Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/517 E. 2026/1084 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/517
Karar No
2026/1084
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/517 KARAR NO : 2026/1084

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Mahkemece yukarıda esas ve karar numarası belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinaf taleplerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra istinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ön incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP : Davacı vekili; davacı ...'ın, dava dışı ...'nin davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesini kefil ve ipotek veren sıfatıyla imzaladığını, davaya konu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Blok .... Kat No:... sayılı taşınmazın da kullanılan krediye istinaden davalı banka lehine ipotek verildiğini, kredi borcunun ödenmesinde temerrüte düşülmesi nedeniyle davalı banka tarafından davaya konu taşınmaz hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, taşınmaz kıymet takdiri sonrasında davalı banka ile yapılan görüşmelerde davaya konu taşınmazın gerçek değeri ... TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkile ve/ veya müvekkilin göstereceği 3. bir kişiye geri alım (vefa) hakkı tanınması şartıyla taşınmazın değeri ... TL olarak kabul edilerek taşınmazın davalı bankaya devrine karar verildiğini, bu kapsamda protokol imzalandığını, protokolün 3.4 maddesi gereğince taşınmazların devir tarihinden itibaren 12 aylık süre içinde yazılı olarak da bankaya ulaşacak şekilde talepte bulunması halinde protokolün 4. maddesindeki şartlarla eski maliklerine veya gösterecekleri 3. şahsa geri alım hakkı tanınacağını kabul, beyan, ve taahhüt eder ibaresiyle de imza altına alındığını, davaya konu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Blok .... Kat No:... sayılı taşınmazın davalı banka adına olan tapusunun mahkemece belirlenecek depo bedeli karşılığında geri alım (vefa) hakkı nedeniyle iptaliyle davacı ... adına tescilini, bu talebinin kabul edilmemesi halinde inanç sözleşmesi nedeniyle iptaliyle davacı ... adına tescilini, davaya konu taşınmazın iyi niyetli 3. kişilere devredilmiş olması halinde; dava konusu, davalı bankaya karşı tazminata dönüşeceğinden davaya konu taşınmazın dava tarihindeki güncel bedeline işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek ticari faiziyle birlikte tespit olunacak miktardan depo edilmesi gereken miktarın mahsubuyla ortaya çıkacak tazminatın tarafına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğundan, dava konusu uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkili bankanın ... Şubesi ile, dava dışı ve protokol borçlusu da olan ... arasında imazalanan kredi sözleşmeleri ile kredilerin kullanıldığını, söz konusu kredilerin teminatında, kefil ... adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Blok .... Kat No:... bağımsız bölüm üzerine 1. dereceden, ...-TL bedelli, ... yevmiye nolu ipotek tesis edildiğini, borçlu ve kefillerince bankaya olan borcun ödenmemesi üzerine, kat ihtarı çekilerek toplam ... TL borç üzerinden temerrüt oluştuğunu, banka alacağının ödenmemesi üzerine takipler başlatıldığını, kredinin teminatında bulunan ve davaya konu taşınmaz için ... TL miktardan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davacı ve diğer dava dışı ipotek verenlere karşı başlatılan takipler kesinleştiğinden satış günü alındığını, müvekkili olan bankanın davacıların vefa hakkını kullanacağına inanarak iyiniyetle sözleşmeleri imzaladığını, huzurdaki dava ile davacıların haklarını kötüye kullanılmaya çalıştıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlık geri alım sözlemesine dayanılarak açılan tapu iptal tescil davası olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava kapsamında olmadığı gerekçesiyle 6100 Sayılı HMK'nin 2. maddesinde "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir" hükmü uyarınca davanın görevsizlik nedeniyle HMK 114 ve 115 maddeleri uyarınca reddine, taraflardan birinin müracaatı halinde dosyanın yetkili ve görevli Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili karşı tarafın banka olduğunu, müvekkili ...'ın dava dışı şirketin borcu nedeni ile genel kredi sözleşmesini kefil ve ipotek veren olarak imzaladığını, dava konusu taşınmazın bankaya devrinin başlangıcı ve gerekçesinin ticari genel kredi sözleşmesi olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 4-1-f maddesi uyarınca davanın mutlak ticari dava olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik ilamının kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında yapılan protokole dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya içeriği ve toplanan delillerden;... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Blok .... Kat No:... nolu taşınmaz davacılardan ...'a adına tapuya kayıtlı iken adı geçen davacınında kefil olduğu dava dışı üçünçü kişi şirketin kredi borcuna mahsuben (... TL) davalı ile yaptığı protokol çerçevesinde davalı adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, davacıların protokol uyarınca mahkemece belirlenecek depo bedeli karşılığında geri alım (vefa) hakkı nedeniyle tapu iptaliyle davacı ... adına tescilini, bu talebinin kabul edilmemesi halinde inanç sözleşmesi nedeniyle tapu iptaliyle davacı ... adına tescilini, davaya konu taşınmazın iyi niyetli 3. kişilere devredilmiş olması halinde tazminat istemine ilişkin iş bu davayı açtıkları, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava kapsamında olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, hükme karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Öte yandan bilindiği üzere 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, asliye ticaret mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye ticaret mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği açıktır. Öte yandan 6100 sayılı HMK’nin “Dava Şartları” başlıklı 114/1-c bendinde “Mahkemenin görevli olması” dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun’un “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” düzenlemelerine yer verilmiş ve devamında dava şartı noksanlığının tespiti halinde uygulanacak hükümler düzenlenmiştir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilebileceği gibi taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Görev hususu kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi zorunludur. Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, eldeki davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili dava olduğu, davacının tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istekli olarak eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK’nin hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, böylece davada genel mahkemelerin görevli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davaya Asliye Hukuk Mahkemesi bakması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca, 6100 sayılı HMK'nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, istinafa gelenin sıfatı, ileri sürülen istinaf sebepleri nazara alınarak davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gerekli 732 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nin 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine, 5-6100 sayılı HMK'nin 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği işleminin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/517, K. 2026/1084, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-517-e-2026-1084-k-70144eca491d