Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1142 E. 2026/2208 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1142
- Karar No
- 2026/2208
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1142 KARAR NO : 2026/2208
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2023 NUMARASI : 2019/564 Esas 2023/136 Karar DAVA : MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/564 Esas ve 2023/136 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Davalının "...." ismiyle ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından sipariş edilen 66 kalıptan (2018 senesi Ekim ayından beri) sadece 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil teslim ettiğini, iş bu kalıpların da müvekkili şirket tarafından hiç kullanılamadığını, çünkü kalıpların kaliteli üretim yapılmasını sağlayamadığını, ayıplı olduğunu, bu durum davalı tarafa iletildiğinde sorunun müvekkili şirkete ait makinelerde olduğu iddia ettiğini, bunun üzerine makinelerin üreticisi olan şirket makinelerinin 2 kez kontrolden geçirildiği ve makinelerde herhangi bir sorun tespit edilmediğini, farklı şirketlerden satın alınan kalıpların aynı makinelerde sorunsuz olarak çalıştığını, bunun üzerine davalı tarafın sorunu gidereceğini söyleyerek kalıplardaki göz sayısını azaltıcı bir takım tadilat işlemler yaptığını, ancak bunun da mevcut durumu değiştirmediğini, ayıbın devam ettiğini, müvekkili şirketin üstlendiği taahhütler nedeniyle tüm bu kalıp işlerini başka bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığını ve karşılığında 66.000 TL ödeme yaptığını, bu süreçte dövizde yaşanan fiyat artışı nedeniyle ikame maliyet zararı oluştuğunu ve anlaştığı firmalara teslimat yapamadığını, bu nedenle müvekkilinin hem iş kaybı hem de prestij kaybı yaşadığını, davalı tarafın dava konusu kalıpları iade almadığı gibi müvekkili şirket tarafından kalıplar için ödenen 41.000,00.-TL'yi de iade etmediğini, kalıpların iade alınması ve 41.000 TL 'nin müvekkili şirkete iadesi ayrıca 66.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi zararın giderilmesi için ihtarname çektiklerini, davalı tarafın ihtara cevap vermediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek açılan davanın kabulü ile 41.000,00-TL'nin ticari avans faiziyle birlikte iadesine, 66.000 TL maddi ve 10.000- TL manevi tazminatın ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle;Davacı tarafından dava açılmadan önce İzmir 21. Noterliği 29/07/2019 tarihli, 27620 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve dava konusu alacakların müvekkili firmadan talep edildiğini, davacının talep ve iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin de İzmir 31. Noterliği 09/08/2019 tarihli, 19006 yevmiye numaralı cevabi ihtarname keşide ederek müvekkilinin kendisinde böyle bir kalıp olmadığını ve kalıp bedeli adı altında hiçbir ödeme yapılmadığını beyan ettiğini, müvekkiline teslim edildiği iddia olunan hiçbir kalıp ya da ödeme bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıya söz konusu kalıplara ilişkin satış yapılmadığını, müvekkiline de herhangi bir bedel ödenmediğini, bu hususun taraflara ait ticari defter ve belgelere ilişkin yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de açıklığa kavuşturulacağını, davacı tarafından dava konusu kalıplara ilişkin dosyaya herhangi bir fatura sureti veya teslim tesellüm fişi dahi sunmadığını, buna karşın kalıplar üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi talebinde bulunduğunu, ayrıca dava konusu kalıplar üzerinde müvekkilin tadilat işlemleri yaptığı iddia edilmişse de müvekkil tarafından böyle bir işlem gerçekleştirilmediğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER :Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; İzmir 21. Noterliği'nin 29.07.2019 tarih 27620 yevmiye no.lu ihtarnamesi, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile bilirkişi incelemesi, dava konusu olaya ilişkin davacı nezdinde bulunan her türlü evrak, dava konusu satışa ilişkin kalıplar ve bunlar üzerinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi, tanık beyanları, yemin delillerine dayandığı görülmüştür. Davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, müvekkili tarafından keşide edilen İzmir 31. Noterliği 09/08/2019 tarihli, 19006 yevmiye numaralı ihtarname, tebliğe ilişkin kayıt ve belgeler, Atıfbey Mahallesi Muhtarlığından tebliğe