Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1132 E. 2026/2193 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1132
Karar No
2026/2193
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1132 KARAR NO : 2026/2193

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/01/2023 NUMARASI : 2021/311 Esas 2023/26 Karar DAVA : MADDİ TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/311 Esas ve 2023/26 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile; ...'ın tapu.com internet sitesinde İzmir İli, Menemen.... içerisinde satılık bir taşınmaz ilanı görüp ilgilendiğini, araştırmalarının sonucu taşınmazı satın almaya karar verdiğini, işlem bedelini aracı şirket hesabına ödediğini, taşınmazın.... A.Ş.’ne ait olduğunun anlaşılması üzerine satış bedelinin satıcı banka hesabına ödendikten sonra İzmir Menemen İlçesi, ... Mevkii, ....Ada, .... parselde tapuya kayıtlı ve Menemen .... içerisinde yer alan 3.538 m2 arsa ve üzerindeki fabrika binasını 17.08.2020 tarihinde Menemen Tapu Sicil Müdürlüğü’nde yapılan resmi işlemle satın aldığını adına tescil edildiğini, bu işlemlerden sonra faaliyet izni alınabilmesi için ....’a başvurduğunda satıcı davalı.... A.Ş. adına düzenlenmiş bir faaliyet ruhsatı bulunduğu, müvekkilinin muhatap alınabilmesi için bu faaliyet ruhsatının banka tarafından iptal edilmesinin zorunlu olduğunun bildirildiğini, durumu davalı bankaya 01.10.2020 tarihli iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderilen yazı ile bildirdiğini ve 7 iş günü içinde faaliyet ruhsatının iptalinin sağlanmasının talep edildiğini, yazının 05.10.2020 tarihinde davalı bankaya ulaşmasına rağmen davalı banka tarafından kendi adlarına düzenlenmiş olan faaliyet ruhsatının iptalini sağlanmadığını, bu kez İzmir 25. Noterliği aracılığıyla gönderilen 20.10.2020 tarih 20702 Y.s. ihtarname ile 3 iş günü içinde süreçle ilgili kesin bilgi verilmesi ve faaliyet ruhsatının iptalinin hızlandırılması aksi takdirde uğranılacak zararın bankadan talep ve tahsili için yasal yollara başvurulacağının ihtar olunduğunu, davalı bankanın faaliyet ruhsatının iptalini sağlamaması üzerine İzmir 25. Noterliği aracılığıyla gönderilen 24.11.2020 tarih 22905 Y.s. ikinci bir ihtarname ile satın alma tarihinden 17.11.2020 tarihine kadar olan 3 aylık kira kaybı karşılığı 30.000-USD’nin ihtarın tebliğ tarihinden itibaren 7 iş günü içinde ödenmesi, 17.12.2020 tarihinden itibaren de aylık 10.000-USD kira kaybının her ay düzenli olarak ödenmesinin ihtar olunduğunu, ihtarlara yanıt alınamadığı gibi, ruhsat iptalinin gerçekleştirilmemesi üzerine, satın alınan taşınmazın aylık rayiç kiralama değerinin 10.000-USD olmasına rağmen, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 25.10.2020 tarihinden başlamak ve 25.02.2021 tarihine kadar aylık 5.000-USD’den 4 aylık toplam 20.000-USD tazminatın takip tarihindeki karşılığı 152.192,00-TL alacağın takip tarihinden hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte tahsili için davalı banka aleyhine girişilen Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2021/1573 E.s. ile icra takibinin davalı bankanın 23.03.2021 tarihli itirazı nedeniyle durduğunu, davalı banka tarafından satıştan önce ve hatta satıştan sonra kendilerine ait faaliyet ruhsatı bulunduğu bilgisinin müvekkilinden gizlendiğini ve bu güne kadar da faaliyet ruhsatının iptali sağlanamadığından müvekkilinin taşınmazından yararlanamamasından kaynaklanan zararını ödemekle yükümlü olduğunu, ticari kullanıma konu taşınmazın mülkiyeti müvekkili üzerine geçmişse de, Serbest Bölgeler mevzuatı gereğince müvekkilinin taşınmazından hiçbir şekilde yararlanamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 20.000.