Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1317 E. 2026/1564 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1317
Karar No
2026/1564
Karar Tarihi

T. C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1317

KARAR NO: 2026/1564

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2021/825 Esas, 2024/313 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ: 29/11/2021

İSTİNAF KARARININ

VERİLDİĞİ TARİH: 08/10/2026

YAZILDIĞI TARİH: 13/10/2026

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarihli, 2021/825 Esas ve 2024/313 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; ... tarihinde saat 10:50 sularında yolun karşısına geçerken tam kaldırıma çıkacağı sırada geri geri gelen davalı aracının çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacıda üçüncü derece kemik kırıkları oluştuğunu, davacının en basit ihtiyaçlarını dahi kendisi karşılayamadığını, kazayla ilgili olarak Kayseri 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/743 Esas sayılı dosyasıyla yargılama yapıldığını ve davalı sürücünü ceza aldığını, sürücüsü ve araç maliki ... olan aracın ... ile davalı ... A.Ş.'ye sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine usulüne uygun olarak 21/02/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi başvuruya olumlu bir cevap vermediğini, bunun üzerine arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ... sayılı dosyayla anlaşmama tutanağı tutulduğunu, belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla bu kaza sebebiyle oluşan davacının maluliyetinden kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik zararından dolayı şimdilik 500,00 TL maddi tazminat ile bakıcı ücreti olarak şimdilik 250,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca kazada yaralanan müvekkili lehine 25.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının kazanın olduğu tarihte ... A.Ş. nezdinde ... poliçesiyle sigortalı bulunduğunu, maddi zarar meydana gelmişse bile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümlerine göre düzenlenmiş geçerli poliçe kapsamında, zarar gören 3. kişilerin hükmedecekse bile tazminat ödeme yükümlüsünün müvekkili olmadığını, müvekkilinin ambulansı aramak, polise haber vermek ve zamanında sigorta şirketini bilglendirmek bakımından KTK'da sayılan bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının kaza olduğunda davacının 62 yaşında olduğunu, davacının 1,5 yıldır tarlasını işleyemediğini ve zararının 100.000,00 TL olduğunu ifade etse de Kayseri şartlarında 62 yaşında bir insanın günlük ortalama 8 saat tarlada fiziki efor sarfederek çalışabilmesinin mümkün olmadığı gibi Kayseri ikliminin kışın tarım yapmaya elverişli olmadığını, davacı ...'ın bakıcı tutmasını gerektirecek yoğunlukta bir maluliyetinin bulunmadığını, ortalama 6 haftalık bir periyotta iyileşmenin tamamen gerçekleştiğini, müvekkilinin hakkında yapılan ceza yargılaması sonunda yaralama fiilini taksirle işlediğinin sabit olduğunu, Kayseri 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/743 Esas sayılı dosyasında gerekçeli kararda davacı ...'ın beyanında durakta beklediğini iddia ettiğini, oysa polis tutanaklarında karşıdan karşıya geçtiğini beyan ettiğini, beyanlarında bir uyuşmazlık söz konusu olduğunu, müvekkilinin iki çocuklu olduğunu, kıt kanaat geçindiğini, eşinin çalışmadığını belirterek davacının manevi tazminat isteklerinin reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemece açılmadığını, 2918 sayılı KTK'nın 110. maddesinde "motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde açılabileceği " hükmüne haiz olduğunu, yine HMK'nın 6. maddesinde "Genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihte ki yerleşim yeri mahkemesidir" şeklinde düzenleme bulunmasına rağmen bu davanın genel yetki kuralı gereği ne davalıların yerleşim yeri mahkemesinde, ne de sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılmadığını, bu nedenlerle yetki itirazında bulunduklarını yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, söz konusu kazanın ...'ın kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçtiği esnada sigortalı araç sürücüsünün çarpması sonucu meydana geldiğini, kazanın meydana geldiği yerden 150 metre ileride yaya geçidi olmasına rağmen davacının yaya geçidini tercih etmediğini, tüm bunlar göz önüne alınarak sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaların kabul edilebilir olmadığını kusur oranlarının şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespiti için ... Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce yetkili bilirkişisine tevdi edilmesini, maluliyet tazminatına ilişkin hesabına ... genel şartlarında yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gerekçesinde yalnızca kanun hükmünü genişleten veya daraltan kuralların uygulanamayacağı sonucu çıktığını, tazminat hesaplamasında belirlenen hesaplama kurallarının kullanılmamasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik taziminatının ve geçici bakıcı giderinin trafik poliçesi teminatı dışında yer aldığını, ceza dosyasının celbi gerektiğini, davacının faiz başlangıcına ve faiz türüne ilişkin taleplerinin yerinde olmadığını, dava konusu talepler ve tazminat kalemlerinin açık şekilde belirtilmesi gerektiğini, aksi durumda davanın usulden reddini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;

"1-Davacının maddi tazminat taleplerinin KABULÜ ile 7.865,98 TL geçici iş göremezlik, 2.558,00 TL bakıcı gideri, 5.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 15.423,98‬ TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş. yönünden kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları ... poliçesi kapsamında ölüm / sakatlık teminatı kapsamında poliçe limiti olan 390.000,00 TL ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihi olan (davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olmak üzere) 06/03/2020 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden hükmedilen tazminatın tamamından sorumlu olmak ve kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,

2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." dair karar verildiği görülmüştür. Bu karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf edilmiştir.

TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... Kurumu'nun raporunu kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini, müvekkilinin raporda belirtildiği sürede iyileşemediğini, müvekkilinde kazadan sonra el bileği ve kolda ki kırıklar nedeniyle kısıtlılık oluştuğunu, dava açılmadan önce müvekkiline ... Hastanesi'nden %6 oranında maluliyet raporu verildiğini, müvekkilinin lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının da yetersiz olduğunu, günün şartlarında paranın satın alma gücü, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiç bir kusurunun olmadığını, kısmen kabul kısmen ret kararı verilerek tam kusurlu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hakkaniyetsiz olduğunu belirterek arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarihli, 2021/825 Esas ve 2024/313 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat ve aynı Kanun'un 56/1. maddesi gereği manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

-Maluliyet raporu yönünden;

Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise ... Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin ... Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre, 02/09/2013 ila 01/06/2015 tarihten itibaren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre, 01/06/2015 ila 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ve 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 16/03/2023 tarihli raporda özetle; "... Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, ...'ın ... tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (sağ radius, sol radius ve ulna) kırıkları ve akciğer kontüzyonu nedeniyle; dört (4) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı [tıbbi şifa süresinin 4 (dört) ay olduğu], tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının % 0 (yüzde sıfır) olduğu" bildirilmiştir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 03/08/2023 tarihli raporda özetle; "... Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular değerlendirildiğinde, ...'ın ... tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (sağ radius, sol radius ve ulna) kırıkları ve akciğer kontüzyonu nedeniyle; bir (1) ay süreyle bakıcı/ yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı" bildirilmiştir. ... Şehir Hastanesi'nin 14/12/2020 tarihli erişkinler için terör, kaza ve yaralanmaya bağlı durum bildirir sağlık kurulu raporunda 254-4- sağ el bileği ve sol on kol kırık sekeli, bilateral el bileği eha'da kısıtlılık nedeniyle davacının engel oranın %3 + %3 olmak üzere toplam %6 olduğu bildirilmiştir. Bu rapor trafik kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu vermeye yetkili sağlık kurulu tarafından düzenlenmediğinden mahkemece aldırılan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 16/03/2023 tarihli rapor ile arasında çelişki olduğu söylenemez.Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında alınmış olan 16/03/2023 tarihli rapor, mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olup, bu raporun dosya kapsamındaki delillerle örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş olmakla davacı tarafının maluliyete ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

-Manevi tazminat miktarı yönünden;

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu haliyle, davaya konu edilen olayın gelişim şekli ve davalı tarafın eylemlerine göre manevi tazminat şartlarının oluştuğu bakımından ilk derece mahkemesinin kabulünde hatalı bir değerlendirme bulunmadığı belirlenmiştir. Öte yandan; gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, somut olayın özelliklerine göre, olay tarihi, kazanın oluşumunda ... plaka saylı otomobil sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olmasına, bu kazada yaralanması nedeniyle davacının kusurunun olmamasına, kaza sonucu davacının sağ radius, sol radius ve ulna kemiklerinde kırıklar ve akciğer kontüzyonu şeklinde arazların olmasına, bu kazada anılan şekilde yaralanmasından dolayı davacının dört ay süreyle iş göremezlik halinde kalmasına ve tıbbi şifa süresinin dört ay olmasına, bu arazlar nedeniyle bir ay süreyle bakıcı/ yardımcı desteğinin tıbben uygun olmasına, davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının yüzde sıfır olmasına, kaza tarihi itibarı ile davacının 62 yaşında olmasına, yaralamalı trafik kazasının davacıda oluşturduğu etkiye, talep miktarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, olay tarihindeki paranın alım gücüne ve tüm dosya kapsamına göre; davacının duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi için ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde isabetli olduğu değerlendirilmiştir. Bu itibarla, hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.

Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-)Davacı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-)Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,

3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT'nin 2/2. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-)Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-)Davacı tarafça istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana iadesine,

6-)Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302/5 ve 359/3. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1317, K. 2026/1564, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1317-e-2026-1564-k-1e242445f000