ilişkin alınan evrak, tanık beyanları, bilirkişi İncelemesi, keşif, yemin vesair her türlü yasal delile dayandığı görülmüştür. Mahkememizce gerçek kişi olan davalının tacir araştırmasının yapılması için ticaret sicil müdürlüğüne, esnaf ve sanatkar odasına ve vergi dairesine müzekkere yazılmış, Hasan Tahsin Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabına göre davalının gerçek usulde vergiye tabi olup, bilanço usulüne göre defter tuttuğu, ticaret sicil müdürlüğünde gelen yazı cevabına göre de davalının ... Ticaret ismiyle ticaret sicilde kayıtlı olduğunun görüldüğü, buna göre davalının tacir olduğu anlaşılmıştır. Davalı tanıkları dinlenilmiştir. Davalı tanığı ... ; "Ben.... isimli firmanın sahibiyim. Bu firmada kalıp işi yaparım. 2018-2020 yılları arasında ... Kalıp'ın sahibi davalı ...'a zaman zaman kalıp işi yaptırdığım için tanırım. 2020 yılında ise davalı benim kurduğum ... isimli firmanın ortağı olarak benimle çalışmaktadır. 2018-2020 yıllarında davalıya zaman zaman kalıp işi yaptırdığım için onun kendi iş yerine gider gelirdim. Bu süreçte davacının iddia ettiği gibi davalıya 66 kalıp (olta kurşun kalıbı) siparişi verdiğine şahit olmadım. Zaten 66 adet kalıp siparişinin hem maliyeti çok yüksek olur, hem de davalı gibi küçük bir şahıs firmasının bunun altından kalkması da imkansız olur. 66 kalıbın tek kişi tarafından yapılma süresi 2-3 seneyi bulur. Davalının o dönemde kendisinden başka çalışanı da yoktu. Aynı şekilde davalının davacıya 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil teslim ettiğini görmedim. Taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığını da bilemiyorum. Dava dışı .... isimli bir şahsı tanımıyorum. Davacıyla arasında bir ilişki var mı bilmiyorum. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... ; " ben ... Şti'de çalışıyorum. Şirketimiz ....Torbalı'da bulunmaktadır. Davalı ...'ı....nin sahibi olarak 2013 yılından bu yana tanırım. Davalı kalıp işi yapar. Davacıyı tanımıyorum. Ben davalının dükkanına gider gelirdim. 2018 yılında davacının davalıya 66 adet kalıp siparişi verdiğine şahit olmadım. Davalının da sipariş üzerine teslimat yaptığını görmedim. Aynı şekilde 14 adet çekirdek ve 1 adet hamilin ayıplı olduğuna dair hiç bir bilgim bulunmamaktadır. Taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığını da bilemiyorum. Dava dışı .... isimli bir şahsı tanımıyorum. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce dava konusu edilen 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil denilen emtia üzerinde makine mühendisi bilirkişi .... marifetiyle mahallinde 06/11/2020 tarihinde keşif yapılmış, keşif esnasında hazır bulunan davacı şirket yetkilisi .... keşif sırasında; "davaya konu edilen 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil denilen emtiayı mahkemenize gösteriyorum. Biz davalıdan 66 kalıp sipariş vermiştik. İlk etapta bunun davaya konu edilen kısmı şirketimize teslim edildi. Bu teslim irsaliyeli faturalara veya başka bir belge düzenlenerek yapılmadı. Teslim edilen emtiaları makinemizde denediğimizde çalışmayınca, biz de davalıya ihbarda bulunduk, ancak davalı taraf bu emtiaların makinemizde üretim yapabilecek duruma getirmediği gibi iadesini istediğimiz halde de almadılar. Biz bu teslim edilen emtialar için 41.000,00 TL'yi banka aracılığıyla peyderpey ödedik. Sonrasında da kalıpları kullanabilmek için ayrıca masraf da yaptık. Şu anda başka bir yerden aldığımız kalıplar bizim makinemizde çalışır durumda. Bu da davalının bize teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğunun göstergesidir. Davamızın kabulünü talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Keşif sonrası dosya konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi ....'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 13/11/2020 tarihli raporda; davalı tarafça imal edildiği iddia edilen kalıp yapım işinde taraflar arasında kurulan ticari ilişkinin, dava dosyasında yer alan belgeler incelendiğinde, yazılı bir sözleşmeyi, projeyi, elektronik postaya dayalı bir anlaşmayı içermediği, davaya konu olayın taraflar arası sözlü anlaşma kapsamında değerlendirilebileceği,bu husustaki takdirin mahkemeye ait olduğu, davacının davalı şirketten 66 adet kalıp, 1 adet hamil kalıp emtiasını sipariş ettiği, sipariş edilen emtiadan 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil kalıp emtianın teslim edilmiş olduğu, teslim edilen emtiaların açık ayıplı olduğu, gizli ayıp niteliğinde olmadığı, davacı şirketin 29.07.2019 tarihli 27620 yevmiye no ile ayıp ihbarında bulunduğu, ancak, dava dosyasında söz konusu emtiayı ne zaman teslim aldığına dair bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle davalıya süresinde ihbarda bulunup bulunulmadığı konusunda bir kanaate ulaşmanın mümkün olmadığı, emtiaların ayıplı olduğu kanaatine ulaşılmış olması nedeniyle, davacının bu ürünler için ödediğini belirttiği 41.000,00 TL. maddi zararının olduğu, emtiaları davalı tarafa iade etmek koşuluyla ( Mahkemece tayin edilecek süre içerisinde davacı tarafın adresinden teslim alınması şeklinde) ödediği 41.000,00 TL. bedeli talep edebileceği , davacı firma kalıp işlerini başka bir firmaya yaptırmak ve dışarıdan teknik destek almak zorunda kaldığını ve bunun karşılığında 66.000,00 TL ödediğini, müspet zarar niteliğinde olduğu değerlendirilen 66.000,00 TL. olan farklı bir firmaya yaptırıldığı belirtilen kalıp işlerini yapım bedelinin nihai kararın Mahkemeye ait olmak üzere sözleşmeden dönen davacı tarafın talep etmesinin mümkün olmadığı görüşünde olduğu rapor edilmiştir. SMMM bilirkişisi ....'e tarafından düzenlenen 21/06/2022 tarihli raporda ; Davacı tarafın 2018-2019 yılına ait ticari defterlerinin yapılan incelemesinde, yasal defterlerin tasdiklerini TTK.'nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekli ile süresi içerisinde yapılmış olduğu, bu nedenle delil teşkil eder vaziyette olduğu, davalı ... işletmesinin 2018-2019 yılına ait ticari defterleri incelemeye tabi tutulmuştur. 2018 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter Defterinin açılış onaylarının TTK'nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekli ile süresi içerisinde yapılmış olduğu, 2019 yılına ait Yevmiye Defterinin yasal süresi içinde yapıldığı, Defter-i Kebir ve Envanter Defterinin açılış tasdik bilgilerinin bilirkişiliğimize ibraz edilmediği; kapanış tasdikinin zorunlu olduğu Yevmiye Defterinin 2018 dönemi için yasal süresi içinde yapıldığı, 2019 yılına ilişkin bu nedenle sahibi kapanış tasdik bilgisinin Bilirkişiliğimize ibraz edilme, lehine delil teşkil etme hususunda takdirin Mahkemede olduğu, Davacı...Şti.'nin ticari defterlerinin tetkikinde; Davalı ...'ın 320.01.225 Satıcılar Hesabında .. ... alt hesabında takip edildiği, 2018 yılında 31.10.2018-31.12.2018 tarihleri arasında, ...'a toplamda 41.624,13 TL ödeme kaydı düşüldüğü, davacı tarafından davalıya; toplamda 41.000,00 TL ödeme yapıldığının bildirildiği, 15.000,00 TL'nin ... . / Manisa Şubesi 9071941 nolu, 05/02/2018 Tarihli çek ile yapıldığı, 1429 nollu çek teslimi bordrosu düzenlendiği, ancak teslim bordrosunda ... imzasının bulunmadığı, ilgili çek konusunda ..../Manisa Şubesi'ne sorularak, çek görüntüsünün ve cirantaların sorulmasının yerinde olacağı, 8.000,00 TL'nin 31/12/2018 tarihli, 1238 nollu Tediye Makbuzu ile ödeme gösterildiği, ancak makbuzda ... imzası bulunmadığı, 8.000,00 TL'nin 03/12/2018 tarihinde Davacıya ait ... hesabından ... adlı şahıs adına TR.... IBAN nollu hesabına EFT yapıldığı, ancak ödemenin yapıldığı, dekontta açıklama kısmında sadece ... ibaresinin bulunduğu, ... ile davalı ... arasındaki bağlantının tespit edilemediği, bu hususta.... ...'nın ifadesine başvurulmasının yerinde olacağı, 10.000,00 TL'nin 30/10/2018 tarihinde Davacıya ait... hesabından ....adlı şahıs adına TR... IBAN no.lu hesabına EFT yapıldığı, ancak ödemenin yapıldığı, dekontta açıklama kısmında sadece... ibaresinin bulunduğu, ... ile davalı ... arasındaki bağlantının tespit edilemediği, bu hususta....'nın ifadesine başvurulmasının yerinde olacağı, davacının davalı işletmeden 66 adet kalıp sipariş ettiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, bu hususta her hangi bir sözleşme akdedilmediği, Dava konusu siparişlerden 14 adet çekirdek ve 1 Hamil emtiasının davacıya teslim edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, Vergi Dairesi Müdürlüklerinden Mahkemeye gönderilen yazıların tetkikinde, dava konusu dönemde, tarafların BA/BS formlarında fatura alışverişine ilişkin bilgiye rastlanmadığı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde de bu durumun doğrulandığı, Davalı ... işletmesinin muhasebe hesaplarının tetkikinde, Davacıya ilişkin her hangi kayda rastlanmadığı, davacı ....