Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1147 E. 2026/2197 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1147
- Karar No
- 2026/2197
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1147 KARAR NO : 2026/2197
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/03/2023 NUMARASI : 2022/131 Esas 2023/196 Karar DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :08/10/2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/131 Esas ve 2023/196 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin bayilik sözleşmesini imzaladıklarını ve davalı sözleşme ile taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğini, müvekkili şirket tarafından 22205 yevmiye numaralı 11.08.2021 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ardından Karşıyaka 5. Noterliği 28073 yevmiye numaralı 29/09/2021 tarihli ihtarname ile müvekkilin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan birtakım hakları istenmişse de davalı yandan olumlu bir geri dönüş alınamadığını, davalının yerine getirmediği edimler nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını ve uğramaya devam ettiğini, müvekkili şirket ve bizzat vekilleri olarak kendilerinin defalarca kez davalı yan ile görüşmelerine ve ihtar keşide etmelerine rağmen davalı şirketin görüşmeye yanaşmadığını ve ihtara cevap vermediğini, Taraflar arasında imzalanan Bayilik sözleşmesinin “CİHAZ” başlıklı kısmında “sözleşme süresince 600 adet toplu sipariş sebebiyle kiralanan 1 adet tek kanallı RF Ünitesi için 7 ay boyunca 6000 vay olan kira bedeli alınmayacaktır. bayinin 7 ay boyunca her 100 adet siparişi için 1 aylık kira bedeli alınmayacaktır. Bayinin 100 adet ve altında sipariş vermesi ya da sipariş vermemesi durumunda bayinin cihazı iade etmesi istenir. İade edilmeyen cihaz için bayiye kira bedeli faturası düzenlenir.” hükmü mevcut olduğunu, Davalı yan müvekkili şirketten taahhüdü uyarınca yeterli siparişte bulunmadığı için müvekkilin 27.04.2021 tarihinden günümüze kadar 42.480,00 TL kira alacağı bulunduğunu, kira alacağının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2022/131 E. Sayılı dosyasının 07/03/2022 tarihli tensip zaptının 12 nolu ara kararı ile "Davacı vekilinin 42.480 TL miktarlı kira bedelinin tahsiline ilişkin talebinin tefriki ile mahkememizin ayrı bir esasına kaydedilmesi, (2022/205 Esas sırasına kaydı yapılmıştır)" şeklinde karar verildiği ve dosyanın 2022/205 E. Sırasına kaydı yapıldığı ve Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya uyuşmazlık konularında inceleme yapılmak üzere SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi ... tarafından mahkememize ibraz edilen ayrıntılı gerekçeli raporda özetle; 2021 Yılı sonu itibariyle kayıtlarda davalının davacıya 82.980,00 TL borcunun göründüğü, Davalının ticari ilişki süresince 600 adet sipariş taahhüdünü yerine getirmediği ayrıca davalının özel şartlar bölümünde görülen davacıya vermesi gereken 4 adet çekten sadece 2 adedini verdiği diğer ikisini vermediği ve sözleşme koşullarını ihlal ettiği, 09.03.2021 ve 27.04.2021 tarihleri arası davalı 300 adet kanül aldığı, sözleşme gereği alım taahhüdü 600 adet olduğundan, önceden satış rakamı olarak fatura edilmiş olan 325 TL ile, taahhüt yerine getirilmediğinden fatura edilmesi gereken 1 kanül bedeli 450 TL/adet ile fatura edilmiş tutar olan 325 TL/adet fiyat farkı olan ( 450-325=) 125 TL, 300 adetle çarpılarak dava konusu 401 Nolu fatura ile 37.500,00 TL - 3.000,00 TL KDV olmak üzere Toplam 40.500,00 TL olarak davalıya fatura edildiği, ( Sözleşmenin Özel Şartlar Faturalandırma ve Ödeme Bölümü ) davalı ile davacının 27.04.2021 tarihi itibariyle ticari ilişkilerinin kesildiği hususunun muavin kayıtlarında da görüldüğü, 27.04.2021 tarihi ile 27.10.2021 dava tarihi itibariyle 6 ay için aylık kiralama bedeli olan 6.000,00 TL üzerinden cezai kiralama tutarı hesaplandığı, ancak ihtar tarihinin 29.09.2021 olması itibariyle hesaplanması gereken cihaz kirasının 5 aylık olabileceği, 27.04.2021-29.09.2021 tarihleri arası 5 ay x 6.000,00 TL=30.000,00 TL+5.400,00 TL KDV olmak üzere Toplam 35.400,00 TL olarak talep edilebileceği, bu iki faturanın da eklenmesiyle davalının borcunun 79.950,00 TL olduğu, dosyada davalıya gönderilmiş Karşıyaka Noterliği 11.08.2021 tarihli 22205 nolu ihtarname ile 4.050,00 TL'nin talep edildiği bu tarih itibariyle faiz talep edebileceği, dosyada davalıya gönderilmiş bir diğer Karşıyaka Noterliği 29.09.2021 tarihli 28073 nolu ihtarnamesi ile kalan 78.930,00 TL'nin talep edildiği, ancak 78.930,00 TL değil bir aylık cihaz kirasının düşürülmesinden sonra 75.900,00 TL üzerinden faiz talep edilebileceği, davacının 79.950,00 TL Ana Para+4.742,99TL İşlemiş Faiz olmak üzere 84.692,99 TL alacağı olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizin 21/12/2022 tarihli celsesinde verilen ara karar ile davacı vekilinin itirazlarını irdeler şekilde bilirkişiden EK RAPOR alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından ek rapor ile özetle; 27.04.2021 tarihi ile 27 10.2021 dava tarihi itibariyle 6 ay için aylık kiralama bedeli olan 6.000,00 TL üzerinden cezai kiralama tutarı hesaplandığı, dava konusu 402 Nolu Fatura ile 27.04.2021-27.10.2021 tarihleri arası 6 ayx6.000,00 TL= 36.000,00 TL+6.480,00 TL KDV olmak üzere Toplam 42.480,00 TL olarak davalıya fatura edildiği, Bu iki faturanın da önceki cari hesap bakiyesi olan 4.050,00 TL ye eklenmesiyle davalının borcunun 87.030,00 TL olduğu, dosyada davalıya gönderilmiş Karşıyaka Noterliği 11.08.2021 tarihli 22205 nolu ihtarnamesi ile ilk cari hesap bakiyesi olan 4.050,00 TL'nin talep edildiği bu tarih itibariyle faiz talep edebileceği, dava konusu 401 Nolu fatura tutarı olan 40.500,00 TL ile 402 Nolu Fatura tutarı olan 42.480,00 TL'nin Toplamı olan 82.980,00 TL için Karşıyaka Noterliği 28.09.2021 tarihli 28073 nolu ihtarnamesi tarihi itibariyle faiz talep edilebileceği, davacının 82.980,00 TL Ana Para 4.833,87 TL İşlemiş Faiz olmak üzere Toplam 87.813,87TL , 4.050,00 TL Ana Para+321,56 TL İşlemiş Faiz olmak üzere Toplam 4.371,56TL olmak üzere Toplam 92.185,43 TL alacaklı olduğu rapor edilmiş, alınan bilirkişi kök ve ek raporu Mahkememizce yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyette görülmüştür. Dava; davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmedeki edimin davalı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle 600 adet kanül bedeli olan 40.000,00 TL fatura alacağının tahsiline yönelik alacak davasıdır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmedeki edimin davalı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle borcu olup olmadığının tespiti noktalarında toplandığı, davacıya ait ticari ve defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına ticari defter ve belgelerinin sunması amacıyla ihtarlı tebligatın yapılmış olmasına rağmen ticari ve defter kayıtlarının davalı tarafça sunulmadığı, davacının ticari ve defter kayıtlarını bilirkişi vasıtasıyla yaptırılan incelemesinde, davacı ile davalı arasında sözleşmenin 07.04.2021 tarihinde düzenlenerek imzalandığı ve 12 maddeden oluştuğu, davaya konu anlaşmazlıklarla ilgili maddeler özel şartlar bölümünde yer almakta olup taahhüt edilen alım tutarları, verilmesi gereken çekler ve davalıya verilen cihaz ve taahhütler yerine getirilmezse cihazın iade edilmesi maddelerinden oluştuğu, 2021 Yılı sonu itibariyle kayıtlarda davalının davacıya 82.980,00 TL borcunun göründüğü, Davalının ticari ilişki süresince 600 adet sipariş taahhüdünü yerine getirmediği ayrıca davalının özel şartlar bölümünde görülen davacıya vermesi gereken 4 adet çekten sadece 2 adedini verdiği diğer ikisini vermediği ve sözleşme koşullarını ihlal ettiği, 09.03.2021 ve 27.04.2021 tarihleri arası davalı 300 adet kanül aldığı, sözleşme gereği alım taahhüdü 600 adet olduğundan, önceden satış rakamı olarak fatura edilmiş olan 325 TL ile, taahhüt yerine getirilmediğinden fatura edilmesi gereken 1 kanül bedeli 450 TL/adet ile fatura edilmiş tutar olan 325 TL/adet fiyat farkı olan ( 450-325=) 125 TL, 300 adetle çarpılarak dava konusu 401 Nolu fatura ile 37.500,00 TL+3.000,00 TL KDV olmak üzere Toplam 40.500,00 TL olarak davalıya fatura edildiği..." gerekçesi ile, davacının davasının kabulüyle; İndirim farkı bedeli olan 40.500,00 TL'nin ihtar tarihi olan; 28/09/2021 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin elektronik tebligat adresi var iken fiziken tebligat çıkarılmasının tebligat kanununa aykırılık teşkil ettiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını ayrıca normal tebligatında Tebligat kanunu'nun 21/2. Maddesine göre yapıldığını, tebligatların usulsüz olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkili şirketin merkezi olan Adana Mahkemeleri olduğunu, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığını, imza itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket ile davacı arasında sadece konsinye ilişkisi mevcut olup, müvekkilinin söz konusun ilişki nezdinde tüm borçlarını eksiksiz olarak ödediğini, davacı tarafından alelade posta ile sözleşme iptali yapmasının hukuka aykırı olduğunu, temerrüt gerçekleşmeden faiz istenemeyeceğini, müvekkili şirketin defter ve belgeleri incelenmeden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Kural olarak herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, kendisine ispat yükü düşmeyen diğer tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş sayılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Yukarıda belirtilen maddenin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2023 tarih ve 2022/131 Esas 2023/196 Karar sayılı sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.766,55.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 692,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.074,55.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.