Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1130 E. 2026/2192 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1130
Karar No
2026/2192
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1130 KARAR NO : 2026/2192

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2022 NUMARASI : 2020/627 Esas 2022/875 Karar DAVA : MADDİ TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/627 Esas ve 2022/875 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili ve davalı yanında feri müdahil şirket vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili .... tarafından davalı şirkete 08.01.2020 tarihinde siparişi verilen ve teslim tarihi 31.03.2020 olan ..... model ticari araçta sipariş formunda da belirtildiği ve ADR özelliğinin olmadığının müvekkilince tespit edilmiş olduğu, müvekkilinin sözleşmeli olarak çalıştığı 3. tüzel kişi ... firması ile çalışma koşullarında araçlarda bulunması zorunlu olan ADR donanımının davalı şirket yetkililerinin hatası sebebi ile araca özellik olarak eklenmemiş olarak üretildiği ve araç eksik donanım ile 3. tüzel kişi Isısan firmasına yakıt tankı takılmak üzere teslim edildiği, sözleşme gereği 31.03.2020 tarihinde teslim edilmesi gerekirken davalı tarafça 25.06.2020 tarihli 02C2020000000007 fatura nolu fatura kesilerek araç Isısan firmasına teslim edildiği, bahse konu araçta ADR donanımının olmadığı basit bir şekilde bakılarak ya da profesyonel olmayan inceleme ile tespit edilemediği için bu eksikliğin yeni tespit edildiği, müvekkilinin bu aracı ADR donanımı olmadan hiçbir şekilde ticari faaliyetinde kullanamayacağı, müvekkilinin ticari hayatının sekteye uğradığı, bahsi geçen araca ait kesilen faturaya ihtarname ile itiraz edildiği, fatura müvekkilince kabul edilmediği ve satış sözleşmesine, sipariş formuna aykırı olması sebebi ile davalı tarafa iade edildiği, 31.03.2020 tarihinde teslim edilmesi gerektiğinden bu tarih itibarı ile kazanç kaybına uğradığı, şimdilik 10.000,00.-TL olarak davalı taraftan dava konusu aracın sözleşme gereği teslim edilmesi gereken tarih olan 31.03.2020 tarihi itibarı ile uygulanacak reeskont avans faizi ile tahsili ve davacı müvekkilimize ödenmesine ayrıca dava konusu aracın davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak zamanında teslim edilmemesi ve eksik donanımla temin edilmesi sebebi ile aynen iade alınması taleplerinin kabul edilmemekle araç davacı müvekkili tarafından 3. bir kişiye 2. el olarak satılmak zorunda kaldığı, bu sebeple aracın 2. el durumunda düşük bedelle satılabilmesi sebebi ile ADR donanımlı olarak sipariş verilen dava konusu aracın muadilinin sıfır satış bedeli arasındaki fark için şimdilik 10.000,00.-TL nin ödeme tarihi itibarı ile uygulanacak reeskont avans faizi ile davalı taraftan alınarak davacı müvekkilimize ödenmesine karar verilmesini; davalı tarafça hatalı olarak getirilen dava konusu araç sebebi ile davacı müvekkilimizin yapmak zorunda kaldığı masrafların fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00.-TL nin ödeme tarihleri itibarı ile uygulanacak reeskont avans faizi ile davalı taraftan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin dava konusu aracın imalatçısı veya ithalatçısı olmadığı, müvekkil şirketin dava konusu araçla ilgili bakım ve tamir işlerini yapan bir servis işletmesi ve ... A.Ş'nin ürettiği .... marka araçların satışını gerçekleştiren bayi olduğu, müvekkil şirket tarafından davacının talepleri doğrultusunda düzenlenmiş sipariş teyit formunda sipariş konusu aracın ADR donanımlı olduğunun açıkça belirtildiği, müvekkil şirketin davacının iddia ettiği gibi araç sipariş evraklarını eksik düzenlemediği, dava konusu ihtilafa sebep olan ADR özelliği eksikliğine sebebiyet vermediği, müvekkil şirketin, müşterinin özel siparişlerini, olduğu gibi üretici firma .... A.Ş'ye iletmek suretiyle yükümlülüğünü yerine getirdiği, müvekkil şirketin müşteri talepleri doğrultusunda verilen sipariş sonucu üretilen aracın imalat aşamasına müdahale hakkının söz konusu bile olmadığı, dava konusu aracın ADR özelliği bulunmaksızın üretilmiş olmasında müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı, dava konusu aracın, müvekkil şirketin değil, dava dışı .... A.Ş 'nin eksik kod girmesi sebebiyle eksik üretildiği ve işbu davaya sebebiyet verdiği, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Feri müdahil .... Şirketi vekili dilekçesinde, dava konusu ilk araçta bulunduğu iddia edilen eksikliğin gizli ayıp niteliğinde olmayıp açık ayıp niteliğinde olduğu ve davacı, aracı teslim alırken gerekli muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği için buna bağlı zarar talep etme hakkından da vazgeçmiş kabul edilmesi gerektiği, davacının, araçta ADR donanımı olmadığının basit bir şekilde bakılarak ya da profesyonel olmayan bir inceleme ile tespit edilemeyeceği için ancak yeni tespit edildiğini beyan ettiği, bu beyanın gerçeğe aykırı olup kabulünün de mümkün olmadığı, ADR şalteri, aracın ön göğsünde orta kısmında, aracın koltuğuna oturulduğunda sağ kol ile kolayca müdahale edebilecek bir yerde olduğu, davacının, "ADR donanımı olmadığının basit bir şekilde bakılarak ya da profesyonel olmayan bir inceleme ile tespit edilemeyeceğine" ilişkin beyanının kabulünün mümkün olmadığı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ....A.Ş vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin dava konusu aracın satıcısı olmadığı, müvekkil şirketin dava konusu aracın satıcısı olmadığı gibi aracın üreticisi ya da ithalatçısı da olmadığı, bu bağlamda müvekkil şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden huzurdaki davanın müvekkil şirkete ihbarında da hukuki fayda bulunmadığı, dava konusu edilen aracın müvekkil şirket tarafından satılan araç olmadığı, davacının tazminat taleplerinin koşullarının oluşmadığı, dava konusu araçta bulunduğu iddia edilen eksikliğin gizli ayıp niteliğinde olmadığı, bu iddianın açık ayıp niteliğinde olup davacı tarafça gerekli muayene ve ihbar yükümlülüğü yerine getirilmemiş ise davanın reddi gerektiği, huzurdaki davada varlığı iddia edilen maddi zararın da açıklaması ve belgelendirmesi gerektiğinin açık olduğu, davacı yanın açıklayamadığı ve belgelendirilmemiş, sadece iddiadan ibaret olan maddi zararlarına ilişkin tazminat taleplerinin hukuka ve yasalara aykırı olup reddi gerektiği, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Uyuşmazlık, davacı tarafından davalıdan satın alınan ticari araç içerisinde ADR özelliği olmadığı iddiası ile uğranılan kar ve kazanç kaybı ile zamanında teslimi yapılmadığından kaynaklı daha düşük bedel ile ikinci el olarak satılmasına dayalı uğranılan zarar var ise miktarının ne olduğu ve tazmini koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır. Dava dilekçesinde iddia olunan hususlar, davaya konu ticari aracın üretiminin sözleşmeye aykırı özellikte olup olmadığı, ayrıca davacı tarafından talep edilen ADR donanım özelliğinin olmamasından dolayı davalıların sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği, davacının kar ve kazanç kaybına sebebiyet verilip verilmediği, sözleşmeye aykırı olarak geç teslimden kaynaklı verilen zarar ihtimali de değerlendirilerek ve davacının almış olduğu 2.aracın satın alma ve satış süreçleri göz önüne alınmak suretiyle; davacının netice-i talep kısmındaki 2.el araç kapsamında zarara uğrayıp uğramadığı, uyuşmazlık konuları ve tüm dosya kapsamında bir otomotiv mühendisi bilirkişi ile bir SMMM bilirkişi tarafından rapor düzenlendiği, bilirkişi heyetinin mahkememize verdiği 09/04/2022 havale tarihli raporunda; davacı ile davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı ve davalı taraf arasında imzalanmış olan 08.01.2020 tarihli sipariş teyid formunun olduğu, davacının 2020 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davalı ... A.Ş.'nin 2019-2020 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davacı tarafından dava konusu aracın taraflar arasındaki sözleşme gereği 31.03.2020 tarihinde teslim edilmesi gerekirken davalı tarafça 25.06.2020 tarihli fatura kesilerek teslim edilmiş olduğu, davacı tarafından imzalanmış olan sipariş teyid formunun arka yüzünün 10. maddesinde ....A.Ş. tarafından kaynaklanan gecikmelerden ....A.Ş. İzmir Şubesi-.... sorumlu tutulamayacağının yazılı olduğu, davalı ....'in de aracın üreticisi olmayıp sadece satıcı bayisi olduğu ve aracın .... A.Ş. tarafından üretilip....'e gönderildiği, dava konusu olan aracın 25.06.2020 tarihli 429.941,20.-TL tutarlı satış faturası ile davalı tarafından davacı tarafa teslim edildiği, davacı tarafından dava konusu aracın 26.10.2020 tarihinde 429.000,00.-TL bedelle Menemen 2. Noterliği Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı ...'e satmış olduğu, dava dışı .....A.Ş. tarafından dava konusu aracın yerine 31.10.2020 tarihinde 430.941,20.-TL tutarında yeni bir aracın davacıya satışının yapıldığı ve bu yeni araç için normal piyasa satış fiyatından ekstra olarak dava dışı ... A.Ş. tarafından davacıya 81.101,00.-TL indirim yapıldığı, davacıdan 3. kişi ... arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi gereği 2020 ve 2021 yılı emsal ..... plakalı araca ait kesmiş olduğu satış faturalarının dava dosyası içerisine daha önce sunulmuş olan Aliağa Dolum Tesisi'nden yapmış oldukları taşıma işlerine ilişkin 01.01.2020 - 31.12.2020 dönemine ait olan.... Plakalı aracın 297.590,55.-TL toplam tutarlı ve .... plakalı aracın 316.129,85.-TL toplam tutarlı 2 araca ilişkin gelir tablolarının sunulmuş olduğu, davacı kamyonu ilk 25.06.2020 tarihinde satın aldığı ve kamyon üzerine akaryakıt tankı yapılmak üzere Isısan şirketine teslim ettiği, akaryakıt tankının imali, montajı ve aracın ruhsatının çıkarılması için yaklaşık 1 ay zamana ihtiyaç olduğu, bu durumda tankerin işe çıkabilmesi ancak 25.07.2020 tarihinin gerekeceği, 25.07.2020 tarih ile 31.10.2020 tarih arasında 100 gün geçtiği, davacının 100 gün içerisinde tanker ile iş yapamadığı ve kazanç kaybına uğradığı, bu durumda; davacı tarafından 01.01.2020- 31.12.2020 dönemine ait olan .... plakalı aracın 297.590,55.-TL toplam tutarlı ve .... plakalı aracın 316.129,85.-TL toplam tutarlı olmak üzere toplam 2 araç için 2020 yılı içerisinde (297.590,55 + 316.129,85 ) = 613,720,40.-TL tutarında gelir elde etmiş olduğunu beyan etmiş olduğunun görüldüğü, araç için yıllık ortalama (613.720,40/2) = 306.860,20.-TL tutarında gelir elde etmiş olduğu ve aracın günlük gelirinin (306.860,20/365)= 840,71.-TL olduğu kanaatine varılabileceği, günlük 840,71-TL tutarında kazanç kaybı yaşamış olabileceği, buna göre davacının kazanç kaybı hesaplamasının; 100 günlük kazanç kaybı =840,71 TL/gün x 100 gün= 84.071,00-TL, kamyona yapılan ilave 5.310,00-TL, muayene + eksoz pulu = 542,56-TL, taşıtlar vergisi= 2.095,00TL, aracın 2.el satış kaybı (aracın alış ile satış kaybı) = 941,20-TL, toplam tutarın= 92.959,76-TL, davalı taraf indirimi= 81.101,05-TL, davacının kazanç kaybının 11.858,71-TL olduğu, davacının dava konusu ile ilgili olan taleplerine ilişkin olarak davacının davalıdan talep edebileceği alacak bedeli tutarının 11.858,71.-TL tutarında olduğu görüş ve kanaatine varılabileceğini bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin kök rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda mevcut dosya kapsamına göre bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, bilirkişi heyetinin mahkememize verdiği 17/06/2022 havale tarihli ek raporunda, davacı ve davalılar vekili tarafından 09/04/2022 havale tarihli bilirkişi kök raporuna itirazları da dikkate alınmak suretiyle yapılan inceleme ve değerlendirme dahilinde önceki raporlarında yer alan tespit ve değerlendirmelerini değiştirecek herhangi bir hususun olmadığını bildirmişlerdir. Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı ve davalı taraf arasında imzalanmış olan 08.01.2020 tarihli sipariş teyid formunun olduğu, davacının 2020 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davalı.... A.Ş.'nin 2019-2020 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, dava konusu aracın üretimden kaynaklı olarak eksik özelliği ile birlikte davacı tarafından iadesi yoluna gidilmeyerek birkaç ay içerisinde dava dışı 3. bir kişiye satılmış olduğu, 31.10.2020 tarihinde yeni bir aracın davacıya satışının yapılmış olduğu ve bu yeni araç için normal piyasa satış fiyatından ekstra olarak ....A.Ş. tarafından 81.101,00.-TL indirim yapıldığı, söz konusu kamyon üzerine akaryakıt tankı yapılmak üzere teslim edilen Isısan.. şirketi tarafından akaryakıt tankının imali ve montajı ve aracın ruhsatının çıkarılması için yaklaşık 1 ay zaman geçeceği, aracın teslim alındığı tarihle arasında ise 100 günün geçeceği, raporda tespit edildiği üzere 100 gün üzerinden emsal araç gelirleri baz alınarak yapılan hesaplamaya ve davalı tarafça 2.araç alımında yapılan indirime göre davacının uğrayacağı kazanç kaybının 11.858,71-TL olduğu, davacı tarafça aracın 3. bir kişiye 2. el olarak satılmasında düşük bedelle satıldığından uğradığı zarar talebinde bulunulmuş ise de bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, davacının aracını 429.941,20-TL bedelle satın aldığı, yaklaşık 4 ay sonra 429.000,00-TL bedelle sattığı, davacının dava konusu araç sebebiyle yapmak zorunda kaldığı masraflar ileri sürülmüş ise de davacı tarafın plaka takılma ve şase uzatmadan dolayı teslim etmediği 2.el olarak satış için 470.000,00-TL bedelle satışa koyduğu, bu zaman zarfında davalı taraftan filo indirimi ve gecikme indirimi alarak yeni aracı 81.101,00.-TL indirimle aldığı, bu anlamda araca yapılan masraf kalemi talebinin de dayanaksız kaldığı, davacının bu hususu bilerek iade etmeyerek aslında davalı ile zımnen anlaşma yoluna giderek daha az bedel ile satılan aracı tercih ettiğinin kabulü..." gerekçesi ile, davanın KISMEN KABULÜ İLE;10.000,00-TL kar ve kazanç kaybının 31/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte dahilinde davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, dava konusu aracın muadilinin sıfır araç araç satış bedeli farkı talebi oluşmayacağından reddine, dava konusu araç sebebiyle yapılan masrafa ilişkin talep oluşmayacağından reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili ve davalı yanında feri müdahil şirket vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ticaret Kanunu ve Tüketici Kanunu'na göre aracı satan bayinin bu satım sözleşmesine göre müşterisine karşı tam bir sorumluluk içinde olduğunu, davalı şirketçe davacı müvekkiline siparişinden farklı ve eksik özellikte olan araç teslim edildiğini, bilirkişilerin 25.07.2020-31.10.2020 arasında 100 gün tankerin iş yapamadığından bahisle kazanç kaybı hesabını 100 gün üzerinde yapmalarına rağmen taraflar arasındaki satım sözleşmesi gereğince aracın 31.03.2020 tarihinde teslim edilmesi gerektiğinden kazanç kaybı hesabında 31.03.2020 tarihinin esas alınması, araca tanker vs montajı, ruhsat işleri sonrası 31.04.2020 tarihinde 1 ay sonra aracın işe başlayabileceği düşünülerek 01.05.2020 - 31.10.2020 arası 180 gün üzerinden kazanç hesabı yapılarak kazanç kaybının 840,71X 180 = 151.327,80.-TL olması gerektiğini, bilirkişilerin dava dışı 3. Kişi olan...-.. bayisince davacı müvekkiline 81.101.00.TL indirimle muadil araç satışı yapıldığını söyleyerek kazanç kaybından mahsup yapmalarına rağmen bu indirimin davalı şirket ve davaya konu araçla ilgisinin bulunmadığını ayrıca indirim yapılan aracın ayıplı araçtan daha düşüğe alınmadığını, ADR donanımlı aldıkları araç ile ilgili indirim ayıplı araç satışından tamamen bağımsız olduğunu, ikinci araç indirim tutarı ile kazanç kaybı hesabı arasında müvekkilinin sağladığı bir kazancın mevcut olmadığını, bilirkişi rapor ve ek raporlarına itiraz ettiklerini ve itirazları doğrultusunda yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, dava konusu ... Model .... model aracın imalatçısı ve ithalatçısı olmadığını, sadece aracın satışını satışını gerçekleştiren bayi olduğunu, davacının müvekkili şirkete husumet yöneltmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, davacının talepleri doğrultusunda düzenlenmiş sipariş teyit formunda, sipariş konusu aracın ADR donanımlı olduğunun açıkça belirtildiğini, müvekkili şirketin, müşteri talepleri doğrultusunda verilen sipariş sonucu üretilen aracın imalat aşamasına müdahale hakkının söz konusu bile olmadığını, bilirkişi raporlarında ise ''davalı şirket fabrikaya yanlış sipariş verdiğinden ADR özelliği olmayan bir kamyon gelmiş ve gelen kamyon 25.06.2020 günü davacıya satılmıştır.'' ifadesinin yer almakta olduğunu, bu hususun bile bilirkişilerce gereği gibi inceleme yapılmadığını gösterdiğini, davacı tarafından imzalanan 08/01/2020 tarihli Sipariş Teyit Formunun ön yüzünde 31/03/2020 tarihi tahmini teslim tarihi olarak belirtildiğini, Sipariş Teyit Formu arka yüzü 10. Maddesinde de:“Grev, lokavt, doğal afetler ve ana ithalat/imalatçı firma .... A.Ş. tarafından kaynaklanan gecikmelerden ...A.Ş.-İzmir Şubesi-... sorumlu tutulamaz.” düzenlemesinin kabul edildiğini, üretici firmadan kaynaklanan gecikmelerden müvekkili davalının sorumlu tutulamayacağını, Mart 2020 ve takip eden aylarda pandemi sürecinin önlenemez bir ivme kazandığını ve bu durumun istisnasız tüm sektörleri olumsuz etkilediğini dava dışı üretici firma ....A.Ş.’nin tahmini teslim tarihi 31/03/2020 olarak belirlenen aracı Haziran 2020 tarihinde teslim etmesinin, pandemi koşullarına rağmen olağanüstü hızlı bir teslimat sürecinin işletildiğini gösterdiğini, kök ve ek raporda da belirtildiği üzere, '' Davacı .... tarafından dava konusu olan aracı 26.10.2020 tarihinde 429.000,00-TL bedel ile 11453 Yevmiye Nolu Menemen 2. Noterliği'nin Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı ....'e satmış olduğu, Dava dışı .... A.Ş. Tarafından sayın mahkemeye sunulan beyan yazısına göre Dava dışı ... tarafından dava konusu aracın yerine 31.10.2020 tarihinde N102020000000313 Nolu fatura ile 430.941,20-TL tutarında yeni bir aracın davacı ....'a satışının yapılmış olduğu ve bu yeni araç için normal piyasa satış fiyatından ekstre olarak dava dışı ... A.Ş tarafından davacı ...'a ait 81.101,00-TL ekstra indirim yapılmış olduğu tespit edilmiştir.'' tespiti ile aracın tavsiye edilen satış fiyatı ÖTV ve KDV dahil 574.647,00-TL olduğu dikkate alındığında davacının zarara uğradığından bahsedilemeyeceğini, davacının işbu dava ile elde etmek istediği menfaatin dava aşamasından önce müvekkili şirket aracılığı ile üretici-dava dışı-... A.Ş. tarafından çözüm önerileri olarak sunulmuş iken, davacının bu olumsuzluğu fırsata çevirme amacıyla işbu davayı ikame etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi ayrıca hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu ve hukuken himaye edilmemesi gerektiğini, ayrıca, bilirkişi tarafından, şirkete ait her bir aracın yıllık elde etmiş olduğu gelirin, 365 güne bölünmek sureti ile hesaplamasının yapılmış olmasının hatalı olduğunu, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aracın her gün aralıksız olarak çalışması dikkate alınarak yapılan hesabın hükme esas alınmaması gerektiğini, 25/06/2020 tarih, 02C2020000000007 numaralı, 429.941,20-TL bedelli fatura ile satın alınan dava konusu araç, davacının ekipmancısı Isısan firmasına teslim edildikten sonra, davacının, kendi ticari yaklaşımıyla aracı iade yoluna gitmeyerek aracı bir üçüncü kişiye sattığını, davacının dava konusu aracı üçüncü kişiye satmasının davacının araçtaki eksik imalat sebebiyle herhangi bir zarara uğramadığının göstergesi olduğunu, araç satın alındığında yapılacak kısa bir inceleme neticesinde araçta ADR donanımımın olup olmadığının anlaşılabilecek nitelikte olduğunu, makul süre içerisinde ayıp ihbarının ileri sürülmediğini, davacının, müvekkili şirket dışında bir başka .... bayi aracılığıyla, aynı özellikteki aracı, aynı üretici firmadan ve işbu dava konusu edilen olayı da kullanarak, oldukça indirimli uygun fiyata satın aldığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı yanında Feri müdahil şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sipariş Teyid Formu'nun "Siparişe Ait Açıklamalar" bölümünde de ifade edildiği üzere, davacı alıcıya verilen tarihin kesin teslimat tarihi olmayıp, "tahmini" teslimat tarihi olduğunu, müvekkili firma ya da davalı firmanın hiç bir şekilde, bu sipariş formu kapsamında, standart bir teslim süresi ile bağlı olmadığından 31.03.2020'den itibaren bir zarar hesaplanmasının da söz konusu olmayacağını ayrıca 11.03.2020 tarihi itibariyle Dünya Sağlık Örgütü (“DSÖ”) tarafından “pandemi” olarak nitelendirilen ve ülkemizde de kısa bir süre içerisinde hızla yayılan bilimsel adı COVID-19 olan Koronavirüs salgını (“Koronavirüs”) küresel bir sağlık krizi olmasının yanı sıra gerek üreticinin ülkesi Almanya gerek Türkiye’ye de derinden etkilemeye başladığını, mücbir nedenlerle üretici ya da müvekkili ithalatçı firmaya yöneltilebilecek bir kusur bulunmadığını, davacıya satılan ilk aracın faydalanmaya uygun bir araç olduğunu ve davacı tarafından kısa süre içerisinde, davacının zarar etmesine neden olmaksızın, satıldığını, davacıya satılan ikinci araç bakımından verilen indirimlerin de (%19.18 = 81.101,05-TL) muhtemel davacı bakımından zenginleşme niteliğinde olduğundan, zarar hesabında, bu hesaptan doğru şekilde düşüldüğünü, dosya kapsamında alınan 09.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda ve 17.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının kazanç kaybı olmadığının açıkça belirtildiğini, davacı işbu davayı ikame etmeden önce davaya konu şikayetlerini satıcı bayii ile paylaşmasının ardından, müşteri memnuniyeti kapsamında bir çözüm süreci gerçekleştirildiğini, önce davacının aracını geri alma ve masraflarını karşılama teklif edildiğini, davacının bu teklifi kabul etmeyip 4 ay bekleyip aracını üçüncü kişiye sattığını, davacının gerçekleştirilen çözüm sürecinde istediği özelliklere sahip ikinci bir aracı indirimli şekilde almayı kabul ettiğini, istenilen özelliklere sahip ikinci bir aracı, bu kez müvekkili şirketin diğer bir bayii olan, Antalya'da faaliyet gösteren, ....A.Ş.'den sipariş ettiğini, davacı ile yapılan görüşmeler sonucu gelinen mutabakat noktasında, davacının muhtemel zararlarının giderilmesine destek olmak adına, istediği özelliklere sahip aracın hem adede bağlı filo indirimi (%2.50) hem de ürün gecikmesi indirimi uygulanarak (%19.18 = 81.101,05-TL tutarında) indirim ile davacıya satıldığını, davacının bu satış nedeniyle zarara uğramadığı, aksine yapılan indirim ile sebepsiz zenginleştiğinin ortada olduğunu, davacını, aracını dava dışı kişiye 429.000,00 TL bedel ile sattığını, aradan aylar geçmiş olmasına rağmen yeni ikinci bir aracı ....'dan aynı bedel ile satın aldığından davacının hangi zarara nasıl uğradığını ispat etmesi gerektiğini, davacının uğradığı herhangi bir zararın olmadığını, davacının 3 ay kendi iradesi ile beklediği süreçte bir kazanç kaybı doğmuş olsa bile, müvekkiline atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, bilirkişi raporunda davacı şirkete ait her bir aracın yıllık elde etmiş olduğu geliri 365 güne bölerek hesaplama yaptığını, aracın her gün izin olmaksızın çalışıyor olduğu varsayımına dayanarak günlük 840,71,00.TL kazanç kaybı hesaplamasında, hafta sonu ve resmi tatillerin mahsup edilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, ticari satıma konu sıfır aracın siparişe uygun olmadan ADR özellikli üretilmemesinden ve geç tesliminden dolayı tazminat ve masrafların tazmini istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. TBK'nun 227. maddesinde ayıp halinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Buna göre; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2020/5083 Esas 2021/5398 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Kapatılan 13. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki 26/11/2019 tarih ve 2018/4168 Esas 2019/11494 Karar sayılı ilamında belirtilen gerekçelerle Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde düzenlenen ayıba karşı sorumlulukta satıcı kavramının ayıplı ürünü üreten kişiyi de kapsadığı, üreticinin de satıcı ile birlikte ayıba karşı müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Satım sözleşmesine konu aracın siparişe göre ADR özellikli olarak üretilip üretilmediği ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ile davalı vekili ve davalı yanında feri müdahil şirket vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/11/2022 tarih ve 2020/627 Esas 2022/875 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan Davacı vekili ile davalı vekili ve davalı yanında feri müdahil şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu sırasında taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına/aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 8-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı ve davalı yanında feri müdahil yönünden HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin, davacı yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1130, K. 2026/2192, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1130-e-2026-2192-k-2b47c0ac6143