Şti. Hesaplarının tetkikinde; davaya konu kalıpların (66 adet Olta Kurşun Kalıbı) dava dışı.... 'un 12/06/2019 tarihli teklifine istinaden 69.780,00 TL'ye yaptırıldığı, iş tesliminin 05/08/2019 tarihli tutanakla yapıldığı; bu iş için dava dışı ....'a 13/05/2019 Tarihinde 26.000,00 TL ve 16/05/2019 tarihinde 43.780,00 TL olmak üzere toplam 69.780,00 TL'nin banka kanalıyla ödendiği , davacıya teslim edilen emtialar sebebiyle “emtialardaki ayıp iddiası" sebebiyle davacının uğradığı maddi zarar olup olmadığı konusunda yapılacak tespitin, davacının davalıya ödediğini iddia ettiği, detayları raporumuz içeriğinde açıklanan ödemelerin netlik kazanmasından sonra mümkün olduğunun rapor edildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça ....Manisa Şubesine müzekkere yazılarak 15.000,00 TL bedelli 05.02.2018 tarihli çek görüntüsünün istenilmesi,....'nın davacının ortağı olduğundan bahisle internetten temin ettiği haber sayfasını sunarak ...'nın ifadesine başvurulması, ....'nın hesap hareketlerinin celp edilmesi ve eksiklikler tamamlandıktan sonra bilirkişiden ek rapor alınması talep edilmiş ise de, tüm dosya kapsamı ve davalı vekilinin söz konusu taleplere yönelik muvafakatinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacının yemin deliline dayandığı anlaşılmakla, davacıya davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatıldığı, davacı vekilinin 31/10/2022 tarihinde sunduğu dilekçe ile yemin teklifine ilişkin ara karardan rücu edilmesini talep ettiği, mahkememizce ara karardan rücu edilmesini gerektiren hukuki bir sebep bulunmadığından talebin reddine karar verildiği, davacı tarafça davalıya yemin teklifinde bulunulmadığı görülmüştür. DEĞERLENDİRME :Dava; ayıplı mal satışından doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davacı tarafça tacir olan davalıya 66 kalıp sipariş verildiği halde sadece 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil denilen emtianın davacıya teslim edildiğini, teslim edilen emtiaların ise ayıplı olduğunu, ayıbın davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafın ayıbı gidermek için kalıplardaki göz sayısını azaltıcı bir takım tadilat işlemleri yaptığını ancak ayıbın devam ettiğini, davacının kalıp işlerini başka bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığını ve karşılığında 66.000 TL ödeme yaptığını, bu süreçte dövizde yaşanan fiyat artışı nedeniyle ikame maliyet zararı oluştuğunu ve anlaştığı firmalara teslimat yapamadığından davacının hem iş kaybı hem de prestij kaybı yaşadığını, davalı tarafın dava konusu kalıpları iade almadığı gibi bu kalıplar için ödediği 41.000,00.-TL'yi de iade etmediğini belirterek kalıpların iade alınması ve 41.000 TL 'nin davacıya şirkete iadesi ayrıca 66.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise davacı ile aralarında akdi ilişki olmadığını belirterek davacıya söz konusu kalıplara ilişkin satış yapılmadığını, davalıya herhangi bir bedel ödenmediğini, dava konusu kalıplar üzerinde davalı tarafından tadilat işlemleri yapılmadığını savunmuştur. Davalı tarafından akdi ilişki inkar edildiğinden somut olayda ispat yükü davacıda olup, davacı dava konusu emtiaları davalıdan satın aldığını, davalı ile aralarında bu yönde bir akdi ilişki bulunduğunu ve emtiaların ayıplı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava konusu emtiaların davalı tarafından davacıya teslim edildiğine dair belge, fatura veya irsaliye sunulmadığı, davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacıya satım yapıldığına dair kayda rastlanmadığı, davalının BA-BS formlarında da davacıya ait herhangi bir kayda rastlanmadığının belirtildiği; davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda ise davalıya 41.624,13 TL ödeme kaydının bulunduğu, bu ödemelerin 15.000,00 TL'sinin .... / Manisa Şubesi 9071941 nolu 05/02/2018 Tarihli çek ile yapıldığı, 1429 nolu çek teslimi bordrosu düzenlendiği, ancak teslim bordrosunda davalının imzasının bulunmadığı; 8.000,00 TL'sinin 31/12/2018 tarihli, 1238 nollu Tediye Makbuzu ile ödeme gösterildiği, ancak makbuzda davalı imzası bulunmadığı; 8.000,00 TL'sinin 03/12/2018 tarihinde davacıya ait ... hesabından dava dışı .... adlı şahıs adına EFT yapıldığı, ancak ödemenin yapıldığı dekontta açıklama kısmında sadece ... ibaresinin bulunduğu, .... ile davalı arasındaki bağlantının tespit edilemediği, 10.000,00 TL'sinin 30/10/2018 tarihinde davacıya ait ... hesabından dava dışı ... adlı şahıs adına EFT yapıldığı, ancak ödemenin yapıldığı, dekontta açıklama kısmında sadece ... ibaresinin bulunduğu, dava dışı .... ile davalı arasındaki bağlantının tespit edilemediği, davacı defterlerinde davacının davalı işletmeden 66 adet kalıp sipariş ettiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, dava konusu siparişlerden 14 adet çekirdek ve 1 hamil emtiasının davacıya teslim edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davacının BA/BS formlarında fatura alışverişine ilişkin bilgiye rastlanmadığının belirtildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça ....Manisa Şubesine müzekkere yazılarak 15.000,00 TL bedelli 05.02.2018 tarihli çek görüntüsünün istenilmesi talebinde bulunulmuş ise de, sözkonusu çek teslim bordrosunda davalının imzasının bulunmadığı, ödeme aracı olan çekin dava konusu emtiaların alımı için davalıya verildiğine dair davacı defterlerinde kayıt bulunmadığından esasa etki etmeyeceğinden muhatap bankadan ilgili çek görüntüsünün talep edilmesi istemi reddedilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça ....'nın davacının ortağı olduğundan bahisle internetten temin ettiği haber sayfasını sunarak ....'nın ifadesine başvurulması, ....'nın hesap hareketlerinin celp edilmesi talep edilmiş ise de, iddianın genişletilmesi niteliğinde olan bu istemlere davalının muvafakat etmediği; İzmir Ticaret Sicilden getirtilen kayıtlara göre dava dışı ...'nın davalının ortağı olarak yer almadığı; davacı defterlerinde yer alan dava dışı ...'ya EFT yoluyla yapılan 8.000,00 TL ve 10.000,00 TL ödemenin dava konusu emtialara ilişkin olarak yapıldığına dair açıklama bulunmadığından davacı tarafın ....'nın hesap hareketlerinin celp edilmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiş, yine davacının tanık listesi sunmadığı ve davalının muvafakat etmediğinden ....'nın dinlenmesi talebinin de reddine karar verilmiştir. Bu kapsamda dosyadaki tüm bilgi ve belgeler davacının davalı ile arasındaki akdi ilişkiyi ispatlayacak nitelikte olmadığından Mahkememizce ispat yükü üzerinde olan davacıya yemin deliline dayandığından davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatıldığı, ancak davacının davalıya yemin teklif etmediği ve tüm dosya kapsamından davacının davasını ispatlayamadığı..." gerekçesi ile, davacının davasının REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davalı işletmeden 66 kalıp sipariş ettiğini, bunun karşılığında 41.000,00.-TL ödediğini, 66 kalıp siparişine rağmen 14 adet çekirdek ve 1 adet hamil teslim ettiğini, teslim edilen malların da ayıplı çıktığını, 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ile dava konusu malların ayıplı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalı işletme tarafından hem eksik hem ayıplı teslim edilen malları 66.000,00.-TL ödeyerek başka firmalardan almak durumunda kaldığını, bu süreçte müvekkilinin zaman kaybı yaşadığı için kendi işlerinin de aksadığını, dava dışı başka kişilerle yaptığı bazı sözleşmelerin iptal edildiği gibi bazı sözleşmelerde de edimini geç ifa edebildiğini, ortada geçerli bir sözleşme olup müvekkilinin, davalı işletmenin bu geçerli sözleşme ile yüklendiği edimleri ifa etmemesi nedeniyle uğradığı tüm bu zararları talep etmekte haklı olduğunu, 21.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda 15.000,00.-TL bedelli ... /Manisa Şubesi 9071941 no.lu, 05/02/2018 tarihli çek konusunda .../Manisa Şubesi'ne sorularak, çek görüntüsünün ve cirantaların sorulmasının yerinde olacağı belirtildiğini, kendilerinin de bu yönde araştırma yapılmasını talep ettiklerini, bilirkişi raporunda 30/10/2018 tarihinde 10.000,00.-TL'nin 03/12/2018 tarihinde ise 8.000,00.-TL'nin davacıya ait .... hesabından .... adlı şahıs adına TR.... IBAN no.lu hesabına EFT yapıldığı, ödemenin yapıldığı dekontta ... ibaresinin bulunduğu,... ile davalı ... arasındaki bağlantının tespit edilemediğini, bu hususta ...nın ifadesine başvurulmasının yerinde olacağının belirtilmesi üzerine kendilerinin de internet sitesi çıktıları ibraz ederek çıktılarda görüleceği üzere internet sitelerine verdikleri röportajda kendilerini davalı... isimli işletmenin ortakları olarak tanımlayan ... ve....'nın "... ve .... olarak, uzun yıllar kalıp sektörünün lider firmalarında çalıştıktan sonra “kendi işimizin patronu olma” hayaliyle yola çıktık. İmalatın içerisinden geldiğimizden dolayı iki ortak karar verdik. Şimdiye kadar edindiğimiz bilgi, birikim ve tecrübelerimizi değerlendirmek üzere 1 Haziran 2016 tarihinde.... firmasını kurarak hayallerimizi gerçekleştirdik. Aynı zamanda amacımız mesleğimizde yol almak ve ülkeye daha fazla değer katmaktı." şeklinde beyanda bulundukları belirtilerek, dilekçe ekinde sunulu internet sitesi çıktıları ile .... isimli kişinin davalı... isimli işletmenin ortağı olduğu sabit olsa da mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 21.06.2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda .... 'nın ifadesine başvurulmasına karar verilmesi talep ettiklerini ayrıca gerekli görülmesi halinde ....'nın TR.... IBAN no.lu hesabına ait hesap hareketlerinin celp edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini ancak mahkemece 25.10.2022 tarihli celsede tüm taleplerinin "tüm dosya kapsamı ve davalı vekilinin söz konusu taleplere yönelik muvafakatinin bulunmaması nedeniyle " denilerek reddedildiğini, deliller toplanmadan eksik inceleme ile bilirkişiden ek rapor almadan hatalı karar verildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesine dayalı kalıpların eksik ve ayıplı teslimi ve zarar iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. "...13.Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. 14. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır. 15. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 16. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. 17. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. 18. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. 19. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 20. Maddî ayıplar, açık veya gizli ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen, ancak yapılmamış olması nedeniyle karşı tarafça fark edilen projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesinin alınmaması gibi hukukî ayıplar vardır. Maddî ve hukukî ayıpların da tıpkı açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbar edilmesi zorunludur. 21. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. 22. Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. 23. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. 24. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.12.2021 tarih ve 2018/(19)11-1107 Esas 2021/1568 Karar sayılı kararı) "...Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen türden ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. Ayıplı iş ile eksik iş birbirinden farklıdır. Ayıplı işvasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 (6098 sayılı TBK 474-478) maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 362/II. maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. BK'nın 362/I. maddesine göre de eserin sarahaten veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. BK'nın 359/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin mutad cereyanına göre imkânını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, BK'nın 362/III. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. Şayet sözleşmede garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibi 359/I. ve 363/III. maddelerde öngörülen sürelerle bağlı olmayıp, ayıp ihbarını garanti süresi içinde her zaman yapabilir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla BK'nın 360. (TBK'nın 475.) maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kanun koyucu, ayıp halinde işsahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır..."(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/3983 Esas 2022/1336 Karar sayılı ilamı) "...Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 359. ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları)..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 03.06.2021 tarih ve 2020/1722 Esas 2021/2490 Karar sayılı ilamı) Eser sözleşmesinin taraflarının kim olduğu ve eser sözleşmesine konu kalıpların ayıplı ve eksik olup olmadığı, zararın olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacının iddiasını ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih 2019/564 Esas ve 2023/136 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde manevi tazminat yönünden HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin, maddi tazminat yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.