Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/3231 E. 2026/2648 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/3231
Karar No
2026/2648
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2025/3231

KARAR NO:2026/2648

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:07/10/2025

NUMARASI:2021/85 E - 2025/781 K

DAVANIN KONUSU:Alacak

KARAR TARİHİ:06/10/2026

KARAR YAZIM TARİHİ:06/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında 10/06/2019 tarihinde "Kar ve Zarara katılma ve Yatırım sözleşmesi"nin imzalandığını, davalının kendi bünyesinde iş için gerekli alt yapı ve çalışma alanını kuracağını, iş için gerekli makinelerin temin edildikten sonra söz konusu faaliyet alanında kurulumun yapılacağını, kayısı çekirdeği işletilerek satışa hazır hale getirileceğini, müvekkilinin de bu sözleşmeye konu faaliyetin fikir ve proje üreticisi olmakla birlikte davalı tarafından satışa hazır ürünleri yurt dışına ihraç edeceğini, bununla ilgili yurt dışında müşterileri bulacağını, gümrük işlerini yürüteceğini, tarafların söz konusu işin ortaklık çatısı altında yürütülemeyeceğine kanaat getirdikleri için imzalanan sözleşmeyi karşılıklı fesh ettiklerini, müvekkilinin maliyetler konusunda her sevkiyat sonrası yapılan dış nakliye,gümrük,sigorta,yurt dışı kargo masrafları vb yüklemeye ve bu işin pazarlanması için yapılan tüm masraflara ait ödemelerin dekont, fatura vb tüm harcamaların dökümlerini davalı şirkete e-mail yoluyla ilettiğini, davalı şirket ise mal alış, stopaj, elektrik vb masraflara ait dökümleri yazılı ve sözlü istenilmesine rağmen müvekkili ile paylaşmadığını, zira iş ortaklığında yapılan satışlardan 9 tonluk ürün sevkiyatı için maliyete yansıtılan stopaj 2.000,00 TL iken 24 tonluk sevkiyat için hammadde stopaj maliyetine yansıtılan rakamın 1.855,90 TL olduğunu, müvekkil şirketin miktar ve tutarlardaki farklılığın sebebi sorulduğunda bu hususta yazılı ve sözlü sözlü dahi açıklama yapmadıklarını, sözleşmeye göre müvekkili şirket tarafından KDV iadesi alabilmek için davalı şirketten alınması gerekli "yeminli mali müşavir inceleme tutanağını"alamaması sebebiyle KDV iadelerini alamadığını, bundan dolayı da zarara uğradığını, tarafların ... ... AŞ den alınacak olan makina ve malzemeler için 205.000,00 tl +KDV ödemeyi kararlaştırdırdıklarını, bu makine bedelinin ilk ödemesi için gerekli olan 105.000,00 TL'yi tarafların yarı yarıya ödediklerini, bakiye kalan kısmın davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar sonradan bakiye kısım olan 100.000,00 TL'yi de yarı yarıya ödenmesi hususunda anlaştıklarını,ayrıca bu alınan değirmen makineleri dışında 1 adet çuval doldurma ve tartı makinesi, 1 adet kırıcı motor da alındığını, çuval doldurma ve tartı makinesinin bedeli ortak hesaptan ödendiğini, kırıcı motorun bedelinin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, söz konusu makineler ile ilgili faturanın ... tarafından davalı şirkete kesildiğini, faturanın taraflarına iletilmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve sözleşmeye göre makine bedelinin yarısının müvekkili tarafından ödenmiş olması sebebiyle teşvik kapsamında destek alınması halinde söz konusu desteğin yarısının müvekkile ödenmesi kararlaştırıldığını, davalı şirkete teşvik kapsamında bir başvuru yapılıp yapılmadığı, kurum tarafından bir cevap verilip verilmediğinin sorulmasına rağmen sürekli geçiştirildiğini, son olarak gönderilen ihtarnameye istinaden cevabi ihtarname ekinde özel belge niteliğinde evrakların gönderildiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmada ise davalının ..., ..., Tarım ve Kırsal Kalkınmayı destekleme kurumlarından teşvik aldığı bilgisine ulaşıldığını iddia ederek;davanın kabulünü, 10.000,00 TL (Bilirkişi tarafından makinelerin değeri belirlendikten sonra arttırım yapılacağını) alacağın ve 1000,00 TL (teşvik kapsamında bir destek alınıp alınmadığı, alındı ise ne kadar alındığı kurum cevapları ile belli olduktan sonra arttırılacağını) alacağın teşvik ödemesinin alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ;dava konusu alacak taleplerinin arabuluculuk başvurusuna konu edilmediğini, davacının dava şartı arabuluculuk süreci işletilmeden açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar anılan sözleşmenin müvekkilinin davranışları nedeniyle feshedildiğini iddia etmiş ise de sözleşmenin feshine müvekkilinin sebebiyet vermediğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini, dava konusu sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davacının talep ettiği alacağa yönelik talebini belirsiz alacak olarak nitelendirdiğini, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı olmadığını, davacının anılan makinenin değerinin 205.000,00 TL + KDV olduğunu açıkça belirttiğini,anılan makine bedelinin taraflarca yarı yarıya ödendiği hususu taraflarca ihtilaf konusu olmadığını ancak sözleşmenin 6.4 maddesinde açıkça makine ve aletlerin bilirkişi tarafından değerlerinin tespit edilmesi halinde satışının yapılacağı ve satış neticesinde paranın paylaştırılacağı belirtildiğini, bu halde anılan makinelerin satışı henüz yapılmamış olduğundan dolayı müvekkilinin sözleşme uyarınca ödeme yükümlülüğünün doğduğundan söz edilebilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla makineler satılmadan davacı tarafça hak talebinde bulunulamayacağını, söz konusu makinenin satışı için girişimde bulunulduğunu ancak günümüz ekonomik koşulları nedeniyle makineye alıcının bulunamadığını, alıcı bulunması halinde satışının yapılacağı ve sözleşme kapsamında yapılacak hesaplama neticesinde bedelin ödeneceği konusunda bilgi verildiğini, davacının satış için gerekli işlemlere yanaşmadığını ve alıcı bulunması hususunda da herhangi bir çaba sarf etmediğini, teşvik destek payı talebine konu makinelere ilişkin ... yapılan satış sözleşmesi tarihi 22.04.2019, davaya konu taraflar arasındaki sözleşme tarihi 10.06.2019, müvekkilinin teşvik nedeniyle aracı kuruma başvuru tarihi 11.06.2019 olduğunu, sözleşmenin 4.4 maddesinden anlaşılacağı üzere makine bedelinin taraflarca ödendiğini, ayrıca anılan makinelerin kurulmuş ve kullanımına başlanmış olduğunu ,bu halde sözleşme tarihi, satış tarihi, sözleşme konusu makinelerin bedelinin ödenmiş ve kurulumunun tamamlanıp kullanılmaya başlanmış olması hususları dikkate alındığında kanun gereğince teşvik payı talep edilebilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça dayanılan sözleşme hükmünün Bankacılık Kanunu m. 76/a ve Finansal Piyasalarda Manipülasyon Ve Yanıltıcı İşlemler Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca suç teşkil eder nitelikte olduğunu,TBK m. 27 hükmü uyarınca konusu suç teşkil eden sözleşme maddesi kesin olarak hükümsüz olduğunu, müvekkilinin konusu suç teşkil eden sözleşme hükmü uyarınca sorumluluğu bulunmadığını, davacının anılan hükümsüz sözleşme maddesi uyarınca müvekkilinden talepte bulunabilmesi mümkün olmadığını savunarak; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İstinaf Konusu Mahkeme Kararı;Mahkemece yapılan yargılama sonunda;" davanın belirtildiği gibi taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan katılma payı alacağına ilişkin açılan alacak davası olduğu, taraflar arasındaki 10/06/2019 tarihli kar ve zarara katılma ve yatırım sözleşmesi ile dava konusu makinenin işletilmesi ve yatırım teşvik ödemeleri üzerinde adi ortaklık kurulduğu, sözleşmenin feshedildiği ve ortaklığın tasfiye edilmesi hususunda da çekişme bulunmadığı (davalının fesih beyanı davacının Kartal ... Noterliği'nin 04/11/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kabul edilmiştir) davacının .... AŞ'den 205.000,00 TL + KDV bedelle satın alınan makine ile çuval doldurma ve tartı makinesinin ve kırıcı motorunun değer tespiti yapılarak yarı bedelinin ve sözleşmenin 5/2 maddesine göre teşvik kapsamında destek alınırsa yarısının ödenmesini talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6/4 maddesine göre "Sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmeye konu olan iş ortaklığı sözleşmesi tasfiye edilecek olup tüm makine ve aletler bilirkişi tarafından belirlenecek rakam üzerinde satışı yapılacaktır, elde edilen gelir yukarıda belirtilen kar paylaşım esasına göre paylaştırılır" hükmünün öngörüldüğü, bu suretle tarafların tasfiye usulü üzerinde anlaşmış olduğu, buna göre makinenin satışı halinde elde edilecek gelir üzerinde davacının yarı oranda alacak hakkı sahibi olduğu, davacı tarafça tasfiye usulüne veya makinenin mahkemece sattırılmasına dair bir talep bulunmadığından ve tasfiye usulünün belirlenmesi nedeniyle tasfiyenin mahkemece yapılamayacak olmasından dolayı ve makinenin satışının belirlenen tasfiye usulü ile yapıldığına dair bir delil bulunmamasından dolayı davacının makinelerin bedeline ilişkin katılma payı alacağı davasının reddinin gerektiği, yine bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında herhangi bir kurumdan teşvik ödemesi almış olduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle davacının teşvik ödemesine ilişkin davasının da reddinin gerektiği" gerekçesiyle ;

"1-Davacının makine bedeline ilişkin alacak davasının REDDİNE,

2-Davacının teşvik ödemesine ilişkin alacak davasının REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.

İstinaf Başvurusu;Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesinin 2. Fıkrasında "teşvik kapsamında yapılacak işlemlerin ve sorumluluğunun davalı şirkette olduğu kararlaştırılmıştır.Fakat davalı taraf, her zaman düzenlenecek ve özel belge niteliğindeki evrağı sunarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmıştır.Dava açılmadan önce davalı tarafa iş bu teşvik kapsamında yapılan işlemler ve akıbeti hakkında bilgi ve belge talep etmiş isek de maalesef karşı taraf hiçbir şekilde Müvekkile bilgi vermemiştir.Bundan dolayı da iş bu dava ikame edilmiştir.Tarafımızca da dava ikame edildikten sonra davalı taraf sürekli olarak çalıştığı bir firmadan özel belge niteliğinde bir evrak ibraz ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışmıştır.Mahkeme de maalesef davalı şirketin teşvik kapsamında sorumluluğunu yerine getirip getirmediği hususunda kusuru olup olmadığını araştırmamıştır.Dosyaya gelen evraklardan davalı şirketin sürekli olarak devletten teşvik aldığı görülmektedir. Dolayısıyla davalı şirket teşvik hususunda basiretli bir tacir olduğu, teşvikten nasıl faydalanılabileceğini bilmektedir. Davalı şirket ile birlikte Müvekkil Aksaray'a gitmiş ve ihtiyaç duydukları sözleşme konusu makineler için anlaşmaya varmışlardır. İş bu anlaşmadan sonra da dava konusu sözleşme tanzim edilmiştir. Nitekim sözleşmedeki makineler ile ilgili hükümler bu hususu ispatlamaktadır. Hal böyle iken davalı şirket hiçbir şekilde " önceden satın alınan, farklı yerlerden fiyat teklifi alınmadan alınan makineler bakımından devlet tarafından teşvik verilmediğini" belirtmemiştir.Esasen sözleşme hazırlanırken dava konusu makinelerin tüm bedeli davalı şirket tarafından karşılanacak idi. Son dakika yapılan değişiklik ile makine bedelleri yarı yarıya karşılandı.Bunun üzerine davalı şirket bakımından dava konusu makinelerin teşvik kapsamında faydalanılması hususu cazibesini kaybetmiştir. Zira davalı şirket teşvik yasası kapsamında yılda sadece bir kere destekten faydalanabildiği için, kendi özel işlerinde kullanabileceği daha yüksek bedelli teşviklere başvurmuştur. Bundan dolayı da dava konusu sözleşmeye dayalı olarak teşvik'e başvurulmamıştır. İş bu davada davalı şirkete kusur izafe edilmemesi için de sonradan düzenlenebilen özel belge dosyaya sunulmuştur.Yukarıda belirttiğimiz tüm hususlar göstermektedir ki, davalı taraf sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemiş,teşvikten faydalanılmamıştır.Davalı şirketin sürekli olarak devletten teşvik aldığı hususu göz önüne alındığında iş bu olayda kusurlu olup, müvekkilin mağduriyetini karşılaması gerektiği açıktır. Mahkemece sözleşmeye konu makineler için devletten alınabilecek destek miktarının öğrenilmesi ve bu miktar üzerinden müvekkil lehine tazminata hükmedilmesi gereken teşvikten faydalanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.Davacı taraf, müvekkilin sürekli teşviklerden faydalandığını, dava konusu sözleşme kapsamında da teşvikten faydalanabilecek iken her zaman düzenlenmesi mümkün özel belge niteliğinde belgeler sunarak dava konusu bağlamında teşvikten yararlanmadığını, bu duruma ilişkin kusurlu olduğunu ve yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir. kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava ,alacak talebine ilişkindir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; taraflar arasında 10/06/2019 tarihinde "Kar ve Zarara katılma ve Yatırım sözleşmesi"nin imzalandığı, tarafların sözleşmeyi karşılıklı fesh ettikleri anlaşılmıştır.Mahkemece yargılamada alınan mali müşavir bilirkişi raporunda özetle;"A- Mali İncelemeler Yönünden: Raporun 4.a.1. bölümünde incelenen davalı şirketin ... Malatya Müdürlüğüne KOBİ Gelişim desteği kapsamında sunmuş olduğu projesinin kurum tarafından uygun bulunduğu, devamında ara faaliyet raporlarının ibraz edilmesi ile; 18/04/2019 tarihinde 88.057,49 TL, 03/10/2019 tarihinde 98.283,19 TL, 30/10/2019 tarihinde 5.423,92 TL, 09/03/2020 tarihinde 11.631,94 TL olmak üzere toplamda 203.396.54 TL tutarında destekten faydalandırıldığı, raporun 4.a.2.bölümünde incelenen “Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Malatya İl Koordinatörlüğü” nün davalı .... A.Ş.” için 1.379.945,57 TL Makine/Ekipman, 15.000,00 TL tutarlık genel giderler, 15.000,00 TL İş planı olmak üzere toplamda 1.394.945,57 TL tutarlı harcama bedeline karşılık %40 nispetine isabet eden 557.978,22 TL tutarında teşvik desteği ödemesi gerçekleştirildiği, neticeten; davalı şirketin (203.396,54 TL * 557.978,22 TL) olmak üzere toplamda 761.374,76 TL tutarında teşvik desteğinden faydalandığı görülmüştür.Tüm bu tespit ve incelemeler çerçevesinde; 10/06/2019 Tarihli “Kâr ve Zarara Katılma ve Yatırım Sözleşmesinin feshi nedeniyle davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu makine bedelini ve teşvik kapsamında verilen destek nedeniyle davalıdan herhangi bir pay talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkin nihai ve hukuki değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu" kanaati beyan edilmiştir.İtiraz üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ; "A- Mali İnceleme ve Değerlendirmeler Yönünden: Kök raporda davalı şirketin teşvik kapsamında faydalanmış olduğu tespit edilen; 18/04/2019 tarihinde 88.057,49 TL, 03/10/2019 tarihinde 98.283,19 TL, 30/10/2019 tarihinde 5.423,92 TL, 09/03/2020 tarihinde 1.631,94 TL olmak üzere toplamda 203.396,54 TL tutarında destekten faydalandırıldığı, raporun 4.a.2.bölümünde incelenen “Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Malatya İl Koordinatörlüğü” nün davalı .... A.Ş.” için 1.379.945,57 TL Makine/Ekipman, 15.000,00 TL tutarlık genel giderler, 15.000,00 TL İş planı olmak üzere toplamda 1.394.945,57 TL tutarlı harcama bedeline karşılık %40 nispetine isabet eden 557.978,22 TL tutarında teşvik desteği ödemesi gerçekleştirildiği, neticeten, davalı şirketin (203.396,54 TL x 557.978,22 TL) olmak üzere toplamda 761.374,76 TL tutarında teşvik desteği” ödemelerinin dava konusu ile ilgisinin bulunup bulunmadığı yönünden işbu ek raporda dosyaya müzekkere ile kazandırılan belgelerin de tekraren incelenmesi neticesinde; bahse konu teşvik hibelerinin taraflar arasında 10/06/2019 tarihli kar ve zarara katılma ve yatırım sözleşmesi kapsamında gerçekleşen bir teşvik projesi olup olmadığının somut olarak tespit edilemediği, kök raporun 4.a.1.bölümünde yapılan incelemede davalı şirketin 1.379.945,57 TL Makine/Ekipman bedelinin %40” na isabet eden (557.978,23 TL) teşvik bedelinin dava dışı .... AŞ' den 205.000,00 TL ve KDV bedelle alınan makine için olup olmadığı hususlarının da soyut kaldığı, nihai ve hukuki değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu" kanaati beyan edilmiştir.Dosya kapsamına göre: taraflar arasındaki 10/06/2019 tarihli kar ve zarara katılma ve yatırım sözleşmesi ile dava konusu makinenin işletilmesi ve yatırım teşvik ödemeleri üzerinde adi ortaklık kurulduğu, sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6/4 maddesine göre "Sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmeye konu olan iş ortaklığı sözleşmesi tasfiye edilecek olup tüm makine ve aletler bilirkişi tarafından belirlenecek rakam üzerinde satışı yapılacaktır elde edilen gelir yukarıda belirtilen kar paylaşım esasına göre paylaştırılır" hükmünün bulunduğu, bu suretle tarafların tasfiye usulü üzerinde anlaşmış olduğu da görülmektedir. Ancak, tasfiyenin kim tarafından yapılacağı belli değildir .Taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık meydana geldiğine göre,bu durumda tasfiyenin mahkemeçe TBK 644. Ve devamı maddelere göre yapılması gerekir.Tesbit edilen bu hususlar yeniden yargılama gerektirdiğinden, açıklanan nedenlerle; davacınınn istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/3231, K. 2026/2648, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-3231-e-2026-2648-k-ca42e4d4b987