-USD karşılığı 150.192,00-TL zararının 08.03.2021 takip tarihinden hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 06.06.2021 tarihli süre uzatım ve 17.06.2021 tarihli cevap dilekçesi ile; davacı tarafın talepleri haksız olup işbu davanın reddi gerektiğini, 6100 s. HMK.’nun 318. vd. md. gereğince davacı tarafın dava dilekçesinde ekli olmayan ve yasal süresi içinde sunulmayan herhangi bir delil bildirmesine, usul hükümleri hilafına delil ibraz edilmesi halinde ise delil olarak dosya kapsamına alınmasına muvafakat etmediklerini, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve delillerle bağlı olup iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırı davranamayacağını, HMK.’nun 119. md. aykırı olarak dilekçede iddia ettikleri vakıaları hangi delillerle ispat ettiklerini açıklamadığını, esasa ilişkin ise müvekkili bankanın davacıya karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava dilekçesinde dava konusu taşınmaza ilişkin olarak önceki malik müvekkili banka adına düzenlenmiş bir faaliyet ruhsatı bulunduğunun davacıdan gizlendiği ve satıştan sonra da müvekkili adına düzenlenen faaliyet ruhsatının iptali için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği iddiaların maddi gerçekle ilgisi olmadığı gibi hukuken gerçek olmasının da mümkün olmadığını, faaliyet ruhsatının iptali için üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, aksi halde taşınmazın davacı adına tescil edilemeyeceğini, hatta müvekkili bankanın iptal işlemleri için 500,00-USD masraf ödemesi yaptığını ve işin takibi için banka personellerine özel vekaletname vererek her türlü ilgiyi gösterdiğini, davacının müvekkili bankaya husumet yöneltmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak, davanın öncelikle husumet yokluğu sebebi ile reddine, aksi halde haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava ; Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak; Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2021/1573 sayılı dosyası, tapu senedi, noter ihtarnameleri, arabuluculuk tutanağı, banka kayıtları, tanık, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; davacının 20.000.-USD karşılığı 150.192,00-TL zararının olup olmadığı faizin 08.03.2021 takip tarihinden itibaren işletilip işletilmeyeceği noktalarında olduğu tespit edilmiştir. Tapu kayıtları celp edilmiş, Ticaret Bakanlığı ve ...tan taşınmazın davacıya satışına ilişkin tüm kayıt ve belgeleri içeren dosyalar celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Mahkememizin 14/09/2021 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; dosyanın Serbest Bölgeler konusunda, uzman SMMM, Bankacı ve Emlak uzmanı bilirkişi heyetine verilerek söz konusu uyuşmazlık konusunda (ruhsat iptal işlemi, rayiç kira hesaplama) rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bilirkişiler ...ve .... tarafından mahkememize sunulan 04/02/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; Uyuşmazlığa konu satış işleminin Serbest Bölge sınırları içerisinde bulunduğu dikkate alındığında Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen yazıda 2019/4 sayılı Serbest Bölgelerdeki Üstyapı ve Taşınmazların Kiralanması, Devri, Satışı ve Yıkımına İlişkin Genelge gereği satış öncesinde satış işlemlerine uygunluk verilmesi için serbest bölgelerde faaliyet gösteren kullanıcıların üstyapı ve taşınmaz satış işlemlerinin Ticaret Bakanlığı tarafından uygunluk alınması gerektiği, işlemlerin bu izin sonrasında gerçekleştirilmesi gerektiğinin bildirildiği, gerek Serbest Bölgeler Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğü gerekse Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazılarda bu hususta yapılan bir başvuru bulunmadığı, ayrıca davalı banka tarafından bu başvurunun yapılması gerektiği bildirilmekle birlikte yapılan başvuruya ve alınan uygunluk yazılarına dair dosyaya herhangi bir belge ibraz edilmediği, bu hususta değerlendirmeye esas alınabilecek belge bulunmadığı, davacının talebinde belirttiği döneme ait toplam kira bedelinin 140.000,00 TL olacağı bildirilmiştir. Taraflarca yapılan itiraz ve beyanlar doğrultusunda mahkememizin 08/09/2022 tarihli ara kararı ile dosyanın yeni bir inşaat ve gayrimenkul alanında uzman bilirkişi , bir mali müşavir, bir bankacı bilirkişiye tevdii ile rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler .... ve ..... tarafından 05/12/2022 tarihli raporda; Dava konusu taşınmazın;....bank A.Ş. ile ... arasında gerçekleştirilen taşınmaz satışı işleminin Bakanlık onayına sunulmaması nedeniyle serbest bölgeler mevzuatına uygun bir işlem olarak değerlendirilmemiştir. Davalı Banka tarafından; Ticaret Bakanlığı ile.... A.Ş. lehine 28.12.2011 tarihinde düzenlenen noter onaylı taahhütnamede “maliki olunan yerin faaliyet ruhsatına haiz olmayan hiçbir kişi, kurum veya kuruluşa, özel veya tüzel kişiye kira dahil hiçbir suretle kullandırılmayacağı, tahsis edilmeyeceği, satılmayacağı” şeklinde taahhütte bulunulmasına rağmen dava konusu taşınmazın satış işleminin gerçekleştirildiği, Davalı Banka tarafından ruhsatın iptal ettirildiğine, Davacı adına ruhsat devri yapıldığına ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Alt yapı ve ulaşım problemi bulunmayan, serbest bölge sınırları dahilinde bulunan dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle arsa payı dahil 3.950.000,00 TL değerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Dosyaya emsal kira sözleşmesi sunulmamış olup, taşınmaz için talep edilebilecek kira bedeli ile ilgili olarak, bölgede yer alan fabrika binalarının kira rayiçleri araştırılmış, 3.538,00 m² alana sahip parsel üzerinde yer alan, yıpranma oranı yüksek binanın arsası ile beraber 25.10.2020 tarihinde 35.000,00 TL/ay bedel üzerinden kiralanabileceği sonucuna ulaşıldığı, buna göre 25.10.2020 tarihi ile 25.02.2021 tarihi arasındaki dönemde dava konusu taşınmazdan 4 ay x 35.000,00 TL/ay - 140.000,00 TL kira geliri elde edilebileceği bildirilmiştir. Tüm dosya içeriği ve delillerin özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda: uyuşmazlığın davalı bankaya ait faaliyet ruhsatının iptal edilmemesi nedeniyle davacının satın aldığı taşınmazdan yararlanamamasından kaynaklı tazminata yönelik olduğu, davaya konu taşınmazın İzmir İli, Menemen İlçesi, ....Köyü, ... Mevkii, .... ada ... parsel numaralı, 3.538,00 m2 yüzölçümlü “iki katlı prefabrik deri fabrikası ve arsası” vasfında, tam hissesi davacı ... (satış - 17.08.2020 / yevmiye no:14523) adına kayıtlı taşınmaz olduğu ,taşınmazın beyan hanesinde 23/09/2021 tarih ,6919 yevmiye ile “iş bu taşınmaz .... içinde kalmakta olup, taşınmazın satışa konu olması halinde ... den uygunluk görüşü alınması zorunludur.” ibaresinin bulunduğu, beyanın taşınmazın davacı tarafından satın alınarak tescil edildiği 17.08.2020 tarihinden sonra tapu kaydına şerh edildiği,Davalı Banka tarafından;Ticaret Bakanlığı ile .... A.Ş. lehine 28.12.2011 tarihinde düzenlenen noter onaylı taahhütnamede “maliki olunan yerin faaliyet ruhsatına haiz olmayan hiçbir kişi, kurum veya kuruluşa, özel veya tüzel kişiye kira dahil hiçbir suretle kullandırılmayacağı, tahsis edilmeyeceği, satılmayacağı” şeklinde taahhütte bulunulmasına rağmen dava konusu taşınmazın satış işleminin gerçekleştirildiği, dava konusu taşınmazın davacıya satışı işleminin, Bakanlık onayına sunulmaması nedeniyle Serbest Bölgeler mevzuatına uygun bir işlem olarak değerlendirilmeyeceği ,Davalı Banka tarafından ruhsatın iptal ettirildiğine, Davacı adına ruhsat devri yapıldığına ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir belge bulunmadığı, Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü'nün yanıtına göre davalı bankaya ait faaliyet ruhsatının geçerliliğini koruduğunun, iptalinin sağlanmadığının anlaşıldığı, faaliyet ruhsatının iptal edilmemesi nedeniyle davacının taşınmazdan yararlanamadığı, kiraya dahi veremediği ,taşınmazı davacıya satan davalı bankanın " işyeri kiralama" konulu faaliyet ruhsatı ile 30/12/2011 tarihinden itibaren ...nde kullanıcı olarak faaliyet gösterdiği ,bölgede yer alan fabrika kira rayiçleri göz önüne alınarak dava konusu taşınmazdan 25/10/2020 ila 25/02/2021 tarihleri arasında 140.000,00 TL kira geliri elde edebileceğinin tespit edildiği buna göre davacının satın aldığı taşınmazdan yararlanamaması nedeniyle 140.00,00 TL kira geliri kadar zarara uğradığı..." gerekçesi ile, davacı tarafından dava dilekçesi ile açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, 140.000,00.TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, arabuluculuk son tutanağında başvuru konusu itirazın iptali iken bu davanın konusu maddi tazminat olduğundan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, müvekkili davalı bankanın davacıya karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacıdan müvekkili davalı adına düzenlenen faaliyet ruhsatının gizlendiği ve faaliyet ruhsatının iptali için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği iddiasının maddi gerçekle ilgisinin olmadığını ve bu durumun hukuken de mümkün olmadığını zira Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün 19.06.2014 tarih, 82518296-010.06.02 sayı ve 2019/4 numaralı genelgesinin(*) Arazisi Özel Mülkiyete Ait Serbest Bölgelerde Bulunan Taşınmazların Satışı başlığı altında yer alan Satış Talebi ve Müracaat alt başlıklı 18-(a) maddesi: "(1) Satış işleminin yapılabilmesi için alıcı ve satıcı aşağıda belirtilen belgelerle Bölge Müdürlüğü aracılığı ile Genel Müdürlüğe müracaat ederler: a) Satıcı ; 1. Maliki olduğu taşınmazın satışına izin verilmesini ve ilgili faaliyet ruhsatının iptalini veya yeni duruma göre düzenlenmesini talep eden dilekçe, 2. Taşınmazın üzerinde üstyapı olması halinde İskan Ruhsatı/Yapı Kullanma İzninin (üstyapı tamamlanmışsa) veya İnşaat/Yapı Ruhsatının (üstyapı tamamlanmamışsa) bir sureti, 3. Faaliyet ruhsatının aslı, 4. Faaliyet ruhsatı müracaat formu (faaliyetine devam edecek ise), 5. Satış işlemine ilişkin ücretin Özel Hesaba yatırıldığını gösterir dekontun aslı, 6. İmza sirküleri aslı veya noter tasdikli sureti, 7. Satıcının borcunun olmadığını gösteren İşletici veya B.K.İ yazısı..." hükmünü, Satış Talebinin Değerlendirilmesi ve Satış İşlemleri alt başlık 19. maddesi ise: " 2009/1 sayılı Genelgede yer verilen kriterler ve diğer hususlar çerçevesinde Genel Müdürlükçe yapılan değerlendirme neticesinde satış işlemi uygun görüldüğü takdirde; a) Taşınmazın tapu sicilinde alıcı adına tescil ettirilmesi ya da vadeli satışta taraflar arasında noter tarafından re’sen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yapılması için ALICIYA bir aylık süre verilir. b) Bir aylık süre içinde İşletici veya B.K.İ ile ALICI arasında bölgenin işletilmesi ile ilgili karşılıklı hak ve yükümlülükleri belirleyen bir sözleşme akdedilerek Bölge Müdürlüğüne onaylatılır. c) Tapu senedinin veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin noter tasdikli örneği ile (b) bendinde belirtilen sözleşmenin bir nüshasının Genel Müdürlüğe ibrazını müteakip, alıcı adına faaliyet ruhsatı düzenlenir..."hükmüne amir olduğunu, dosya kapsamında hazırlanan 02/12/2022 tarihli Bilirkişi raporu ile; "Davalı Banka tarafından; Ticaret Bakanlığı ile ... A.Ş. lehine 28.12.2011 tarihinde düzenlenen noter onaylı taahhütnamede “maliki olunan yerin faaliyet ruhsatına haiz olmayan hiçbir kişi, kurum veya kuruluşa, özel veya tüzel kişiye kira dahil hiçbir suretle kullandırılmayacağı, tahsis edilmeyeceği, satılmayacağı” şeklinde taahhütte bulunulmasına rağmen dava konusu taşınmazın satış işleminin gerçekleştirildiği, Davalı Banka tarafından ruhsatın iptal ettirildiğine, Davacı adına ruhsat devri yapıldığına ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır." şeklinde tespitte bulunulmuş ise de müvekkili bankanın zaten söz konusu taşınmazı uhdesindeyken hiçbir kişi, kurum, veya kuruluşa, özel veya tüzel kişiye kira dahil hiçbir suretle kullandırmadığını, tahsis etmediğini, müvekkili bankanın ruhsat iptali için talepte bulunduğunu ve daha sonrada davacı ile taşınmazın satışının gerçekleştirildiğini, müvekkili banka tarafından 2020 yılını kapsayan katılım payı ödemesinin yine müvekkili banka tarafından yapıldığını, taşınmazın davacıya devredilmesinden sonra malik sıfatı dahi olmayan müvekkilinin devir sonrasında ödenmesi gereken taşınmaza ait katılım payından sorumlu tutulmaya çalışılmasının ayrıca hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın, davacı adına tescil edildiği tartışmasız olduğuna göre satış talebinin kabul edilebilmiş olması için müvekkili bankanın " Maliki olduğu taşınmazın satışına izin verilmesini ve ilgili faaliyet ruhsatının iptalini veya yeni duruma göre düzenlenmesini talep eden dilekçe" yi vermiş olmasının zorunlu olduğunu, müvekkili bankanın faaliyet ruhsatının iptali için üzerine düşen edimi yerine getirdiğinin açıkça ortaya çıkmakta olduğunu, müvekkili Banka tarafından yapılan T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi(CİMER) başvurusuna Değerlendirme, Uygulama Ve Tanıtım Daire Başkanlığı tarafından verilen 03/12/2021 tarihli cevap yazısında;"…satış işlemlerine ilişkin belgeler ile faaliyet ruhsatının iptaline ilişkin başvurusunun ve alıcı firmanın satış işlemine ilişkin üstyapı bedelinin peşin ödenmiş olması halinde tapu senedinin veya üstyapı bedelinin vadeli ödenmesi halinde, taraflarca noter huzurunda imzalanacak satış protokolünün (Protokolde, satışa konu olan gayrimenkulün fiziki durumu, satış bedeli, ödeme şekli ve vadelerinin belirtilmesi gerekmektedir.) noter tasdikli örneğinin ve Serbest Bölgelerde faaliyet göstermek üzere faaliyet ruhsatı müracaatının İzmir Serbest Bölge Müdürlüğü aracılığı ile Genel Müdürlüğümüze iletilmesi gerekmektedir…" denildiğini, CİMER tarafından verilen işbu 03/12/2021 tarihli cevabi yazı uyarınca anılı belgelerin, T.C. İzmir 12. Noterliği 15/03/2022 tarih ve 02307 Yevmiye Numaralı İhtarname ekinde ilgili merciine sunulmak üzere .. ... Şirketi'ne gönderildiğini hatta müvekkili bankanın, iptal işlemleri için 500,00-USD masraf ödemesi yaptığını ve işin takibi için banka personellerine özel vekaletname vererek her türlü ilgi alakayı gösterdiğini, davacının müvekkili banka adına düzenlenmiş faaliyet ruhsatının kendisinden gizlendiği iddiası da aynı mevzuat hükmüne göre mümkün olmadığını, zira satışın yapılabilmesi için davacının Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün 19.06.2014 tarih, 82518296-010.06.02 sayı ve 2019/4 numaralı genelgesinin(*) Arazisi Özel Mülkiyete Ait Serbest Bölgelerde Bulunan Taşınmazların Satışı başlığı altında yer alan Satış Talebi ve Müracaat alt başlıklı 18-(b) maddesinin "b) Alıcı;1. Serbest bölgede satın alma talebinde bulunulan taşınmazın ada, parsel, adres ve fiziki durumunun belirtildiği bir dilekçe, 2. Yeni bir faaliyet kapsamında talepte bulunulması halinde, faaliyet ruhsatı müracaat formu, 3. Bölgede faaliyet gösteren; (a) Kiracı kullanıcılar, faaliyet ruhsatı aslı ve faaliyet ruhsatı müracaat formu, (b) Yatırımcı kullanıcılar, farklı bir faaliyette bulunmak istemeleri halinde faaliyet ruhsatı müracaat formu, 4 İmza Sirküleri aslı veya Noter tasdikli bir örneği" amir hükmü uyarınca " Yeni bir faaliyet kapsamında talepte bulunulması halinde, faaliyet ruhsatı müracaat formu," sunmasının zaruri olduğunu, faaliyet ruhsatının sonradan öğrenildiği iddiasının mantığa aykırı olduğunu, kaldı ki, davacının almış olduğu taşınmazı faaliyete geçirecek ve en az 30 kişiye iş imkanı sağlayacağından tacir olan davacının müvekkili bankanın taşınmazı uhdesinde bulundurduğu süreçte faaliyet ruhsatının olduğunu bilmediğini iddia etmesinin kabul edilebilir olmamakla birlikte davacı şirketin basiretli tacir gibi davranmadığının ve huzurdaki davaya konu talebin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun kabulünün gerekeceğini, yani davacının kendi adına yeni bir faaliyet formu talep etmeden taşınmazı satın alamayacağını, olayın esasen davacının taşınmazı adına tescil ettirdikten sonraki döneme ilişkin olarak tahakkuk eden 2.000,00.-USD serbest bölge katılım payı bedelini müvekkili bankaya yüklemeye çalışmasından kaynaklandığını, işletici.... yönetiminin de katılım payını ödemediği için davacıya faaliyet ruhsatı vermediğini, dolayısıyla davacının faaliyet ruhsatı alamamasının kendisi ile işletici ... arasındaki bir problem olduğunu, davacının müvekkili bankaya husumet yöneltmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyaya sunulu nbelgeler ve müzekkere cevapları ile davadaki haklılıklarının sübut bulduğunu, tapu kaydında davacı malik görünmesine ve müvekkili banka tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen diğer yetkili mercilerin hukuka aykırı olarak başvuru sonrası işlemleri yerine getirmediğini, müvekkili banka tarafından 28.09.2020 tarihinde Ticaret Bakanlığı'nın resmi internet sitesi üzerinden faaliyet belgesinin iptali ve satışın gerçekleştirildiğinin bildirildiğini, sürecin yetkili mercilerce sürüncemede bırakılmasının müvekkili bankadan kaynaklanmadığını ve müvekkilinin herhangi bir yasal sorumluluğunun bulunmadığını, bilirkişi raporlarına ilişkin itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ve araştırma ile hazırlanan hatalı bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, talep edilen faiz oranına ve temerrüt tarihine itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında resmi satışı yapılan serbest bölgede bulunan arsa ve üzerindeki fabrika binasından satıcının faaliyet ruhsatını iptal edememesinden kaynaklı olarak alıcının ticari taşınmazdan yararlanamamasından dolayı maddi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2023 tarih ve 2021/311 Esas 2023/26 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 9.563,40.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 2.390,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 7.172,55.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1132, K. 2026/2193, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1132-e-2026-2193-k-5c55f65856af