İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/825 E. 2026/850 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/825
- Karar No
- 2026/850
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/825 Esas - 2026/850 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/825 Esas KARAR NO : 2026/850
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki bulunduğunu, davalıdan 06.09.2017,09.09.2017,19.10.2017,27.11.2017,07.12.2017 ve 14.12.2017 tarihli faturalar ile toplam 11.986 metrekare şeffaf trapez oluklu ve UV kaplamalı polikarbonat levha satın alındığını, davalı şirketin ürünlerin 10 yıl garantili olduğunu taahhüt ettiğini, ancak ürünlerin kullanımından bir yıl sonra UV özelliğini yitirerek parçalandığını, müşterilerden gelen şikayetler üzerine tutanaklar düzenlendiğini, Karfo Endüstriyel firmasına yaptırılan analiz sonucunda ürünlerin UV özelliği taşımadığının ve gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bu durumun davalıya Noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, müvekkilinin 7.724 metrekarelik ayıplı ürünü 3. firmalardan temin ettiği ürünlerle bedelsiz değiştirmek zorunda kaldığını, bu değişim için 273.323,40 TL ürün bedeli ve 77.210,00 TL işçilik ücreti ödediğini, kalan 4.265 metrekarelik ürünün de benzer şekilde değiştirilmesi için 150.981,00 TL ürün bedeli ve 42.650,00 TL işçilik ücreti ödendiğini, davalının ağır kusurlu olduğunu ve sözleşmeye aykırı davrandığını, Bursa 18. Noterliği'nin 20.02.2020 tarihli ihtarnamesi ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, ihtarnamenin 24.02.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalının herhangi bir işlem yapmadığını, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi zararın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının 2017 yılında müvekkil şirketten satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla açtığı davanın zamanaşımına uğradığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca satıcının ayıptan sorumluluğunun teslimden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu, davacının 6 yıl sonra dava açmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının ürünlerin 1 yıl sonra parçalandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi gereğince tacir olan davacının süresi içerisinde gözden geçirme ve ihbar külfetini yerine getirmediğini, davacının müvekkile ilk bildirimini 20.02.2020 tarihinde ihtarname ile yaptığını, bu durumun yasal sürelerin çok dışında kaldığını, ürünlerin ayıplı olduğuna dair sunulan raporun teknik dayanaktan yoksun ve geçersiz olduğunu, polikarbonat levhalarda UV koruma özelliğinin bulunmamasının ürünün kırılmasına veya parçalanmasına teknik olarak bir etkisinin olmadığını, davacının iddia ettiği zararlara ilişkin hiçbir fatura, ödeme dekontu, tutanak veya ihtarnameyi dava dosyasına sunmadığını, zararın varlığının ve miktarının ispatlanamadığını, davacının iddialarının tamamen soyut ve kötüniyetli olduğunu, basit yargılama usulüne tabi olan davada iddianın genişletilmesi yasağının başladığını, müvekkilin herhangi bir tazminat sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklı malın ayıplı olması iddiasıyla müspet zararların tazmini talebine ilişkindir. Mahkememiz'in 27/06/2024 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararında "Bursa NÖB ATM'ye talimat yazılarak; Mahkememizce resen seçilecek Endüstriyel Çatı kaplama sistemleri sektörü uzmanı, Kimya Mühendisi ve İnşaat Mühendisi bilirkişilerin refakate alınması suretiyle mahallinde talimat mahkemesince belirlenecek gün ve saatte keşif icrasına, davacı iddiası, davalı savunması ve dosya kapsamı doğrultusunda gerekçeli dayanaklı ve denetime elverişli rapor alınmasına," karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; Teknik açıklamalar kapsamında ürün satışına konu faturada yer alan ürünlerle davacıya teslim edilen ürünlerin nitelik bakımından aynı ürünler, polikarbonat levhalar olduğu anlaşılmaktadır. Rainbow Polikarbonat Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin internet sitesi incelendiğinde reklamlarında polikarbon ürünlerin UV korumalı olduğu belirtilmektedir. Ürünlerin 1 yıl sonra istenilen performansı sağlamadıkları, parçalandıkları ve levhaların üzerinde çatlakların oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu da güneş ışınlarına maruz kalan oluklu polikarbon levhalara üretim sırasında yeterli UV stabilizatörleri veya antioksidan katkılar ilave edilmediğinden kaynaklanmaktadır. Ürünlerin kullanımından kısa bir süre sonra parçalanmalar ve çatlaklar oluşmuştur. Zamanla plastik malzeme oksidasyona başlamış oluşan oksidatif süreçler güneş ışığınında hızlandırıcı etkisiyle levha içindeki polimer yapının bozulmasına ve renk değişikliğine neden olmuştur. Renk değişimi mekanik özelliklerin kaybının görsel bir işaretidir. UV radyasyonu plastiğin kırılmasına, çatlamasına parçalanmasına ve hatta erimesine neden olacağını, polikarbon levhaların UV kaplamalı olup olmaması gözle görülebilecek bir özellik değildir. Bu durum ancak uzman laboratuvarlar tarafından yapılacak olan testlerle anlaşılabileceğini, Fakat 2017 yılında alınan ve montajı yapılan polikarbon levhalar yıllarca güneş ışığına maruz kaldığından şuanki zamanda yapılacak olan testler sağlıklı sonuç vermez. Fakat polikarbon levhaların 1 yıl gibi kısa bir sürede sarararak parçalandığı ve aşındığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlardan dolayı Davalı satıcı ürünleri gizli ayıplı olarak davacı Kuzey Sera Sistemleri Çelik Kons. İnş. San. Ve Tic.Ltd.Şti.'ne teslim ettiği kanaatine varıldığını, Davacının garanti kapsamında 7.721,00 m² ürün değiştirdiği, değiştirilen 8 mm'lik 2 duvarlı 210 x 600 cm ebatlarında polikarbon oluklu levhanın 2025 yılı mart ayı piyasa rayiç bedelinin 3.000,00 TL olduğu yani 12,1 m² levhanın 3.000,00 TL olduğu tespit edilmiş toplamda 7.721,00 m²/ 12,10 adetxm²= 612,78 adet levha gerekeceği anlaşılmış 612,78 adet x 3.000,00 TL/adet=1.838.333,33 TL+KDV hesaplanmıştır. Yapılan işin işçilik bedelinin nakliye dahil 2025 mart ayı itibariyle m² bazında 15 TL olduğu yapılan araştırmada belirlenmiş rapor tarihi olarak işin nakliye işçilik bedeli 7.721,00 m² x 15 TL/m²=115.815,00-TL ve 2025 yılı mart ayında toplamda iş bedeli KDV dahil 1.838.333,33-TL+115.815,00-TL=1.954.148,33-TL hesaplandığını, Hesaplanan 1.954.148,33-TL toplam bedel aynı malın ayıpsız misline ilişkin bedel olduğunu, Dava tarihi itibariyle ayıptan doğan zararın/malın(polikarbon levhaların) sökülüp yenilerinin montajında gerekli bedelin belirlenmesinde tüik verilerinden faydalanıldığını, 1.954.148,33-TL x (2749,98/3861,33)= 1.390.634,04-TL hesaplandığını, hesaplanan bedele söküm, yeni montaj, KDV ve işçilik dahil olduğu bildirilmiştir. Mahkememiz'in 03/07/2025 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararında "Dosyanın önceki bilirkişiye tevdi ile taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yönelik beyan ve itirazlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yanıtlanması bakımından ek bilirkişi raporu aldırılmasına," karar verilmiştir. Bilirkişi ek raporunda özetle; Zaman aşımı ve sorumluluk TBK (Türk Borçlar Kanunu) hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Davaya konu ürünlerdeki ayıplar teslim anında ya da kısa süreli bir incelemede ortaya çıkmayabilir. Ayıbın tespiti, ancak ürünün kullanıma başlanması, belirli bir süre boyunca çevresel koşullara (sıcaklık, nem vb.) maruz kalması veya montaj sürecinin belirli aşamalarında kendisini göstermesiyle mümkün olabilir. Kullanım süreci içinde zamanla ortaya çıkan ve ilk bakışta anlaşılması mümkün olmayan ayıplarda TBK m. 223/II hükmü, gizli ayıp söz konusu olduğunda ayıp ortaya çıkar çıkmaz derhal ihbarda bulunulması gerektiğini belirtir. Bu durumda, önemli olan ayıbın ne zaman anlaşılabilir hale geldiğidir, teslim tarihi değildir. Dosyadaki belgeler ve beyanlar incelendiğinde, davacının ürünlerdeki sorunu fark ettiği anda makul bir süre içinde bildirimde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tacirler arası ilişkilerde "basiretli bir tacir gibi davranma" ilkesi esastır. Bu bağlamda, ürünleri teslim alındığı tarihte her bir parçayı teknik olarak kusur tespiti için laboratuvar ortamında incelenmesini beklemek, hayatın olağan akışına aykırıdır ve ticari teamüllere uymamaktadır. Bir tacir, malı teslim alırken dışarıdan gözle görülebilen ayıpları kontrol etmekle yükümlüdür. Ancak, malın iç yapısından kaynaklanan ve zamanla ortaya çıkan kusurların ilk anda fark edilmesi beklenemeyeceği bildirilmiştir. Mahkememiz'in 19/02/2026 tarihli celsesinin 3 nolu ara kararında; "Bursa Nöbetçi ATM'ye talimat yazılarak; resen bir mali bilirkişiye dosyanın tevdi ile davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, davacı şirket defterlerinde - 2017-2020 yılları arasındaki kayıtların tetkiki ile davacının dava dilekçesinde iddia ettiği polikarbonat levha alımı ve işçilik gibi harcamalara dair fatura ve ödemelerin,- kayıtlı olup olmadığı, harcama miktarları hususlarında bilirkişi raporu alınmasına," karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle;Kuzey Sera Sistemleri Çelik Kons. İnş. San. Ve Tic.Ltd.Şti. nin 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait kanuni defterlerinin açılış onaylarının yasal süresinde alındığının görüldüğü, kapanış noter tasdiklerinin yapılmamış olduğu,Defterlerin Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Davalı Şirket Resmi Defterleri Sahipleri lehine delil niteliğinde olması durumunun Sayın mahkemenin Takdirinde bulunduğu,1. Hesap hareketleri incelendiğinde ; 320.01.S03 Sümer Plastik Ltd. Şti. Hesabında 2017 yılında hesabın12.225,22TL Alacak bakiye ile açıldığı, 9 Fatura karşılığı 304.959,23TL lik mal alındığı, 254.789,00TL ödeme yapıldığı, 2018 yılında hesabın 62.395,45 TL Alacak bakiye ile açıldığı, 50.000,00TL ödeme yapıldığı,12.395,45-TL Alacak bakiyeli kapatıldığı, 2019 yılında 12.395,45 TL bakiye ile açılıp, 2 ödeme ile 12.395,45-TL ödenip hesabın bakiyesinin kalmadığı, 2. Sümer Plastikten alınan Sera Dış Cephe Malzemesi ile İş Yapılan 120 Alıcılar Hesabının altında işlem gören Cariler incelendiğinde; -120.01.L01- Lider Süs Bitkileri Ltd.Şti. ye yapılan Satışların keselen faturalar ve cari hareketlerin bulunduğu, -120.01.G07 Güner Çiçekçilik-Elmas Güner e yapılan satışların bulunduğu, -120.01.K04 Karatepe Fidancılık Ltd.Şti. ye yapılan satışların bulunduğu, -120.01.B06 Barış Çiçekçilik Barış Bakıcı yapılan satışların bulunduğu, -120.01.B07 Bursa Fidancılık Ltd.Şti. ye yapılan satışların bulunduğu ilgili cari hareketlerin ayrıntılarına raporda yer verildiği, 3. Tamirat için Sera Dış Cephe Malzemesi 320 Alıcılar Hesabının altında işlem gören 320.01.I02 IŞIK Plastik A.Ş. den alındığı , ilgili Cari incelendiğinde; 320.01.I02 Işık Plastik A.Ş. den alınan polikarbonat levhalar için; 2018 yılında 2 Fatura Karşılığı 109.880,13-TL 2019 yılında 13 Fatura Karşılığı 312.331,94-TL TOPLAM: 422.212,07-TL alım yapıldığı, ilgili cari hareketlerin ayrıntılarına raporda yer verildiği, Onarım için İşçilik bedelinin davacı firma tarafından yapıldığı, resmi defterlerinde İşçilik bedeli ile ilgili bir kayıt bulunmadığı, bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, ticari satımdan kaynaklı malın ayıplı olması iddiasıyla müspet zararların tazmini talebine ilişkindir. Davacı vekili müvekkilinin davalıdan UV kaplamalı polikarbonat levha satın alındığını, bu ürünleri müşterilerine sattığını ancak ürünlerin ayıplı çıktığını iddia etmiştir. Davacı taraf, davalıya ayıp ihbarına dair ihtarname gönderdiğini, ayıp hususunun ise 3. Kişi karfo endiüstriyel isimli firmada tespit ettirildiğini beyan etmiştir. Ayıba ilişkin ise davalının, satılan ürünlere 10 yıllık garanti sunduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf sözleşmeyi kabul etmiş ancak ayıp iddiasını reddetmiştir. Davacının bunu ispat etmesi gerektiğini ileri sürmüş; garantinin söz konusu olmadığını ve kanunda belirtilen hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasında 2017 aralık ayında UV kaplamalı polikarbonat levha satışının gerçekleştiği fatura kesildiği ve malların teslim ediliği anlaşılmıştır. Bu hususta çekişme yoktur. Davacı tarafından ayıp ihbarı 20/02/2020 tarihinde yapılmış, eldeki davaya ilişkin arabuluculuk başvurusu ise 26/09/2022 tarihinde yapılmıştır. Mahkememizce yazılan talimat gereği mahallinde keşif icra edilmiş ve bilirkişi heyetinden rapor temin edilmiştir. Tarafların itirazları, rapor ve keşif incelendiğinde; davacının ürünleri, mahkeme ile herhangi bir tespit yaptırmaksızın değiştirdiği, keşif esnasında eski ürünlerin bulunmadığı, değiştirilmiş olduğu, davalı tarafından satıldığı iddia edilen ve mevcut olduğu belirtilen ürünlerin ise davalı tarafından sağlandığı hususunun net olarak ispat edilemediği anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişiler; davacının kendisinin temin ettiği ayıp raporuna göre ürünlerde gizli ayıp olduğunu tespit etmiş ise de satılan ürünlerin kaç m2'sinin ayıplı olduğu hususunda ispat yükü davacıdadır. Satılan her bir ürünün temin edilip keşifte hazır edilmesi gerekmektedir. Bu ayıplı ürünlerin davalı tarafından satılan ürünler olduğu da ispat edilmelidir. Davacının defter incelemesi yapılmış 2017 yılında ürün satışlarının 3. Kişilere yapıldığı görülmüştür. Defter incelemesinde ayıbın 2018 yılında tespit edildiği nitekim Işık Plastik A.Ş'den 2018 yılında ve 2019 yılında sera kaplama ürünlerinin alındığı görülmüştür. Bu durumda gizli ayıp dahi olsa ayıba karşı ihbar yükümlülüğünün derhal yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Tüm ürünlerde ayıbın anlaşılması esnasında mahkeme kanalı ile tespit ettirilmeden eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Bu surette ayıbın miktarının davacı tarafından ispat edilemediği görülmüştür. Ayrıca ayıbın tespiti/ihbar tarihi ile dava tarihi arasında da 2 yılı aşkın bir süre vardır. Bu durum TBK 231 maddesinde taşınırlarda görülen ayıba ilişkin 2 yıllık hak düşürücü sürenin aşıldığını göstermektedir. Davacı vekilinin 10 yıllık garanti iddiasına dair delil sunması istenilmiş ancak davacı vekili bu hususta delil ikamesinde bulunamamış ve bu hususu ispat edememiştir. Sonuçta davacının ticari defterlerinden ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri 2018 yılında tespit ettiği, 2020 yılında davalıya ayıbı ihbar ettiği, eldeki davada arabuluculuğu ise 26/09/2022 tarihinde başlattığı; bu bakımdan TBK 231 maddesindeki hak düşürücü süreyi geçirdiği; davalının 10 yıllık garanti sözleşmesini ispat edemediği görülmüştür. Bunların yanında davacının ayıbı ispat noktasında yeterli ve şüpheden uzak delil ikamesini sağlayamadığı; -mahkeme kanalı ile yapılan tespitlerde dahi tesit raporunun direkt olarak hükme esas alınmadığı düşünüldüğünde- bağımsız şirketten yaptırıldığı iddia edilen tespitin şüpheden uzak ve bağımsız delil vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacı, HMK 190 maddesi ve TMK 6 maddesi gereğince; ayıplı ifa ve alacak vakıasını ispat edemediğinden sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL maktu harçtan, 269,85-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan 6.858,20-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2. Maddesi uyarınca 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalının yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.24/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır