağmen kamu düzenini ilgilendirecek düzeyde geçerlilik unsurlarının bulunmaması halinde sözleşmelerin hüküm ve sonuçlarını doğuramaması kesin hükümsüzlük sonucunu doğurduğunu, söz konusu sözleşmenin, davalı tarafından müvekkil aleyhine ağır şartlar koşularak ve tek taraflı yarar güdecek şekilde hazırlanmış olması göz önünde bulundurulduğunda genç yaştaki müvekkilin bu sözleşmeyi sürdürmesinin de kendisinden beklenemeyeceği izaha ve araştırma muhtaç olmadığını, zira haksız ve hukuka aykırı sözleşmenin “4.2.” nolu “Sanatçı/Yorumcu sözleşme konusu albümlere ilişkin dijital ve albümlerin piyasaya çıkması halinde fiziki bütün satışlardan elde edilecek gelirlerden herhangi bir şekilde hak talep etmeyecek sadece ... gelirlerinden yapım maliyetleri düştükten sonra (söz, beste, stüdyo, kayıt, aranje, klip, sosyal medya, tanıtım) 9030'unu talep edebileceğini, ... gelirlerinin yüzde yetmişi yapımcı prodüktöre ait olacağını ve “4.3.” nolu “Albümün online ve/veya dijital mecralar üzerinden piyasaya arz edilmesi sonucu elde edilecek fonogram yapımcı gelirlerinin tamamı istisnasız yapımcı prodüktör e aittir." maddeleri davalıya tek taraflı yarar sağlayan genç müvekkilin emek ve yeteneğimi sömüren hükümlerden ibaret olduğunu, davacı taraf, insani ve toplumsal bakımdan da etik olmayan, her eylemimin bu asimetrik sözleşme şartlarınca denetlenebilir ve çıkar üretilebilir bir meta gibi tanımlandığı sözleşmenin devamlılığını Müvekkile haksız şekilde dayattığını, Türk Borçlar Kanununun Kesin hükümsüzlük başlıklı 27. Maddesinde; “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” denilmekle ihtara konu sözleşmenin butlan olduğu da izahtan vareste olduğunu, sözleşmenin konusu çelişkiye mahal vermeyecek şekilde açıkça belirtilmediğini, FSEK m. 48/ili”e göre, “hak sahibine kanunen tanınan mali hakları yer, süre ve içerik itibariyle sınırlı ya da sınırsız ivazlı ya da ivazsız devretmeleri ya da lisans vermelerine ilişkin tasarruf işlemleri henüz meydana getirilmemiş ya da tamamlanmamış bir esere ilişkin olursa hükümsüz olduğunu, kanun hükmü dikkate alındığında, somut olayda olduğu gibi menajer ile sanatçı arasında daha henüz meydana getirilmeyen eser hakkında yapılan mali hakların devredildiğine ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu sonucuna varıldığını, davacı tarafından iddia olunanın aksine müvekkilin hala daha kamuoyu tarafından bilinirliği olmadığını, müvekkilin sözleşme fesih tarihine değin İlgili sözleşme gereği tüm edimlerini layık-ı veçhile yerine getirmiş olmasına rağmen davacı tarafından vadedilen başarı ve verim sağlanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zaten eğitim hayatına devam eden müvekkilin 18 yaşına gelip reşit olmadan önce Kamuoyu tarafından tanınması beklenemeyeceğinden her kim ile çalışırsa çalışsın bir nebze de olsa tanınırlık elde edeceği kaçınılmaz olduğunu, haksız davanın somut gerçekleri anlaşıldığında, bir tanınırlıktan söz edilebilecekse dahi bu yalnızca yetenek sahibi müvekkilin sanatını layık-ı veçhile icra etmiş olması nedeniyle mümkün olabileceğini, müvekkil tarafından icra edilecek çalışmaların için yapılması gereken hazırlık süreci ilgisiz bırakılmış, yeterli bütçe sağlanmadığını, sonuç olarak müvekkilin kendi geleceğini ikamesi için ihtiyaç duyduğu motivasyonu ile psikolojik durumu zarar gördüğünü, profesyonel menajerlik beklentisini karşılayamayan kliplerin bilirkişi marifetiyle değerlendirilmesi sonucu kostüm tedarikinin dahi amatörce yapıldığı tespit edileceğini, öyle ki müvekkil bu klip çalışmalarına kendi gardırobundan temin etmiş olduğu eşyalar ile iştirak ettiğini, davacının belediye ve sair idari kurumlardan İlgili izinleri alması için gerekli başvuruları yapmaması nedeniyle müvekkil ve diğer çekim ekibi üyeleri saatlerce aç ve susuz bekletildiğini, müvekkil tarafından “...” ile “...” isimli toplam 2 adet şarkı seslendirilmiş olmasına rağmen sosyal mecralarda yayınlanan bu projelerden sözleşme gereği doğan hiçbir hakkedişide davacı tarafından müvekkile ödenmediğini halihazırda hiç bir geliri olmayan müvekkil yalnızca ailesinin ve bilhassa tanık olarak dinlenilmesini talep ettiğimiz annesi ....'ın maddi destekleri ile hayatını idame ettirdiğini, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddini talep etmiştir. II.DELİLLER HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Fsek uzmanı ..., müzik uzmanı Edip Döktür ve hukukçu... tarafından düzenlenen 14/3/2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında özetle; Davacının delil listesi ekinde sunduğu dekontlardan anlaşıldığı üzere , masraflarının bulunduğu ve bu masrafları davalıdan talep edebileceği ancak heyetimizde mali bilirkişi bulunmadığından bir hesaplama yapılamadığı, Davalının no name- bir icracı olması , 5 sene sonraki durumunun belirisizliği ve 5 sene sonra piyasada olup olmayacağı bilinemediğinden davacının 5 yıl sonraki kazanç kaybına ilişkin bir verinin bulunmadığı bulunamayacağı, davalının iddia ettiği gibi uyuşmazlık konusu sözleşmenin gabin, yokluk ve mutlak butlanla malul olduğunu gösteren herhangi somut bir unsurun bulunmadığı, ceza-i şarta ilişkin değerlendirmenin hukuki bir değerlendirme olması nedeni ile heyetin takdiri Sayın Mahkemeye ait olduğu , yukarıda arz ettiğimiz ayırntılı rapora istinaden cezai şarta hükmedilip hükmedilemeyeceğinin Sayın Mahkemece belirlenebileceği Sonuç ve kanaatine varılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Fsek uzmanı ... müzik uzmanı Edip Döktür ve hukukçu ... ve mali uzman ... tarafından düzenlenen 14/3/2024 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davacının delil listesi ekinde sunduğu ödemelere ait banka dekontlarında gönderilen bedellerin ne için ve kimin adına gönderildiğinin belli olmadığı, ve A4 kağıdı ile yapılan ödemeler için düzenlenen belgelerin her zaman düzenlenebilecek belgeler olduğundan delil taşımadığı, davacının sunmuş olduğu belgelerden davacının davalı adına yapmış olduğu masraflara ait belgeler ile ispat edemediği, Davalının — no name- bir icracı olması , 5 sene sonraki durumunun belirisizliği ve 5 sene sonra piyasada olup olmayacağı bilinemediğinden davacının 5 yıl sonraki kazanç kaybına ilişkin bir verinin bulunmadığı — bulunamayacağı, Dosyadaki deliller ışığında söz konusu sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulduğu, Davalının iddia ettiği gibi uyuşmazlık konusu sözleşmenin gabin, yokluk ve mutlak butlanla malul olduğunu gösteren herhangi somut bir unsurun bulunmadığı, sözleşme kapsamında tarafların bu zamana kadar yerine getirdikleri edimler ışığında davalı tarafı haklı çıkarak bir müzayaka halinin söz konusu olmadığı, manevi tazminatın sayın mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Fsek uzmanı ..., müzik uzmanı Edip Döktür ve hukukçu ... ve mali uzman ... tarafından düzenlenen 02/10/2025 tarihli ek raporun sonuç kısmında özetle; İzlenen her iki linkte de herhangi bir küp yayını tespit edilememiş olduğundan, Heyette yer alan hesap uzmanı bilirkişi üyemiz tarafından listelenmiş bulunan ödeme bilgileri incelendiğinde; Yorgun gemi isimli şarkı için ödendiği iddia olunan: klip çekimi-yönetmen bedeli: 7000 lira ,Klip çekimi ışık-kamera-renk: 7000 lira ve, Duygularım çok derin klp çekimi: 5000 lira olmak üzere Toplam 19.000 liranın temellendirilemediği değerlendirildiği, sayın taraflarca söz konusu kliplerin sunulması halinde yapıldığı iddia olunan masrafların delillendirilmesi mümkün olabileceği, Davacının delil listesi ekinde sunduğu ödemelere ait banka dekontlarında gönderilen bedellerin ne için ve kimin adına gönderildiğinin belli olmadığı, ve A4 kağıdı ile yapılan ödemeler için düzenlenen belgelerin her zaman düzenlenebilecek belgeler olduğundan deli taşımadığı, davacının sunmuş olduğu belgelerden davacının davalı adına yapmış olduğu masraflara ait belgeler ile ispat edemediği, Takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Sayın Mahkemenin Takdirinde olmak üzere davalının talebine göre 88.250,00TL nin faiz hesabının 860,44 TL, Sektör Bilirkişimizin tespitlerine göre 69.250,00 TL faiz hesabının 675,19 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen Fsek uzmanı.., müzik uzmanı Edip Döktür ve hukukçu ... ve mali uzman ...tarafından düzenlenen 26/12/2025 tarihli ek raporun sonuç kısmında özetle; Davacının delil listesi ekinde sunduğu ödemelere ait banka dekontlarında gönderilen bedellerin ne için ve kimin adına gönderildiğinin belli olmadığı, ve A4 kağıdı ile yapılan ödemeler için düzenlenen belgelerin her zaman düzenlenebilecek belgeler olduğundan delil niteliği taşımadığı, davacının sunmuş olduğu belgelerden davacının davalı adına yapmış olduğu masraflara ait belgeler ile ispat edemediği, Takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Tüm bu hususların değerlendirilmesi çerçevesinde davacı alacağının 88.250,00TL olduğu, faiz hesabının 860,44 TL, hesap edildiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizin 30/03/2025 tarihli duruşmasının 2. Celse tanık beyanlarında; TANIK ... (T.C. Kimlik No: ...) ... ve ...'den olma ... doğumlu, bildirilen adreste ikamet eder. TANIK BEYANINDA: Ben gazeteciyim. Tarafları tanırım. Tam olarak tarihi net olarak hatırlayamıyorum ancak sanırım iki yıl kadar önce ve yıl başından önceydi. Aralık ayıydı. Davacı ... beni telefonla arayarak yeni bir yetenek, ses olduğunu, ona yatırım yaptığını, dolayısıyla bu işte tanıtımın yapılması için birlikte çalışmayı teklif etti. Bahsettiği şahsın davalı ... olduğunu söyledi. Ben de kendisine 2 gün önce ... isimli radyo PR ve menajerlik işi yapan kişiyle ortak çalışma kararı aldığımızı söyledim. ...'ten davacı ...'a bahsederek onunla yani ... ile birlikte bu işi yapabileceğimizi söyledim. İki gün önce ... ile anlaştığımız için onu bırakıp başkasıyla çalışmanın etik olmayacağını düşündüğüm için bu hususu ...'a bildirdim. Bunun üzerine ... " ... ile birlikte benim iş yerime gelin sizi ... ile tanıştırayım ve neler yapabileceğimizi görüşelim" dedi. Tarihi tam olarak hatırlayamamakla beraber telefon görüşmesinden birkaç gün sonra ... beyin iş yerine gittim. Daha sonra ..., ... ve annesi ayrı ayrı geldiler. Davacıya ait iş yerinde ben, davacı ..., ... ve ... konuştuk. ... bize hazırladığı ...'nın çalışmalarını dinletti. Neler yaptığını ve neler yapacağını anlattı. ... ve basın ... ı konusunda çalışmak istediğini yineledi. Bu arada ... bana ... ile yaptığı sözleşmeyi gösterdi ve ...; Sözleşmede yapımcı, prodüktör, aranjör ve menajerlik olarak haklarını aldığını ve kendi starını yaratmak istediğini söyledi. Bana da bu konuda birlikte çalışmak istediğini tekrarladı. O gün neler yapabiliriz diye düşünmek üzere ayrıldık. Daha sonra ... hanım yılbaşı için yeni yıl kutlaması olduğunu, bu etkinliğe katılacağını söyleyerek etkinliğe beni, ...'ı, ... ve annesini de davet etti. Etkinliğe gittim. ... yalnız gelmişti. ... yoğunluğu nedeniyle gelmedi. ... etkinliğe katıldığı günden sonra ... 'ün evinde kalmaya başladı. Daha sonra ... yaptığı çalışmalarla ilgili ...'yı davet etti ancak ... çalışmaları aksatmaya başladı. Bunun üzerine ...'ü aradım. ... bana; "...., benim kendisine menajerlik yapmamı istedi" dedi. Yani ..., ... hanımdan ...'nın menajerliğini yapmasını istemiş. Ben de ...'ya böyle bir şeyin doğru olmayacağını, ...'nın ... ile sözleşmesi olduğunu söyledim ve bu durumu ...'a aktardım. ...'da bu konuda ...'ya güvendiğini, kendisine bir yanlış yapmayacağını, ortada sözleşme olduğunu söyledi. Fakat ... çalışmaları iyice aksattı ve bunun üzerine Selma hanım ile birlikte ...'ın stüdyosuna görüşmeye gittik. Görüşmede ben, ..., ... ve ...'ın iş arkadaşı olan ... vardı. .. görüşmede yoktu. ..., ...'nın ...'nın evinde kalmasından ve çalışmaları aksatmasından rahatsız olduğunu söyledi ve neden böyle bir durumun geliştiğini sordu. ... hanım da, ....'nın kendi isteği dışında evinde kaldığını, ona git diyemeyeceğini ve çalışmaları da neden aksattığını bilmediğini söyledi. Ayrıca ..., ...'nın menajerliğini yapmasını isteğini ancak kendisinin kabul etmediğini söyledi. Bu olayın ardından birkaç gün sonra ... beni akşam telefonla aradı. Sesi panikti, korkmuştu, sesi titriyordu, telaşlıydı. ... ve annesinin stüdyoya gittiğini, ...'nın sözleşmesini iptal etmesini istediğini, iptal etmezse kendisini öldüreceğini söyleyerek, kafasını duvarlara çarptığını anlattı. ... yaşadığı olay nedeniyle şok olmuştu. Açıkçası psikolojisi çok iyi değildi. Alara'nın kendisine zarar vermesinden korktuğunu ve ilk defa böyle bir olay yaşadığını, ofisteki ses ekipmanlarına zarar vermeye başladığını ve kafasını duvarlara vurarak, parçalayıp, çığlıklar attığını anlattı. Bunları sözleşmenin iptal edilmesi yaptığını söyledi....'a peki sonra ne oldu diye sordum. "Tamam, sözleşmeni iptal edeceğim" diyerek onları gönderdim dedi. Bunları söylemeseydim ... kendisine zarar verecekti, çok korktum dedi. Bu olayın üzerine ertesi gün ... ve ... hepimizi sosyal medya hesaplarından engellediler. Daha sonra ...'ün, ...'nın menajeri olduğunu, sosyal medya hesaplarından paylaştığını gördük. Olay hakkında bilgi ve görgüm bundan ibarettir dedi. Davacı vekiline cevaben: ... beni telefonla aradı. ...'nın kendisine sözleşmeyi fesh ettiğine dair bir ihtarname gönderdiğini söyledi. Bunun üzerine ... ve ben birlikte bir avukat ile görüştük. Avukat da bize sözleşmenin bu şekilde feshedilemeyeceğini söyledi ve karşı ihtarname hazırlayarak ...'ya ... tarafından cevap verildi. TANIK ... (T.C. Kimlik No: ...) ... ve ...'den olma ... doğumlu, bildirilen adreste ikamet eder. TANIK BEYANINDA: Ben film ve müzik işiyle uğraşıyorum. Film müziklerinin aranjörlüğünü yapıyorum. Aynı zamanda müzik alanında bilirkişilik de yapmaktayım. Tarafları tanırım. Davacı ... ile yaklaşık 4 yıldan beri çalışıyorum. İşverenim değildir. Birlikte iş yapıyoruz. Davacı ve ... hanım sözleşme yaparken yanlarındaydım. Sözleşme yapılırken sadece üçümüz vardık. ... sözleşmeyi okudu ve ıslak imza attı. Daha sonrasında ... bana ...'nın kendisini aradığını, görüşmek istediğini ve sözleşmeyi iptal etmek istediğini söyleyerek beni de çağırdı. Ben ...'ın stüdyosuna gittim. Sonrasında ... annesiyle birlikte geldi. ... kapıdan girer girmez ağlamaya başladı ve başını duvarlara vurup, saçlarını yolmaya başladı. Eğer sözleşmeyi iptal etmezse intihar edeceğini, daha sonrasında ise müziği bırakacağını söyledi. Stüdyodaki odada birlikteyken olaylar daha da büyümeye başladı. ... stüdyoda bulunan ...'a ait müzik aletlerine zarar vermeye başladı. Bunun üzerine ... da sakinleşmesi için " ben sözleşmeni vereceğim, sakin ol, daha sonra ki bir gün bu durumu konuşup halledelim" dedi. Amacı ...'nın olaylarına son vermek ve ...'yı sakinleştirmekti. Daha sonrasında ... ve annesi stüdyodan ayrıldılar. Daha sonra dava açıldığını duydum. Sözleşme imzalanırken yanlarındaydım. ...'nın ıslak imza attığını gördüm. İmza atmadan önce sözleşmeyi okudu. Ben sözleşmeden bir suret ...'ya verilip verilmediğini hatırlayamıyorum. Stüdyoya ... girerken sözleşmemi istiyorum demişti. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir dedi. Davacı vekiline cevaben: Sözleşme imzalandıktan sonra ..., ... için besteler yaptı. Enstrümanlar çaldırdı. Tek şarkıya klip çekildi. Ayrıca yine ... için 4 şarkı hazırlandı. ... reelsler yani kısa videolar çekildi. Fotoğraf çekimleri yaptırıldı. Stüdyoya annesiyle gelen ... hanım ... dan sözleşmeyi geri vermesini, sözleşmeyi iptal etmesini ve müziği bırakacağını söyledi. Ancak ... hala şarkı söylemektedir yani müziği bırakmadı. ... bey, ...'yı müzik camiasına tanıttı. Kendisiyle ilgili çalışmalar yaptı ancak daha sonra ... hanımın tutum ve davranışlarından kaynaklı ...'ın müzik camiasındaki itibarı zedelendi. Örneğin; müzik sektöründeki iş yapacak şahıs/firmalar aradaki ihtilafın ... kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda tereddütler yaşadılar. Bu moral bozukluğuyla ... 2 aya yakın çalışamadı. ... sözleşmeyi fesh etmek istedikten sonra başka biriyle çalışmaya başladığı ve bir klip çekti. Bu klip de yayınlandı. ... hanımı tanıyorum, şu an soyadını hatırlamıyorum. Huzurda bulunan ... hanım, ... hanımı stüdyoya getirdi. Stüdyoda ben de vardım. ... hanım menajerlik yaptığını söyledi. ... hanım ve ... bey ben de yanlarındayken ... ile ilgili birlikte çalışacaklarını söylediler. Ancak ... hanım ve ... bey ... ile ilgili birlikte iş yapamadılar. ... dan sözleşmeyi...'nın feshettiğini ve buna dair fesih ihbarnamesi gönderdiğini duydum. Fesihten sonra ..., ... hanımın evine yerleşti ve ... hanımla birlikte gözükmeye başladı. ... hanım ... 'nın menajerliğini yaptı ve bu durumu bir süre ... tan gizlediler dedi. Davalı vekiline cevaben: Tam olarak tarihi hatırlayamıyorum ancak sözleşmeden sonra ve bugünden yaklaşık bir buçuk yıl önce ... için besteler yaptı. Enstrümanlar çaldırdı. Tek şarkıya klip çekildi. Ayrıca yine ... için 4 şarkı hazırlandı. İnstagramda reelsler yani kısa videolar çekildi. Fotoğraf çekimleri yaptırıldı. Ben ... hanım ve ...'nın birlikte çalıştığını hem ... tan duydum hem de müzik sektöründe çalıştığım diğer şahıslardan duydum. Ben ...'ın müzik sektöründeki itibarının zedelendiğini ... tan duymadım. Müzik sektöründen tanıdığım ve bildiğim şahıslar bana taraflar arasındaki uyuşmazlığı ve bu uyuşmazlığın kimden kaynaklandığını sordular. Böylece ...'ın müzik sektöründe itibarının zedelendiğini düşündük. Taraflar arasındaki uyuşmazlığı bana popüler şarkıcı olan ... ve ... ayrıca ... isimli şirketin sahibi ... bey sordu. ...'ın soyadı ...'tur. ...'un ise ...'tur. Ancak sahnede bilinen isimleri .. ve ...'tur Davacı vekili söz aldı: Öncelikle davacı vekili ... vefat etmiştir. Vefat etmeden önce tarafıma yetki belgesi vermiştir. Yeni vekaletname sunmak için süre talep ediyoruz. Ayrıca tanık anlatımlarından aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Tanık anlatımlarına karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ediyoruz. Beyanda bulunduktan sonra dosyanını bilirkişiye tevdiini talep ediyoruz dedi. Davalı vekili söz aldı: Tanık anlatımlarından aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Yazılı beyanda bulunmak için süre talep ediyoruz dedi. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Taraflar arasında yapılan Menajerlik Sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak, haksız yere fesh edildiği iddiasına dayalı davacının uğradığı ve uğrayacağı muhtemel maddi zararlardan bilirkişi tarafından tespit edilecek miktarda artırım yapmak koşulu ile belirsiz alacak davası hükümlerine göre şimdilik 100.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat istemine ilişkindir. IV. GEREKÇE 02.06.2022 tarihli Delil dilekçesi ekinde yer alan 30.09.2022 tarihli menejerlik sözleşmesi incelendiğinde; Sözleşmenin 2. Md. Sözleşmenin Konusu ve Süresi maddesidir. İş bu sözleşme imza tarihinden itibaren 5 yıl boyunca; Aynı yıl içinde en az 1 adet yeni ve daha önce yayınlanmamış eser içeren ismi daha sonra belirlenecek en az 1 adet single ve/veya müzik albümlerinin 5 yıl içinde gerçekleştirilecek müzik prodüksiyonlarının sanatçı/ yorumcu tarafından gerçekleştirilmesi albümler ve içerdiği eserlerin sanatçı/ yoırumcu tarafından icra edilmesi iş bu her yıl için aynı yıl içerisinde en az bir adet albümün ( 5yıl boyunca album ve eser sayılarına Yapımcı- prodüktör karar verecektir.) Çoğaltma , yayma, radyo ve TV ile internet ve diğer mevcut ve ileride meydana gelecek teknolojik vasıtalarla, yayın yeniden yayın ve kamunun erişimine sunma haklarını da kapsar şekilde umuma iletim haklarını, yayınlama hak yetki ve yükümlülüklerinin adı geçen albümün piyasaya çıkış ve/ veya dijital mecralarda satışa sunulmaya başladığı tarihten itibaren tarafından yer , süre, mecra ve sayı sınırı olmaksızın , kullanılması ile tarafların sözleşme konusu albümlerle ilgili hak ve yükümlülüklerinin ve mali koşullarının belirlenmesi iş bu sözleşmenin konusunu içerir. Sanatçı/ yorumcu iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 6 yıllık sözleşme süresi içinde Yapımcı/ Prodüktör tarafından belirlenecek olan müzik albümlerini ve içerdiği eserleri, söz ve şiirleri seslendirmeyi ve yorumlamayı beyan ve taahhüt eder. Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları haklar komşu haklar olup, bağlantılı haklar ise, eserle yakın ilişki içerisinde olan ve eserin kitlelere ulaşmasına doğrudan aracılık eden kişilere tanınan hakkı ifade etmektedir. Bu kimseler eser sahibi gibi yaratıcılıkları ile yeni bir eser ortaya koymamakta; fakat var olan esere bağlı olarak fikri bir emek sarf etmektedirler. FSEK'in “Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar” başlıklı 80. maddesine göre, fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra bir icra ürünü olan sesleri veya sair sesleri ilk defa tespit eden kişilerdir. Gerçek ya da tüzel kişi yapımcı, yapım için gerekli organizasyon ve teknolojiyi sağlayarak bu işe yatırım yapan kişidir. Fonogram yapımcısı, eser vücuda getiren veya onu icra ederek performans sağlayan değil, seslerin tespiti için gerekli sermayeyi koyma ve örgütlenmeyi temin etme gibi mali yönü pahalı faaliyetleri yürüten kişidir1 Ciddi bir emek ve örgütlenme sağlanmasına, para yatırılmasına karşın bu faaliyetle ortaya çıkan ve eser ile benzeri ürünlerden yararlanmayı temin eden, sesleri içeren tespit üçüncü kişiler tarafından çok kolay biçimde çoğaltılıp tüm toplum kesimlerine iletilebilmekte, neticesinde yapılan harcama ve sarf edilen emek boşa gidebilmektedir. Nitekim fonogram yapımcılarına hukuki koruma sağlanması ihtiyacı da burada doğmaktadır: Koruma ile yapım için çok büyük bir sermaye koyan fonogram yapımcısını, haksız rekabetten korumak ve eser ya da icrayı koruma hedefinden bağımsız olarak fonogram yapımcısının menfaatlerinin korunması hedeflenmektedir. Aksi halde büyük masraf, emek ve organizasyon ile gerçekleştirilen yapımlar hak sahibi dışında kalan yetkisiz kişilerce haksız kazanç kapısı olacak ve yatırımı gerçekleştirenler bir daha bu tür faaliyetlerde bulunmayacaktır. Bu ise, eserin geniş halk kitlelerine ulaşması yolunu tıkayacağından, dolaylı olarak eser sahibi ve icracı sanatçıların azami ölçüde zarar görmesi sonucunu doğuracaktır. Yapımcıya tanınan haklar mali nitelikte olup bu haklar yapımcının tespiti ile olan mali ve ekonomik bağlılığını ifade eder. FSEK’in 80. maddesi gereği, fonogram yapımcısının, kendine Kanunen tanınan mali haklara sahip olabilmesi için eser sahibinden ve varsa icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralması gerekmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davacının FSEK kapsamında sayılan bu hakları davalıdan almış olduğu görülmektedir. Dava konusu uyuşmazlık sözleşmenin geçerli olup olmadığı ile davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı sözleşmenin 3.4 md. ile davalıdan FSEK md. 21. Belirtilen işleme hakkını, 22. Md. yazılı olan çoğaltma hakkını, 23. Md. yazılı olan yayma hakkını, 24. Md. yazılı temsil hakkını, 25. Md. yazılan umuma iletim hakkını aldığını, 3. Kişilere devir yetkisini kapsar şekilde münhasıran yapımcıya lisanaslandığı belirtmiştir. Keza sözleşmenin 3.10. md. “Sözleşme konusu album üzerinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan doğacak tüm hakları iş bu sözleşme ile Yapımcıya devrettiğini” Kabul etmektedir. Sözleşmeni konusu ve hak devri maddeleri incelendiğinde mali hakların devri FSEK hükümlerine uygun olarak yerine getirilmiştir. Sözleşmenin maddi hükümlerini düzenleyen maddeleri incelediğimizde; 3.11. md …..6 yıllık sürenin sonuna kadar Yapımcı’nın onayı olmaksızın farklı bir gerçek veya tüzel kişi ile çalışmayacak olması,şarkı seslendirmeyecek, düet yapamayacak olmasıdır. Müzik yapımcıları fonogram yapım sözleşmesi akdederken sözleşme süreleri 3, 5 , 10 ve süresiz olarak yapılabilmektedir. Süresiz olarak yapılan sözleşmeler kelepçeleme sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir. Bu sözleşmelerde güçlü olan taraf zayıf olan tarafı tamamen kendisine bağlamak istemektedir. Somut olayda ise bu tarz bir kelepçeleme hükmünün bulunmadığı, bu tarz yeni çıkış yapacak daha önce hiç tanınmamış sanatçılara ilişkin sözleşmelerin 5-10 yıl arası sürelere konu edildiği sektör bilirkişisince tespit edildiği, bu açıklamalar kapsamında yeni bir sanatçı için 5 ila 6 yıl makul bir süre olup, yapımcının bu sürenin ilk yıllarında yapılan masraflarını ilk etapta çıkarmaya çalışması kaçınılmazdır. Sözleşme imzalanırken taraflardan yapımcının saiki evleviyetle maddi kazanç sağlamak, icracı sanatçının da tanınmak olduğu göz önüne alındığında süre makul olarak değerlendirilmiştir. 3.12. md…….sözleşmeye konu albümlerin piyasaya arz edilip edilmeyeceği hususuna yapımcı karar verecektir. Sözleşme imza aşamasında ortada hali hazırda bir eser bulunmadığından bu süreç içinde eserin vücüda getirilmesine ilişkin masraflar da yapımcı tarafından ; ( Davacı Delil Dilekçesi Ekinde yapılan ödemelere ilişkin belgelerden ) yapıldığından, sözleşmeye konu albümlerin piyasaya arz edilip edilmeyeceği kararının yapımcı da olması beklenendir. 4.2. md-----Sözleşme konusu albümlere ilişkin dijital ve albümlerin piyasaya çıkması halinde fiziki bütün satışlardan elde edilecek gelirlerden yapım maliyetleri düştükten sonra ( Söz, beste, Stüdyo, kayıt, aranje , klip, sosyal media, PR tanıtım ) %30 unu talep edebilecektir.Youtube gelirlerinin %70 yapımcı prodüktöre ait olacaktır. Sektörel değerlendirmelere göre; Piyasada ismi kamuoyu tarafından kulak aşinası olunan icracı sanatçılar için bu oran yapımcı için %40, icracı sanatçı için %60 dır. Tanınırlık arttıkça oran icracı sanatçı lehine artar. Yıldızlar için oran, yapımcının %30 larda kaldığı oranlardır. Pek tabi ki ün arttıkça sanatçı yıldızlaştıkça prodüksiyon da büyüyüp masraflar arttıkça kimi zaman %50 - %50 şeklinde de düzenleme yapılmaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak izah ettiğimiz üzere, çabası fazla olan taraf payı daha çok almaktadır. Taraflardan biri emeğini, diğeri ise sermayesini koymaktadır. İcracı sanatçı ön planda ise yani emek yıldızsa oran büyüyecek, sermaye masraf ön planda ise oran küçülecektir. Açıklanan sektörel veriler kapsamında davacıya %30 gibi bir ödemenin yapılmış olması piyasa şartlarında ortalamanın üstünde kalmaktadır. Piyasa dinamiğine göre kimi zaman ilk albümler yada dijital mecralarda ilk bir kaç sene icracı sanatçılara hiç bir ödemede dahi bulunulamaktadır. Zira her hafta onlarca yeni icracı sanatçının çıktığı bir camiada külliyen yapımcı için zarar kalemi olabilecek ve risk yapımcı üstünde kalacaktır. Yapılan teknik ve hukuki değerlendirme neticesinde menajerlik sözleşmesi kül halinde değerlendirildiğinde; sözleşme maddelerinin tarafların o an için hali hazırdaki durumlarına göre hazırlandığı, icracı sanatçının – no name- isimsiz normal bir vatandaş olması nedeni ile sözleşme şartlarının genel nitelikte olduğu, hatta ayrıntılandırılmamış temel nitelikte bir sözleşme olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının iddiaları yanında davalı tarafın da dilekçesinde dava konusu sözleşmeyle ilgili olarak bazı hukuki iddialar gündeme getirdiği görülmektedir. Söz konusu iddialara ilişkin hukuki değerlendirmelere geçildiğinde; Davalı taraf, kurucu unsurlardaki eksiklikten ötürü sözleşmenin yoklukla malul olduğunu iddia etmektedir. Yokluk, bir hukukî işlemin kurucu unsurlarının mevcut olmaması sebebiyle hukuk sahasında bir hukukî işlemin bulunmaması hâlidir (YHGK, T. 29.05.2002, E. ..., K....) Buna göre hukukî işlemin kurucu unsurlarının tamam olmaması söz konusu hukukî işlemin vücuda gelmediği anlamına gelir. Hükümsüzlükten bahsedebilmek için öncelikle bir hukukî işlemin kurulmuş olması; ancak herhangi bir sebeple hüküm ifade etmemesi veya hüküm ifade edebilmesi için çeşitli ek şartların sağlanması gerekir. Hukukî işlemin kurucu unsuru denildiğinde akla ilk olarak irade beyanı gelir. Her hukukî işlemde kurucu unsur olarak mutlaka irade beyanı yer alır. Kanunun emredici hükümlerine aykırılık, genel olarak yokluğa sebebiyet vermez. Fakat istisnaen çeşitli hukukî işlemler bakımından farklı kurucu unsurlar da aranabilir. Dosyadaki deliller ışığında söz konusu sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulduğu görülmektedir. Kurucu unsurlar bakımından herhangi bir sakatlık dosya kapsamındaki verilerden anlaşılamadığından, davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yokluk iddiasını haklı çıkaracak hukuki gerekçelerin geçerlilik arz etmediği kanaat hasıl olmaktadır. Davalı taraf vekili, her ne kadar müvekkilinin iradesinin yanıltılması sonucunda söz konusu imzanın atıldığını belirtmişse de bu husus irade sakatlığı çerçevesinde, sözleşmenin iptali ile bağlantılı olacağından yokluk sebebi teşkil etmemektedir. Keza sözleşmenin iptalini doğuracak irade sakatlığı hali de soyut bir iddia olarak herhangi bir delille desteklenmemiştir. Davalı taraf ayrıca, sözleşmenin edimler arasındaki açık orantısızlık nedeniyle genel ahlaka ve kişilik hakkına aykırı olduğundan hareketle kesin hükümsüzlük iddiasını da dile getirmektedir. Dilekçesinde taraf vekili, söz konusu sözleşmenin, davalı tarafından müvekkil aleyhine ağır şartlar koşularak ve tek taraflı yarar güdecek şekilde hazırlandığını, karşılıklı borç doğuran bir sözleşmede edimler arasında açık orantısızlık sonucu aşırı yararlanmanın (gabin) bulunmaması gerektiğini ve genç yaştaki müvekkilinin bu sözleşmeyi sürdürmesinin de kendisinden beklenemeyeceğini iddia ederek TBK m. 27 çerçevesinde sözleşmenin batıl olduğunu ileri sürmektedir. Gerekçemizin bir üst bölümünde sözleşmenin menajerlik sözleşmesi niteliği taşıdığı ve sözleşme hükümleri çerçevesinde FSEK m. 80 kapsamında fonogram yapımcısı olarak nitelendirilecek olan davacının, FSEK hükümlerine uygun olarak mali hakları devraldığı tespit edilmiş idi. Bu yöndeki kanaat sözleşmenin hukuka uygun olduğunu belirterek aynen bu noktada da tekrar edilmektedir. Bu çerçevede davalı tarafın iddia ettiği üzere bir taraf aleyhine aşırı yararlanmadan söz edilebilecek derecede bir yararlanmanın olmadığı anlaşılmakta; uyuşmazlık konusu sözleşme kapsamında tarafların bu zamana kadar yerine getirdikleri edimler ışığında davalı tarafı haklı çıkarak bir müzayaka halinin söz konusu olmadığı açıkça görülmektedir. Davacının dosya kapsamında çeşitli ödemeler yapıldığı, davalının sektörde tanınırlığının artmasına dönük faaliyetler yürütüğü tespit edilmiştir. Davalı taraf ayrıca müvekkilinin sözleşmenin imzalandığı sırada tam ehliyetli olmadığını da ileri sürmektedir. Kurucu unsurlarını barındıran, ancak hüküm ve sonuç doğurabilmesi için çeşitli olgularla tamamlanması gereken sözleşmeler eksiklikle sakattır. Elzem olduğu hâlde henüz alınmamış üçüncü kişinin rızası veya geciktirici şarta bağlı hukukî işlemde şartın henüz gerçekleşmemesi hâlleri eksik hukukî işleme örnek gösterilebilir. Bununla birlikte eksiklik tamamlanmazsa hukukî işlem en baştan itibaren batıl olur. Bu bakımdan hukukî işlemin eksikliği, hukukî işlemin askıda hükümsüzlüğüne yol açar. Nitekim sınırlı ehliyetsizlerin (ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlının) kanuni temsilcisinin izni olmadan yaptıkları işlemler askıda hükümsüzlük hallerinden biridir. Bu durumlarda sözleşme, kanuni temsilci sınırlı ehliyetsizin yaptığı işleme ya da temsil olunan yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme icazet verinceye kadar eksik bir sözleşme olup, icazet verildikten veya eksik unsur tamamlandıktan sonra sözleşme tüm hüküm ve sonuçlarını başlangıçtan itibaren doğurmaya başlar. Tüm bu açıklamalar karşın davalı vekilinin söz konusu iddiasını haklı çıkaracak herhangi bir veri dosyada yer almadığından ilgili iddianın haklılık taşıdığı ispatlamamıştır. Tüm açıklamalar kapsamında uyuşmazlık konusu menajerlik sözleşmesine ilişkin hukuki değerlendirme gerçekleştirildiğinde; menejerlik sözleşmesinin FSEK hükümlerine uygun ve piyasa şartlarına göre düzenlendiği, davalının iddia ettiği gibi uyuşmazlık konusu sözleşmenin gabin, yokluk ve mutlak butlanla malul olduğunu gösteren herhangi somut bir unsurun bulunmadığı, 30.09.2021 tarihli Sözleşme gereğince; davalı 5 yıl süre ile davacı menajeri olmasını ve sözleşmedeki koşulları kabul ettiği, Davalı yaklaşık 4 ay davacı ile çalıştıktan sonra davacıya .. 18. Noterliğinden ... yevmiye Numaralı ... tarihli İhtarnameyi yollayarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiş ve bir daha işe gelmemiş, bunun üzerine davacı, davalıya ... 19. Noterliğinden ... de ekte sunulan ... yevmiye numaralı cevabi İhtarnameyi yollayarak feshi kabul etmediğini bildirdiği, buna rağmen davalının iletişimi kestiği ve sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmediği, davalının kamuoyunda tanınmayan, bilinmeyen bir kişi olduğunu, davacı genç yaştaki davalıya yatırımlar yaparak ünlü yapmak için bir yükümlülüğe girdiği, davacı tarafından gerçekleştirilen harcamalara konu kayıtların sektör uzmanınca doğrulandığı, davacının davalıya üç ay gibi kısa sürede 2 adet eseri seslendirme olanağı sağladığı, bu eserlere klip çektiği, sosyal medya hesaplarında ve You Tube gibi alanlarda yayınlanmasını sağlandığı, dava tarihi itibariyle de ilgili yayınların halen ulaşılabilir olduğu, dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalının hukuka, usule, piyasa şartlarına ve sektör verilerine uygun menajerlik sözleşmesine yönelik kullandığı tek taraflı yenilik doğuran fesih iradesinin haksız olduğu yönünde kanaat mahkememizde hasıl olmuştur. Menejerlik sözleşmesinin geçerli olduğu ve davalının feshinin haksız olduğuna ilişkin bir üst kısımda gerçekleştirdiğimiz hukuki değerlendirmeler kapsamında; davacının Menajerlik Sözleşmesine aykırı olarak, haksız yere sözleşmeyi fesh etme sebebi ile uğradığı ve uğrayacağı muhtemel maddi ve manevi zararlar sebebiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat talebinin incelenmesinde; Davacının dava dilekçesi ve eklerinde bulunan ödemelere ilişkin sunduğu kayıtların mali, sektör ve bilişim uzmanınca incelenmesinde, davacının iddiasına konu davalı ile sözleşme yapıldığı aşamadan davalının feshine kadar geçen yaklaşık 5 aylık sürede çektiği kliplerin, stüdyo kayıtlarının, yayınların çeşitli platformlarda yayına sunulduğu ve tespit tarihi itibariyle de hala yayında olduğu anlaşılmakla davacının menejerlik sözleşmesine konu yerine getirdiğini belirttiği edimlerin delillendirildirildiği ve doğrulandığı anlaşılmıştır. Davacının davalıya harcadığı para miktarı yönünden her ne kadar dekontlarda paranın kime hangi amaçla gönderildiği yönünde açık bir işlem özeti ve taraf bilgisi yer almasa da, ilgili kayıtların sektör uzmanına tevdi edildiği, sektör uzmanına davacı tarafından sunulan kayıtlardaki tutarların sektör fiyatlandırması ile incelenerek klip çekim, yönetmen, kamera, ses, ışık, kayıt, stüdyo giderleri gibi belirli masraf kalemlerinin piyasa koşullarında yaklaşık hesaplaması istenildiği, sektör uzmanınca davacının iddia ettiği harcama kalemlerine ilişkin hesaplanan yaklaşık değerin davacı tarafından sunulmuş kayıtlardaki tutarlarla örtüştüğü yönünde görüş bildirildiği, sektör uzmanının davacı tarafından sunulan kayıtların gerçeği yansıttığı yönündeki görüşü akabinde davacı tarafından sunulan HMK madde 202 kapsamında ancak bir delil başlangıcı niteliğine haiz kayıtların doğrulandığına kanaat getirilmiştir. Nihayetinde davacının davalı için yaptığı harcama toplam tutarı 88.250,00TL şeklinde tespit edildiği, davalının davacıya 88.250,00TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş; davacının muhtemel zararlarına ilişkin değerlendirmenin mevcut sektör yönünden mümkün olmadığı değerlendirilerek davacının fazlaya dair istemleri reddedilmiş, TBK madde 50 somut olay adaletine uygun bir şekilde belirlenen maddi tazminat tutarının 88.250,00TL ile sınırlı kalması yönünde hüküm tahsis edilmekle birlikte davacının haksız fesih sebebiyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş, davacının uğradığı manevi zarara yönelik TBK madde 50 kapsamında somut olay adaleti gözetilerek davalının davacıya 30.000,00TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi sebebiyle davalı tarafından davacıya 88.250,00TL ve dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiz tutarının maddi tazminat şeklinde ödenmesine, maddi tazminat yönünden fazlaya dair taleplerin reddine, 2-Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi sebebiyle davalı tarafından davacıya 30.000,00TL ve dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiz tutarının manevi tazminat şeklinde ödenmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya dair taleplerin reddine, 3-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 8.077,65.-TL harcın peşin alınan 2.561,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 5.516,02.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.561,63.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen maddi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan 55.000,00.-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Red edilen maddi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan 11.750,00.-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kabul edilen manevi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan 30.000,00.-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 51.500,00.-TL bilirkişi ücreti, 2.040,00.-TL posta ve tebligat gideri, 80,70 TL başvuru harcı, 11,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 53.632,20.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 42.280,05.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair karar Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18/09/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır